Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    PORTRE

    Etta James ve ardından kopan fırtına

    Mine GürevinBy Mine Gürevin3 Haziran, 2025

    Bazen bir ses, sadece şarkı söylemez. Aynı zamanda bir neslin acısını, bir kadının kırılganlığını, bir aşkın deliliğini ve hayatın tüm sarsaklığını fısıldar kulağımıza. Onun sesi, böyle bir sesti. Onu dinlediğimizde yalnız kalamazdık. Ne var ki, 2012 yılında Etta James bu dünyadan ayrıldığında, ardında kalan sadece güçlü, kudretli sesi, blues gırtlağı değildi. Derin çatlaklarla dolu bir aile ve kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir miras kavgası da bıraktı.

    Etta James’in hayatı daha doğarken sıra dışıydı. 25 Ocak 1938’de, Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, bir genelevde dünyaya geldi. Annesi Dorothy Hawkins henüz 14 yaşındaydı. Babası kimdi, hiçbir zaman tam olarak bilinmedi. Etta hayatı boyunca farklı iddialarda bulundu; bazen babasının beyaz bir İtalyan kumarbaz olduğunu söyledi, bazen boksör Sugar Ray Robinson olabileceği konuşuldu. Gerçek neydi bilinmez ama bir gerçek vardı ki, Etta James hayata başlarken bile toplumun dışına itilmişti. Doğduğu yer bile, onun tüm ömrü boyunca yaşayacağı dışlanmışlık temasının ilk perdesiydi. Belki de bu yüzden sesi, acıyı bu kadar iyi taşıyordu. O, şarkı söylerken hayatındaki her kusuru, her yalnızlığı, her çarpıklığı notalara döküyordu.

    Etta James uzun süren bir sağlık mücadelesinin ardından, 20 Ocak 2012 tarihinde, 73 yaşında hayatını kaybetti. Ardı ardına gelen demans, böbrek yetmezliği ve lösemi teşhisi sahnelerde çığlık çığlığa aşk anlatan bu kadını bir anda sessizliğe gömdü. Ancak onun sustuğu yerden, ailesi konuşmaya başladı. Daha doğrusu, bağırmaya…

    Artis Mills ve Etta James

    Miras, mal varlığı, müzik hakları, banka hesapları, bakım masrafları… Liste uzundu. Ve herkesin, özellikle de çocuklarının, bu listeye dair söylenecek çok sözü vardı.

    Hayatının son yıllarında, Etta James’in sağlık durumu dramatik biçimde kötüleşmişti. Zihinsel işlevlerinin büyük kısmı gerilemiş, karar alma yetisi tartışmalı hale gelmişti. Bu durumda devreye kocası Artis Mills girdi. 1969’dan beri evli oldukları bilinse de, ilişkileri inişli çıkışlıydı. Yine de Mills, eşinin yasal vasisi ilan edildi. Bu durum, özellikle Etta’nın oğlu Donto James tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı.

    Etta ve oğlu Donto James

    Donto, annesinin banka hesaplarından yaklaşık 1 milyon dolarlık bir miktarın çekildiğini ve bu işlemlerin “bakım giderleri” adı altında yapıldığını söyledi. Ancak o bu gerekçelere inanmadı. Annesinin vasiyetini, müzikal mirasını ve kalan servetini korumak için mahkemeye başvurdu. Açılan dava, kısa süre içinde Amerikan basınının ilgi odağı haline geldi.

    Etta James’in adına açılan, güven fonu, onun malvarlığını ve telif gelirlerini yönetmek için kuruldu. Fonun idaresi, mahkeme kararlarına ve vasiliğe bağlıydı. Donto James, annesinin bu fona dair kararlar verirken akıl sağlığının yerinde olmadığını, hatta bazı belgeleri imzalayacak durumda bile bulunmadığını iddia etti. İddialara göre, Mills bu zayıf dönemleri fırsat bilerek, hem duygusal hem de maddi olarak avantaj sağladı.

    Ne var ki Mills’in avukatları bunun tam tersini savundu. Etta James’in Artis Mills’e her zaman güvendiğini, kararları birlikte aldıklarını, çocuklarının sadece miras derdinde olduklarını iddia ettiler. Gerçek neydi? Kim doğru söylüyordu? Bunu belki de yalnızca Etta James biliyordu. Lakin o artık orada değildi.

    Etta James’in ardında bıraktığı miras banka hesapları, malı mülkü falan değildi. Onun asıl serveti, yıllarca sahnelerde söylenmiş, milyonlarca kez çalınmış şarkılarının telif haklarıydı. At Last, I’d Rather Go Blind, Something’s Got a Hold on Me… Bu şarkılar plaklarda, film müziklerinde, reklamlarda, hatta düğünlerde hayat buluyordu. Şarkıların her bir kullanımı gelir kapısıydı.

    Kim bu şarkıların kontrolünü alacaktı? Kim, Etta James’in adını kullanarak yeni albümler, biyografiler, belgeseller yapabilecekti? Tüm bu haklar, trust üzerinden yönetiliyordu. Trust’ın yöneticisi olmak ise, tıpkı bir kralın tahtına oturmak gibiydi. Bu taht için aile bireyleri arasında görünmez bir savaş vardı.

    Esasen bu tarz tartışmalar, Amerika’daki birçok siyah müzisyenin ölümünden sonra yaşanan ortak bir kaderin parçası. Otuz yıl boyunca sahnelerde ter döken, sistemin dışında kalmış, çoğu zaman hakkı yenmiş bu sanatçılar öldükten sonra, geride kalan servet birden kıymete biniyor ve aileler, yöneticiler, plak şirketleri arasında kıyasıya kavgalar başlıyor.

    Etta James

    Etta James’in durumu da bu zincirin bir halkası aslında. Bir ömür boyunca erkek egemen bir endüstride ayakta kalmış, madde bağımlılığı, hapis, aşağılanma ve yalnızlıkla savaşmış bir kadın, ölümünden sonra yine erkeklerin yönettiği mahkeme salonlarında, nâmı pay edilmeye çalışıldı.

    Resmî olarak Etta James’in yazılı bir vasiyeti olup olmadığına dair netlik hiçbir zaman tam olarak sağlanamadı. Bazı belgelerin geçerliliği tartışmada kaldı. Belki de asıl vasiyet, kelimelerde değil, notalardaydı.

    “Tell Mama” dediğinde annelik kavramını yeniden tanımlamıştı. “I’d Rather Go Blind” ile kaybetmenin sarsıcı ağırlığını anlatmıştı. O şarkılar, aslında Etta James’in kendi hayatına yazdığı vasiyetti. Onları kimin yöneteceği, kimin paraya çevireceği ya da kimin dava konusu edeceği… belki de bu şarkıların asıl anlamı karşısında ikinci planda kalmalıydı.

    Bugün, Etta James’in adı hâlâ saygıyla anılıyor. Müziği yaşıyor. Ama ölümünden sonra yaşanan miras kavgası, bize önemli bir soru soruyor: “Bir sanatçının gerçek mirası nedir? Serveti mi, sesi mi, yoksa yaşadığı hayat mı?”

    Eğer Etta James bu soruya yanıt verebilseydi, belki de dudaklarının kenarında o yaramaz gülümsemeyle şöyle derdi: “At last… they’re still talking about me.”

    ■ Mine Gürevin’in Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
    ■ Dark Blue Notes’da Portreler
    ■ Etta James Spotify

    Etta James Sugar Ray Robinson
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleBir Konserden Fazlası: Hiromi ve Oyun Alanı
    Next Article Cazın Asil Günü 29 Nisan: Ella Fitzgerald & Duke Ellington
    Mine Gürevin

      Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

      Related Posts

      Sonny, Please…

      28 Mayıs, 2026

      Newk gidince Harlem biraz daha sessizleşti

      28 Mayıs, 2026

      Gri süet ayakkabılar, Miles Davis ve Betty Mabry

      27 Mayıs, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle