2025’i başka türlü uğurlayalım istedik, müziği hayatının merkezine koyanlara, müzisyenlere, yazarlara, organizatörlere, işletmecilere, dinleyicilere, söyleyeceklerinin muteber olacağına inandığımız kişilere başvurduk; bitmek üzere olan yıldan kendilerine kalanı, kendilerinden başkalarına kalanları, 2025’i müzikal açıdan nasıl geçirdiklerini yazmalarını rica ettik. Sinema ve müzik yazarı Enes Kudu, 2025’te müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.
■
Bir yılı geride bırakmak… Söylemesi kolay, yükü ağır bir cümle. Yeni bir yıl için geriye doğru sayarken zamanla, insanlarla, doğayla, canlılarla kurduğu ilişkiyi bir kez daha düşünmek istiyor insan. Barış Bıçakçı, Seyrek Yağmur kitabının bir yerinde “Günler damlıyor ama aynı kaba değil” der. Günler birbirine çok benziyor ama yine de farklı bir tat bırakıyor yaşamlarımızda . Tam da böyle. Zaman, herkes için başka akıyor. Her eylemin içinde başka boyut taşıyor. Bazen sonsuzmuş gibi onu avucumuzda tutabileceğimizi hissediyoruz bazen de elimizden kayıp gidiyor. İnsan, bazen de tüm bağlardan, ilişkilenme biçimlerinden kurtulmak için ya da kendi konforunu koruyabilmek için istemsiz bir şekilde zamana karşı onu yok sayan bir refleks gösteriyor.
Bir sürüklenme halinde yaşamla uyumlanmak
Zaman, insana birçok şey yapıyor. İnsanlar katılıyor yaşamına, insanlar çıkıyor yaşamından, nesnelerle kurduğumuz ilişkilerin boyutları değişiyor, yaşama dahil olma biçimlerimiz şekil değişiyor… Zaman çizgisi üzerinde ilerlerken her gün bir şeylerle yeniden uyumlanmanın biçimi değişiyor. Bu değişim ve dönüşüm bizi de her an tetikte yapıyor. Her an her yerde çalışıyor ama hiçbir yerde olamıyormuşuz gibi. Bazı yıllar geriye dönüp baktığında tek bir duygu gelir yapışır üzerimize. 2025 yılına geriye dönüp baktığımda benden algımın, ilgimin ve bir şeyler temiz ilişki kurma ihtimalimin elimden alındığını düşünüyorum. Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla başlayan protestoları takip eden boykotlar birçok organizasyon firmasının ve sponsorların görünürde olmayan bilinen gerçeklerini ortaya çıkardı. O günden sonra varlığımızı savunma konusunda gösterdiğimiz mücadele, kendimizi rahatlatabileceğimiz yaşamla başka zeminde kurduğumuz ya da kurmaya çalıştığımız alanlara da yayıldı.
Yaşama dahil olmak, zamanın ve mekanın içinden geçerken en büyük mücadelimiz oldu. Tüm bu mücadele için insan bazı anlara kendini mıhlar. O anlardan kendine bir yaşama gücü devşirir. Bir sürüklenme halinde yaşamla uyumlanır. Bu sürüklenme halinin en dokunulmaz ve özel olanı müziktir. Bir şarkı farklı farklı insanları bambaşka biçimlerde etkiler. Belki de tam bu yüzden müziğin hayatlarımızda ve zamanın üzerinde bıraktığı hatırlama noktaları önem kazanır. Bu yıl gittiğim konserleri hatırlamak için anılarımdan, takvimden, sosyal medya paylaşımlarımdan ve yaptığım röportajlardan yardım aldım. Birçok şeyi atlamış olabilecek olmanın verdiği endişeyi kenara bırakarak yazmam gerekiyor.
Yaşam çizgime bir hatıra durağı eklemek
Elektronik müzik çok seviyorum, dolayısıyla bu alanda fazlaca şey takip etmeye çalıştım. Nina Kraviz, Deborah De Luca, Satori, The Chemical Brothers, Richie Hawtin, Anetha, ¥øu$uk€ ¥uk1mat$u, Hozho, Purple Disco Machine, Bakermat, Maribou State,Marcel Detmann gibi isimlerin konserlerine gittim. Röporaj yaparak yolumun kesiştiği isimlerle ve müzikleriyle tanışmak benim için bu yıl çok keyif vericiydi. Bunlar arasında; Masego, Youngr, ORBI, Selin Geçit, Melis Karaduman, Cem Çatık, Leyan Senay, Öner Karaçuha, Kartal Karagedik, Soft Analog, Jasper Høiby, Elif Sanchez, Christina Wood gibi isimler var. Benim için yılın konseri Fontaines D.C.’nin Küçükçiftlik Park’ta verdiği konser oldu. Yine aynı mekanda gerçekleşen ve maalesef kaçırdığıma üzüldüğüm Gojira konseri hala aklımın bir köşesinde minik bir pişmanlık hissiyle duruyor. Bunların yanında gittiğim ve beni şaşırtıcı derecede etkileyen iki isim oldu. Aleyna Tilki ve Mert Demir konserleri senenin sürprizlerinden oldu. Seyyah’ın Blind sahnesinde verdiği konseri de oldukça sevdiğimi söylemeliyim. Kings of Convenience, ANOHNI & Johnsons, French 79, Air, Hermanos Gutiérrez, Max Ritcher, Aurora, Parcels, L’Impératrice, Khruangbin, Gautier Capuçon & Alexandre Kantorow, Luvcat, Empire Of The Sun, Sigrid, Marissa Nadler konserleri de yaşam çizgime bir hatıra durağı olarak eklendi.
Zaman, bir şeyleri elimizden alırken başka şeyleri de hayatımıza eklemenin bir yolunu buluyor. Bize geriye kalan yaşamlarımıza eklenenlere, günün sonunda bize kalanlara sahip çıkmak ve onları tekrar tekrar hatırlamanın bir yolunu bulmak. Bir hatırlama durağı olarak Dark Blue Notes’un Ardından sayfasında yer almak büyük keyifti.
Müzik bizimle olsun…

■
Ardından: 2025 dosyası
Enes Kudu Instagram
Zamanlama Gerektiren Filmler


