Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    VİTRİN

    George Michael ve Older

    1996 tarihli George Michael albümü Older, sevdiği insanı kaybetmenin, kabullenmenin, yalnızlığın ve endişelerin somut bir kedere dönüştüğü bir albüm. Aslında koleksiyon demek daha doğru olur; albüm bu tanımı hak ediyor.
    Oktay GökkayaBy Oktay Gökkaya12 Şubat, 2026
    George Michael, Older

    O gün, yani 26 Aralık 2016 tarihinde Kuzey Londra’da Highgate mezarlığında cenaze töreninin tanıdık kalabalığı gittiğinde öylece kalmıştım. Şapkamı çıkarttım. Mezar taşında şöyle yazıyordu: ‘’Sevgili Oğul, kardeş, dost Georgios Kyriacos Panayiotu.’’

    Kiliseye geldiğimizde piyanonun başına geçtim. Don’t let the sun go down on me‘yi çalmaya başladım. Titreyen sesim ve gözyaşlarım devam etmemi engelledi. Bir avuç insan  mırıldanmaya devam etti. Konuşma hazırlamıştım ama sadece ağzımdan şu cümleler döküldü: “Ben Sir Elton John. Sen benim oğlumdun!”

    George Michael, Older

    Kilisenin arka sıralarında sessizce töreni izledim. Dışarı çıktığımda öyle yalnız hissettim ki kendimi. En zor zamanlarımızda, Michael’in kendini sakladığı o dönemlerdeki sohbetlerimiz aklıma geldi. Mezarlığın ağaçları arasında yürüdüm biraz.

    Onun hatırası için düzenlediğim gecede sevdikleri ile buluştuk. Yapımcısı Michaell Lippman ile kütüphaneye geçtik. Sohbet etmeye başladık. Kendimizi Older albümünü konuşurken bulduk.

    Older, sevdiği insanı kaybetmenin, kabullenmenin, yalnızlığın ve endişelerin somut bir kedere dönüştüğü bir albüm. Aslında koleksiyon demek daha doğru olur; albüm bu tanımı hak ediyor. George Michael kişisel acısını evrensel bir sanat eserine dönüştürmüş ve her müzik koleksiyonerin evinde olmasını istediği bir albüm yaratmış. Bu yaratım, bir sürecin sonucu elbette; keder, ölümlülük, zamanın geçiciliği ve yalnızlığın trajediye dönüştüğü bir oluşum süreci aslında.

    George Michael, Older
    Older albümünün fotoğrafları

    Onu adım adım ölüme yaklaştıran yalnızlaşmanın manifestosunun yazıldığı bir albüm. Bir sanatçının duygularını tam anlamıyla yansıttığı nadir albümlerden biri Older.George albüm hazırlığı öncesinde saçlarını kısacık kestirmişti. Maskülen görüntüsü ile artık kendini saklamıyordu. Aksine, “buradayım, kırıldım, kaybettim, terk edildim ve bu halimi kabul ediyorum”, diyor.

    Bu durumu güçlü şarkı sözleri ile o kadar iyi ifade ediyor ki, albümü tek sekansta dinlediğinizde onun yalnızlığını ve karanlığını hissediyorsunuz. Albüm kapağında bile karanlık kalan yanını göstermek istemişti. Hayatının aşkı Alselmo’yu kaybetmişti, ardından da annesini…

    George Michael, Elton John, Older
    George Michael ve Elton John

    Bir keresinde bana “Elimi tut, beni kafamın içinde bulamadığım huzurlu bir diyara götür” demişti. George karanlıkta yaşıyordu dostum. Kendini, müziğini ve cinsel seçimini sembollerle anlatmaya çalışırken ve gizlerken kayboldu. Camdan dışarı bakıyorduk. İkimizin de gözünde yağmur bulutları geziniyordu. Zaman onu korkutuyordu. Michael zamanı bir bıçak gibi görüyordu. Günler geçtikçe o bıçak daha derinlere inmeye başladı. Kalabalık konserlerden, açılışlardan sonra “Ne kadar insanlardan saklanırsak saklanalım onlara karışıyoruz. Bu bana çok karmaşık geliyor.” demişti. Köşedeki bardan iki bardak viski aldık. Koyulaşan sohbetimizde bataklıklara sürüklendik.

    Michael’ın kırılgan ve içe dönük dünyasına yakından şahitlik etmiştik ikimiz de. O gece onun müzik dünyasında yarattığı etkiyi hatırlamaya ve kadife gibi olan sesini duymaya ihtiyacımız vardı. Bunun için en iyi yöntem, onun sadece iyi bir şarkıcı değil zamanla çok iyi bir şarkı sözü yazarı olduğunu ispatladığı 1996 yılı albümü Older’la olabilirdi. Gece uzun olacaktı anlaşılan. Thorens pikabıma plağı koydum. Şarkılar hakkında konuşarak onu onurlandırmaya çalışacaktık bu gece.

    Jesus To Child: “Ağladığımı duydun, bana gülümsedin. Tıpkı İsa’nın bir çocuğa gülümsemesi gibi.” Asselmo’yu kaybettiğinde yaşadığı derin acıyı böyle bir balad yazarak anlatmaya çalıştı. Bu şarkı ile onu ve hatırasını onurlandırmak istemişti.

    Fast Love: Acısını örtmek istiyordu. Hızlı bir aşkın ona iyi geleceğini zannetti. Tek gecelik bir aşkı, harika bir slow groove dans parçası haline büründürdü. Klibine bolca şehvet, tutku ve  sanal cinsel gerçeklikler ekleyerek unutulmaz bir disko parçası bıraktı bize. Baksana halimize; dans ediyoruz.

    Older: Sony firması ile yaşadığı hukuki sorunlara da gönderme yapan sözlerde “Artık o kadar aptal değilim” dediğini hatırlıyorum. Artık seksi imajını satmak istemiyordu. Çok sıkılmıştı. Olgunlaştığını hepimiz hissediyorduk.

    Spinning the Wheel: AIDS’den korktuğunu biliyordum. Şarkıda “Bunu hayatımın bir parçası olarak kabul etmeyeceğim. Ne olacağından korkarak yaşamayacağım.” diyerek kendini korumaya çalıştı.

    The Stranger Thing: “Kafamda bir yalancı/ Yatağımda bir hırsız/ Ve en tuhaf şey/ Gözlerimi açamıyorum./ Elimi tut/ Beni huzur dolu bir ülkeye götür/ Aklımda, bulamadığım.” İyice sarhoştuk artık. Bayılıyorum bu şarkıya. Öyle mistik bir ruha sahip ki!  Sözlerin sahiciliği karşısında ne yapacağınızı şaşırdığınız tarzda bir şarkı. Her zamanki gibi nefisti, diyebildik sonunda.

    Move On: Çalmaya başladığın ilk andan itibaren arka planındaki caz tınıları ortamı ısıttı iyice. Move On ile kendimizi 50’li yılların Londra’sında, Ronnie Scott’s caz kulübündeymişiz gibi hissettik.

    Star People: “Şöhretin de bir bedeli var. Hepimiz ödedik. Unutmaya çalışsak da gerçekler peşimizi bırakmıyor.” Bir an dans ediyoruz, bir an hüzünleniyoruz. Belki de George Michael tam da bunu istedi: “Ne dersin Sir Elton John?”

    Gözlüklerini çıkarttı, masanın üstüne koydu. Plak sona gelmişti. Cızırtı sesi ile büyü bozulmuştu. Yaşamın o harika melodisi hepimiz için bir cızırtı ile son bulacak. Ne kadar hazin!

    You Have Been Loved: Ve işte sona geldik. Asselmo’ya ithafen yazmıştı bu baladı. Ah ne kadar çok seviyordu onu!  Tanrıyı sevgisizlikle suçlayacak kadar derin bir acı içindeydi. Bu şarkıda tüm ışıkları kapatsak ve sadece onun sesi dağılsa odaya.  Ne dersin?

    “Bir daha duyamayacağız sesini, farkında mısın?”

    “Bence öyle değil!”

    Sesler ölmez. Sadece başka bir fiziksel forma dönüşürler, Michael. Sonra tüm acıları ile bize dokunurlar. O kadar gerçektir ki! Onu her dinlediğimizde tüylerimiz diken diken olur. Garip bir hissi anlatmaya çalışıyorum, biliyorum. Gariptir sevdiğimiz bir insanı kaybettiğimizde en çok sesini özleriz. Bir sürü fotoğraf her yerde ama ya sesi? Sesi çevreler bizi. Kulaklarımız duymaz artık. Sadece kalbimiz ile dinlemeye başlarız onu. Bu gece yaptığımız gibi…

    ■

    Oktay Gökkaya’nın diğer yazıları
    Dark Blue Notes’da Vitrin

    260213 Elton John George Michael
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleTakvime sığmayan bir albüm: 10. Yıl A
    Next Article Zamanı şişeleyen adam: Sting ve Il Palagio
    Avatar fotoğrafı
    Oktay Gökkaya

      Yazar, odyofil, Depeche Mode hastası, şiir ve roman peşinde. Amatör DJ. Plak dinler, rock ve caz sever.

      Related Posts

      Geçmişin ritmi: Stephen McCraven – Heritage

      18 Haziran, 2026

      Mike Campbell & The Dirty Knobs – Mission of Mercy

      18 Haziran, 2026

      Sam Barsh, Keyon Harrold, Mark Guiliana: Straight08 (La Reserve 2026)

      18 Haziran, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle