Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    VİTRİN

    Özgür Can Öney – All Killer

    25 yıllık sahne deneyiminin ardından Özgür Can Öney, solo kariyerinde ilk kez kendi dünyasını baştan kuruyor. “All Killer”, doğu ile batı arasında sıkışmış bir coğrafyanın hikâyesini aşan, o gerilimi dönüştüren bir zihnin albümü.
    Mine GürevinBy Mine Gürevin10 Nisan, 2026
    Özgür Can Öney

    Ritimden kurulan bir dünya, sisli kıtalar arasında bir yolculuk

    Özgür Can Öney, sahnede devleşen bir müzisyen. Ankara Sakarya Caddesi’ndeki barlarda başlayan hikâye, maNga grubu ile birlikte Türkiye müzik tarihinin en görünür anlatılarından birine dönüşüyor. 25 yıl boyunca süren bir hareket hâli. Konserler, festivaller, kıtalar arası yolculuklar, 2009’da MTV Europe Music Awards’ta gelen “Best European Act” ödülü ve 2010’da Eurovision sahnesinde alınan ikincilik…

    Bütün bu görünür hikâyenin arkasında zamanla başka bir detay birikiyor. Sessiz, derin ve kişisel bir arayış. All Killer, işte bu birikimin dışarı sızdığı yer.

    Sahnenin içinden daha derine inmek

    Bu albümü “maNga sonrası” bir iş olarak algılamamak gerekiyor. Öney burada kenetlenmiş bir bütünden kopmadan, daha derine iniyor.

    Yıllarca sahnede kurduğu ritmik dil, bu kez tamamen kendi adına konuşuyor. Davul hâlâ merkezde ama artık tek başına değil. Etrafında kurulan dünya, orkestrasyon, katmanlar, dokular… Hepsi bir araya gelerek daha geniş bir anlatıya dönüşüyor. Öney bu albüm ile yazan, düşünen, kurgulayan ve yön veren biri. Prodüktörlük kimliğinin de devreye girmesiyle “All Killer”, bir dünya kurma denemesi.

    Üstelik bu dünya tek bir doğrultuda ilerlemiyor. Albümün açılışındaki “İstanbul 1”in dokuz sekizlik yürüyüşüyle başlayan akış, “Çengi-harbi”nin kırılgan ama keskin enerjisine, oradan “Geceleri yak”ın hip-hop damarına, “Garipçe”nin tuhaf ve içe dönük alanına doğru sürekli yön değiştiriyor. Bu çeşitlilik bir dağınıklık değil. Sanatçının zihninin nasıl çalıştığını gösteren bir harita.

    Doğu–Batı: Bir sentez değil, bir sürtünme

    Albümün en güçlü damarlarından biri, doğu-batı meselesine yaklaşımı. Bu, alıştığımız anlamda bir “füzyon” değil. Hatta “doğudan bir enstrümanı alalım, batı formuna koyalım” meselesi hiç değil. Burada daha sert bir nükte var. Bir sürtünme.

    Coğrafi olarak kodlanmış kimliklerin, müzikal olarak nasıl çatıştığını, nasıl gerilim yarattığını ve o gerilimin nasıl üretken bir alana dönüşebileceğini dinliyoruz. “All Killer” bu anlamda bir albümden çok daha fazlası. Kendi içinden dinleyiciye şu soruyu soruyor: “Bir müzik gerçekten nerelidir?”

    Ve daha önemlisi: “Bir yere ait olmak zorunda mı?”

    Puslu Kıtalar: İlk adım değil, bir kapı

    Albümün habercisi olan “Puslu Kıtalar”, salt bir single olarak algılamamak gerek. Parça bir giriş cümlesi. İsmini İhsan Oktay Anar’ın edebi dünyasına bir selam olarak alan parça, daha ilk anda dinleyiciyi sabit bir zeminden çekip alıyor. Anar’ın metinlerindeki o tanıdık ama tarif edilemeyen atmosfer, burada sesle kuruluyor. Zaman yerinden oynuyor. Etraf bulanıklaşıyor. Duygu olduğu gibi duruyor.

    10 Nisan’da dinleyiciyle buluşan bu parça, aslında albümün kapısını aralıyor. Ardından 24 Nisan’da gelen “Garipçe” ile bu dünya biraz daha derinleşiyor. Ve 8 Mayıs’ta, “Geceleri yak” ile birlikte albümün tamamı açılıyor. Yani bu bir anda ortaya çıkan bir kayıttan ziyade, adım adım açılan, dinleyiciyi içine çeken bir yapı.

    Sert davulların üzerine kurulan orkestrasyonlar, geleneksel enstrüman dokularıyla birleşiyor. Ney, kanun, yaylılar… Esasen hiçbiri “egzotik bir renk” olarak kullanılmıyor. Hepsi aktif, hepsi konuşan, hepsi hikâyenin içinde. Bu da parçayı bir kompozisyon olmaktan çıkarıp, bir sahneye dönüştürüyor.

    Kadro: Ruh birliği

    Albümün kadrosu dikkat çekici. Mesele sadece iyi müzisyenleri bir araya getirmek değil Öney için. Lale Kardeş, Eypio, Defkhan, Okan Kırman, Kezzo, Cengiz Baysal, Sinan Akbaba, Hüseyin Deniz, Anıl Şallıel, Turgut Özüfler, Sinem Hondoroğlu… Cem Bahtiyar, Ufuk Sinkil… ve özellikle Jarrod Cagwin.

    Jarrod ile kurulan bağ burada kritik. Çünkü bu sadece bir perküsyon katkısından ziyade, iki müzisyenin ritim üzerinden kurduğu bir diyalog. Birbirini dinleyen, boşluk bırakan ve o boşlukta yeni bir şey doğmasına izin veren bir ilişki. Albümün organik hissedilmesinin sebeplerinden biri de bu yaklaşım. Karşılıklı konuşur gibi bir atmosfer var.

    Bu konuşmanın teknik tarafı da en az müzikal tarafı kadar güçlü. Davulların bir kısmı 2022’de Babajim’de, bir kısmı ise 2025’te Studio N’de kaydediliyor. Arda Ertem’in kayıt ve ilk mix sürecindeki yaklaşımı, Aziz Berk Erten’in final dokunuşu ve Evren Göknar’ın mastering’i… Hepsi bu çok katmanlı yapının net ama puslu kalabilmesini sağlıyor.

    Ritim: Merkezde ama tek başına değil

    Özgür Can Öney denince ilk akla gelen elbette davul. “All Killer”da davul bir lider değil, bir eksen. Mesele onun etrafında dönüyor ama algıyı bastırmıyor. Aksine koca bir alan açıyor. Bu yaklaşım, albümün en önemli farklarından biri. Güç gösterisi yok. Kontrol var. Sabır var. En önemlisi, ne zaman geri çekileceğini bilmek var.

    Şahsi fikrim, bu yüzden albümdeki hiçbir parça “fazlalık” hissi yaratmıyor. Albümün adı bir iddia gibi duruyor. Oysa bir yaklaşımın adı. Her parça, her fikir, her geçiş bir anlam yüklüyor.

    Bir ilk albüm gibi davranmayan albüm

    “All Killer”ın en ilginç tarafı, kendini ilk solo albüm gibi hissettirmemesi. Daha çok, uzun zamandır yazılmayı bekleyen bir hikayenin, nihayet kendine yer bulması gibi. Olgun, sakin ve ne yapmak istediğini bilen bir kayıt. Bu da aslında Öney’nin yıllardır içinde taşıdığı bir düşüncenin dışa vurumu olduğunu gösteriyor.

    13 parçalık bu yapı, “İstanbul 1”den “Ne farkeder?”e uzanan çizgi, bir albümden çok, bölümlere ayrılmış bir anlatı gibi çalışıyor. Her parça başka bir kapıyı açıyor ama hepsi aynı dünyanın içinde kalıyor.

    Sonuç: Puslu ama net

    Tanıdığım, ruhunu hissedebildiğim Özgür Can Öney için müzik, hiçbir zaman sadece bir meslek olmadı. O, müziği hayatı anlamlandırmanın bir yolu olarak görüyor. “All Killer” albümü işte bu yüzden önemli. Bir hâli, bir arayışı, bir düşünceyi dinleyiciyle paylaşıyor.

    Kapak tasarımını Kaan Demirçelik’in yaptığı bu dünya, görsel olarak da aynı hissi taşıyor. Net duran, içine girdikçe bulanıklaşan bir alan. İşin en güzel tarafı, albüm dinleyiciye bir lokasyon göstermiyor. Dinleyeni, kendi puslu kıtalarının içine bırakıyor.

    “Orada ne bulacağın ise tamamen sana kalmış.”

    ■

    Özgür Can Öney resmi web sitesi
    Mine Gürevin’in Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
    Dark Blue Notes’da 2026 Albümleri

    All Killer Anıl Şallıel Defkhan Hüseyin Deniz Jarrod Cagwin Lale Kardeş maNga Özgür Can Öney Rock/Pop Sinan Akbaba Sinem Hondoroğlu Turgut Özüfler
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleChris Potter: Alive With Ghosts Today (2026)
    Next Article Cape Town Uluslararası Caz Festivali 2026
    Mine Gürevin

      Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

      Related Posts

      Geçmişin ritmi: Stephen McCraven – Heritage

      18 Haziran, 2026

      Mike Campbell & The Dirty Knobs – Mission of Mercy

      18 Haziran, 2026

      Sam Barsh, Keyon Harrold, Mark Guiliana: Straight08 (La Reserve 2026)

      18 Haziran, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle