Güç Başar Gülle – Synthetic Vision (2023 Bubinga Records)

İyi bir albümün dikkatli dinleyicisine vereceği en büyük tat, herşeyden önce, sunduğu müziğin kusursuz yapısından kaynaklanan -neredeyse- mimari hazdır.

Bu kusursuzluk hali, teorik bir durum olmanın ötesinde, tersine, işitilen seslerin yerli yerindeliğinden kaynaklanır. Hatta kusurların bile doğruluğundan şüphe etmezsiniz; onlar da olması gereken zamanda, akıştaki yerlerini almıştır. Müzik kusurlu yaşam(larımız)ın yansıması ise, ancak, içinde barındırdığı kusurlar onu kusursuz yapar.

Besteci, müzisyen, eğitimci Güç Başar Gülle‘nin yeni albümü Synthetic Vision, 29 dakikalık kusurlu bir kusursuzluk sunuyor.

MIAM stüdyolarında kaydedilen ve Bubinga Records etiketiyle müzik platformlarındaki yerini alan albümde gitarda Gülle’ye, saksofonda Batu Şallıel, piyanoda Jef Giansily, kontrbasta Apostolos Sideris ve davulda Cem Aksel gibi bulundukları ortama müzikal kişiliklerini yansıtma becerisini gösteren müzisyenler eşlik ediyor.

Gerek basın bülteninde gerekse Enes Kudu‘ya verdiği röportajda, Gülle, albümün yaratım sürecini ve hareket noktalarını detaylı olarak aktarıyor. ‘Müzikle ve hayatla kurduğu bağımlı yapısını’ dönüştürme çabasının ilk ürünü 2019’da yayınladığı Reverse Perspective iken, Synthetic Vision ‘belirsizliği ve bilinmezliği yaşamın tartışılmaz parçası’ olarak görmeye başlayan bir müzisyenin olgunluk eseri.

Hakikat ve bilgi arasındaki gerçeklik algısının tümden bozulduğu bu çağda, Gülle’nin ‘olanı olduğu gibi görme’ haline yaklaşma çabası, felsefi görüsünü modern caz diliyle dinleyicisine aktarmaya yöneltmiş. Doğaçlamanın belirsizlik ve bilinemezlik içerdiği düşünüldüğünde başka türlüsü de beklenemezdi.

Bu sorunsaldan hareketle ortaya 4 beste çıkmış. Aşkınlık haline erişen kişi Beyonder (Ârif), Vertical Causality (Dikey Nedensellik) aracıyla kazandığı Synthetic Vision (Bütünsel Görü) ile yaşamı olduğu hâliyle, Thing in Itself (Kendinde Şey) olarak görmeye başlar.

Her ne kadar mırıldanılabilmeleri kolay olmasa da bestelerin melodi cümleleri, kulağa, şarkı kalitesinde hoş geliyor. Parçalar, tüm çalgıların öne çıkmasına ve solo almasına izin verecek şekilde düzenlenmiş; öyle ki bir an Sideris’in ya da Şallıel’in albümünü dinlediğinizi düşünebilirsiniz. Beşli, ensemble bölümlerde, kusursuz bir uyum içinde ve oldukça kıvamlı çalıyor. Tüm solistler, belli ki, akılcı ve dinamik düzenlemelerin kendilerine sağladığı olanaklardan hatta belirsizliklerden hoşnutlar, hayal güçlerinin sınırlarını zorluyorlar, çevik ve akıcı sololar sergiliyorlar; verili armonik yapıdan ayrıldıklarını sandığınız anda dahi sarfedilen cümleler kararsızlık yaratmıyor, bütüne katılıyor, ‘o’nu tamamlıyor. Bu durum Şallıel’in sololarında çok belirgin; bireysel özgürlük ortaklaşa üretimin ruhunu zedelemeden sergileniyor.

Bu arada, Thing in Itself’deki solosunu dinledikten sonra Cem Aksel’in melodik ustalığını alkışlamamak elde değil.

Akla gelebilecek soruyu derhal cevaplayayım; alışılageldik albümlere göre kısa sayılabilecek yirmi dokuz dakika, Gülle’nin amaçladığına erişmesine yetiyor. Fazlası ifrat olur muymuş bilmem ama dinlemeyi müzikal bir doygunluk hissi ile bitireceğinize eminim. İlla ki bir kusur bulacaksam, albüme adını veren parçanın fade out ile bitmemesini tercih ederdim.

Yaşamsal olgunluğunu ve görüsünü müziğine ne denli yansıtabildiği kişinin algısına göre değişebilir ancak Gülle’nin sanatsal/müzikal olgunluk düzeyine yaklaştığı da bir o kadar tartışılmaz.

Dünyanın neresinde sahne alırsa alsın, Synthetic Vision, ciddi caz dinleyicilerini mutlu edecek bir albüm.

Son cümlem Güç Başar Gülle’ye bir sipariş olsun. Reverse Perspective’de yaptığınız şekilde albümü bir kez de aynı tertiple canlı kaydetmeye ne dersiniz?

Turgay Yalçın

Yayın Yönetmeni, Kurucu Ortak, Yazar, Radyo Programcısı.

Turgay Yalçın 'in 167 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Turgay Yalçın ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir