Duets: Frank Sinatra, Ray Charles, Tony Bennett

Francis Albert Sinatra, Ray Charles Robinson Sr., Anthony Dominick Benedetto…. ya da müzik tarihine geçtikleri isimleriyle Frank Sinatra, Ray Charles, Tony Bennett

İyiden iyiye (ya da belki biraz da kötüye) serin bir Ankara akşamında, popüler müziğe caz ve blues estetiğini getiren bu üç efsane şarkıcının, kariyerlerinin olgunluk çağında kaydettikleri düet albümler arasında güzel vakit geçirdim.

Biraz da radyo programı yapmayı özlediğimden ötürü, sanki mikrofon başında dinleyiciye seslenir gibi bir yazı kaleme almak istedim. Vakit bulunca seslendirerek podcast formunda bu sayfanın başına alacağım. Umarım.

Sinatra ile başlayalım.

Frank Sinatra & Nathalie Cole

Frank Sinatra

Kendisinin çok sevdiği ifadeyle, Sinatra bir salon şarkıcısıydı ve tüm dünya onun salonuydu.

Benzersiz yeteneğe sahip bestecilerin hayal dünyalarından çıkmış; şairane yazarların sözlerini yazdığı; üstün yetenekli aranjörlerin düzenlediği; birinci sınıf müzisyenlerin eşlik ettiği şarkıları, kusursuz şekilde yorumlayan bir salon şarkıcısı… Bunu öylesine mükemmel yapıyordu ki, şarkı söylerken sadece kendisinkini değil dinleyicisinin yaşam öyküsünü de yazıyordu.

Şarkı söylemeyi sanat mertebesine çıkaran isimlerin, belki de en önemlisiydi.

Ellilerde Elvis Presley’e, seksenlerde Madonna’ya, belki şimdilerde Lady Gaga’ya verilen süperstar etiketi Frank Sinatra için yaratılmış bir deyim(di).

Yorumculuk sanatını öyle bir doruğa çıkardı ki, çoğunluk tarafından, Amerikan pop müziğinin -gelmiş geçmiş- en büyük şarkıcısı olarak addediliyor. Hatta gösteri dünyasının en başarılısı…

Ancak ilginçtir, sayısız hit şarkı ve albümle dolu 50 küsür yıllık kariyerinin en çok satan albümü, aynı zamanda son albümü Duets (1993) oldu.

Duets: Frank Sinatra & Aretha Franklin

Duets, bir öncekinden 10 yıl sonra yayınlanmış ve Sinatra repertuvarında yer alan standard şarkıları genç dinleyici kitlesine ulaştırma hedefiyle gerçekleştirilmiş bir proje.

Kayıtlar oldukça sancılı geçmişse de, Duets, Sinatra’nın kariyerinin en yüksek satış rakamlarına ulaştı. Sadece ABD’de 3 milyon olmak üzere, toplam 4 milyon adet satılan albüm , Barbara Streisand, Julio Iglesias, Tony Bennett, Charles Aznavour başta olmak üzere çok-satarlar listesinin gedikli isimleriyle düet kayıtları içeriyor.

Sinatra’nın gerçekte hiçbir partner ile bir araya gelmediğini, diğer vokal bölümlerinin ayrı zamanlarda ve yerlerde kaydedildikten sonra müzikle ve Sinatra’nın vokaliyle mikslendiğini not edelim.

Duets: Frank Sinatra & Liza Minelli

Duets albümü muhteşem bir ticari başarı elde edince, ilkinden bir yıl sonra Düets II (1994) yayınlanmıştı. Bu albümde yer alan düet ortakları, Neil Diamond, Willie Nelson, Gladys Knight, Luis Miguel, Lorrie Morgan gibi tanınmış ama ilkindeki kadar yıldız isimler olmasa da, ortaya çıkan sonuçların kalitesi ilkinden aşağı kalır değil.

Hele bir tanesi, bana kalırsa, Sinatra düetlerinin en güzeli.

Lena Horne ve Sinatra aslında 80’lerin başında birlikte düet albüm kaydetmeyi istemişler ama zaman/mekan denk gelmeyince proje rafa kaldırılmış. Sesleri yaşlarını inkar etmiyor ancak söyleyişleri o kadar sahici ki, insan ister istemez daha genç dönemlerinde birlikte kayıt yapamamış olmalarından üzüntü duyuyor.

Duets: Frank Sinatra & Lena Horne

Ray Charles

Önce bir tespit.

Her ne kadar blues’dan beslenmiş olsa da, vokal caz (hatta belli bir ölçüye kadar enstrumental caz) geçtiğimiz yüzyılın ortalarına kadar otantik blues ile görünür bir bağ kurmamaya özen gösterdi; daha ziyade beyaz müziğinin şarkı formuna dayanarak ilerledi.

Başarı kazanmış ve tanınmış ünlü caz şarkıcılarının çoğu, yıllarca özgün blues akımının dışında yer aldı. Blues ve gospel, belli bir azınlığın müziği olarak yaşadı ve popüler müzik arenasına çıkamadı.

Böylelikle blues, ne caz içinde ne de diğer popüler müzik formlarında kendine bir yer bulamadı.

Bunun nedeni arz/talep ilişkisiydi denilebilir; üretim ilişkilerinin kurallarını beyazlar koyuyordu, para beyazdaydı o nedenle bir nevi otosansür uygulandı denilebilir. Başka bir çok sebep sayılabilir ancak bu uzun bir tartışma, iyisi mi es geçelim.

Bu durum enstrumental cazda bebop ile değişmeye başladı ancak vokal cazda hatta daha da önemlisi popüler şarkı alanında değişmesi için biraz daha beklenmesi gerekti.

İşte bu dönüşümün en temel aktörü Ray Charles’dır.

Duets: Ray Charles & Bonnie Raitt

Ray Charles, otantik blues ve kilise müziği geleneğinden gelen gerçek bir blues sanatçısıydı; ürettikleriyle modern caz dünyasında kabul gördüğü gibi, blues ve caz dışında da geniş bir dinleyici kitlesine hitap etti.

Blues’un 50’li yıllarda yeniden Amerika’nın genel hafızasına geri dönmesi için hiç kimse Ray Charles kadar çok şey yapmamıştır. Kilise müziğini dinsel öğelerden arındırıp –deyim yerindeyse- laikleştiren isimlerin de başındadır.

Ray Charles, özetle, otantik blues söyleyen ve buna rağmen beyaz dinleyici kitlesi önünde büyük bir ticari başarı kazanan şarkıcıların ilkidir.

Hele, tümüyle beyazlara ait olduğu varsayılan country şarkılarını kendi üslubunca söylemeye başladığında Ray Charles tümüyle türler-ötesi bir konuma yerleşti ve tüm bu yaptıklarıyla, sadece blues’un popülerleşmesine değil rock müzik içine eklemlenerek gelişmesine de çok büyük katkı sağladı.

Teşbihte hata olmaz; Sinatra ne kadar beyazsa Ray Charles o denli siyahtır; Sinatra ne kadar popsa Ray Charles o denli blues’dur.

Ve zaten biz de o nedenle Ray Charles’a bayılırız.

Duets: Ray Charles & Gladys Knight

Genius Loves Company (2004) Ray Charles’ın son stüdyo albümü. Kayıtları Haziran 2003 ve Mart 2004 arasında gerçekleştirilen albüm, Charles’ın daha önce yorumlamış olduğu farklı türlerdeki şarkıların düet yorumlarını içeriyor.

Kimlerle düet yapmış? Natalie Cole, Elton John, James Taylor, Norah Jones, B.B. King, Gladys Knight, Diana Krall, Van Morrison, Willie Nelson ve Bonnie Raitt. En az Sinatra’nın düet listesi kadar etkileyici bir liste. Ve yine Sinatra’nınkine benzer şekilde, bir önceki stüdyo albümünden 8 yıl sonra kaydedilmiş.

Albüm Charles’ın ölümünün hemen ardından yayınlandı ve bekleneceği üzere bir yıl içerisinde 3 milyon ve toplamda 6 milyon satış rakamına ulaştı. Yine Sinatra’nınkine benzer şekilde, Genius Loves Company, Charles’ın 50 küsür yıllık kariyerinin en çok satan albümü oldu.

Daha da ötesi, Yılın Albümü de dahil olmak üzere 8 dalda Grammy ödülü kazandı. Muhteşem bir kariyer için muhteşem bir kapanış!..

Dıuets: Ray Charles & Norah Jones

Bir not daha düşelim.

Ray Charles’ın genç kuşak tarafından keşfedilmesi sadece bu albümle sınırlı değil. Ustanın otobiyografisinden hareketle çekilmiş ve öldüğü yıl vizyona girmiş olan filmde Charles’ı canlandıran Jamie Foxx En İyi Oyuncu Oscar’ını kapmıştı.

Genius Loves Company”de en sevdiğim yorumlardan birisi Diana Krall ile. Charles’ın ilk defa efsanevi Modern Sounds in Country and Western Music albümünde seslendirmiş olduğu enfes balad. Bu, bana göre, albümün en güzel yorumlarından birisi…

Duets: Ray Charles & Diana Krall

Tony Bennett

Geldik yazının son efsanesine: 21 Temmuz 2023’de 96 yaşında yaşama gözlerini yuman Tony Bennett. (Mümtaz Tunaboylu’nun yazdığı Bennett portresi BURADA.)

Aslında Duets adını taşıyan iki albümü de var ama diğer iki isimden ayrı olarak, yazıya, Bennett’in Lady Gaga ve Diana Krall ile yaptığı albümleri alıyorum.

Sinatra ve Charles’ın albümleri farklı müzisyenlerle yapılan düetleri içeriyordu. Dolayısıyla, ne kadar iyi tasarlanmış olsalar da bütünsellik sunmaktan oldukça uzak albümlerdi.

Bennett ise, yazımıza konu bu iki albümde de tek bir şarkıcı ile çalışmış ve gerek müzikal işçiliği ile ve gerekse düzenlemeleriyle çok başarılı ve tatminkar –hatta daha caz- albümler ortaya çıkmış.

Zaten, bana sorarsanız, Bennett, Sinatra ve Charles’a oranla da çok daha tutarlı bir kariyere sahip. Sesini de diğer ikisine göre daha iyi korumuş; çok daha formda.

Dile kolay, Bennett, Gaga ile albümünü yayınladığında 88 yaşındaydı. Krall ile düet albümünü yayınladığında ise, sıkı durun, 92 yaşında.

Tony Bennett ve Lady Gaga

Bennett ve Lady Gaga ilk olarak 2011’de yayınlanan Duets II albümü için bir araya gelmişler ve The Lady is a Tramp şarkısını birlikte seslendirmişlerdi. Bu performansta o denli güzel bir uyum oluşmuştu ki, iki sanatçı birlikte bir albüm kaydetmeye karar verdiler.

Hatırlıyorum, Lady Gaga gibi uzaktan yakından cazla ilintisi olmayan bir şarkıcının, tümüyle standardlardan oluşan bir caz albümünü nasıl kotaracağı merak konusu olmuştu. Kızımdan dolayı Gaga dinleyen ve kendi kulvarında onu çok başarılı bulan ben dahil olmak üzere, bu projeyi fazlasıyla cesur bulmayan kimse yoktu dersem, yalan olmaz.

Ama yayınlanır yayınlanmaz, biraz da kızım için albümün plak versiyonunu alıp evde dinlemeye başlayınca, nasıl desem.. en hafif tabirle şok olduğumu hatırlıyorum.

Gaga, usta caz vokalistlerine taş çıkarırcasına; şaşırtıcı derecede sağlam söylemekle kalmamıştı, Bennett’i de coşturmuştu. O kadar ki, Cheek to Cheek (2014) albümün arkasından birlikte dünya turnesine çıktılar ve stüdyodaki başarının raslantı olmadığını seyirci karşısında –kanlı canlı- kanıtladılar.

Duets: Tony Bennett & Lady Gaga

Bennett ve Gaga albümünde yer alan bir şarkının öyküsünü anlatmadan geçemeyeceğim. Nature Boy en sevdiğim standardlardan birisidir. Sık anarım, sık dinlerim. Geçenlerde Allan Harris‘in son albümünü anlattığım yazıda anmıştım.

1965’de John Coltrane’nin şahikaya eriştirdiği bu şarkının bestecisi Eden Ahbaz, hippie yaşam biçiminin atalarından. Paraya pula değer vermeyen, dönemin modasına aykırı şekilde uzun saçlı, doğal besinler tüketen, haftada üç dolardan fazlasına ihtiyaç duymadan yaşayan, doğu mistisizmine meraklı bir bohem…

Ahbaz, Nature Boy bestesini tamamladıktan sonra Nat King Cole’e götürmüş ve şarkı seyirciden olumlu tepki alınca Cole –doğal olarak- kaydetmek istemiş. Tamam da, bestecisinden yazılı izin almak gerekiyor.

Columbia Records, kendine ait bir mülkü olmayan, belli bir adresi de bulunmayan Ahbaz’ı uzun süre aramış. Sonunda Ahbaz’ı, Los Angeles’in alameti farikası Hollywood yazısının L harfinin arkasında bir çadırda bulmuşlar ve böylelikle bu muhteşem baladın kaydı yapılabilmiş.

Bennett ve Gaga enfes yorumlamışlar.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Tony Bennett bu yazıya üç efsanenin, cazla en net ilişkiye sahip olanı.

Tabii ki Ray Charles, piyanist hüviyetiyle birkaç caz albümü kaydetti ama ona cazcı demek herşeyden önce blues ve gospel kariyerine hakaret olur.

Sinatra kariyerinin başlangıcında Harry James ve Tommy Dorsey caz orkestralarının solistliğini yaptı ancak solo kariyerine başladığı andan itibaren görkemli ve mükemmel bir pop şarkıcısı, hatta bir stand-up şovmeni haline geldi.

Yanlış anlaşılmasın, Charles da Sinatra da yaptıklarıyla 20. yüzyılın en iyi isimleri arasında yer almayı fazlasıyla hak etmiş müzisyenler.

Bennett ise zaman zaman caz dışına kaydıysa da, kariyerinin her döneminde, birinci sınıf caz albümlerine imza attı. Sadece Bill Evans’la yaptığı albümler; ya da çok değil, 2 yıl önce, 90 yaşındayken, anaakımın günümüzdeki en iyi piyanistlerinden biri olan Bill Charlap’la kaydettiği trio albüm, onu bir cazcı olarak vaftiz etmemize yeter de artar.

Hülasa, Sinatra ne kadar popsa, Ray Charles o denli blues, Tony Bennett o kadar cazdır.

Duets: Tony Bennett & Lady Gaga

Tony Bennett ve Diana Krall’ın 2018’de yayınlanmış albümü Love is Here to Stay yazımızda ele alacağımız son albüm.

Amerikan Şarkı Kitabının en büyük bestecilerinden George Gershwin’in standardlarını yorumladıkları albümde, birinci sınıf caz müzisyenleri eşlik ediyor.

Piyanoda Bill Charlap, basta Peter Washington ve davulda Kenny Washington’dan kurulu; ve uzun yıllardır yan yana çalan üçlünün, letafet ve zerafet dolu eşliği; albümün, keyifle dinlenen bir caz albümü olarak nitelenebilmesinin en temel kaynağı.

Diana Krall’ın da, Bennett gibi, iyi bir standard şarkıcısı olduğunu ve ikilinin birbirlerine ve sanatlarına derin bir saygı ile yaklaştığını da eklersek, ortaya mükemmel yorumların çıkması kaçınılmaz oluyor.

Duets: Tony Bennett & Diana Krall

Öykülere Hayat Verdiler

Frank Sinatra, Ray Charles ve Tony Bennett. Üç büyük vokal ustası. Uzun kariyerleri boyunca şarkı formunun en nadide örneklerini seslendirdiler; öykülere hayat verdiler.

Diskografileri birbirinden enfes albümlerle dolu olsa ve onları tanımak için öncelikle dinlenmesi gereken albümler arasında sayılamasa da, bu yazıda tanıtmaya çalıştığım Duets albümleri kendi içinde güzellikler barındırıyor; popüler şarkı geleneğinin usta seslerini hatırlamamıza vesile oluyor ve onların sunduğu sesler evrenine kapı aralıyor.

Keyifli bir akşamınıza yakışacağına emin olabilirsiniz.

Müzikle kalın, hoş kalın.

*

Yaşam öykülerini okumak isteyenlere Wikipedia sayfalarını önereceğim: Frank Sinatra, Tony Bennett, Ray Charles.

Turgay Yalçın

Yayın Yönetmeni, Kurucu Ortak, Yazar, Radyo Programcısı.

Turgay Yalçın 'in 167 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Turgay Yalçın ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir