Bir albüm dinlerken ilk fark ettiğiniz nüans duygu olur. Bir mesafe hissi ya da tam tersine mesafelerin ortadan kalkması. Ganalı trompetçi Peter Somuah’ın yeni albümü Walking Distance kültürlerin, ritimlerin ve melodilerin birbirine aslında ne kadar yakın olduğunu hatırlatan bir etkiye sahip.
13 Mart 2026’da ACT Music etiketiyle yayımlanan albüm, Somuah’ın son yıllarda giderek belirginleşen müzikal kimliğini daha da netleştiriyor. Trompetindeki ton ilk anda tanıdık bir caz diline yaslanıyor. Miles Davis’in lirizmi, Roy Hargrove’un sıcak tonu ve Freddie Hubbard’ın enerjisi gibi referanslar hissediliyor. Ama birkaç dakika geçmeden müzik başka bir yere açılıyor. Çünkü Somuah’ın cazı yalnızca caz değil; içinde Gana’nın highlife ritimleri, funk, Latin groove’ları ve modern Avrupa cazının geniş armonik alanı var.

Albümün fikri oldukça sade bir metafordan doğmuş: yürümek. Şehirde yürürken karşılaşılan kavşaklar, dönüşler, yollar, mesafeler… Parça isimleri de bunu yansıtıyor: Crossroad, 300 Meters, Around the Corner, Roundabout, Right Lane. Bu başlıklar sadece şehir planlamasının terimleri değil; aynı zamanda müziğin kendisini anlatan imgeler. Çünkü Somuah’ın müziği de tam olarak böyle ilerliyor: bir kavşaktan diğerine geçerek.
Kayıtta Somuah’a Hollanda merkezli genç ama oldukça dinamik bir ekip eşlik ediyor. Klavyede Anton de Bruin, basta Marijn van de Ven, davulda Jens Meijer, perküsyonda Danny Rombout var. Flütçü Heleen Vellekoop ve çellist Nia Ralinova ise bazı parçalarda müziğe beklenmedik renkler katıyor. Özellikle çello dokusu albüme zaman zaman oda müziğini hatırlatan bir derinlik kazandırıyor.
Albümün açılış parçası “Crossroad”, Somuah’ın müzikal yaklaşımını birkaç dakika içinde özetliyor. Trompet melodisi klasik bir caz anlatımıyla başlıyor ama ritim bölümü devreye girdiğinde müzik Afrika kökenli bir groove’a doğru kayıyor. Bu noktada Somuah’ın en güçlü tarafı ortaya çıkıyor: melodik anlatım. Onun trompeti teknik bir gösteriden çok, konuşan bir ses gibi ilerliyor.
“300 Meters” albümün en zarif anlarından biri. Bas hattı ve flüt dokusunun üzerine yerleşen trompet melodisi, sakin ama yoğun bir atmosfer yaratıyor. “Around the Corner” ise Orta Doğu tonalitesini hatırlatan melodik kıvrımlarıyla albümün sürprizlerinden biri. Somuah burada trompetin sesini neredeyse bir insan sesi gibi kullanıyor.
Albümün ortalarında gelen “Chef Groove” ise adından da anlaşılacağı gibi daha ritmik, daha hareketli bir parça. Latin etkili ritim yapısı ve klavye groove’u müziğe dans eden bir enerji katıyor. Bu noktada Somuah’ın müziğinin bir başka özelliği ortaya çıkıyor: teorik olarak karmaşık olabilecek bir müzikal yapı bile dinlerken son derece doğal akıyor.
Albümün kapanışına doğru gelen “Voyage” ise adeta küçük bir yolculuğun son durağı gibi. Trompet burada daha sakin, daha içe dönük bir tona bürünüyor. Sanki bütün o kavşaklardan geçildikten sonra şehir yavaş yavaş sessizleşiyor.
Peter Somuah son yıllarda Avrupa caz sahnesinin dikkat çeken trompetçilerinden biri. 2022’de yayımlanan Outer Space albümüyle Edison Jazz Award kazanmıştı. Ardından gelen Letter to the Universe ve Highlife kayıtları onun Afrika kökleri ile modern caz dili arasında kurduğu köprüyü daha da görünür kılmıştı. Walking Distance ise bu yolculuğun yeni bir durağı gibi duruyor.
Albümün en güzel tarafı ise şu: Somuah müziğinde büyük iddialar kurmuyor. Kültürleri birleştirdiğini söyleyen manifestolar yazmıyor. Bunun yerine trompetini eline alıyor ve melodiler kuruyor. Ve o melodiler, dinlerken gerçekten de şunu hissettiriyor: Belki de dünyadaki bütün müzikler sandığımız kadar uzak değildir. Belki hepsi… yürüyüş mesafesindedir.
Mine Gürevin’in Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
Dark Blue Notes’da 2026 Albümleri
Peter Semuah resmi web sitesi


