Bir albümün gerçek tarihi yayımlandığı gün olmayabilir; sürecin içinden geçtiği yıllardır. Hafızalara yazılır elbette, takvime değil. 10.Yıl A, bu yüzden bir yeni albüm olarak durmaz karşımızda. Daha çok uzun bir yürüyüşte, yolun kenarına oturup soluklanan, geride kalan izlere bakan bir durak gibidir. Ediz Hafızoğlu liderliğindeki Nazdrave, dördüncü stüdyo albümünde dinleyicisine yalnızca yeni müzik sunmuyor; 2013’ten 2026’ya uzanan bir zaman diliminin duygusal, sahnesel ve kolektif birikimini görünür kılıyor. 30 Ocak 2026’da Lin Records etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlanan albüm, Nazdrave’nin müzikle kurduğu ilişkinin en saf hâlini yeniden hatırlatıyor: Önce sahne, sonra kayıt; önce birlikte çalmak, sonra belgelemek.

Nazdrave’nin hikâyesi 1 Nisan 2013’te, İstanbul’da Babylon sahnesinde verilen konserle başlıyor. Bu tarih yalnızca bir başlangıç değil, grubun karakterini belirleyen bir eşik. Çünkü o konserden sadece birkaç gün sonra grup, Babajim Studios’a girip ilk albümünün kayıtlarını tamamlıyor. 2014’te CD ve dijital formatlarda yayımlanan Nazdrave, daha ilk andan itibaren şunu söylüyor bizlere. Bu müzik stüdyoda icat edilmeyecek, sahnede şekillenecek. O günden bugüne Nazdrave’nin çizgisi hiç değişmedi. Albümler, konserlerin bir özeti; konserler, albümlerin asıl vücut bulduğu yer oldu.
10. Yıl A da bu geleneğin doğal devamı. Albümün adı “10. Yıl” dese de, yayımlandığı tarih grubun 13. yılına denk geliyor. Bu küçük ama anlamlı kayma, aslında Nazdrave’nin zamana bakışını ele veriyor. Burada mesele salt yıldönümü kutlamak anlamı taşımıyor: Zamanın müzik üzerindeki etkisini kayda geçirmek. Yıllar boyunca defalarca çalınmış, sahnede dönüşmüş, farklı mekânlarda başka başka anlamlar kazanmış parçaların bugün ulaştığı hâli bu. 2013–2026 arasındaki bir dönemi, kronolojik bir anlatıdan ziyade; sesler, ritimler ve boşluklar üzerinden anlatıyor.

Nazdrave’nin canlı performansla kurduğu bağ, bu albümde çok net hissediliyor. Parçalar pürüzsüz olmak için değil, yaşanmışlık taşımak için kaydedilmiş gibi. Tempo bazen genişliyor, bazen daralıyor; müzik nefes alıyor. Esasen bu, grubun yıllar boyunca Akbank Caz Festivali, İKSV İstanbul Caz Festivali, Kampüste Caz Turnesi, Nilüfer Caz Festivali, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’ndeki Festival İzmir ve Bansko Jazz Festival gibi sahnelerde edindiği deneyimin doğrudan yansıması. 10. Yıl A, o sahnelerin yankısını taşıyan bir kayıt.
Albümün kadrosu, Nazdrave’nin kolektif ruhunu belki de en iyi anlatan unsurlardan biri. Çekirdek yapı yıllar içinde büyük ölçüde korunurken, bu on yıllık yolculuk boyunca pek çok güçlü müzisyen grubun müziğine eşlik etti. 10. Yıl A’da da bu çok sesli yapı korunuyor. Vokallerde Bîdar ve Melis Karaduman, albümün duygusal katmanlarını iki farklı yerden açıyor. Bîdar’ın içe dönük, sözü ve duyguyu taşıyan yaklaşımı ile Melis Karaduman’ın daha geniş, yer yer teatral nefesi, parçaların ruh hâlini derinleştiriyor.

Elektronikler ve tuşlularda Hey! Douglas ve VEYasin, Nazdrave’nin akustik ile elektronik arasındaki geçirgen dünyasını belirginleştiriyor. Buradaki elektronik yaklaşım, müziği süsleyen bir katman değil; ritmin ve tekrarın doğal bir uzantısı. Üflemelilerde Barış Doğukan Yazıcı (trompet) ve Engin Recepoğulları (tenor saksofon), gitar tarafında Mehmet Cem Tuncer, Cenk Erdoğan ve Serhan Yasdıman; klavyelerde Adem Gülşen, Gökhan Sürer ve Muzaffer Nezihi Egelioğlu; bas gitarda Eylem Pelit ve Orhan Deniz… Ve tüm bu yapının merkezinde, davul, perküsyon ve elektroniklerle Ediz Hafızoğlu var. Buradaki liderlik, ön plana çıkma isteğinden çok, müziğin akışını doğru yerde yönlendirme hâli.
Prodüksiyon tarafı da albümün karakterini tamamlayan önemli bir katman. Albümün mikslerinin büyük bölümü Berk Kula tarafından yapılmış; mastering süreci ise Ahmet Gökhan Coşkun’a emanet edilmiş. Uzaylılar Hoşgeldiniz parçasının miksini Emre Malikler üstlenirken, Uzaylılar Hoşgeldiniz (Hey! Douglas Version)’ın miks ve mastering’i VEYasin tarafından gerçekleştirilmiş. Albümün kapak tasarımı ve tüm görsel dünyası ise Gülce Yılmaz’ın imzasını taşıyor. Bu görsel dil, albümün müzikal yaklaşımıyla uyumlu: sade ama katmanlı, sessiz ama güçlü.
Albüm içeriğine baktığımızda, 10. Yıl A’nın hem özgün besteler hem de yeniden yorumlar üzerinden kurulduğunu görüyoruz. Ediz Hafızoğlu’nun besteleri, yıllar içinde sahnede olgunlaşmış hâlleriyle yer alırken; Şemsi Yastıman’ın Uzaylılar Hoşgeldiniz’i, Âşık Veysel’in Anlatmam Derdimi Dertsiz İnsana’sı ve Barlas Erinç imzalı, Özlem Tekin yorumuyla bilinen Bahar, Nazdrave evreninde yeniden düşünülüyor. Bu yorumlar, geçmişe saygı duruşu olmanın ötesinde; geleneği bugünün ses dünyasında yeniden kurma çabası gibi duruyor.
11 parçanın sıralaması, parçaları tek tek öne çıkarmaktan çok, albümü bir bütün olarak dinlemeyi öneriyor. Nazdrave, günümüzün tekli ve hızlı tüketim odaklı müzik dünyasında bilinçli olarak albüm formunda ısrar ediyor. Buna rağmen grup, üretkenliğinden de ödün vermiyor; neredeyse iki ayda bir yeni single yayımlayarak sahneyle bağını canlı tutuyor.
Albüm bittiğinde kulağımızda kalan cümle, aslında Nazdrave’nin bütün hikâyesini özetliyor: “There is no salvation alone, either all of us together, or none of us.”
10. Yıl A, tam olarak bu düşüncenin müzikal karşılığı. Yalnız bir virtüözlüğün değil, birlikte üretmenin; bireysel parlamanın değil, kolektif hafızanın albümü. Ve adındaki “A”, bunun henüz tamamlanmadığını fısıldıyor. 10th Year B yolda. Bu hikâye bitmiyor; sadece başka bir sayfaya geçiyor.


