Çocukken neneme saati sorardım. Misal: 9 derdi. “Nene! Saat 9’a 20 var henüz, neden öyle dedin?” diye sorunca, “Göz açıp kapayıncaya kadar geçer o 20 dakika, anlamazsın bile. Saat 8’i geçtiyse artık 9’dur” cevabını alır, söylediğini anlamsız bulur, hatta az biraz sinirlenirdim de. Yaşamının koyu kışının tedirginliğini yaşayan nenemin neden öyle söylediğini çok sonraları anladım, kendi yaşamımın pastırma yazında.
Haklıydı, zamanın tek bir işi var: geçmek. Baksanıza, Kasım toparlandı; Aralık falan da gitti gidecek. Adet olduğu üzere, eskiyi usulca usulünce uğurlama zamanı da gelmiş demektir.
O halde biz de Dark Blue Notes olarak 2025’i uğurlayalım, herkesin her şeyi bildiği ya da öğrenmek isterse anında öğreneceğini düşündüğü şu çağda, kimselerin önemsemediği kuru best of… listeleri yapmayalım, dedik.
Başka türlü uğurlayalım istedik ve müziği hayatının merkezine koyanlara, müzisyenlere, yazarlara, organizatörlere, işletmecilere, dinleyicilere, söyleyeceklerinin muteber olacağına inandığımız kişilere başvurduk; bitmek üzere olan yıldan kendilerine kalanı, kendilerinden başkalarına kalanları, 2025’i müzikal açıdan nasıl geçirdiklerini yazmalarını rica ettik.
Sağ olsunlar, var olsunlar, güzel yazdılar, samimi yazdılar. Ortaya bir çeşit mikro-tarih dosyası çıktı.
Ardından: 2025 yazılarını yayınlamaya 1 Aralık itibariyle başlıyoruz.
Müzikle kalın, hoş kalın…


