Dark Blue Notes, müzik ve sanat dostlarıyla birlikte yılı uğurluyor. Prog Rock Songs kurucusu, müzik yazarı, mühendis Onur Tosun, 2025’te müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.
■
Benim için müzik birkaç sene öncesine kadar hayatta bana en çok keyif veren birkaç şeyden biriyken son yıllarda kurucusu ve yöneticisi olduğum Prog Rock Songs’un hızla büyüyüşüyle birlikte, verdiği keyfin dışında sorumluluğunu hissettiğim bir yük bindirdi omuzlarıma.
Progresif rock her anlamda zor bir müzik türü; üretmesi ve çalması bir yana bu türde üretilen müziğin diğer müzik türlerine nispeten sahip olduğu az sayıdaki dinleyicisine ulaştırılabilmesi belki de en zoru. Bu noktada benim halihazırda, neredeyse on iki yıldır sürdürdüğüm, insanları müzik dinleme konusunda yönlendirici içerik üretimi sürecim devam etmekle birlikte başka bir noktaya da evirilmeye başladı. Bu müzik türünü dinleyen altmış binden fazla uluslararası dinleyiciye ulaşabiliyor olmak beni, bu durumu çok iyi müzik yapan ancak bir türlü istedikleri dinleyici kitlesine ulaşamayan, ülkemizdeki az sayıdaki progresif müzik grubunun yararına kullanmaya yöneltti. Progresif rock veya progresif metal türlerinde ülkemizde son birkaç yılı saymazsak, o kadar az müzik grubu vardı ki zaten bahsini geçirebileceğimiz bu az sayıdaki grubun da çoğu ya müziğe devam edebilmeleri için görmeleri gereken azami ilgiyi göremedikleri için ilk albümlerinden sonra dağılmış ya da sessizliğe bürünmüştü.
İşte ben de tam olarak bu üzücü durumun kırılması gerektiğine inanarak elimdeki imkanları bu amaç için zorlamaya karar verdim. Bu çabamda bana en çok yardımcı olacak şeylerden biri yöneticisi olduğum sayfanın gücünün yanında insanlarla kolay iletişim kurabilme becerim oldu. Yavaş yavaş Türkiye’de veya ülkemiz dışında bu türde müzik yapan müzisyenlerimizle bir bir iletişim kurarak daha önce oluşturduğum bir platform üzerinden bu müzisyenlerin hem dinleyicileriyle veya dinleyicileri olma potansiyeli taşıyan müzikseverlerle, hem de birbirleriyle doğrudan iletişim kurabilmelerini sağladım. Bu grupların daha fazla tanınmaları için başta yöneticisi olduğum sayfada bu grupları sık sık paylaşmamın yanında, konserlerde tanınmış grupların ön grubu olarak çıkmalarına katkı sağlamak veya sanal ve basılı yayın organlarında kendileriyle röportajlar yapılabilmesine aracı olmak gibi birçok konuda iletişim ağımı kullanmaya çalıştım.

Tüm bu çabanın zirve noktasıysa bu senenin Mayıs ve Haziran aylarında Türkiye’nin üç ilini (İstanbul, Ankara ve İzmir) kapsayan Anatolian Prog Tour’un fikir öncülüğünü yaparak turnede yer alan üç grubu (Alkera, Sovak, The Leavers) bir araya getirmek oldu. Bu üç grubun ortak bir özelliği vardı; o da üçünün de ilk stüdyo albümlerini yayınlamalarının üzerinden çok uzun bir zaman dilimi geçmemiş olmasıydı.
Turnenin planlanma aşaması büyük ölçüde bir mesajlaşma uygulamasında kurduğum ve müzisyenleri de dahil ettiğim grup üzerinden yazışarak gerçekleşti ancak bu yetmediği zaman çoklu konferans görüşmeleri de yapıldı. Bu turnenin gerçekleşmesi için üç grubun tüm üyeleri müzisyen kimliklerinin yanında adeta bir organizatör gibi çaba sarf etti. Herkes bir şeylerin ucundan tutuyordu; kimi sesçiyi ayarlıyordu, kimi ulaşımı, kimi de çalınacak mekanla ilgili detayları. Müzikle onlar gibi doğrudan bağım olmadığı için bense tanıtım ya da barınma ile ilgili konularda katkı sunmaya çalışıyordum. İlerleyen süreçte plana bir organizasyon firmasının da dahil olmasıyla işler organizatörle birlikte gelen sponsor yardımı ile çok daha kolaylaşmıştı.
İkamet ettiğim şehir dolayısıyla yalnızca Ankara ve İstanbul ayaklarına katılabildiğim turne o kadar keyifli geçti ki benim için birçok unutulmaz an oldu; bunların başında dinleyicilerin gruplar sahnedeyken aldıkları keyfe tanıklık etmek ve tüm bu süreçte kendimin de sıkı dinleyicisi olduğum üç grubun müzisyenleriyle yaşadığım samimi anlar geliyor.
Bunun değerlendirmesini kendileri çok daha iyi yapacaktır ancak tahmin ettiğim gibi bu turnenin, katılımcısı olan grupların gelecek kariyerlerine kayda değer miktarda katkıda bulunduğunu düşünüyorum; öyle ki bu, oldukça iyi müzikler üretip icra eden üç müzik grubu, daha sonra yurtiçi ve yurtdışı birçok festivalde yer aldılar ve birlikteliklerini sahnelerde sürdürmeye devam ettiler. Bununla birlikte ne mutlu ki, yine bahsi geçen üç grup da, ikinci stüdyo albümlerini önümüzdeki sene içinde yayınlamayı planlıyor.
Anatolian Prog Tour, Taner (Öngür) abinin organize ettiği Burgazada Progresif Müzik Günleri ile birlikte ülkemizde gerçekleşen ve Prog başlığını taşıyan yegâne etkinlik olmasıyla ülkemiz müzik tarihinde yerini almış oldu. Buradan hayalime ortak olup gerçekleşmesini katkı sağlayan herkese teşekkür ederim. Devamı gelir mi? Neden olmasın…
Yılın benim için en güzel olaylarından bir diğeriyse ülkemizden çıkma nadide progresif rock grubu Nemrud’un yaklaşık on yıl süren bir aradan sonra yeni bir stüdyo albümü yayınlaması oldu. Grubun kurucusu sevgili Mert Göçay’la uzun yıllardır süren iletişimimiz son zamanlarda iyi bir arkadaşlığa dönüştüğü için albümün tüm süreçlerine yakından şahit oldum. Hatta şahit olmakla kalmayıp albüm çıktıktan sonra tanıtım, medya görsellerinin oluşturulması, lansman konserinin organizasyonunun yapılması gibi birçok konuya da doğrudan müdahil oldum. Albümü o kadar çok beğendim ki tüm bunları tamamen gönüllü bir şekilde keyifle yaptım.
Nemrud’un dördüncü stüdyo albümü olan At The End Of The Day, önde gelen neo-prog gruplarından IQ’nun Dominion isimli son stüdyo albümüyle birlikte dünya genelinde bana göre bu sene yayınlanan en iyi iki progresif rock albümünden biriydi. Yukarıda bahsettiğim tüm bu gelişmeler ülkemizin hiç de iddialı olmadığı bir müzik türü için oldukça mutluluk ve umut verici.
Sözün özü, 2025 benim için dinleyici olmanın yanında sevdiğim müziğe üretim anlamında olmasa da bir şekilde katkıda bulunduğumu hissettiğim ve bu nedenle çok mutlu olduğum bir sene oldu. İyi ki müzik var!

■
Ardından: 2025 dosyası
X: Prog Rock Songs
Prog Rock Songs resmi web sitesi
Prog Rock Songs Instagram


