Bir kontrbas, bir akordeon, bir aile hikâyesi… Melodies & Memories, müzisyenin köklerini modern cazla yeniden anlatıyor.
Dinleyicisine müzik dışında, bir hayatı çalan elleri, bir aileyi tutan omuzları ve bir müzisyeni müzisyen yapan görünmez figürleri de dinleten albümler var. 9 Ocak’ta yayımlanan yeni Kağan Yıldız albümü Melodies & Memories, bu türden bir kayıt. Özenle saklanmış defter sayfalarını karıştırır gibi açılıyor. İçinde akordeon ezgileri, çocukluğun odaları, konservatuvar yolculuğunun ilk işaret fişekleri ve paylaşılan bir müzik mirası var.
Türkiye caz sahnesi için Kağan Yıldız uzun zamandır “sağlam zemin” demek. Swing’in ölçüsünü, mode’un rengini, melodinin cümlesini bilen ve bunları gösterişten uzak bir liriklikle icra eden kontrbasçı. Kerem Görsev Trio ve birçok modern caz projesinde duyduğumuz o güvenilir ton, bu kez daha kişisel bir hikâyeden besleniyor. Çünkü Melodies & Memories, bir müzisyenin kariyerindeki dönemeçlerden değil, müzisyen olmasının temel nedeninden doğmuş.
Albüm, Kağan Yıldız’ın ilk müzik öğretmeni olan dayısı Orhan Akıncı’ya ithaf edilmiş. Bir insanın müziğe başlamasında rol oynayanlar çoğu zaman görünmez kahramanlardır. Hevesi körükler, ilk enstrümanı öğretir, ilk melodiyi duyururlar. Melodies & Memories tam olarak bu borcun ödenişi gibi. Akıncı’nın akordeonla çaldığı melodiler ve taşıdığı hatıralar, bu albümde modern cazın diliyle yeniden hayat buluyor. “Bu albümü, konservatuvar sınavlarını kazanmamda çok büyük emeği olan… tüm eğitim sürecimde desteğini hiç esirgemeyen ilk müzik öğretmenim…” cümlesinin ardında hem şükran hem de bir müzik soy ağacı var.
Albümün oluşumunda Halil İbrahim Işık ayrı bir parantezi hak ediyor. Yalnızca prodüksiyon değil, yolculuğa eşlik eden, müzikal ve duygusal alanı birlikte taşıyan bir işbirliği bu. Miks ve masteringdeki ustalığı, albümdeki hikâyenin temiz duyulmasını sağlıyor. Kağıt sesi gibi kırılgan, kontrbas yayı gibi net, piyano pedalının ardında saklanan sessiz odacıklar gibi ayrıntılı.
Kağan Yıldız’ın çevresini hep iyi müzisyenler sardı. Albümdeki isimler bunun kanıtı. Serkan Özyılmaz, Berke Özgümüş, Engin Recepoğulları ve Banu Kunt Işık, Melodies & Memories’in yalnızca çalınmasını değil, anlatılmasını mümkün kılan kadro.
Serkan Özyılmaz’ın piyanosu hem eşlik hem rehber niteliğinde. Melodik omurga ile armonik gökyüzü arasındaki geçişi Serkan yapıyor. Üstelik Melodies & Memories başlığını taşıyan parçada Kağan’ın melodik malzemesini genişleten katkıları, albümün besteci yönüne değerli bir renk katıyor.
Berke Özgümüş’ün davulu ise şaşırtıcı derecede berrak. Minimalist, fazla konuşmayan ama tüm cümleleri doğru yerde bitiren bir zaman duygusu. Albümün yalnızca bir provayla kavranması, Berke’nin “dinleme” refleksinin gücünü gösteriyor.
Engin Recepoğulları, tenor saksofonun sıcak ve hafif burulmuş tonuyla albümdeki iki parçaya—Melodies & Memories ve Yaounde’ye şerit gibi işlenmiş. Engin’in notasına nüfuz ettiği bir müzik, soluk almaya başlar; burada da tam o.
Ve Banu Kunt Işık… Luz parçasına yazdığı sözler ve yorumculuğuyla albümü kişisel hafıza ile kolektif duyum arasında bir köprüye dönüştürüyor. Müzisyenin hatırasına vokalin söz kazandırması, Kağan’ın albümünün “sessiz bir aile fotoğrafı” olmaktan “sesli bir müzikal belge”ye dönüşmesini sağlıyor.
Albümün hikâyesi müzikle sona ermiyor. Çünkü kapak tasarımı bile kendi başına bir dipnot. Fotoğrafın Volkan Topakoğlu tarafından büsbütün sezgiyle yakalanması, sonra ressam Elif Çimen tarafından çizime çevrilmesi, müziğin bir portreye dönüşmesi gibi. Kontrbasın gövdesi, bir hayatın gövdesi oluyor. Bir görsel, bir duyumun estetiğine eşlik ediyor.
Melodies & Memories, Keyboard İstanbul etiketiyle yayımlandı. Bu da işin başka bir boyutu. Türkiye’de caz prodüksiyonunun son yıllardaki olgunlaşmasını gösteren örneklerden biri. Kapalı kapılar ardında kaydedilen, dayanışmayla büyüyen, mütevazı ama sahici bir caz ekosistemi var artık.
Kağan Yıldız’ın bu albümü, Türkiye caz sahnesinde sık duyduğumuz “proje albümü”, “işbirliği albümü” veya “repertuvar albümü” türlerinden değil. Bu, bir müzisyenin kim olduğunu değil, neden müzisyen olduğunu anlatan albüm. O yüzden hem dinleyene hem yazana iyi geliyor. Çünkü bazen müzik, hatıraların içinden geçmeden kulağa ulaşmıyor.


