Browsing: VİTRİN
Fransa Le Crescent’de 2019 yılında kaydettikleri bu canlı kayıt grubun Edition Records etiketiyle yayımlanan ilk kaydı. İlk günden beri gösterişli bir müzik yaparlardı ama bu kayıt muhtemelen grubun bugüne kadar kaydedilmiş en kaliteli kayıtları olabilir.
Her yıl, benzer tertipte ve stilde çok örnek yayınlanması, Valse Sinistre’nin iyi bir albüm olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Valse Sinistre, teknik gösteri havasında, müzisyenlerin kopup gittiği türden parçalar toplamı değil. Dinamizmin dorukta olduğu, düzenleme doğaçlama dengesinin titizlikle korunduğu, bireysel yeteneklerin ekonomik bir tavırla sergilendiği, özetle, mükemmel bir grup albümü. Anlayacağınız, Drummond’a gruba Freedom of Ideas adını vermesi rastlantı değil.
James Brandon Lewis, Anti Records firmasıyla bir anlaşma imzadı ve gelecek albümünün müjdecisi olan “Fear Not (feat. The Messthetics)” isimli yepyeni bir parça yayımladı.
Pink Floyd’un 1977’de yayınladığı ve en politik albümü olarak kabul edilen Animals tekrardan raflara yerleşiyor. 2018 remix albümü tekli sürüm olarak 16 Eylül 2022’de, deluxe sürümü ise 7 Ekim 2022’de piyasaya sunulacak.
Charles Mingus‘un 1957’de kaydedilmiş trio albümünün Rhino tarafından yayınlanan genişletilmiş baskısı, sanatçının 100. doğum yılı kutlaması münasebetiyle yayınlanan albümler kervanının en önemlilerinden. Mingus Three, uzun ve verimli kariyeri boyunca kendi adıyla yayınlanan iki trio albümünden biri.
Ben Markley Big Band eğlenceli aranjmanların altından ustalıkla kalkan bir topluluk olarak dikkat çekiyor. Gelecek vaadeden bir proje topluluğu olarak bu grupla ilerleyen günlerde daha sık karşılaşacağız gibi görünüyor.
Yalnız kalma duygusunu sevenleriniz olabilir. Bir başına olma, yekpare hareket etme duygusu… Özüne düşkün olanlar için ilham verici olabilir. Bir Mal Waldron All Alone albümü gibi…
New York’ta yaşayan piyanist, besteci Burak Bedikyan‘ın bandcamp ve diğer müzik platformlarında sunduğu yeni çalışmalarına kulak attınız mı?
Gitarist Will Bernard hakkında bazı yorumlarda “Bill Frisell ve John Scofield ekolünden gelen bir gitarist” tarzında yakıştırmalara denk gelmiştim. Bu isimlere belki Marc Ribot da eklenebilir. Bahsi geçen gitaristler benim için güzel referans. Ama Bernard’ın tonunda ve kompozisyona bakış açısında kimseyi taklit etmeyen, kendine has bir aroma olduğunu fark edebiliyorsunuz.
Bunun doğru olmadığını bilmemize rağmen, adını, zihnimize belirli bir türle birlikte yerleştirdiğimiz müzisyenlerin, bu algıya uymayan üretimlerini görmek, bazen şaşırtıcı olsa da, cazla ilgili bir olguyu doğrulamamızı sağlıyor: Caz ezber bozar!

