Yazar: Turgay Yalçın

Yayın Yönetmeni, Kurucu Ortak, Yazar, Radyo Programcısı.

CSO Ada Ankara, başkentin kültürel iklimini zenginleştireceğine inandığımız oldukça renkli bir programla 14 Eylül‘de yeni sezonunu açıyor. Programla ilgili geniş bir dosya hazırlığındayız ancak bu aşamada Dark Blue Notes olarak göze çarpan caz etkinliklerini özetlemek istedik.

Yeni Eric Alexander albümü Gentle Ballads VI farklı dinleme biçimlerine açık. Kendinizi tümüyle teslim etmediğinizde sakince akıyor. Yüzeyi sakin, dalgasız. Dibe dalındığında ise müzik berraklığını kaybetmeden hareketleniyor; nezaketle ve sükunetle ilerleyen icraların içinde ortaya koyulan zengin fikirlerin derinliği ve akışın mükemmel detayları belirginleşmeye başlıyor.

Nerede görürsem göreyim Monk ismine kayıtsız kalamayanlardanım. Bir albümde Monk bestesi varsa, en azından hızlıca kulak verilmeyi, eğer ilk intiba iyi ise derinlemesine dinlenmeyi hak ediyordur. Aynı durum Shorter ve Ellington başta, caz standartlarından orijinal bestelere geçiş dönemindeki büyük besteci-müzisyenler için de geçerli. Çok öznel bir dinleme şekli, haklısınız ama kendi içinde tutarsız da gözükmüyor sanki. Her şeyden önce bu durum liderin caza bakış tarzını, zanaata bağlılığını yansıtır. Öte yandan bir gövde gösterisi de sayılabilir. Öyle ya, bestecisi tarafından zamanında mükemmel şekilde icra edilmiş olmaları bir yana, neredeyse her caz müzisyeni tarafından çalınmış bestelere yeni bir yorum getirmeye niyetlenmek cesaret işi.

Yeni bir Scott Hamilton albümü elime geçtiğinde kayıtsız kalamayanlardanım. Dinlenmeyi bekleyenlerin kuyruğu ne kadar kalabalık olursa olsun ona ayrıcalık tanıyorum. Bunu daha önce fark etmemiştim; yeni bir Hamilton albümünü dinlemeye, genelde gecenin geç saatlerinde başlıyorum. Onun müziğini neden sevdiğimin ipucu da sanırım bu detayda saklı. Stunt Records‘dan çıkan son albümünü dinlemeyi bitirdiğimde fark ettim bunu.

Kemanını rehinci dükkanına vermeye mecbur kalan, çalışabileceği bir yer kalmamış, hayatını adadığı müziğinden kopmuş bir müzisyenin öyküsü Zingaro. Ya da 20. yüzyıl müziğinin halis dahilerinden Antônio Carlos Jobim‘in, 1965’de, enstrumental olarak tasarladığı besteye kendi dilinde verdiği isimle Retrato em Branco e Preto: Siyah Beyaz Bir Portre.

Dameronia’s Legacy All-Stars, adını, efsanevi davulcu Philly Joe Jones’un 80’lerde kurduğu orkestradan ilham almış. Liderliğini Avrupa cazının önemli ustalarından Avusturyalı davulcu Bernd Reiter‘ın yaptığı oktet, tüm zamanların en önemli bestecilerinden ve kurduğu, şefliğini yaptığı ve düzenlemelerini yaptığı orkestralarla benzersiz bebop icraları sergilemiş olan Tadd Dameron‘un bestelerini yorumluyor.

Adam Shulman, karantina döneminin en karanlık günlerinde bir müzisyenin yapabileceği en iyi şeyi yapıyor; ruh sağlığını da koruyacak şekilde, zamanını müzik üretmeye, pratik yapmaya harcıyor. O dönemde, ustalarının ayak izlerini takip ederek, contrafact usülü ile caz standartlarının armoni yapısı üzerine kendi melodilerini yazmaya karar veriyor. Biriktiğini ve sonucun tatmin edici olduğunu görünce, kafasında oluşturduğu bir sextet için düzenlemelerini de bu dönemde tamamlıyor.

Ustaların ustası Tom Harrell, 76 yaşına ve zayıf bünyesine rağmen, düzenli olarak albüm yayınlamaya devam ediyor. Daha önemlisi, her defasında bunu, kendini tekrar etmeden ve şüphe…

Besteci ve piyanist Russ Lossing‘in yeni trio albümü, halk müziğinin, yakın zamana kadar aralarındaki bağ sınırlı olsa da, farklı coğrafyalarda benzer ya da bir diğerini anıştıracak şekilde bir melodik yapı oluşturduğu olgusundan hareketle kurgulanmış.

Düşünsenize, şöhretli bir sanatçısınız. Kimliğinizin en bilinen parçası, doğaldır ki, ürettikleriniz. Bir gün başınıza bir dert musallat oluyor ve kendinize geldiğinizde zanaatınız hakkında hiçbir şey hatırlamıyorsunuz. Hiç-bir-şey! Geride bıraktığınız yaşamınızı anlamlandıran en temel olgu artık yok. Mecazi anlamda siz artık yoksunuz. Nasıl hissederdiniz?