Mine Gürevin – Tüm Yazıları

  • İmer Demirer: “Trompet benimle birlikte yaşayan bir varlık” 
    Türk cazının en özgün trompet seslerinden İmer Demirer ile çocukluk yıllarından konservatuvara, TRT Caz Orkestrası’ndan Evergreen albümüne, Miles Davis etkisinden “10 Usta 10 Albüm” projesine uzanan uzun bir yolculuğu konuştuk.
  • Anekdotlarla John Coltrane
    John Coltrane’in hikâyesi, içine kapanık çocukluğunun derin sessizliği ile başlar. Bu yazı, notaların değil; kayıpların, arayışın, duanın ve inatla sürdürülmüş bir yolun kronolojisidir. Coltrane’i anlamak için duymaktan çok, sabretmek gerekir.
  • Devrim ve süreklilik arasında: Sonny Stitt
    Bebop kolektif bir devrimdi, fakat tarih bir ismi merkeze yerleştirdi. Sonny Stitt, Bird sonrası dönemde üretimi, disiplini, alto ve tenor’daki kimliğiyle salt bir kıyas figürü değil, sürekliliğin ustası olduğunu kanıtladı.
  • Birlikte düşünmenin müziği: Okuda Müller Hall – ³√ (Cube Root)
    Küp kök anlamına gelen ³√ (Cube Root), üç farklı ülkeden gelen üç müzisyenin ortak bir ses dünyasında buluşmasını anlatıyor. Serbest doğaçlama ile çağdaş oda müziği arasında dolaşan albüm, dikkatli dinleyiciler için giderek derinleşen bir deneyim sunuyor.
  • James Brandon Lewis ile müzik, kimlik ve sonsuz arayış üzerine
    John Coltrane ve Albert Ayler geleneğinin çağdaş temsilcilerinden biri olarak görülen James Brandon Lewis, bugün cazın en özgün seslerinden biri. Ancak o kendisini geçmişin mirasçısı olmaktan çok kendi yolunun haritacısı olarak görüyor. Buffalo’dan Howard Üniversitesi’ne, Molecular Systematic Music teorisinden Mahalia Jackson’a uzanan bu söyleşide Lewis; müziği, kimliği, yaratıcılığı ve hiç bitmeyen arayışını anlatıyor.
  • Geç gelen ilk söz: Sue Cahill – Evanstonia
    Sue Cahill, onlarca yıllık müzikal birikimini ilk lider albümü Evanstonia’da bir araya getiriyor. Klasik müzik, caz ve tango arasında dolaşan bu samimi çalışma, bir kariyer başlangıcından çok, uzun bir yolculuğun ardından gelen kişisel bir anlatı niteliği taşıyor.
  • Veronica Swift ile caz, rock, özgürlük ve sahnenin sınırları üzerine
    Cazın dilini çocuk yaşta öğrenen, rock müziğin ateşini sahneye taşıyan, operadan Broadway’e, vodvilden glam rock’a uzanan cesur bir ses: Veronica Swift. 33. İstanbul Caz Festivali kapsamında 13 Temmuz 2026’da Sultan Park, Swissôtel The Bosphorus’ta sahne alacak sanatçıyla; TransGenre felsefesini, DAME projesini, İstanbul’la kurduğu bağı ve sahnede “kendisi olma” meselesini konuştuk.
  • Yarım kalan bir geleceğin tonu: Clifford Brown
    Hard bop’un en berrak sesi, Clifford Brown, yalnızca erken bir ölümün değil, gerçekleşmemiş bir evrimin hikâyesini de taşır; trompeti, trajediden çok karakterin ve disiplinin izini sürer.
  • Geçmişin ritmi: Stephen McCraven – Heritage
    Archie Shepp’ten Yusef Lateef’e uzanan yarım asırlık bir yolculuk… Davulcu Stephen McCraven, Heritage albümünde Afrika diasporasının ritimlerini, spiritüel cazın ruhunu ve kuşaklar boyunca taşınan bir müzikal hafızayı aynı potada buluşturuyor.
  • İki müzisyen, iki enstrüman ve bir ömürlük zarafet
    Ron Carter ve Yotam Silberstein’ın Duets albümü bir kontrbas ve bir gitarın arasında kurulan sakin sohbetle ilerliyor. Jim Hall’un mirasına selam veren, Russell Malone’u sevgiyle anan bu kayıt, cazın insan hikâyeleri anlatabildiğini hatırlatan yılın en zarif albümlerinden biri. 
  • Corcoran Holt: Gelenek, topluluk ve kendi sesini bulmak üzerine
    Kenny Garrett ile yıllardır aynı sahneyi paylaşan kontrbasçı, besteci ve eğitimci Corcoran Holt; Washington D.C.‘nin güçlü caz mirasından ailesinin John Coltrane’e uzanan hikâyelerine, Freedom of Art albümünden Arizona State University’deki eğitimciliğine kadar uzanan samimi bir sohbetle Dark Blue Notes’un konuğu oldu. Holt’a göre cazın özü teknik mükemmellikte değil; dürüstlükte, toplulukta ve insan hikâyelerinde saklı.
  • Karanlığın içinde bir ışık aramak: Lakecia Benjamin ve We Dream
    Altı Grammy adaylığı bulunan Lakecia Benjamin, 5 Haziran’da Artwork Records etiketiyle yayımlanacak yeni albümü We Dream ile umut, dayanışma ve ortak hayal kurabilme fikrini cazın en yaratıcı isimlerinden oluşan yıldız bir kadroyla buluşturuyor.
  • Sahnenin hafızasını taşıyan bas: Nezih Yeşilnil
    Türkiye caz sahnesinin duayen kontrbasçısı Nezih Yeşilnil, yıllara yayılan müzikal yolculuğunu, ustalarla geçen sahne deneyimlerini ve canlı konser kayıtlarından oluşan ilk caz albümü On The Jazz Stage’i anlatıyor.
  • Newk gidince Harlem biraz daha sessizleşti
    Sonny Rollins’in ölüm haberini duyduğumda içimde tuhaf bir boşluk oluştu. Benim gözümde Rollins, insanın hayatına karakter, yürüyüşüne ritim, yalnızlığına omuzdur. Ve şimdi “Newk” gittiğinde, sanki Harlem’in bir sokağındaki eski bir ışık da söndü biraz.
  • Thrash metalden caz sahnesine: Alex Skolnick ve sınır tanımayan hikâyesi
    Testament’ın efsanevi gitaristi olarak milyonlarca metal dinleyicisinin zihnine kazınan Alex Skolnick, bu röportajda Berkeley yıllarından Joe Satriani öğrenciliğine, thrash metal sahnesindeki aidiyet hissinden New York’ta yeniden öğrenci olmaya kadar uzanan çok samimi bir hikâye anlatıyor. 
  • Özgürlük ve aşk: Miles Davis ve Juliette Gréco
    1949 sonbaharında savaş yaralarını hâlâ taşıyan Paris, Amerikalı genç siyah trompetçiye ilk kez “insan gibi” davranıyordu. Miles Davis, Saint-Germain gecelerinde Juliette Gréco’ya, cazın getirdiği özgürlüğe ve bir daha asla tamamen geri dönemeyeceği bir hayata âşık oldu. 
  • Neşet Ruacan: Cazın içinde yaşamak
    Türkiye cazının en zarif müzisyenlerinden Neşet Ruacan; çocukluk bahçesinde kucağına aldığı ilk gitardan, Nükhet Ruacan’lı yıllara, TRT Orkestrası’ndan Bilgi Üniversitesi’ne uzanan hikâyesini anlatıyor. Onun için caz, dinlemek, sezmek, risk almak ve o anın içinden konuşmak demek.
  • Kendi ritmini arayan bir trombon: Altin Sencalar ve Natural Rhythm
    Meksika halk müziğinden New York caz kulüplerine, hard bop geleneğinden salsa orkestralarına uzanan geniş bir dünyanın içinden gelen Altin Sencalar, yeni albümü Natural Rhythm ile çocukluğunu, aile köklerini, babalığı ve hayatın iç akışını trombonunun içine yerleştiriyor. 
  • Yorgun parmaklardan gelen ışık: Peter Frampton – Carry The Light
    Peter Frampton, yıllar sonra yayımladığı Carry The Light albümünde yaş almayı, hastalıkla mücadeleyi, dede olmayı, eski dostlukları ve gitarın içindeki kırılganlığı anlatıyor. UMe etiketiyle yayımlanan albüm, bir rock yıldızının geçmişine dönmesinden çok, hâlâ ışık taşımaya çalışmasının hikâyesi gibi duyuluyor.
  • Ali Perret ile caz, doğaçlama ve özgürlüğün disiplini üzerine
    Türkiye’de akademik caz eğitiminin öncülerinden Ali Perret, müziğe yalnızca teknik bir alan olarak değil, insanın zihinsel ve ruhsal dönüşümünü şekillendiren bir yaşam pratiği olarak bakıyor. Berklee yıllarından Can Yücel dostluğuna, free jazz’dan elektronik müziğe uzanan bu söyleşide Perret; doğaçlamayı, özgürlüğü, sahneyi ve Türkiye’deki caz ortamını tüm açıklığıyla anlatıyor.
  • Nick Adema – Incandescence: İçten içe yanan kolektif bir ses
    Genç bir topluluğun kurduğu bu ses, bireysel gösterinin ötesine geçiyor. Incandescence, boşlukla, nefesle ve sezgiyle büyüyen, içten içe yanan bir müzik. 
  • Johnny Griffin & Thomas Clausen’s Trio – Live in Helsingborg 1990 (2026)
    1990’da bir gece, sahnede kurulan o kırılgan ama güçlü denge, yıllar sonra hâlâ nefes alıyor: Johnny Griffin’in patlamaya hazır sesi ile Thomas Clausen üçlüsünün akışkan diyaloğu, Live in Helsingborg 1990’ı geçmişin kaydı olmaktan çıkarıp, anın içinde yeniden kurulan bir caz düşüncesine dönüştürüyor.
  • Ritim konuşmaya başladığında: Ediz Hafızoğlu ile Jazz Meets Rap üzerine
    35. Akbank Caz Festivali’nde doğan, Akbank Sanat sahnesinde büyüyen bir fikir… Ediz Hafızoğlu’nun Jazz Meets Rap projesi, cazın doğaçlamacı dili ile rap’in keskin sözünü aynı groove içinde buluşturuyor. Nazdrave köklerinden beslenen bu yapı, bir füzyondan çok, birlikte düşünmeyi öğrenmiş bir müzik hâli.
  • Yükselenler: Introducing Alejandro Latinez
    Alejandro Latinez, debut albümünde büyük laflar etmeden ama dili iyi bildiğini hissettirerek cazın içine yerleşiyor. 
  • Nat Reeves – Now in time (2026)
    Nat Reeves’in Now In Time albümü, hard bop geleneğinin köklerinden beslenirken, güçlü bir kadronun işbirliğiyle bugünün cazına sakin ama derinlikli bir ifade alanı açıyor. 
  • Mal Waldron ve Steve Lacy – Live at Yoshi’s 1994
    Mal Waldron ve Steve Lacy, 1994 yazında Yoshi’s sahnesinde Thelonious Monk, Duke Ellington ve Billy Strayhorn repertuvarı üzerinden geçmişi yeniden kuruyor. Otuz yıl sonra yayımlanan bu kayıt, iki ustanın müziği bir diyalogdan öte, düşünsel bir karşılaşmaya dönüştürdüğü nadir anlardan biri. 
  • Hard bop’tan modernizme: Joe Henderson ve Blue Note Records yılları
    Joe Henderson’ın 1960’larda Blue Note için yaptığı kayıtlar, cazın hard bop’ın analitik doğaçlama dili ve güçlü besteciliğiyle bu dönüşümün merkezinde durduğunu gösterir. 
  • Oscar Peterson Trio – At Baker’s Keyboard Lounge The Complete Recordings (2026)
    1960’ta çalınan, 2026’da duyulan bir gece… Verve Records etiketiyle yayımlanan At Baker’s Keyboard Lounge, caz tarihinin içinde unutulmuş bir anı bugüne taşıyor. Üç müzisyenin tek bir kalp gibi attığı o nadir anlardan birini, olduğu gibi, bütün sıcaklığıyla yeniden kuruyor.
  • Bir kolektifin iç sesi: Black Nile ve Indigo Garden
    Black Nile’in Indigo Garden albümü, çağdaş cazın teknik gösterişten uzaklaşıp birlikte düşünme hâline dönüştüğü bir manifesto niteliğinde. Bu müzik, birbirine yer açan, birbirini dinleyen bir kolektifin sesi. 2026’nın en içe dönük, en derin işlerinden biri, gürültü yapmadan büyüyor.
  • Ayşegül Yeşilnil ile yeniden doğuş üzerine: Sahne, doğaçlama ve yeniden duymak
    Ayşegül Yeşilnil’in hikâyesi sadece ürettiklerinde değil, kaybettiğini sandığı duyuyu nasıl geri çağırdığında gizli. Müzisyenin 39 yıldır süregelen müzik serüvenini, sahnenin o tarif edilmez büyüsünü, işitme kaybıyla sınanan bir hayatı ve sanatı yeniden doğuşa çeviren iradesi üzerine konuştuk.
  • Özgür Can Öney – All Killer
    25 yıllık sahne deneyiminin ardından Özgür Can Öney, solo kariyerinde ilk kez kendi dünyasını baştan kuruyor. 10 Nisan’da dinleyiciyle buluşacak “All Killer”, doğu ile batı arasında sıkışmış bir coğrafyanın hikâyesini aşan, o gerilimi dönüştüren bir zihnin albümü.
  • Avrupa’da çözülen müzik: Billy Mohler – Live in Europe
    Bir konser kaydı gibi açılıyor ama kısa sürede bambaşka bir şeye dönüşüyor: Live in Europe, Billy Mohler’ın bestelerini sahnede yeniden düşünmeye bıraktığı, parçaların çözülüp yeniden kurulduğu ve müziğin kontrolsüz ama dağılmadan akabildiği nadir anların kaydı. 
  • Creed Taylor ve CTI Records: Cazın parlak stüdyo çağı
    Cazın ticari potansiyelini genişleten, prodüksiyonunun estetik anlayışını değiştiren CTI Records ve onun kurucusu efsanevi prodüktör Creed Taylor.
  • Sesin kırıldığı an: Freddie Hubbard
    1960’lardan 90’lara uzanan bir yükseliş, bir dudak yaralanmasıyla başka bir hikâyeye dönüşür. Freddie Hubbard’ın embouchure kaybı, cazın en güçlü seslerinden birinin sınırla karşılaşma anıdır. 
  • Zamanın unuttuğunu müzik hatırlar: Yuri Honing – White House
    1997’den bugüne uzanan bu kayıt, zamanı askıya almış bir sesin geri dönüşü. Yuri Honing’in White House’u, geçmişin içinden bugüne sızan, şehrin ritmini ve hafızanın derinliğini taşıyan bir hatırlama hâli. 
  • Köklerin derinliği: Javier Nero – Alkebulan
    Modern big band estetiğini kültürel hafıza ve kimlik arayışıyla buluşturan Alkebulan, 2026’nın en güçlü büyük orkestra caz kayıtlarından biri olarak öne çıkıyor.
  • Doğaçlamanın içinde bir karşılaşma alanı: Recep Ordu ve Jen Sessions
    Recep Ordu’nun hikâyesi, dinleyerek, izleyerek, düşe kalka öğrenerek kendi yolunu açan birinin hikâyesi. Jen Sessions ise bu yolun sahnedeki karşılığı gibi duruyor. Prova edilmeden kurulan, risk alan, farklı insanları ve farklı sesleri bir araya getiren canlı bir buluşma alanı.
  • Yükselenler: Stella Gustin Sings
    İsveçli vokalist Stella Gustin, ilk albümü Stella Gustin Sings ile cazın en tanıdık şarkılarını yeniden söylemekten çok, onları yeniden hissetmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor.
  • Following The White Rabbit: Çağrı Sertel ve içsel bir yolculuk manifestosu
    Following The White Rabbit, ait olmanın değil arayışta kalmanın müziği. Çağrı Sertel, minimalist piyanosuyla dinleyiciyi köksüzlük, merak ve dönüşüm arasında dolaşan sezgisel bir iç yolculuğa davet ediyor. 
  • Zamanın içinde saklanan şarkılar: Ayşegül Yeşilnil
    Ayşegül Yeşilnil’in 1995’de kaydedilen ve türlü nedenlerle dinleyisine ulaşamayan albümü Rüzgâra Şarkılar Söyle, dijital dünyanın içinde yeniden doğuyor, nefes alıyor.
  • Yürüyüş mesafesinde bir dünya: Peter Somuah – Walking Distance (2026)
    Peter Somuah, ACT etiketli yeni albümü Walking Distance ile cazın dilini Accra’dan Rotterdam’a uzanan bir hat üzerinde yeniden kuruyor. Highlife ritimleri, modern caz armonileri ve sokakların gündelik hareketi bu albümde aynı yürüyüşün parçalarına dönüşüyor.
  • Yusef Lateef’e uzanan bir selam: Kirk Knuffke – Brother (2026)
    13 Mart 2026’da SteepleChase Records etiketiyle yayımlanan yeni Kirk Knuffke albümü Brother, Yusef Lateef besteleri üzerinden cazın hafızasına dokunan zarif bir trio kaydı.
  • James Fernando – Philly 3 (2026)
    Philadelphia’nın ağır caz mirasını sırtlanmadan, onunla birlikte yürüyen bir trio kaydı. Philly 3, James Fernando’nun sakin ama iddialı liderliğinde, geleneği güncelleyerek piyano trio formuna yeni bir nefes kazandırıyor.
  • Cenk Akkaya ve mutfağın ritmi: Davuldan Elma’ya uzanan hikâyesi
    Beyaz yakalı bir hayatın ardından mutfağa yönelen Cenk Akkaya, Britanya Kolombiyası’na uzanan yolculuğunda ritmini kaybetmemiş. Penticton’daki mutfağında bugün hem Anadolu’nun hafızasını hem de müziğin disiplinini taşıyor.
  • Tivoli’nin ışığında: Duke Ellington’ın 1964 Avrupa nabzı
    Duke Ellington: Copenhagen 1964, arşiv meraklıları için bir koleksiyon parçası olmanın ötesinde, 1960’ların ortasında büyük orkestra cazının nasıl evrildiğini gösteren canlı bir belge. Burada geçmiş, gelecek ve an aynı anda duyuluyor.
  • İki şehir arasında bir ses: Cemre Necefbaş
    İstanbul’da başlayan bir merak, New York’un jam session gecelerine uzanıyor. Cemre Necefbaş için caz yalnızca bir müzik değil; ustalardan öğrenilen, şehirler arasında büyüyen ve her sahnede yeniden kurulan bir dil.
  • Chick Corea – Forever Yours: The Final Performance
    Forever Yours: The Final Performance albümünü Chick Corea diskografisinde bulunan epilog ya da özet kayıt gibi algılamamak gerekiyor. Daha çok bir fısıltı gibi. Ve o fısıltı, şaşırtıcı biçimde çok güçlü.
  • Bir hikâyenin içinden geçmek: Fulya Akça
    Çocukluktan beri hayatının doğal bir parçası olan ses, zamanla sahneye, besteye ve cazın özgür alanına dönüşüyor. Fulya Akça ile şarkı yazarken beslendiği duyguları, sahne heyecanını ve cazın onun için neden bir aşk ve sığınak olduğunu konuştuk. İçtenlik, onun müziğinin merkezinde duruyor.
  • Zamanın Taksimi: KAM ve Işığın Peşindeki Yolculuk
    Anadolu ezgilerini caz-rock estetiğiyle buluşturan İstanbul merkezli KAM grubunun kurucusu Can Ömer Uygan ve Mine Gürevin, grubun oluşumunu, gelişimini ve bugününü konuştular.
  • Dave Holland, Norma Winstone, Kenny Wheeler – Vital Spark (Music of Kenny Wheeler) (2026)
    Kenny Wheeler’ın besteleri, Dave Holland’ın derin omurgası ve Norma Winstone’un şiirsel sesiyle yeniden hayat buluyor.
  • Youn Sun Nah – Lost Pieces (2026)
    Youn Sun Nah’ın Lost Pieces albümü, dramatik zirveler yerine asılı kalan gerilimleri, gösterişli vokal çıkışlar yerine kontrollü kırılganlığı seçiyor.
  • Karanlığın Mimarisi: Sigurd Wongraven
    Black metal’in kontrollü sertliğiyle Nebbiolo’nun sabrı arasında beklenmedik bir paralellik var. Sigurd Wongraven için ikisi de yapı, denge ve zamana dair. 
  • Chet ile Konuşmalar 12: Diane Vavra
    Chet Baker: ” İnsanlar sana baktığında bir simge görüyordu. Diane Vavra ise, ışığın altında kalan gölgeyi fark etti.
  • Deface the Currency: Post-Punk ile Caz arasında bir çatışma alanı
    The Messthetics ve James Brandon Lewis, Deface the Currency ile post-punk’ın kaslı ritmik ısrarını, çağdaş cazın özgür nefesi ile birleştiriyor.
  • Zamanı şişeleyen adam: Sting ve Il Palagio
    Sting ve Il Palagio: Bu bir ünlü şarapçılığı hikâyesi değil. Bu, saniyelerle yaşayan bir adamın yıllarla düşünmeyi öğrenmesinin kaydı.
  • Takvime sığmayan bir albüm: 10. Yıl A
    10. Yıl A, bir yıldönümünü işaretlemekten çok, sahnede geçen yılların bıraktığı izi kayda alan bir durak. Ediz Hafızoğlu liderliğindeki Nazdrave, zamanı albüm formunda düşünmeye devam ediyor. 
  • Mal Waldron – Free At Last (ECM 1969)
    ECM Records’un ilk nefesi. 1969’da sessizlik, sadelik ve içsel özgürlük; Free at Last modern cazın yönünü değiştirdi. Waldron, Avrupa’da sadece yeniden çalmadı, yeniden var oldu. 
  • ÜÇ: Aynı masada kurulan bir dil
    Volkan Öktem, Alp Ersönmez ve Çağrı Sertel, 23 Ocak’ta yayımlanan albümleri ÜÇ üzerine Mine Gürevin ile konuştular.
  • Otuz üç yaşında zamanı tutan adam: Paul Chambers
    Rock müzikteki ‘27’ler Kulübü’ ne kadar gürültülüyse, cazın ‘33’ler kulübü’ o kadar sessizdir. Paul Chambers, gürültüsüz bir trajedinin içinden geçerek zamanı notalarla çizen o adamlardan biriydi. 
  • İlhan Erşahin İstanbul Sessions: Mahalle (2026)
    İstanbul’u bir şarkı değil, bir ritim ve topografi olarak okuyan İlhan Erşahin ve İstanbul Sessions, yeni albüm “Mahalle” ile kenti melodiden çıkarıp akustiğe, tarihten şimdiye taşıyor.
  • Saksofonla okunan dua: A Love Supreme
    John Coltrane Quartet ve A Love Supreme: Kabul, karar, arayış ve mezmur. Kusursuz ve kutsal bir müzik duası. Spiritüel cazın doruğu.
  • Melodi ve hatıranın kesiştiği yer: Kağan Yıldız – Melodies & Memories (2026)
    Bir kontrbas, bir akordeon, bir aile hikâyesi… Yeni Kağan Yıldız albümü Melodies & Memories, müzisyenin köklerini modern cazla yeniden anlatıyor. 
  • James Hetfield ve Reclaimed Rust evreni
    Sahne ışıkları söndüğünde James Hetfield için müzik bitmez; biçim değiştirir. Garajın loşluğunda gitar susar, çelik konuşur. Reclaimed Rust, kırıkların, kayıpların ve yeniden ayağa kalkmanın metalden yazılmış bir hayat defteridir. 
  • Göğsünden kulağımıza: Charles Bukowski ve Bluebird
    Charles Bukowski’nin kalbinde kilitli tuttuğu mavi kuş, şiirden müziğe, oradan da tenimize sızıyor. Bu yazı, edebiyatın küfrüyle arzunun ritmi arasında dolaşan bir itiraf. 
  • Chris Rea: Cehenneme giden yolda eve dönmeyi öğrenen adam
    Besteci, söz yazarı ve gitarist Chris Rea 74 yaşında hayata gözlerini yumdu. Mine Gürevin, sanatçının bir insan olarak portresini yazdı: “Chris Rea bu dünyadan ayrılırken dahi insan kaldı. Belki de onu bu kadar kalıcı yapan şey tam olarak buydu.”
  • Bir beden, bir ses, bir veda: Brigitte Bardot
    Fransız sinemasının efsanevi oyuncusu, şarkıcı, manken, hayvan hakları savunucusu Brigitte Bardot, 91 yaşında hayatını kaybetti: “Brigitte Bardot, benim için ise, bir melodinin ortasında aniden beliren bir yüz gibi kaldı. Müzik bittiğinde bile kaybolmayan bir yüz.”
  • Teyp Kayıtları
    Dark Blue Notes yılı uğurluyor. Mine Gürevin, 2025’de müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı. “2025’te olan şuydu. Caz gençleşti, rock yaş aldı. Şimdi, iki tarafın ortasında, deri koltuğuma oturdum. Elimde şarap kadehim, caz karşımda, rock sağımda…”
  • Birlikte çalmanın sesi: Sibel Köse ve In Good Company
    Yeni Sibel Köse albümü In Good Company albümü, caz standartlarını bugünün diliyle yeniden kurarken, birlikte çalmanın güvenini, açıklığını ve coşkusunu merkeze alan kolektif bir anlatı sunuyor.
  • Adi Oasis: In Silver Lining (2025)
    Hayat bazen çok gürültülü olabilir ama insan kendi sesini tanıdığı anda, o gürültünün içindeki küçük aydınlıkları fark etmeye başlar. Yeni Adi Oasis albümü In Silver Lining, tam olarak bu fark ediş hâli.
  • Ella Fitzgerald Songbooks Kahramanları: George & Ira Gershwin
    Mine Gürevin, Ella Fitzgerald ve Norman Granz işbirliği ile kaydedilen Songbooks serisini yazmaya George & Ira Gershwin ile devam ediyor.
  • Gür bir çığlığın hikayesi: David Coverdale
    Rock müziğin en iyi vokalistlerinden David Coverdale, birkaç gün önce emeklilik kararını duyurdu. Mine Gürevin, müzisyenin portresini yazdı.
  • Jack DeJohnette: Zaman Şifacısı
    Jack DeJohnette hâlâ çalıyor ve biz, hâlâ onu dinliyoruz: “Burada önemli olan notalar değil, notalar arasındaki sessizliktir.”
  • Adderley Kardeşler: Birlikte çalmanın ahlakı ve cazın vicdanı
    Caz tarihinin en içten, en insani hikâyelerinden biridir Nat ve Cannonball Adderley kardeşlerin öyküsü. Florida’nın sıcak havasından New York’un caz kulüplerine uzanan iki kardeşin serüveni…
  • Levon Bağış: Şarap, müzik ve hayatın lezzeti
    Yazar, tat arkeologu ya da kendi ifadesiyle şarapçı bir obur! Mine Gürevin, degüstasyon serisinin bu bölümünde bizden biri ile söyleşti: Levon Bağış.
  • Led Zeppelin ve kayıp 200 bin dolar: Drake Otel soygunu
    Led Zeppelin tarihinden esrarengiz bir sayfa: 1973 Madison Square Garden konseri, Drake Otel soygunu ve çalınan 200 bin dolar.
  • Al Bano Carrisi: Üzüm bağlarından doğan şarkılar
    Bir yanda Romina Power’la söylenen Felicità, bir yanda Ylenia’nın kayboluşuyla derinleşen hüzün… Al Bano Carrisi’nin şarapları, aşkın, kaybın ve köklerine bağlılığın sıvı hafızası gibi. Al Bano Carrisi’yi çoğumuz İtalyan sahnesinin güçlü sesi, Romina Power ile söylediği şarkılar ve melodik romantizmiyle tanırız. Oysa onun hikâyesi yalnızca müzikle sınırlı değil. Çocukluğundan itibaren iç içe olduğu Puglia toprakları, babasının çiftçi elleriyle yoğrulmuş gelenekler ve köy yaşamı, hayatında ona ikinci bir sahne açtı: bağcılık ve şarap üretimi. Albano Carrisi, 20 Mayıs 1943’te Güney İtalya’nın Apulia bölgesindeki Cellino San Marco kasabasında dünyaya geldi. II. Dünya Savaşı yıllarıydı; yoksulluk, açlık, kıtlık ve belirsizlik dolu günler. Bu
  • Chet ile Konuşmalar 11: Elvis Costello Günlükleri
    Mine Gürevin, kadim dostu Chet Baker ile yeni sohbetinde, sanatçının Elvis Costello ile ‘Almost Blue’ ilişkisini anlatıyor.
  • Jon Bon Jovi: Rosé bir düş öyküsü
    Jon Bon Jovi: New Jersey’nin kasvetli sokaklarından çıkan genç bir hayalin, arenaları dolduran rock marşlarına ve Fransa bağlarının pembe şarabına dönüşmesinin hikâyesi.
  • Robert Redford: Yağmur Damlalarından Ragtime’a
    Robert Redford 89 yaşında hayata veda etti. Mine Gürevin, efsane sanatçının filmlerini ve hafızalara kazınan müzikleri derledi.
  • Les Claypool ve Mor Filin Gövdesinde Şarap Yolculuğu
    Müzisyenlerin bağcılık ve şarap üretimi uğraşlarını konu alan yazı dizisinin dördüncü bölümünün konuğu, Primus basçısı Les Claypool.
  • Romina Power ve Al Bano: Kaybolan bir Şarkının İzinde
    Romina Power ve Al Bano, aşklarıyla milyonları büyülediler, Eurovision sahnesinde birlikte şarkı söylediler, dört çocuk yetiştirdiler. Ama hayat, onlara yalnızca şarkılarla değil, derin bir acıyla da dokundu.
  • Geoff Tate: Metal Sahnesinden Bağlara
    Müzisyenlerin bağcılık ve şarap üretimi uğraşlarını konu alan yazı dizisinin üçüncü bölümünün konuğu, Queensrÿche grubunun vokalisti Geoff Tate.
  • Scott LaFaro ve Bill Evans’ın Son Gecesi
    Bill Evans, Scott LaFaro ve Paul Motian yalnızca cazı değil, dostluğun ve kırılganlığın sesini, küçük bir sahnesi olan Village Vanguard kulübünde bir pazar gecesi kayda geçirdiler. O gecenin büyüsü sonsuza dek kaldı. On gün sonra ise hayatları, geri dönülmez bir eksilmeyle tamamen değişti.  25 Haziran 1961 günü Village Vanguard’ın dar merdivenlerinden aşağıya inildiğinde insanı sarmalayan bir his vardı. Cazın kalbi burada atıyordu. Mekân küçük ama büyüsü büyüktü. Kırmızı kadife perdeler, köşelerdeki gölgeler, barın üzerindeki cam bardaklardan yansıyan loş ışıklar… Dinleyici kulübün içinde, müzisyenlerin nefesine bir adım mesafedeydi. Böyle bir yerde müzik, salt sahneden değil, masaların arasından da yayılıyordu. Bill Evans Trio sahneye çıktığında,
  • Dave Mustaine ve Şişedeki Riff
    Müzisyenlerin bağcılık ve şarap üretimi uğraşlarını konu alan yazı dizisinin ikinci bölümünün konuğu thrash metal devi Megadeth’in esas adamı Dave Mustaine.
  • Maynard James Keenan: Çölde Şarap Yapan Rock Tanrısı
    Tool, A Perfect Circle ve Puscifer gruplarının şarkıcısı, şarkı sözü yazarı Maynard James Keenan ve şarap tutkusu.
  • Led Zeppelin ve Ağır Abi Peter Grant
    Peter Grant efsanesi, gücün nasıl kullanılacağına dair bir ders gibi… Zorbalıkla değil, sadakatle. Kurnazlıkla değil, sezgiyle. Dev gibi bir kalbin, dev gibi bir adamı. 
  • Anekdotlarla Miles Davis
    Mine Gürevin, farklı dönemlerinden anekdotlarla Miles Davis portresi çiziyor, sanatçının keskin zekasının sadece müzikle sınırlı olmadığının ipuçlarını veriyor.
  • Art Pepper ve Patricia’ya Mektup
    West Coast Jazz akımının en kırılgan seslerinden, alto saksofoncu Art Pepper ve hasretini çektiği kızına mektubu: Patricia.
  • Charles Mingus: Yalnızlıktan Doğan Öfke
    Charles Mingus: Kontrbasının tellerine yalnızlığını saran, öfkesini notalara döken, kadınlara şiir yazan, çocuklara bağıran, kendine ağlayan, ama en çok da seven bir adamdı. Bir devdi. Kırılgan bir dev…
  • Ozzy Osbourne: “Mama, I’m Coming Home”
    Rock tarihinin en önemli vokalistlerinden, heavy metal’in babası Ozzy Osbourne ve sansasyonlarda dolu dehşetengiz yaşamı. Ölümünün ardından Mine Gürevin yazdı.
  • Bir Şairin Adası: Leonard Cohen ve Hydra Günleri
    Bir Şairin Adası: Leonard Cohen, Marianne ve Hydra Günleri. Mine Gürevin, büyük ozanın müzisyenliği nasıl keşfettiğini ve ilham kaynaklarını yazdı.
  • Bir kuşağın yankısı Britpop: Suede ve 90’lar İngilteresi
    Mine Gürevin, 1990’larda İngiltere’de çıkan Britpop akımını ve onun nevi şahsına münhasır grubunu yazdı: Suede.
  • İrlanda: Yeşilin ve Gürültünün Ezgisi
    İrlanda: Müziğin kadim ruhu ve rock’un asi yankısı. Bir coğrafya değil, bir bilinç hali. Her nota bir başkaldırı, her ezgi bir kimlik beyanı.
  • Eric Dolphy ve kısa ama sonsuz müziği
    Planlı ama içgüdüsel, düşünülmüş ama ruhla savrulmuş. Eric Dolphy böyle bir müzisyendi. O, cazın sesi değil, ruhuydu. Ne anlattığını duyabilmek için de kulak değil, yürek gerekiyordu.
  • Veronica Swift: Sahnenin Kızı
    Veronica Swift, cazın kadim ruhunu, Led Zeppelin’den Puccini’ye, Broadway’den Harlem gecelerine taşıyan bir vokalist. Gerçeklik, mizah, hüzün, direniş, merhamet; hepsi bir arada.
  • Ohannes Kemer: Nefesle Tellere Dokunan Adam
    Mine Gürevin, Anadolu Rock akımının doğuşunda yer almış, Kurtalan Ekspres üyesi olarak Barış Manço ile de çalışmış usta müzisyeni yazdı: Ohannes Kemer.
  • Iron Maiden, Eddie ve görsel bir metal destanı
    Iron Maiden, Eddie the Head ve görsel bir metal destanı. Derek Riggs, Mark Wilkinson ve Melvyn Grant. Değişen tasarımcılarla birlikte grubun albüm kapaklarındaki değişimin öyküsü.
  • Etta James ve ardından kopan fırtına
    Etta James ve mirası. Mine Gürevin konuyu eşeleyip soruyor: “Bir sanatçının gerçek mirası nedir? Serveti mi, sesi mi, yoksa yaşadığı hayat mı?”
  • Agharta: Miles Davis’in Elektrikli Kehaneti
    Bir tanığın ağzından, tüm içtenliğiyle Agharta: Miles Davis’in Elektrikli Kehaneti. Bu Ne Cazdı, Ne Funk… Bu Bir Distopyaydı!
  • Dünyayı Dinleyen Adam: Sebastião Salgado ve Sessiz Müziği
    Dünyanın acısını, umudunu ve ritmini siyah-beyaz karelerle anlattı. Sebastião Salgado, sessiz melodilerin bestecisi olarak aramızdan ayrıldı.
Exit mobile version