Browsing: History

Yalnız kalma duygusunu sevenleriniz olabilir. Bir başına olma, yekpare hareket etme duygusu… Özüne düşkün olanlar için ilham verici olabilir. Bir Mal Waldron All Alone albümü gibi…

Gökten üç elma düşmüş, biri trompet dehası Lee’ye, ikincisi özünde merhamet barındıran ama can alan Helen’e, diğeri de caz hikâyeleri okumayı, dinlemeyi sevenlerin başına…

Bir görsel (visual-media) ile karşılaştığımızda onu önce konusuna göre mi algılarız yoksa sahip olduğu renk, desen gibi (doğası gereği) görmeye dair unsurlarıyla mı baskın oluyorlar? Sonuçta, durdurmayı sürdürdüğümüz anda bütün bu esneyen ‘durum’ belirli aşamalardan sonra kendi tanımlarımızı oturttuğumuz bir anlamlar silsilesine dönüşüyor.

…Miles’ı kollarını açarak karşılayan parizyen halk, Paris şehri kadar, O’nun için aynı derecede önemliydi…İyi müziği tanıyacak ve ayırt edecek kadar akıllı oldukları için; sırtlarının sıvazlanması gerektiğinden değil, Miles’in ten rengiyle ilgilenmeden yaptığı müziğe odaklandıkları için…

Bir dahaki sefer, Kind of Blue dinlediğinizde, Garland’ın başı çektiği ritim grubunun derinliklerine inin ve Kind of Blue’da çalmamasına rağmen, Red Garland’ın sihirli sol elinin hayaletini hissedin.

Brubeck’in Eugene Wright ve Joe Morello ile 12 Kasım 1967’de Konzerthaus’ta canlı olarak kaydedilen albüm bilinen tek kayıt olması özelliğiyle yeni bir keşif olarak yayımlandı.

Tren kalkmak üzere, düdüğü birazdan çalacak. New York uyanıyor. Tan ağarıyor. Uykulu insanlar tren garına varıyorlar. Kalıba dökülen pirinç, altın sarısı üflemeli çalgılara dönüşüyor. Eline bir kalem alan Duke Ellington Daybreak Express’in giriş notalarını yazmaya başlıyor.