Yalnızlık Dediğin Nedir Ki?

Left Alone Revisited albümünü o günkü ruh halim ile dinlediğimde, bir değişim içindeydim. Eskiyen derisini üzerinden atan ve üzerine yepyeni bir giysi giyen asil bir sürüngen, yılan gibi soyunuyordum. Mal Waldron sevdam su götürmez. Herkesten bağımsız değerlendiririm Mal’ı. Ama o gün, o gün başkaydı. Defalarca dinlediğim, belki de en sevdiğim Waldron albümlerinden biri olan Left Alone Revisited, anlık ruh halim ile birlikte o gün farklı şekillendi.

Esasen Left Alone Revisited’a ait olan kayıt hikayesi o yıllarda şöyle gelişiyor: 2002 yılının Şubat ayında Mal Waldron ve Archie Shepp, Almanya merkezli Enja plak şirketi için bir düet albüm kaydetmek üzere Fransa, Paris’teki La Muse en Circuit Stüdyolarında bir araya geldiler. Kariyerlerinin bu noktasına gelene kadar, her iki müzisyen de, birçok seçkin plak şirketi ile kayıtlar yapmışlardı. Mal Waldron’un bazı albümleri, Prestige etiketinin ilk günlerine kadar uzanırken, Archie Shepp’in erken dönem albümleri, Impulse etiketi altında piyasaya çıkmıştı. Mal ve Archie, daha sonra farklı ülkelerden düzinelerce plak şirketi için sayısız farklı ortamda albümler kaydetti. Böylesine üretken bir müzisyen çiftin, benim için özel bir anlamı olan, ortak albümlerini anlatma isteğim, duyusal olarak beni yükseltiyor. Bunu açıkça ifade etmeliyim.

2002 yılına gelindiğinde her iki müzisyen de düet çalma konusunda önemli deneyime sahipti. Halen hayatta olan Archie Shepp’in, piyano ve saksofon düetlerindeki hüneri caz camiasında zaten iyi biliniyordu. Özellikle Horace Parlan ile olan kayıtları çok değerliydi. 2 Aralık 2002’de hayata gözlerini yuman Mal Waldron ise, bir çok projede soprano saksofon virtüözü Steve Lacy ile düetler yapmıştı.

Left Alone Revisited’ı kaydetmek Mal Waldron’un fikriydi. Waldron, Billie Holiday ile Nisan 1957’den O’nun ölümüne kadar, yani Temmuz 1959 yılına dek eşlik ettiği ve o zamandan beri nadiren ya da hiç çalmadığı şarkıları tekrar gözden geçirdi. Bunların içinden seçtiği standartları bir projede yeniden toplamak isteğindeydi.

Billie öldüğünde onunla ilgili herhangi bir şarkıyı çalmayı çok acı verici buldum,” diye anlatmıştı Mal Waldron etrafına. “Archie ile ilk kez, Billie için bir araya gelmek, yaşadığım en önemli tecrübelerden biriydi.” diye de sözlerine devam etmişti.

Billie Holiday and Mal Waldron

Billie Holiday’in ölümü ile, bu albümün kaydı arasında 40 yıldan daha uzun bir süre vardı. Kıdemli müzisyenlerin parlak sepya tonlu siyah-beyaz fotoğraflarıyla kapılı olan albüm kapağı, olabildiğince sade ve yalın görüntü çiziyor. Albüm içinde, Shepp bazı parçalarda soprano saksofon çalıyor. Ağırlıklı olarak neredeyse çoğu parçada tenor saksofon çalarak kaydı tamamlıyor. Left Alone Revisited albümün 2002 baskısında, jilet kadar keskin netlikle ortaya çıkan his, Shepp’in parlak tonlu saksofonunun tınısı. Bu çok net. Shepp’in çalma tekniğinde Ben Webster‘ın yankılarını hissetmek ve bunu farketmek mutluluk verici. Mal Waldron ise tam olarak Mal Waldron gibi çalıyor. Waldron’un piyanosu, kulağa doğal, gerçek, dolgun geliyor ve kaydın netliği, onun çalma tekniğinin netliğiyle eşleşiyor. Waldron parçalara aşırı derecede odaklanarak çalıyor. Burada muhtemelen, Mal Waldron’un Billie Holiday’e hissettiği aidiyetin rolü büyük. Waldron bu konuda oldukça hassas. Solo yaptığında neredeyse şarkının özünü damıtıyormuş gibi bir hissiyat bırakıyor.

Albümde, Shepp ve Waldron harika balladlar ve standartları, sanatçılıklarını ve duyarlılıklarını kullanarak muhteşem yorumluyorlar. Porgy, Lady Sings the Blues ve Left Alone gibi başlıklarda bu iki caz sanatçısının gerçekten cesaretlerini hissediyorsunuz. Yalın ve samimi kayıtlar, söz konusu iki sanatçının, yaşam deneyimlerini net bir şekilde yansıtıyor.

Gelelm Left Alone şarkısının hikayesine. Waldron ve Holiday parçayı birlikte yazıyorlar. Ne kadar üzücüdür ki, Billie ve Mal ikilisi bu parçayı bir arada hiç kaydedemiyorlar. Kompozisyonu kaydetmek için planlar yapıyorlar. Billie’nin hayatının çalkantılı son zamanları, parçada zaten Billie, o günlerinde ortaya çıkan yalnızlığını ısrarla vurguluyor. Kayıt için bir tarih belirliyorlar ve çok üzücü bir şekilde, Billie Holiday kayıt gününden önce aniden ölüyor.

Şarkı ilk olarak Waldron’un Billie öldükten kısa bir süre sonra Bethlehem etiketiyle yayınladığı bir Billie Holiday tribute albümünün başlık parçası olarak ortaya çıktı. Bu enstrümantal bir versiyon ve melodi alto saksofoncu Jackie McLean tarafından çalınıyor.

Waldron, bazen enstrümantal ve bazen vokal desteğin olduğu ortamlarda Left Alone’u daha birçok kez kaydetmeye devam ediyor. Belki de şarkı Mal Waldron’a musallat oldu. Bu da arkasındaki üzücü tarihi göz önünde bulundurduğumda, hem aklımın, hem de duygularımın kabul ettiği bir hüküm. İster enstrümantal olsun, isterse vokal, her iki performans da, yüreğimi burkacak derecede güzel olduğu gerçeğini tartışmasız koruyor.

Left Alone müzikal ve lirik olarak, kesinlikle Billie Holiday’in damgasını taşıyor. Vokal olarak ise özellikle, Abbey Lincoln‘ün 1961 tarihli Candid albümündeki yorumunu seviyorum. Johnny Griffin, Jeanne Lee, Eric Dolphy ve pek çok caz müzisyeni bu parçayı defalarca icra ettiler. Elbette şarkının Biilie Holiday ve Mal Waldron ile örtüştüğü gerçeğini kabul etmek gerekiyor.

Left Alone”a ilgi duyan ve Left Alone Revisited’den neredeyse 25 yıl önce, Abdullah Ibrahim (Dollar Brand) ile Duet albümü kaydeden ve bu albümde parçayı çalan bir kişi daha vardı. Canım Archie Shepp, can içim Archie Shepp. 2002 kayıt tarihinden önce Archie’nin bu şarkıyla bir geçmişi vardı. Ve Duet albümümdeki solosu inanılmaz ölçüde sürükleyici, dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Bana gelince, Left Alone Revisited’ı anlatarak sanıyorum eskiyen derimi üzerimden attım. “Şimdi yenilenme zamanı Mine” diyor iç sesim bana. Bir de Frank O’Hara şiirinden bir kaç dize bırakıyorum Dark Blue Notes okuyucularına: The Day Lady Died.

"and I am sweating a lot by now and thinking of
leaning on the john door in the 5 SPOT
while she whispered a song along the keyboard
to Mal Waldron and everyone and I stopped breathing."

—Frank O’Hara, "The Day Lady Died"

Mine Gürevin

Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

Mine Gürevin 'in 16 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Mine Gürevin ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.