Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    PORTRE

    Jerry Bergonzi: Her zaman acemi olmayı bilmek

    Turgay YalçınBy Turgay Yalçın14 Mayıs, 2025

    Bir defasında kendisine ‘tenor saksofonun kralı’ övgüsü yapılınca Michael Brecker, o bilindik net tavrıyla “Ne münasebet? En büyük tenorcu Jerry Bergonzi, gidin bunu ona söyleyin!” diye itiraz etmiş. Aslını sorarsanız bu itirazında tevazudan öte bir durum var, Brecker, soruyu sorana, övgüyü almasına neden olan yetkinlik mertebesine erişmiş olmasına rağmen caz alemi tarafından hak ettiği değeri görmediğini düşündüğü bir meslektaşını, arkadaşını hatırlatıyor. Doğrudur, Gonz, çaldığı her parçada bize cazın ne olduğunu hatırlatan bir tenor yırtıcısıdır.

    Caz sanatının bu iki büyük saksofoncusunun yolu, ABD’de cazın gözden düştüğü, bebop ve hard bop dönemlerinde ortaya çıkmış büyük ustalar da dahil caz müzisyenlerinin, zorlukla sahne şansı bulduğu hatta geçim derdine düştüğü yıllarda, 1970’lerin başında kesişiyor. Pop gruplarının arkasında, hatta striptiz kulüplerinde elektrik bas çalarak biriktirdiği paralarla Boston’dan New York’a taşınan Bergonzi, Manhattan’da mutfağı, banyosu, buzdolabı olmayan köhne bir çatı katına, loft’a yerleşmiş ve ucuzluğundan ötürü kendisi gibi o civarda yaşayan diğer caz müzisyenleriyle birlikte takılmaya başlamış.

    Jerry Bergonzi
    Dave Liebman, Jerry Bergonzi ve Joe Lovano: 10 Mayıs 2025 Birdland konseri.

    Michael Brecker, Steve Grossman, Steve Slagle, Joe Lovano, Billy Drewes, John Scofield, Bob Berg, Dave Liebman, Tom Harrell, Pat LaBarebra ve Bob Mintzer gibi, kariyerlerinin henüz başında, bitimsiz bir iştahla cazda yolunu bulmaya çalışan müzisyenlerin müdavimi olduğu çatı katlarında, ‘birlikte keşfetme ve öğrenme’ sürecine girmişler. 1980’lerden itibaren belirginleşip günümüzde de süren saksofon hükümranlığı, John Coltrane‘nin izlerini süren müzisyenlerin, birer sanat atölyesine dönüştürdükleri çatı katlarında ya da terkedilmiş endüstriyel mekanlarda attığı tohumlarla filizlenmiş ve nihayetinde bu isimlerin her biri cazın büyük ustaları arasına katılmıştı.

    “Çatı katına birçok müzisyen gelirdi. Ben birini davet ederdim, o başka birini… derken bazen beş saksofoncu bir araya gelir, bas ve davul önünde birlikte çalardık. Mike ile onun davul benim tenor çaldığım ya da tam tersi şekilde pratik yaptığımızı hatırlıyorum. Seanslarda akranlarımızdan aldığımız geri bildirimlerle her türlü şeyi denememiz gerekiyordu; inanılmaz bir öğrenme deneyimiydi.” –Jerry Bergonzi

    Jerry Bergonzi 1947 Boston doğumlu. İlk enstrumanı klarnet. Profesyonel müzisyen olan amcasının gözetiminde müzik eğitimine başlamış, onun yönlendirmesiyle cazla tanışmış ve Count Basie, Lester Young, Duke Ellington gibi büyük stilistlerin müziğini etüd etmiş. On birinde alto saksofona, on dördünde tenor saksofona geçmiş, The Stardusters adını verdiği kendi grubuyla sahne almaya başlamış.

    Bergonzi, bir dönem Charles Mingus’la da çalmış olan saksofoncu ve eğitimci John LaPorta‘nın kurduğu, gençlerden oluşan orkestraya seçilmiş, böylelikle Mingus ekolünün askeri disiplini andıran eğitim yöntemiyle tanışmış. Ardından da Berklee College of Music’in efsanevi hocası, okulun saksofon bölümünün kurucusu Joe Viola ile çalışmaya başlamış. Viola’yı gurusu olarak gören Bergonzi, bu süreçte doğru entonasyonla çalmanın, akıcılığın ve özgün sese sahip olmanın önemini kavramış. Bu iki duayenle çalışma tecrübesi, ileride kendisine dünya çapında şöhret kazandıracak eğitimci yanının ilk tohumlarını atmış. 1971’de University of Massachusetts Lowell‘den ‘müzik eğitimi’ lisansını aldıktan hemen sonra New York’a taşınmış. Anlayacağınız, Bergonzi müzik eğitimcisi olarak mektepli olabilir ama müzisyenliği açısından bakılırsa yarı-alaylı.

    “John LaPorta harika bir öğretmendi, her şeyi olduğu gibi dolaysız şekilde anlatırdı. Çalarken orkestrayı durdurur ve herkesin önünden yanlışlarımızı, eksikliklerimizi söylerdi. Bu utancı sık yaşamamak için, deli gibi çalışmak zorundaydık.” –Jerry Bergonzi

    New York’da ilk sahne deneyimlerini, loft’ta birlikte yaşadığı basçı Harvie Swartz ve loft tecrübesini birlikte yaşadığı müzisyen arkadaşları aracılığıyla bulmuş. Kıt kanaat geçinebiliyorken, 1973’de Dave Brubeck‘le tanışması zahmetli gidişatı değiştirmiş, ikonik piyanistin oğullarıyle birlikte kurduğu Two Generations of Brubeck grubuna katılmış, iki yıl boyunca cazın saygın bir hayat biçimi de sağlayabileceğine tanıklık etmiş, uluslararası festivallerde, prestijli konser salonlarında çalmış, konuk sıfatıyla katılan Gerry Mulligan ve Paul Desmond gibi önemli müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşmış, kapak görsellerinde fotoğrafı ve ismi yer almasa da grubun dört albümünde yer almış. Brubeck, Bergonzi’yi 1979’da, bu sefer dörtlüsüne katılmak üzere tekrar çağırmış ve üç yıla yakın süreyle, grubun başat sesi olarak piyanistin uslu ve modası geçmiş müziğine bop lezzeti katmış, müziğini gençleştirmiş.

    Jerry Bergonzi 80’lerin başında doğduğu, yetiştiği şehre geri döndü. Boston bıraktığı gibi değildi, konservatuvarlar dünyanın her yerinden yetenekleri kendine çeker hale gelmiş ve şehirde zengin bir müzikal ortam oluşmuştu. Bir yandan kulüplerde çalıyorken, zamanında kendisinin bulamadığı olanakları şehirdeki müzisyen adaylarına sağlamayı amaçlayarak eğitmenlik faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Artık sadece müzikle uğraşarak geçinebilmenin ötesinde, Boston’a geri dönüşü ona sanatsal özgürlük tanımıştı.

    1983’de, otuz altı yaşındayken ilk albümünü yayınladı. Con Brio (Plug Records), saksofoncu olarak şöhreti kulaktan kulağa yayılmaya başlayan Bergonzi’nin bestecilik yeteneğini de öne çıkarıyordu. Takip eden ve yine ekseriyetle orijinal bestelerin yer aldığı Featuring Bruce Gertz (1985, Not Fat), Uranian Undertow (1986, Plug Records) ve Caught in the Act! (1988, Not Fat) albümleri, sınırlı bir dinleyici kitlesine ulaşmış ve basında yaygın destek görmemişse de, cazın iç dairesinde Bergonzi’nin saygınlığını pekiştirdi.

    Cazın başkentini terk edenlerin makus talihidir, New York ve onun uzantısı niteliğindeki caz basını hak ettiğini vermiyorken, Bergonzi, aynı kaderi yaşamış birçokları gibi Avrupa’ya yöneldi. Aynı dönemde New England Conservatory‘de eğitmenliğe başladı, konserlerinin çoğunu verdiği Avrupa’daki coşkulu seyircileri ile Boston’daki iştahlı öğrencileri arasında mekik dokumaya başladı.

    Jerry Bergonzi’nin 80’lerin başında ders verdiği, bir hediyelik dükkanın içindeki stüdyosu

    Avrupa, hep yapageldiği üzere, kıtanın kulüplerini ve konser salonlarını cazla şenlendiren bu usta müzisyeni bağrına bastı, Bergonzi, İtalyanların prestijli firması Red Records ile sözleşme imzaladı. Bu kapsamda yayınladığı Jerry On Red (1988), Inside Out (1989) ve Tilt‘de (1991), Salvatore Bonafede ve Salvatore Tranchini gibi İtalyan cazının genç yetenekleriyle, Lineage‘da (1989) Mulgrew Miller ve Etc Plus One‘da (1991) Fred Hersch ile çalıştı. Blue Note için kaydettiği Standard Gonz (1991) sonrası, ünlü Amerikalı eğitimci Jamey D. Aebersold’in firması Double-Time Records‘a geçti, orgçu Dan Wall‘un da yer aldığı üçlüsüyle, bu formatla sadece soul caz değil birinci sınıf post-bop yapılabileceğini kanıtladığı albümler yayımladı.

    Danimarka menşeili Steeplechase için kaydettiği iki albümde liderliği paylaştı, Intuition‘da (2004) piyanist Andy LaVerne ile kusursuz uyum halinde düet çaldı, Saxology‘de (2009) ise alto saksofoncu Dick Oatts ile sıcak ve soğuk, iki ayrı ses kütlesinin karşılaşmasını andırır bir düelloya girişti.

    Jerry Bergonzi ve Dick Oatts

    2006’da Joe Fields’ın firması Savant ile anlaştı ve 2023’e kadar bu etiketle her yıl bir albüm yayınladı. Piyanist Renato Chicco‘nun da enfes iş çıkardığı Tenor of the Times (2006), gitarist John Abercrombie ile müthiş bir ses evreni yarattıkları Tenorist (2007), uzun süredir birlikte çalıştığı basçı Dave Santoro ve davulcu Andrea Michelutti ile trio olarak Three for All (2010), trompetçi Phil Grenadier‘in de olduğu beşli ile contrafact besteleri çaldığı By Any Other Name (2013), Dick Oatts ile tekrar bir araya geldiği Intersecting Lines (2014), evrenbilimsel göndermelere sahip kavramsal albümü The Seven Rays (2019), yine Renato Chicco ile ama bu sefer org-davul-saksofon tertibiyle üçlü olarak Nearly Blue (2020) ve New York’a taşındığında ilk loft’unu paylaştığı Harvie Swartz’ın da olduğu beşli ile kaydettiği Extra Extra (2023) başta olmak üzere Savant etiketli albümlerinin tamamı Bergonzi’nin zaten olgunlaşmış müzikal anlayışının değişime ne denli açık olduğunun kanıtları niteliğinde.

    Son dönemde Bergonzi, Tetragonz‘da (2013 Stunt) birlikte çaldığı, ardından Boston kökenli diğer bir saksofon devi George Garzone ile ortak albümleri Quintonic‘de de (2014 Stunt) eşlik eden, piyanoda Carl Winther, basta Johnny Åman ve davulda Anders Mogensen‘den oluşan The Modern Jazz Trio ile düzenli olarak kayıt yapıyor, Mogensen’in kurduğu AMM Records etiketiyle, Savant dönemindekilere oranla daha konvansiyonel çaldığı albümler çıkarıyor. Bergonzi son olarak gitarist Sharel Bailey ile Beantown Ballads (2024 AMM) ve saksofoncu Mike Murley ile Murgonzley (2024 AMM) albümlerini yayınladı.

    Jerry Bergonzi ve Carl Winther

    Jerry Bergonzi kuşkusuz kuşağının en iyilerinden. İstikrar abidesi. Solo kariyerine başladığı zamandan bu yana geçen kırk yılı aşkın sürede tutarlı ve sürekli şekilde gelişen bir müzisyenlik ortaya koymayı başardı. Akranlarının aksine akustik cazdan hiç ayrılmadı, belli bir döneme takılıp kalmadı (Steve Grossman), serbest cazı yok saymadıysa da çoğunlukla tonalite sınırları içinde kaldı (Dave Liebman), kendini fusion ve caz rock furyasına kaptırmadı (Bob Mintzer), ticari albümlerde çalmamayı tercih etti (Michael Brecker). Buna karşılık, post bop estetiğinin sınırlarını genişletmeye adadı.

    “En iyi okul dinlemektir. Favori müzisyenlerinizi dinlemek. Bıkmadan usanmadan dinlemek, sonra çaldıklarını yazıya dökmek. Böylece ustalardan öğrenirsiniz. En sevdiğiniz müzisyenlerin çaldıklarını çalarsınız ve bu bir okuldur. Okul Charlie Parker’dır, okul John Coltrane’dir, okul Wayne Shorter’dır, okul Joe Henderson’dır… Herkesin bir sesi vardır, herkes evrende bir yıldızdır. Bu yüzden sesinizi bulmalı ve onu geliştirmelisiniz.” –Jerry Bergonzi

    Öte yandan ürkütücü seviyedeki yetkinliğinin esiri olmadı, geçmişin büyük ustalarının izlerini takip ederek oluşturduğu muazzam bilgisini öykülemeye ve duygu durumları yaratmaya adadı. Bu duruşu onu diğerlerinden üstün yapmasa da istikrarlı ve bütüncül bir müzik ortaya koymasını sağladı. Zaten Bergonzi’yi müzikseverler için eşsiz kılan en önemli husus, dinleyicisini asla yanıltmayacağıdır.

    Düzenlemelerinde eşlikçilerine tanıdığı fırsatlar, armonik yapının içinden dışına, dıştan içeri pürüzsüzce hareket etme kabiliyeti, melodik çeşitlemeleri, gerek icraların gerekse soloların lekesiz akıcılığı ve saksofondan aldığı özgün tonu takdir görüyor; eşlikçi ya da lider olmasından bağımsız şekilde çaldığı her kayıtta ve konserde farkedilmesi mümkün olmayan bir varoluş gösteriyor.

    Bu yılın başında albüm kaydı için gittiği Amerika’da Bergonzi ile tanıştığını bildiğim saksofoncu Engin Recepoğulları‘na, Boston’da Lilypad’de izlediği konseri nasıl bulduğunu ve Bergonzi müziği hakkında ne düşündüğünü sordum. Recepoğulları, onunla tanışmanın, sahnede canlı izlemenin ve müziğine yakından tanıklık etmenin kendisi için hem kişisel hem de müzikal anlamda çok öğretici bir deneyim olduğunu söyledi ve devam etti:

    “Beni en çok etkileyen şeylerden biri ise, onun bu yaşta hâlâ aynı azim ve tutkuyla çalıyor olması. Sahnede fiziksel enerjisi kadar zihinsel açıklığı da çok çarpıcıydı. Sahnede gördüğüm şey sadece virtüözite değildi; yılların birikimiyle şekillenmiş, çok derin ve özgün bir müzikal anlatımdı.” –Engin Recepoğulları

    Öyle ya, Jerry Bergonzi tipik bir solosu için seçtiği notalarla bağlamı, sınırların muğlaklaştığı noktaya kadar genişletir, ardından da bu engin uzamı boyamaya koyulur; parçanın verili yapısındaki akorlara bazen uygun bazen de uyumsuz gibi duran yeni sesler eklerken bunu öylesine ustaca yapar ki, her notanın bir yönüyle bağlama uygunluğundan şüphe edilmez, dinleyicinin aşinalık hissini kaybetmesine izin vermez. Seçtiği notalar kadar bunların vurgusuna da önem verir, nabız atışına bağlı kalmaz, geriye yerleştirir ya da ileriye doğru esnetir, cümlelerini ritmik açıdan renklendirir, soluksuz şekilde sıraladığı notalarla tansiyonu arttırır, bazen de mahçup bir vibrato ile uzatır, vurguyu yalınlaştırır. Aynı çeşitlilik seslerin tonal vurgusu için de geçerlidir, yeri geldiğinde kirlettiği, bazen de çirkinleştirdiği sesler icranın ruhunu bozmaz.

    Eşsiz müzisyenliğinin yanı sıra, Bergonzi’nin caz sanatı açısından önemli sayılmasının diğer nedeni eğitimcilik yönü. Otuz beş yıldır Amerika’nın ve Dünyanın en önemli okullarından biri sayılan New England Conservatory‘de ders veriyor. Kendi eğitim yönteminin inceliklerini anlattığı Inside Improvisation serisi, caz müzisyenlerinin başucu kitabı. Konservatuvarın yanı sıra, yetenekli bulduğu müzisyenlere özel ders veriyor, konser vermek için gittiği ülkelerde masterclass oturumları düzenliyor, tecrübelerini aktarıyor.

    Engin Recepoğulları, Bergonzi’nin, caz dünyasında ve caz eğitimi alanında eşsiz bir figür olduğunu, çalımıyla, eğitmenliğiyle ve geliştirdiği metodolojilerle hem sahnede hem de NEC’de derin izler bıraktığını söylüyor:

    “Özellikle Coltrane sonrası dönemi özümseyerek, o geleneği kendi süzgecinden geçirip kendine has bir ses yaratması, onu benzerlerinden ayırıyor. Cazın hem üreticisi hem de taşıyıcısı… Eğitim alanında en büyük katkılarından biri hiç kuşkusuz Inside Improvisation adlı çok ciltli serisi. Bu kitaplar sadece teknik alıştırmalar sunmakla kalmıyor; doğaçlamanın mantığını, armonik yapısını ve müzikal düşünme biçimini derinlemesine ele alıyor. Bergonzi, öğrencilerine sadece ne çalacaklarını değil, nasıl düşüneceklerini de öğretiyor. Bu yaklaşım, öğrencilerin kendi müzikal kimliklerini bulmaları açısından çok değerli.” –Engin Recepoğulları

    Bergonzi sürekli yeni olanın peşinde, pratik yapmak için yeni bir yöntem, çalmak için yeni melodiler, zihninde işittiği sesler… Bilginin, evrenin bir parçası olduğunu ve kimsenin ona sahip olmadığını düşünüyor; öğrenme sürecinin hiç bitmeyeceğinin bilincinde. Öğrencileri onunla çalışmayı seviyor; seviyorlar çünkü birlikte çalıp birlikte öğreniyorlar.

    Ustalığının sırrı da -sanırım- şu cümlesinde saklı: “Usta olan müziğin kendisi ve hepimiz öğrenciyiz.” (*)

    ■ Dark Blue Notes’da Portreler
    ■ Turgay Yalçın’ın Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
    ■ Jerry Bergonzi resmi web sitesi
    ■ Jerry Bergonzi: Eternal Student, All About Jazz
    ■ Q & A with the Ultimate Saxophonist’s Saxophonist
    ■ Jerry Bergonzi : Living and Learning, JazzTimes
    ■ Jerry Bergonzi – The saxophone master

    (*) “Belki de asıl ustalık budur, her zaman acemi olmayı bilmek” – Turgut Uyar

    Anders Mogensen Carl Winther Caz Dave Liebman Engin Recepoğulları Jazz Jerry Bergonzi Joe Lovano Johnny Åman Michael Brecker Phil Grenadier The Modern Jazz Trio
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleSesler ve Cümleler/ 2
    Next Article Gölgelerin İçinden Geçen Nota: Mal Waldron ve Sessiz Devrimi
    Turgay Yalçın

      Yayın Yönetmeni, Kurucu Ortak, Yazar, Radyo Programcısı.

      Related Posts

      Steve Swallow: Winter Songs (ECM 2026)

      4 Haziran, 2026

      Emre Topak ile müziğin geleceği

      4 Haziran, 2026

      Sonny, Please…

      28 Mayıs, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle