Wishbone Ash Yıllar Sonra Yeniden Ankara’da

Akay Caddesi’nde bir aparmanın devasa bodrum katında açılmış olan Saklıkent, eğlence merkezi ve konser salonu olarak Ankara’nın simgelerinden biri olmuştu.

70’li yılların sonlarında bir sinema salonu olarak düşünülmüştü; sonrasında alışveriş merkezi olarak proje değişikliğine gidilmiş, ancak gerçekleştirilememiş ve bir süre depo olarak kullanılmış, sonrasında yerleri Arnavut kaldırımlı, duvarları kadife, localı bir pavyon olarak hizmet vermişti. 1995 yılında Hakan Aytun tarafından satın alınarak Ankara’nın en büyük eğlence ve müzik merkezlerinden birisi haline dönüştürülmüş, yerli ve yabancı yüzlerce sanatçı ve topluluğun konserine ev sahipliği yapmıştı. Saklıkent’in açılış konserini dün gibi hatırlıyorum.

15 Ocak 2005 Saklıkent Konseri. Fotoğraflar: Hakan Çorbalı.

Dönemin en gözde pop caz gruplarından Spyro Gyro ile yapılmıştı bu açılış ve hınca hınç dolu mekanın, eski Ankara Evi konseptiyle yapılan localarından birinde tanıklık yapmıştım bu konsere. Davulcu Dave Weckl ve rock tarihinin öncü gruplarından Wishbone Ash de, bu mekanda seyretme şansına sahip olduğum diğer iki konser.

Wishbone Ash 15 Ocak 2005’te sahne almıştı Saklıkent’te; ama bizi epeyce bekletmişti. Kapı açılışı 22.00 olmasına karşın tam iki saat sonra, saatler 24.00’ü gösterirken sahne almış ve rock için leziz denilebilecek saatler başlamıştı. Topluluk sahneden indiğinde ise saatler 02:30’u gösteriyordu.

Ne yazık ki bu simge mekan artık yok…

15 Ocak 2005 Saklıkent Konseri. Fotoğraf: Hakan Çorbalı.

Ankara’nın son birkaç yıldır klasik müzikten caza, sesler denizi içinde sonsuz güzellikte bir ada olan mekanı CSO Ada Ankara, yıllar, yıllar sonra Wishbone Ash’i ağırlamaya hazırlanıyor. Özlem bitecek, Ankara rock tarihinin en etkili gruplarından Wishbone Ash’i tekrar izleyecek. Bu kez biz İstanbul’a gitmiyoruz. Özellikle İstanbul’dan olmak üzere değişik illerden bir çok hayranı, topluluğu izlemeye Ankara’ya geliyor.

Konser için geri sayım başladı. Ben de bu vesileyle bu konser öncesinde Wishbone Ash tarihinde 70’lere bir yolculuk yapalım ve topluluk tarihinin en önemli albümünün izini sürelim, diyorum.

Evet; siz bir yandan; 1970 tarihli kendi adlarını taşıyan ilk albümlerinden Errors Of My Way’i dinlerken biz devam edelim.

60’ların ikinci yarısında, bas gitarist Martin Turner, yanına davulcu Steve Apton ve kardeşi Glen Turner’ı alarak Tanglewood isimli bir grup kuruyor; 1969 yılında bir konserde, menajer Miles Copeland’ın dikkatini çekince de yükseliş başlıyor.

Miles Copeland deyince hemen parantez açalım. Kendisi sıradan birisi değil; The Police ve Sting başta olmak üzere, Buzzcocks, REM, The Cramps, Fine Young Cannibals, The Bangles ve kendi plak şirketinin grubu The Go-Go’s olmak üzere rock tarihinin bir çok önemli topluluğuna dokunmuş bir isim; ayrıca, The Police davulcusu Stewart Copeland’ın de kardeşi kendisi.

Tanglewood isminin Wishbone Ash’e dönüşümü ise çok ilginç. Grup düşündükleri isimleri iki kağıt üzerinde dağınık bir şekilde yazıyor; Martin Turner birinci kağıttan Wishbone ve ikinci kağıttan Ash’i seçerek ismi ortaya çıkarıyor.

Wishbone Ash’in en önemli özelliği, çift solo gitarlı bir ses örgüsü oluşturmaları; bu ses örgüsü blues temelli olduğu kadar araştırmacı bir yapıya da sahip.

Wishbone Ash’in iki solo gitarlı ses örgüsünün mimarları olan Ted Turner ve Andy Powell’ın topluluğa katılımı ise gerçekten çok ilginç.

Gitarist Glen Turner’ın ayrılması üzerine yeni bir gitarcı arayışına giren topluluk menajeri Miles Copeland, ilan veriyor. Yapılan seçmelerde, son ikiye Andy Powell ve Ted Turner kalıyor; bu iki aday arasında bir eleme yapılamayınca da iki solo gitarla yola devam kararı alınıyor. Belirtelim, siz de biliyorsunuz Ted Turner da Martin’in kardeşi; ama olayda torpil yok.

Deep Purple grubunun ön grubu olarak çıktıkları bir konserde Ritchie Blackmore’un desteğiyle yapımcı Derek Lawrence’ın dikkatini çekiyorlar ve toplulukla aynı isimli ilk albüm böylece ortaya çıkıyor.

Topluluğun 1972 tarihli zirve albümü Argus’a gelince… 1972 tarihli olan ve geçtiğimiz yıl 50. yaşını kutladığımız albüm için Iron Maiden grubunun gitaristi Steve Harris, 2011 yılında yaptığı bir söyleşide “… Maiden’n ilk dönemlerini, özellikle de armoni gitarlarını anlamak isteyen varsa, tek yapmaları gereken Wishbone Ash’in Argus albümünü dinlemek…” diyerek bu albümün, üzerlerindeki etkisini vurguluyor.

Belirli bir teması olmayan, ancak ortaçağ dönemine ait sözleri ile dikkat çeken albüm, folk ve hard rock temelli ses örgüsüne ikiz gitar destekli deneysel bir yapıya sahip.

Albümün kapağı, daha çok Pink Floyd albüm kapaklarının tasarımları ile tanınan Storm Thorgerson’a ait. Kapakta, Fransa’nın Provence kentindeki Gorges du Verdon’da manzaraya bakan bir savaşçıyı yer alıyor. Savaşçının kostümü kült yönetmen Ken Russell’ın 1971 yılı yapımı The Devills filminden alınmış. Yine bir söylentiye göre bu savaşçı, Star Wars filminde Dart Vader karakterine ilham vermiş.

Albümde şarkılar, Martin ve Ted Turner imzasıyla ortaya çıkmış; vokaller ise And Powell ve Martin Turner’a ait.

Ön sipariş almaya devam eden Argus’un 50. Yaşına özel 2 LP, 3 CD, 7 Single, 1 DVD’den ve 48 sayfalık bir kitapçıktan oluşan çok formatlı kutu seti, 14 Nisan 2023’te yayınlanıyor.

1969 yılından bu güne 24 stüdyo, 12 konser albümü yayınlayan ve kuşku yok ki, rock tarihinin en etkili gruplarından biri olan Wishbone Ash, bir çok eleman değişikliği yaşasa da Andy Powell’ın büyük çabalarıyla ve onun öncülüğünde yoluna devam ediyor.

Wishbone Ash, 15 Nisan 2023 Cumartesi günü Ankara CSO Ada sahnesinde olacak.

… ve biz heyecanlıyız!

Bülent Seyitdanlıoğlu

Bülent Seyitdanlıoğlu, hakim emeklisi bir hukukçu ve her şeyden önce iyi bir müzik dinleyicisi. 9 yıldan bu yana Radyo ODTÜ'de Kulak Misafiri isimli programı hazırlıyor ve sunuyor. Rock'n'roll'un bir yaşam tarzı olduğuna inancı ise sonsuz. Ona göre müzik büyük bir disiplin ve ciddiyet demek.

Bülent Seyitdanlıoğlu 'in 21 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Bülent Seyitdanlıoğlu ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir