Ercüment Orkut, sekiz yıllık solo albüm sessizliğini Far From Both Ends ile bozuyor. Piyano, trompet, kontrbas ve davulun birbirine alan açtığı albüm, Orkut’un klasik müzikten caza, bestecilikten doğaçlamaya uzanan müzikal dünyasının bugünkü karşılığını arıyor.
Browsing: 2026
Henry Threadgill, Vijay Iyer ve Dafnis Prieto, on beş yıllık müzikal birlikteliklerini ilk kez stüdyoya taşıyor. Fifteen, üç büyük doğaçlamacının yıllar içinde kurduğu ortak dilin kaydı.
Denny Zeitlin’in 2003’ten 2025’e uzanan kayıtları bir araya getirdiği yeni albümü Odyssey, akustik caz geleneğinden elektronik doğaçlamaya uzanan altmış yıllık müzikal merakının izini sürüyor.
Golden Hour, ana akım cazın, usta ellerde eriştiği mükemmeliyet seviyesinin belgesi. Stephen Philip Harvey adını kaydetmenizi, ola ki denk gelirseniz, canlı izleme şansını ıskalamamanızı hararetle öneririm.
Kobe’de doğup 2012’de New York’a yerleşen Miki Yamanaka, Amerikan caz geleneğinin içine sonradan giren ama kısa sürede onun doğal bir parçası haline gelen müzisyenlerden. Fred Hersch,…
Jon Batiste, 14 Ağustos’da yayımlanan üç solo piyano albümünde Mozart ile Monk arasındaki iki yüzyılı blues, gospel, caz ve doğaçlamayla birbirine bağlıyor.
Avrupa serbest caz akımının öncülerinden olan İsviçreli caz piyanisti Irene Schweizer, Şubat 1986’da Zürih’te gerçekleşen ve bu yıl yayımlanan canlı performansının kaydı ile avangardlıkta gidilecek yolların tükenmez olduğunu söylüyor.
Kind of Grunge, cazı anlamanın yolunun “ne”den değil, “nasıl”dan geçtiğini gösteren bir albüm. Cazın ne kadar geniş bir ifade alanına sahip olduğunu ustalıkla ortaya koyuyor. Ama bana kalırsa albümün asıl başarısı şurada: Güzel müzik, iyi müzisyenlerin elinde türlerin içine sıkışmak zorunda kalmıyor.
Bir müzisyenin yıllar boyunca kendisine eşlik eden kimliğini bir kenara bırakıp, çok daha eski bir yerine geri dönmesi. Flea için bu yer caz ve trompet. Benim içinse Honora, sevdiğim bir müzisyenin başka bir enstrümanda neler yapabileceğini görmekten çok, iyi bir müzisyenin hiçbir zaman tek bir enstrümanla tanımlanamayacağını hatırlatan bir albüm oldu.
Joseph Tawadros’un udu, Yacouba Sissoko’nun korası ve James Tawadros’un perküsyonları, Jack DeJohnette’nin son dönem kayıtlarından birinde buluşuyor. “Conversations with Jack”, farklı müzikal coğrafyaların doğaçlamayla birbirine açıldığı, yıllara yayılan bir dostluğun son ve çok özel sohbeti.

