Quo Vadis Montrö Caz Festivali ya da Cazın Sefaleti

Montrö Caz Festivali, 5-20 Temmuz 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek. 58’incisi düzenlenecek festivalin sanatçı listesi evlere şenlik. Caz festivallerinin caz dışı konserlere yer vermesi olgusu öyle bir noktaya ulaştı ki, Montrö örneğinde olduğu üzere seyreltile seyreltile caz müzisyenleri azınlık haline geldi.

Bu festival özelinde sürecin nasıl başladığının ipuçlarını daha önce yazmıştım. Aslında yeni bir şey söylemeyeceğim. Aklı başında her müziksever burada söyleyeceklerimi hatta fazlasını söylüyor. Ben dimdirek söylemek istiyorum bazı hususları.

Bir an için bile, başka türlerde müzik yapan sanatçıların bu festivale özel caz projeleri hazırladığını düşünmeyin. Festivalin adında caz geçiyor diye burunlarını başkalarının işine sokma küstahlığını göstermeyecekler, sahneye çıkıp bildiklerini okuyacaklar. Muhtemelen işlerini güzel yapacaklar. Kalibreleri ve kariyerleri iyi performans vaad ediyor.

Caz alemimizin vak’anüvisi sevgili Beran Paçacı’dan ilham alıp aşağıdaki listeyi hazırladım. Okuyacak olanları yoracağım. Adında caz geçen ve on beş güne yayılan festivalde (yanlış saymadıysam) 63 etkinlik var. Bunların sadece yedisi caz. Bu sayıyı bulurken kişisel süzgecimi kullanmamaya özen gösterdiğimi de not etmeliyim.

Montrö Caz Festivali etkinliklerinin sadece onda birini caza ayırmış. İçi boşalmış, kabuğu vitrinde.

Yazının başında söylediğim gibi sanatçılar hadlerini biliyor, iyi yaptıkları müziği yapmak için sahneye çıkıyorlar.

Peki sanatçılar hadlerini biliyorken ve sahneye caz yapmak için değil de iyi yaptıkları müziği sergilemek için çıkıyorken, sizce festival direktörleri neden böyle bir tutum içinde? Soruyu daha net sorayım. Caz festivali küratörleri ya da direktörleri neden caz müzisyenlerini tercih etmiyorlar?

Bu sorunun temel cevabı sermaye sahiplerinin zarar etmeme, hatta kar etme hedefini koymaları. Küratörler öncelikle sermaye sahibini mutsuz etmemeye çalışıyor.

Bundan daha kötüsü, küratörler caza inanmıyorlar, sevmiyorlar, caz yaparak kar edilebileceğine inanmıyorlar. Haksız olmayabilirler. Neticede caz ekonomisi küresel müzik pazarının olsa olsa yüzde birini ya da bir buçuğunu üretebiliyor. Klasik müzik de farklı bir figüre sahip değil ama siz içinde pop ya da rock müzik sahnelenen bir klasik müzik festivali biliyor musunuz?

İstisnalar var muhakkak. Bizden örnek vereyim, Ankara Müzik Festivali her yıl programına bir caz konseri dahil ediyor ama Montrö’de olduğu gibi programının büyük bölümünü klasik olmayan müziklere açan bir festival yok.

Soruyu daha sert sormalıyız belki de?

Klasik müzik festivalleri dokunulmaz konumunu sürdürebiliyorken, caz festivalleri neden tecavüze açık?

Fransa Başbakanı Gabriel Attal, bugün “İsrail’i fazla tepki göstermekle eleştirenleri ciddiye almak imkansız” şeklinde konuşmuş. 40 bin (o da şimdilik) insanın katledilmesini yumuşak bir tepki olarak görüyor zatıâlileri.

Benzer bir tutumun caz festivallerine ya da genel olarak caz sanatına karşı sergilendiğini söylesem, abartmış mı olurum?

Tabii ki, ilkinde insanlar öldürülüyor, katlediliyor. Diğeri de altı üstü sanat diyenler çıkabilir. Ancak yaklaşım benzer.

Cazın doğası gereği yenilenmeye ve harici kaynaklardan beslenmeye açık bir müzik türü olduğu olgusundan hareketle -ki tabii ki doğru bir önerme- müzisyenlerin bir bölümü saf caz yapmıyorlar. Saf derken ne dediğimi anladığınızı varsayıyorum ama belirginleştireyim. Yüz küsür yıllık tarihsel dönemde yapılan cazı, diyelim ki Miles Davis, Duke Ellington, Chris Potter, Billie Holiday, John Coltrane, Cyrus Chestnut, Muhal Richard Abrams, Steve Coleman ve benzerlerinin yaptığı şekilde yapmak istemeyen bir nesil var. Bunu demode buluyorlar. Tabii ki kendilerince haklılar. Cazla şahsi müzikal fikirlerini bir araya getirip kendi müziklerini yapmalarında sakınca yok. Gelecek neyin kalacağını neyin unutulacağını gösterecek.

Ancak cazın mevta ilan edilecek bir hali de yok. Dünyanın her yerinde yukarıda saydığım isimlerden ilham alan (ya da almayan) caz yapılıyor. Hatta caz başlığı altında sunulan müziğin ezici çoğunluğu saf caz. Az dinleniyor, az satıyor ama var olmaya devam ediyor.

Küratörler bu gerçekle didişiyor, konuya Attal gibi bakıyor ve gerçek olanın rasyonel olduğunu savlıyorlar. Nasıl ki Filistin halkının kollanmaya, korunmaya ihtiyacı var, küratör de sanatı kollamalı, yaşaması için gerekli koşulları sağlamalı.

Klasik müzik festivallerinin küratörleri, iyi kötü, bu şekilde davranıyorken, caz küratörleri neden aksine bir pratik içindeler? Neden vasatın savunucusu haline geldiler?

Klasik müzik, günümüzün, kerameti kendinden menkul aristokrasisi tarafından desteklendiği için mi ayakta kalıyor ve caz, en başından beri önce ezilenlerin sonra da sıradan insanların, özetle orta ve alt sınıfların ürettiği müzik olduğu için mi ezilmeye hak kazanıyor?

Peki sadece küratörleri mi? Tabii ki topyekün sanat profesyonellerini suçluyorum.

Montrö Caz Festivali, cazın satmayacağını düşünerek caza yer vermiyor olabilir ama caz kelimesini kullanmaya devam etme ısrarı nedendir sizce?

Sakın, bir tür ilüzyon peşinde olmasınlar? Yani caz teriminin çağrıştırdıklarını -diyelim ki itibar- kullanıyor olmasınlar? Öyle ya, caz bu! Kaliteli müzik şu caz dedikleri; dinleyicisi de kaliteli ve seçkin. Montrö Caz Festivali size seçkinlik vaad ediyor. Varsın, çalınan caz olmasın.

Montrö Caz Festivali, Instagram’da yayınlayıp çevremize hava atacağımız türden selfie çekme fırsatı sunuyor.

Korkarım, sorun basitçe caz müziği özelinde geçerli değil. Sanatın tüm dalları saldırı altında. Vahşi kapitalizm ve bilgi çağı sanatın ve kültürün yok olmasına giden yolun taşlarını döşüyor. Sadece Montrö’de değil ne yazık ki içeride dışarıda, dün ve bugün benzer senaryo tantanalı bir şekilde sergileniyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı, yönetmenliğini Rutkay Aziz’in yaptığı ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahneye koyulan ölümsüz tiyatro oyunu Nereye Payidar’ın aynı adlı şarkısının sözleri geliyor aklıma:

“Nereye Payidar nereye? Yokuş bayır demesen de, dere tepe düz gitsen de, çıkmaz bu yolu bir yere.”

Quo vadis Montreux? Quo vadis Montrö Caz Festivali?

Nereye Montrö nereye?

■■■

Montrö Caz Festivali (Montreux Jazz Festival) Programı

Listeyi inceleyip cazcıları ayıklamaya çalıştım. Yaptıkları müziğin türünü belirlerken kendi kanaatlerime göre davranmadım, festivalin resmi web sitesine başvurdum, kendilerinin belirttiği kategoriyi parantez içine aldım. Arada sağlamasını Wikipedia’dan yapıp, tırnak içinde alıntıladım.

Scéne du Lac, açılışı Trombone Shorty (JAZZ) ile yapıyor: “Müziği rock, pop, caz, funk ve hip hop’ı harmanlıyor”. Eh, haydi 1 (bir) diyelim.

Aynı gün Jon Batiste (POP, JAZZ, R&B, SOUL) var. Etti 2 (iki).

  • James Arthur (POP): “İngiliz şarkıcı ve söz yazarı”. Olmadı!
  • Zucchero (ROCK BLUES): “İtalyan şarkıcı, müzisyen ve söz yazarı. Müziği büyük ölçüde gospel, soul, blues ve rock müzikten esinlenmekte ve İtalyan baladları ile daha ritmik R&B-boogie benzeri parçalar arasında gidip gelmektedir.”
  • Editors (ALT-ROCK): “İngiliz rock grubu”.
  • The Smashing Pumpkins (ROCK): “Amerikan alternatif rock grubu”.
  • Alice Cooper (ROCK): “Amerikalı rock şarkıcısı ve söz yazarı”.
  • Deep Purple (ROCK): “İngiliz rock grubu”.
  • PJ Harvey (ALTERNATIVE): “İngiliz şarkıcı-söz yazarı”.
  • The National (INDIE ROCK): “Amerikan indie-rock grubu”.
  • Jesie Ware (POP, DISCO): “İngiliz şarkıcı, söz yazarı ve podcaster”.
  • Paolo Nutini (POP, ROCK, FOLK, SOUL): “İskoç şarkıcı ve söz yazarı”.
  • Róisín Murphy (ELECTRONIC POP): “İrlandalı şarkıcı, söz yazarı ve plak yapımcısı”.
  • Kraftwerk (ELECTRONIC), eli öpülesi büyüklerimizdendir ama: “Alman elektronik müzik grubu”.
  • Barry Can’t Swim (ELECTRO), yüzemez, caz da yapmaz: “İskoç elektronik müzik yapımcısı ve DJ”.
  • Justice (ELECTRO): “Fransız elektronik müzik ikilisi”.

Diana Krall (JAZZ)! Nihayet bir caz müzisyeni ve şarkıcısı. Etti mi size 3 (üç)!

Jamie Cullum (JAZZ): “İngiliz caz-pop şarkıcısı, piyanist, söz yazarı ve radyo sunucusu”. Buçuktan onu da alalım listeye. Yazıyla Dört (4)!

  • Marc Rebillet (ELECTRONIC, FUNK, SOUL, COMEDY): Şahane bence, komedi de lazım tabii ki. Bizimkiler de dikkate alsın.  “Amerikalı elektronik müzisyen ve YouTuber”.
  • Vulfpeck (FUNK, JAZZ): “Amerikan funk grubu”. Funk da cazla benzer köklerden geliyor, hatta ikisi ehil ellerde iyi kaynaşıyor. Acaba Vulfpeck de aynı kıvamda müzik mi yapıyor? Hayır, maalesef! Zımba gibi çalıyorlar ama yaptıklarının cazla yakından uzaktan alakası yok.
  • Air (ELECTRONIC, DOWNTEMPO, SPACE POP): Bir an Henry Threadgill’in efsanevi serbest caz üçlüsü Air mi diye düşündüm. Değil tabii ki! “Fransız müzik ikilisi”
  • Massive Attack (ELECTRONIC, TRIP HOP): Şahane. Bu yaz bizim memleketi de ziyaret edecekler ama malum, cazla alakaları yok: “English trip hop collective”.
  • Larkin Poe (BLUES, ROCK): Çok beyaz, bembeyaz ama olsun. Bizim memleket sever böyle havaları, birileri getirirse iyi iş yapar: “Amerikalı roots rock grubu”.
  • Lenny Kravitz (ROCK, POP, SOUL): “Amerikalı şarkıcı-söz yazarı, multi-enstrümantalist ve aktör.”
  • Rag’n’Bone Man (SOUL, POP): “İngiliz şarkıcı”.
  • Sting (ROCK, POP): Hani 80’lerdeki gibi bir kadroyla, Bring On the Night’daki gibi yanına Kenny Kirkland, Branford Marsalis ve Omar Hakim gibilerini alsa da çıksa caz olmasa da caz müzisyenlerini pop yaparken dinleriz. Sakın listeye almaya kalkmayın, azı biber sürerim alimallah: “İngiliz müzisyen, aktivist ve aktör”.
  • Raye (R&B, SOUL, POP): “İngiliz şarkıcı ve söz yazarı”.
  • Janelle Monáe (R&B, SOUL, FUNK, POP): “Amerikalı şarkıcı, söz yazarı, rapçi ve oyuncu”.
  • Michael Kiwanuka (R&B, SOUL, FOLK ROCK): “İngiliz şarkıcı-söz yazarı ve plak yapımcısı”.
  • Jungle (NEO SOUL, DANCE): “İngiliz dans müziği projesi”.
  • Soft Cell (NEW WAVE, SYNTH-POP): “English synth-pop ikilisi”.
  • Duran Duran (NEW WAVE, SYNTH-POP): “İngiliz pop rock grubu”.

Yordu beni bu Montrö! Scéne du Casino tarafına geçeceğim ama Wikipedia’dan alıntı yapmadan, sadece festivalcilerin kendi koydukları kategorileri alıntılayıp devam edeyim iyisi mi. Başka cazcı varsa onu da çeteleye yazarız.

  • Henry Moodie (POP)
  • Lauren Spencer Smith (POP)
  • Mayra Andrade (POP, MORNA, BATUQUE)
  • Thibault Cauvin & -M- (POP, CLASSIQUE)
  • Black Sea Dahu (INDIE POP, FOLK)
  • Asaf Avidan (INDIE POP, FOLK, SOUL)
  • Mahalia (R&B, NEO SOUL)

The Yussef Dayes Experience (JAZZ): “Güney Londra çağdaş caz sahnesinde öne çıkan İngiliz davulcu ve besteci”. Beşinci cazcımız.

  • The War And Treaty (R&B, SOUL, AMERICANA)
  • Dionne Warwick (R&B, SOUL, POP)
  • Yamê (RAP, SOUL, CHANSON FRANÇAISE)
  • Tyla (AFROBEATS, AMAPIANO, POP)

Kokoroko (JAZZ, AFROBEAT): “Londra merkezli sekiz kişilik müzik grubu, caz ve Afrobeat füzyonu çalıyor”. Altı (6)!

  • Masego (TRAP-HOUSE-JAZZ): “Jamaika doğumlu müzisyen ve şarkıcı, saksafonu müziğine dahil etmesiyle tanınıyor”. Saksofon varsa yapılan müzik otomatikman caz olur mu? Burada yazarın oy hakkını kullanıp kendisini listeye dahil etmiyorum.
  • Victor Ray (SOUL, R&B)
  • Paloma Faith (POP, SOUL, R&B)
  • L’Eclair (DISCO, GLOBAL GROOVE)
  • Nick Mason’s Saucerful of Secrets (PROG ROCK)
  • Jalen Ngonda (SOUL)
  • Brittany Howard (R&B, ROCK)
  • Noname (HIP-HOP)
  • André 3000 (AMBIENT, SPIRITUAL JAZZ): Kusura bakmasın André ve muhterem Montrö küratörleri. “Amerikalı rapçi, şarkıcı-söz yazarı, müzisyen ve aktör”.
  • Tems (R&B, SOUL, AFROPOP, AFROBEATS)
  • TIF (RAP FRANÇAIS)
  • Disiz (POP, RAP)
  • Santa (CHANSON FRANÇAISE, POP)
  • Loreen (POP)
  • d4vd (POP, R&B)

Laufey (JAZZ POP): Hayranları çok memlekette. Listeye almazsam topa tutarlar. “Cazdan ilham alan İzlandalı şarkıcı-söz yazarı ve plak yapımcısı”. Yedi (7) oldu, değil mi?

  • Thee Sacred Soul (SOUL, R&B)
  • Selah Sue (SOUL, POP)

■■■

Meraklısına Notlar:

Turgay Yalçın

Yayın Yönetmeni, Kurucu Ortak, Yazar, Radyo Programcısı.

Turgay Yalçın 'in 173 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Turgay Yalçın ait tüm yazıları gör

2 thoughts on “Quo Vadis Montrö Caz Festivali ya da Cazın Sefaleti

  • 11 Mayıs, 2024 tarihinde, saat 10:34
    Permalink

    Cazın doğasında olan kalıplara karşı olma durumu da bu sorunda bir etken. Elbette kalıplara karşı olalım ama “Caz” her ses çıkaran aletin veya ses telinin icra edebileceği bir müzik türü değildir. Çok zor bir müzik olması da bir etken. Her babayiğit o kadar armoni bilgisi ve doğaçlama yeteneğine sahip değil.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir