Adamım benim! Ya da şöyle söyleyeyim: has adamımsın Von Freeman. Cazla ilgilenen hatta kafayı onunla bozacak derecede seven bir çok insanın dahi dikkatinden kaçabilecek bir müzisyensin. Kıymeti bilinmeyen müzisyenleri bir adada toplasak oy birliği ile başkan seçilirsin.
Browsing: History
Kathleen Annie Pannonica de Koenigswarter de Rothschild, namıdiğer Caz Baronesi, 10 Aralık 1913 tarihinde Londra’da doğdu. Charles Rothschild ve Macar Baronesi Rozsika Edle von Wesrthstein’ın en küçük kızıydı. Babası, dünyanın en zengin ailelerinden biri olan, endüstriyel alanda, özellikle finans ve bankacılık sektöründe söz sahibi, ünlü hanedanlardan Rothschild ailesinin bir üyesiydi. Yıllarla birlikte ona adının kısaltması olan Nica diye hitap edildi. O yüzden ben de sizlere Nica’dan bahsedeceğim.
Left Alone Revisited albümünü o gün ki ruh halim ile dinlediğimde, bir değişim içindeydim. Eskiyen derisini üzerinden atan ve üzerine yepyeni bir giysi giyen asil bir sürüngen, yılan gibi soyunuyordum. Mal Waldron sevdam su götürmez. Herkesten bağımsız değerlendiririm Mal’ı. Ama o gün, o gün başkaydı. Defalarca dinlediğim, belki de en sevdiğim Waldron albümlerinden biri olan Left Alone Revisited, anlık ruh halim ile birlikte o gün farklı şekillendi.
Dark Blue Notes’dan caz ile yeni tanışanlar için dev hizmet! Caz ilginizi yada bağınızı çok kestiremiyorum bu yüzden seviyemizi algılanabilir dahası keyif alınabilir bir yerlerde tutmayı amaçlıyorum.
Caz denince ilk akla gelen Blue Note plak firmasının kataloğunu açtım önüme ve “Cazla yeni tanışan biri ilk önce neler dinlemeli?” diye düşündüm kendi kendime. Duyar duymaz “Bu güzelmiş” diyeceğiniz hatta muhtemelen bir yerlerden duyduğunuz parçaları seçtim derledim. Bu sayfayı favorilerinize kaydedin, aklınıza geldikçe açar dinlersiniz. Lafı uzatmadan başlıyorum.
Charles Mingus‘un 1957’de kaydedilmiş trio albümünün Rhino tarafından yayınlanan genişletilmiş baskısı, sanatçının 100. doğum yılı kutlaması münasebetiyle yayınlanan albümler kervanının en önemlilerinden. Mingus Three, uzun ve verimli kariyeri boyunca kendi adıyla yayınlanan iki trio albümünden biri.
Yalnız kalma duygusunu sevenleriniz olabilir. Bir başına olma, yekpare hareket etme duygusu… Özüne düşkün olanlar için ilham verici olabilir. Bir Mal Waldron All Alone albümü gibi…
Gökten üç elma düşmüş, biri trompet dehası Lee’ye, ikincisi özünde merhamet barındıran ama can alan Helen’e, diğeri de caz hikâyeleri okumayı, dinlemeyi sevenlerin başına…
Bir görsel (visual-media) ile karşılaştığımızda onu önce konusuna göre mi algılarız yoksa sahip olduğu renk, desen gibi (doğası gereği) görmeye dair unsurlarıyla mı baskın oluyorlar? Sonuçta, durdurmayı sürdürdüğümüz anda bütün bu esneyen ‘durum’ belirli aşamalardan sonra kendi tanımlarımızı oturttuğumuz bir anlamlar silsilesine dönüşüyor.
…Miles’ı kollarını açarak karşılayan parizyen halk, Paris şehri kadar, O’nun için aynı derecede önemliydi…İyi müziği tanıyacak ve ayırt edecek kadar akıllı oldukları için; sırtlarının sıvazlanması gerektiğinden değil, Miles’in ten rengiyle ilgilenmeden yaptığı müziğe odaklandıkları için…
Bir dahaki sefer, Kind of Blue dinlediğinizde, Garland’ın başı çektiği ritim grubunun derinliklerine inin ve Kind of Blue’da çalmamasına rağmen, Red Garland’ın sihirli sol elinin hayaletini hissedin.


