Browsing: 2026

1990’da bir gece, sahnede kurulan o kırılgan ama güçlü denge, yıllar sonra hâlâ nefes alıyor: Johnny Griffin’in patlamaya hazır sesi ile Thomas Clausen üçlüsünün akışkan diyaloğu, Live in Helsingborg 1990’ı geçmişin kaydı olmaktan çıkarıp, anın içinde yeniden kurulan bir caz düşüncesine dönüştürüyor.

Nat Reeves’in Now In Time albümü, hard bop geleneğinin köklerinden beslenirken, güçlü bir kadronun işbirliğiyle bugünün cazına sakin ama derinlikli bir ifade alanı açıyor. 

Mal Waldron ve Steve Lacy, 1994 yazında Yoshi’s sahnesinde Thelonious Monk, Duke Ellington ve Billy Strayhorn repertuvarı üzerinden geçmişi yeniden kuruyor. Otuz yıl sonra yayımlanan bu kayıt, iki ustanın müziği bir diyalogdan öte, düşünsel bir karşılaşmaya dönüştürdüğü nadir anlardan biri. 

Black Nile’in Indigo Garden albümü, çağdaş cazın teknik gösterişten uzaklaşıp birlikte düşünme hâline dönüştüğü bir manifesto niteliğinde. Bu müzik, birbirine yer açan, birbirini dinleyen bir kolektifin sesi. 2026’nın en içe dönük, en derin işlerinden biri, gürültü yapmadan büyüyor.

Bir konser kaydı gibi açılıyor ama kısa sürede bambaşka bir şeye dönüşüyor: Live in Europe, Billy Mohler’ın bestelerini sahnede yeniden düşünmeye bıraktığı, parçaların çözülüp yeniden kurulduğu ve müziğin kontrolsüz ama dağılmadan akabildiği nadir anların kaydı. 

Immanuel Wilkins, Yeni Coltrane’lerden. Saksofonuyla hem derinlerindeki hem de yüzeyindeki kendi Coltrane’i ile iletişim içinde çalıyor gibi hissediyorum. Coltrane hep rehber. Dönüp dolaşıp atıf yapılacak bir Platon, bir Aristoteles gibi işliyor bu müzisyenler için.