Cathouse ve Pannonica

Kathleen Annie Pannonica de Koenigswarter de Rothschild, namıdiğer Caz Baronesi, 10 Aralık 1913 tarihinde Londra’da doğdu. Charles Rothschild ve Macar Baronesi Rozsika Edle von Wesrthstein’ın en küçük kızıydı.

Babası, dünyanın en zengin ailelerinden biri olan, endüstriyel alanda, özellikle finans ve bankacılık sektöründe söz sahibi, ünlü hanedanlardan Rothschild ailesinin bir üyesiydi. Yıllarla birlikte ona adının kısaltması olan Nica diye hitap edildi. O yüzden ben de sizlere Nica’dan bahsedeceğim.

Nica, 1931’de Fransız diplomat Baron Jules de Koenigswarter ile evlendi. Barones unvanı ona kocasından dolayı verildi. Çift, 2. Dünya Savaşı’nda Özgür Fransız Ordusu’nun üyeleri olarak, birlikte görev yaptı. Uçakları nasıl uçuracağını öğrendi. Savaş bittikten sonra, kocası Mexico City’deki Fransız büyükelçiliğine atandı. Nica ve kocası Jules’un beş çocuğu dünyaya geldi.

1948 yılında, caz tarihçileri tarafından bilinen ve aktarılan efsanevi hikayeye göre, Nica Koenigswarter, bir gün İngiltere’den Meksika’ya dönerken, New York üzerinden uçuyordu. New York’ta kardeşi Victor Rothschild yaşıyordu. Ani bir karar ile molayı havaalanında geçirmek yerine, kardeşine uğrayarak değerlendirmek istedi. Bu ziyaret sırasında, kardeşine piyano dersleri veren yakın arkadaşı, piyanist Teddy Wilson‘ı da ziyaret etmeye karar verdi.

Ziyaret sırasında Wilson, Thelonious Monk‘un ‘Round Midnight kaydını Nica’ya hem piyanoda kendi icra ederek, hem de plaktan çaldı. Rivayete göre Nica, Wilson’a plağı 20 kez daha üst üste çaldırdı. Büyülendi, uçuşunu kaçırdı ve bir daha Meksika’ya dönmedi. Kayıttan o kadar etkilenmişti ki, ‘Round Midnight ın bestecisi olan ve kayıtta piyano çalan Monk’a ulaşmayı kendine bir görev haline getirdi. New York gece kulüplerinin caz sahnelerini, sanki kişisel bir görevi gibi tek tek gezmeye başladı.

Nica bu amaç uğruna, 1951 yılında, peri masalı Avrupa hayatını terk etti ve kalıcı olarak New York’a taşındı. Manhattan’daki Stanhope Hotel’de bir süitte daimi oda açtı.

Bütün bunlar, her gece Rolls Royce’uyla caz kulüplerine gidebilmek ve Miles Davis, Sonny Rollins, Horace Silver, Charlie Parker, Charlie Rouse gibi, dönemin en iyi caz müzisyenleri ile arkadaş olabilmek içindi.

Hepsi tarafından Nica olarak tanındı.

Thelonious Monk ve Nica

1954’te Thelonious Monk’un Paris’te sahne aldığını duydu. Monk’u sahnede izlemek için Paris’e uçtu ve sonunda hayatını değiştiren müzisyenle tanıştı.

Piyanist Mary Lou Williams, sahneden sonra Monk ve Nica’yı tanıştırdı. İkisi arasında önlenemez bir dostluk doğdu. Nica, devasa müzik dehası tarafından büyülendi. O zamanlar eleştirmenler tarafından takdir görmeye başlamışsa da New York polisi Monk’un içkili kulüplerde sahne almasını yasaklamıştı ve bu nedenle dinleyici kitlesi Monk müziğine hala yabancıydı. Monk’un dehasının farkında olan Nica onun hak ettiği değeri görmesini sağlamak için kollarını sıvadı ve onun en yakın dostu oldu.

New York’ta Stanhope oteldeki odası, bir müddet sonra caz müzisyenlerinin ziyaret etmesi, yemek yemesi, uyuması ve bazılarının yaşaması için ideal bir yer haline geldi. Nica bir müzisyenin maddi sıkıntısı olduğunda, onların konaklamalarını kolaylaştırmak için kiralarını dahi öderdi.

1955’te Charlie Parker, otel süitinde kalırken ciddi şekilde hastalandı. Nica günlerce, Parker’ı hastaneye gitmesi için ikna etmeye çalıştı. Fakat Charlie Parker, Nica’nın yalvarma ve ricalarını reddetti. Bir kaç gece sonra, ikisi birlikte televizyon seyrederken, Charlie Parker aniden öldü.

Zamanın ırkçı New York popüler basını, Parker’ın ölümünden Nica’yı sorumlu tutarak, bir skandal yaratmak istedi. Nica tüm bu zor zamanları atlatmaya çalışırken, tam bir yıl sonra kocası ondan boşandı. Beş çocuğundan ikisi onsekiz yaş üstü olduğu için bağımsızdılar. Fakat onsekiz yaşının altında kalan, üç çocuğunun velayetini kaybetti. Ailesi Nica’yı fiilen reddetti.

Manhattan Stanhope otelden ayrılması istendi. Nica apar topar, caddenin aşağısındaki Bolivar Otel’e taşındı. Monk’un Ba-lue Bolivar Ba-lues-are şarkısında ölümsüzleştireceği, başka bir efsanevi caz odaklı buluşma noktası oluşturdu.

İlerleyen yıllarda ise Nica, New Jersey’de bir malikaneye taşındı. Her gece, arkadaşlarının çaldığı bir caz sahnesini izlemek için kulüplere gitti. Program olmadığı gecelerde, evini bir caz konser salonuna çevirdi. Nica’nın evinin artık özel bir adı vardı Cathouse.

Bir süre Art Blakey de dahil olmak üzere birçok müzisyenin menajerliğini yaptı.

Ama New York’taki hayatı boyunca, en güçlü bağı her zaman onu caz müziği yolculuğuna çıkaran adam Thelonious Monk ile oldu. Nica, kendisini Monk’a adadı. Monk’un finansal ve psikiyatrik mücadelelerle gölgelenen kariyeri boyunca onun yanında yer aldı.

1976 yılından sonra, Monk bir karar alarak, canlı performanslar yapmamaya başladı. Bir nev’i sahneden emekli oldu. 1982 yılındaki ölümüne kadar, Nica’nın New Jersey’deki evinde yaşadı. Nica da ondan tam altı yıl sonra, 1988 yılında bu dünyadan ayrıldı.

Tüm bu kabul edişlere ya da tartışmalara rağmen, Nica bugün kendi zamanındaki caz müzisyenlerinin bir tür koruyucusu olarak görülüyor.

Kabaca özetlediğim bu hikayeden daha güzeli ne biliyor musunuz? Hayatının kesiştiği ve hayatının içinden geçen caz müzisyenleri onun için besteler yaparak şükranlarını dile getirdiler.

Beni etkileyen ilk beşi yazmak istiyorum size:

  • Thelonious Monk Pannonica
  • Horace Silver Nica’s Dream
  • Gigi Gryce Nica’s Tempo
  • Kenny Drew Blues for Nica
  • Tommy Flannigan Thelonica

Ayrıca bir anekdot bırakmak istiyorum bu makale vasıtasıyla. Anlatacağım hikayenin öznesi olan Monk’un piyanosu, 21 Eylül 2022 tarihinde bir müzayedede alıcısı ile buluşacak. Bu kadar güncel bir haber olduğu için, piyanonun hikayesini sizler ile paylaşmak çok heyecan verici. Yukarıda ki paragrafta yazdığım standartların dışında, hikayenin sonuna özel adı ile Pannonica Piyanosu yani Monk’un piyanosu ile bestelenen eserleri de bırakacağım.

Nica ve Thelonious Monk.
Monk, Cathouse’un oturma odasında Steinway Grand M Ebony başında.

Hikaye şöyle, 1956 yılına birkaç hafta kala, Noel kutlamalarından önce, Thelonious Monk, bir piyano seçmek için Nica ile birlikte New York Steinway mağazasına gitti. Finansör Nica, o devasa ellerine uyacak piyanoyu gözüne kestirip, seçim yapacak olan kişi de Monk’tu.

Nica, Bolivar Otel’deki dairesi için yeni bir piyano istiyordu. Aynı zamanda Monk’un besteler yapabileceği, evinde kalmadığı, kendi yanında kaldığı zamanlarda çalışabileceği bir piyanosu olsun istiyordu.

Nica, Monk’un seçtiği, parlak lake cilalı, yepyeni, beş fit, yedi inç ölçülerinde, Steinway Grand M Ebony model piyanoyu hemen sipariş etti. Neredeyse bir ay sonra, 30 Ocak 1956 tarihinde, Steinway firması, piyanoyu, Queens’deki fabrikadan Bolivar oteldeki odasına teslim etti. Piyanoyu çalmak için can atan Thelonious Monk, piyanonun geldiği günün gecesi, Nica ve arkadaşlarına saatlerce standartlar çaldı.

Nica bir süre sonra, artık kendi evini satın almanın zamanının geldiğine karar verdi. 1958 yılının başında, New Jersey Weehawken’de Hudson Nehri’nin yukarısındaki dik bir uçurumun üzerine tünemiş gibi gözüken, özel yapım bir ev buldu. Bahsettiğim Cathouse! En üst kattaki, Hudson Nehri ve Manhattan silüetinin nefes kesen panoramik manzarasına sahip, geniş camlı pencerelerin olduğu oturma odasının tam ortasına, Steinway kuyruklu piyanoyu yerleştirdi. Pannonica’nın yeni evi, o dönemin önde gelen tüm caz müzisyenleri için bir sığınak oldu. The Wall Street Journal bir sayısında Nica’nın evinin büyük salonu için “Metropolitan bölgesinin şimdiye kadar ki en büyük caz salonu olduğu ve orada çoğu konser salonundan daha inanılmaz müzik seslerinin yankılandığı” haberini yaptı.

Lionel Hampton, Bud Powell, Teddy Wilson, Sony Clark, Max Roach, Wynton Kelly, Sir Charles Thompson, Horace Silver, Mary-Lou Williams, Tommy Flanagan gibi sayısız müzisyen 1956’dan günümüze bu bahsi geçen Steinway piyanoyu çaldı. Provalar ve besteler yaptılar. Yıllarca Nica ile aynı evde kalan Thelonious Monk ve Barry Harris, bu piyanoda düzinelerce parça besteleyen kesinlikle en üretken müzisyenlerden ikisiydiler.

Günümüzde müzik Cathouse”da uzun zaman önce susmuş ve onu çalan efsanelerin çoğu ölmüş olsa da, Steinway piyano hala Weehawken da, malikanenin içinde duruyor. Pannonica ve Monk tarafından oraya ilk yerleştirildiğinden beri yerinden kıpırdamadı. 21 Eylül 2022 tarihinde yapılacak olan müzayede ile yeni sahibine teslim edilecek.

Söz verdiğim üzere, son olarak, Pannonica Piyanosunda bestelenen bazı eserleri de bırakmak istiyorum. Unutulmaması gereken şu ki; Nica, tutkusu uğruna yaşayan ve bu uğurda hayatını şekillendiren nadide insanlardan biri. Yaşadığı dönemde ikinci dünya savaşı henüz bitmişken, şekillenen yeni dünyada, kendi ruhuna nasıl bir form verdiğini düşündüğümde, önünde saygı ile eğiliyorum.

Namaste Nica!

Thelonious Monk tarafından bestelenen:

  • Ba-lue Bolivar Ba-Lues are (Hotel Bolivar, 1956 yılı)
  • Brilliant Corners (Hotel Bolivar 1956 yılı)
  • Pannonica (Hotel Bolivar 1956 yılı)
  • Crépuscule with Nellie (Hotel Algonquin, 1957 yılı)
  • Coming on the Hudson (Cathouse, 1958 yılı)
  • Jackie-ing (Cathouse 1958 yılı)
  • Worry Later (Cathouse 1958 yılı)
  • Christmas Song (Cathouse 1958 yılı)

Freddie Redd tarafından bestelenen:

  • Nica Steps Out (Cathouse 1957 yılı)

Sonny Clark tarafından bestelenen:

  • Nica (Cathouse 1960 yılı)

Barry Harris tarafından bestelenen:

  • Nicaragua (Cathouse 1967 yılı)
  • Inca (Cathouse 1978 yılı)

Mine Gürevin

Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

Mine Gürevin 'in 16 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Mine Gürevin ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.