Romina Power ve Al Bano, aşklarıyla milyonları büyülediler, Eurovision sahnesinde birlikte şarkı söylediler, dört çocuk yetiştirdiler. Ama hayat, onlara yalnızca şarkılarla değil, derin bir acıyla da dokundu. Kızları Ylenia’nın gizemli kayboluşu, tüm hikâyelerinin en acı notası oldu.
1960’lı yılların sonunda, İtalyan müziğinin yükselen yıldızı Al Bano Carrisi, Amerika Birleşik Devletler doğumlu, genç bir aktrisle tanıştı: Romina Power. Ünlü oyuncu Tyrone Power’ın kızı olan Romina, Avrupa’ya yerleşmiş, özgür ruhlu, sanatla iç içe bir kadındı. Al Bano ise Puglia’nın Apulia bölgesinden gelen, çiftçi bir ailenin çocuğu, güçlü sesiyle İtalya sahnelerini kasıp kavuran tutkulu bir şarkıcıydı.
Tanıştıkları an, iki farklı dünyanın kesişmesi gibiydi. Al Bano’nun köklerine bağlı, çalışkan yapısı; Romina’nın özgür ve bohem ruhuyla birleşti. Kısa sürede aşkları dillere destan oldu ve 1970 yılında evlenerek bir ömürlük ortaklığa adım attılar.
Romina ve Al Bano, hayatlarının her anında birlikteydiler. Beraber sahne alıyorlardı. 1976 yılında İtalya’yı Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil ettiler. We’ll Live It All Again adlı şarkıları, aslında kendi hayatlarının da özeti gibiydi. Aşk, umut, beraberlik…
O dönem Avrupa’nın dört bir yanında geniş bir hayran kitlesi kazandılar. İkili, romantik düetleriyle 70’ler ve 80’lerde İtalyan popunun altın çiftine dönüştü. Eurovision sahnesinden sonra, kariyerlerinde altın sayfalar açıldı.
1982 yılında yayımlanan Felicità, yalnızca bir şarkı değil, bir yaşam felsefesi haline geldi. Al Bano ve Romina, bu şarkıyı ilk duyduklarında basitliğine gülmüşlerdi; mutlu olmak üzerine böylesine sade sözlerle bir şarkının insanlara ulaşabileceğini düşünmemişlerdi.
Oysa tam da bu sadelik, şarkıyı ölümsüz kıldı. Gitar eşliğinde, neşeli melodisiyle mutluluğu tanımlayan şarkı, kısa sürede Avrupa listelerinde birinci oldu. Al Bano yıllar sonra verdiği röportajlarda, “Felicità, aslında bizim evdeki sıradan anların şarkısıydı. Sabah kahvesi, çocukların kahkahaları, Romina’nın bir bakışı…” diye anlatacaktı.
Bugün bile İtalya’da düğünlerde, kutlamalarda çalınır ve herkesin dilinden düşmez. Çünkü şarkı, Romina ve Al Bano’nun gerçek hayatından süzülen küçük mutlulukların ifadesiydi.
Çiftin aşkı, müzikle sınırlı kalmadı; dört çocukları oldu: Ylenia, Yari, Cristel ve Romina Jr. Aile fotoğrafları dergilerin kapaklarını süsledi. Gülümsemeleriyle “İtalya’nın ideal ailesi” olarak anıldılar.
Özellikle ilk çocukları Ylenia Carrisi, güzelliği ve zekâsıyla dikkat çekiyordu. Sanata düşkün, edebiyatla ilgilenen genç bir kadın olarak yetişiyordu. Ailesinin ışığını taşıyor gibiydi.

Ylenia’nın Kayboluşu: Acının Başlangıcı
Ancak 1993 yılının sonunda, bu peri masalının karanlık bir sayfası açıldı. 23 yaşındaki Ylenia, üniversite eğitimini bırakıp dünyayı keşfetmeye karar verdi. Güney Amerika’yı dolaştı. Belize ve Meksika’da vakit geçirdi. Çantasında kitaplar, defterler ve her daim yanında taşıdığı bir ses kayıt cihazı vardı.
Son durağı New Orleans oldu. Bu şehir, cazın ve blues’un doğduğu sokaklarıyla Ylenia’nın ruhuna dokunmuştu. Onu orada görenler, Mississippi Nehri kıyısında defterine uzun uzun yazılar yazdığını, barlarda caz müzisyenlerini dinlediğini anlatır. Ylenia, New Orleans’ın büyülü ama aynı zamanda karanlık atmosferine kapılmıştı.

31 Aralık 1993’te ailesiyle yaptığı telefon görüşmesi, ondan alınan son haberdi. Ylenia, annesine “Beni merak etmeyin, burası bana çok şey katıyor” demişti. Ancak birkaç gün sonra, bir güvenlik görevlisi Mississippi kıyısında genç bir kadının nehre atladığını gördüğünü söyledi. Çığlık duyulmuştu; ama beden hiçbir zaman bulunamadı. Bu tanıklık, Ylenia’nın kayboluşunu açıklamak için tek ipucu olarak kaldı.
Bu noktada yalnızca yerel polis değil, uluslararası makamlar da devreye girdi. Olay ABD topraklarında yaşandığı için FBI resmen dosyaya el koydu. Romina Power Amerikan vatandaşı olduğundan, Ylenia da çift pasaportlu sayılıyordu. Dolayısıyla dosya yalnızca New Orleans polisinin değil, federal ajanların da radarına girdi. FBI, kaçırılma ihtimalini de masada tuttu. Tanık ifadeleri, otel kayıtları, banka hareketleri, arkadaş çevresinden alınan bilgiler… Hepsi titizlikle incelendi. Ylenia’nın bir caz müzisyeniyle arkadaşlık kurduğu, hatta bir süre onunla yaşadığına dair ifadeler özellikle soruşturmayı ilginç bir noktaya taşımıştı. Ancak bütün bu çabalar sonuçsuz kaldı; ne kesin bir iz, ne de bir beden bulundu.
Al Bano yıllar sonra kızının gerçekten o gece öldüğünü düşündüğünü söyledi. Romina ise hiçbir zaman inancını kaybetmedi: “Anne yüreği yanılmaz, ben onun hâlâ hayatta olduğunu hissediyorum” diyecek, yıllar boyunca kızının bulunması için çağrılar yapacaktı. FBI dosyayı “çözülememiş vaka” olarak kapattı; ama anne ile babanın kalbinde o dosya hâlâ açıktı.

Büyük acılar, en güçlü bağları bile sınar. Ylenia’nın kayboluşu, Romina ve Al Bano’nun evliliğini de yavaş yavaş sarstı. Romina’nın hâlâ kızlarının yaşadığına inanışı, Al Bano’nun ise ölümü kabullenmiş olması, aralarındaki duygusal uçurumu derinleştirdi.
1999 yılında, uzun yıllar “mutluluk”un simgesi olmuş bu çift boşandı. O an, yalnızca bir evliliğin değil, bir dönemin de sonu oldu. Müzik dünyasında “Romina & Al Bano” adıyla özdeşleşmiş o büyülü birliktelik artık yoktu.
Bugün, Romina Power ve Al Bano ayrı hayatlar sürüyor. Ancak sahnede zaman zaman bir araya geldiklerinde, seyirciler o eski günlerin hayalini yeniden yaşıyor.
Ylenia’nın kayboluşu hâlâ çözülmedi. Resmî olarak 2014’te ölü ilan edilse de, Romina annelik sezgisiyle hâlâ onun bir yerlerde yaşadığına inanıyor. Al Bano ise hayatının en büyük acısını kabullenmiş, ama kızının anısını şarkılarında yaşatıyor.
Ve belki de tüm bu hikâyenin en acı yanı şu: Romina ve Al Bano, milyonların önünde söylenen bir aşk şarkısının kahramanlarıydı, ama kendi hayatlarında en sevilen parçalarının bir dizesi eksik kaldı.
2000’lerin ortasında, yıllar süren sessizlikten sonra, Romina ve Al Bano yeniden aynı sahneye çıktılar. İlk kez yan yana göründüklerinde, seyirciler dakikalarca ayakta alkışladı. İkili birbirine bakarken, yılların yükünü taşıyan gözleriyle sanki kelimelerden daha fazlasını söylüyordu.
“Felicità”yı yeniden söylediklerinde, o şarkının neşeli sözleri artık buruk bir anlam kazanmıştı. Bir zamanlar hayatlarının özeti olan mutluluk, şimdi hatıraların gölgesinde yeniden yankılanıyordu.
Kimi konserlerde, şarkının sonunda Romina’nın gözleri doluyor, Al Bano başını eğerek sessiz kalıyordu. Seyirciler ise onların arasında hâlâ silinmemiş bir bağ, bir ömürlük ortaklık gördü: acı da olsa, aşk da olsa, bu şarkı hep ikisinin hikâyesiydi.
Mine Gürevin’in Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
Dark Blue Notes’da Portreler
Al Bano ve Romina Power Spotify


