Benjamin Clementine Konseri: İçten, Cesur ve Unutulmaz

Üç albümle iz bırakan, sokaklarda yaptığı müziğini büyük konser salonlarına ve festivallere taşıyan, Mercury Ödüllü Benjamin Clementine 12 Ağustos 2023’te Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’ndeydi. Çok uzun zamandır merakla beklediğim, hayallerimde yaşattığım bu konser, benim hayallerimi bile aşacak bir güzellikteydi. Öyle ki, gözlerimi sahneden ayıramadım. Bir türe dahil etmekte zorlandığım müziğiyle insanların hayatına ne kadar güzel dokunduğunu görmek, benim için mutluluk vericiydi.

“Bugün baş başayız” der gibi

21.30’da başlayacak konser için ışıklar karardığında, beyaz dökümlü gömleğinin içinde bir adam sahneye çıktı. Şöyle bir etrafa baktı, belli belirsiz selamlar verdi ve piyanoya doğru yürüdü. “Bugün benimlesiniz, bu akşamı baş başa geçireceğiz” der gibiydi. Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’ni dolduran (dürüst olayım, beklediğimden daha kalabalıktı, bravo İstanbul izleyicisi!) herkes heyecanla sahneye bakıyordu. Alkışlar eşliğinde, adeti olduğu üzere ayakkabısını çıkardı. Sonra piyanonun başına oturdu. Artık zemine temas ediyordu, çıplak ayaklarıyla gücünü topraktan alıyor, zayıflıklarını da yine toprağa bırakıyordu.

Benjamin Clementine Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde. (Fotoğraf: Cem Gültepe)

Geçtiğimiz yıl çıkan And I Have Been albümünün turnesinin İstanbul ayağı için sahnedeydi Benjamin Clementine. And I Have Been, bana göre ve okuduğum pek çok eleştiri yazısına göre, 2022’nin en iyi albümlerinden biri. Kusursuzluğa gerçekten çok yakın bir ustalık eseri.

Bu ustalık eserinden konserin açılışı için seçtiği şarkı, Atonement oldu. Sahnede bir piyano, güçlü sesi ve virtüözitesiyle kocaman bir adam… Başka hiçbir şey yok. Şarkı, albümdekinden çok daha yalın tınlasa da eksik olan yaylıların yerine yepyeni birkaç piyano teması eklenmişti. Peşinden, yine son albümün gediklisi Residue başladı. Şarkının “Happiness is misconstrued, oh, boy, I’m screwed” (Mutluluk yanlış anlaşıldı, mahvoldum) dizesinde bir durdu ve mutluluk hakkında konuşmaya başladı. Seyirciyle temasının en güçlü noktalarından biriydi bu. Residue da albüm versiyonundan farklı bir düzenlemeye sahipti. Ne var ki, yabancılık yaşatmıyordu. Sadece, yalın bir şaşkınlıkla izliyordunuz olan biteni. Sonra ilk albüme şöyle zarifçe bir geri dönüş yaptık. At Least For Now albümünün en sevilen şarkılarından birini seslendirdi.

Lahmacun, futbol ve elbette “teşekkürler”

Türkiye’yi tanımaya çalışmasının yanında, bildiği şeyleri de anlatmak istiyordu Benjamin Clementine. Sahnedeki adam, hepimize tek tek seslenmekten yanaydı. Bizimle sohbet etmek istiyordu. Bir evin salonuna yerleştirilmiş piyanonun başında, misafirleriyle sohbet eder gibiydi. Camden’daki (Londra) Türk ve Yunan restoranlarından bahsetti. “Politik konulara girmek istemem ama orada Türk ve Yunan vatandaşları yan yana yaşıyor. Restoranları da yan yana, lahmacunu da oradan biliyorum” dedi örneğin.

Benjamin Clementine ve Yaylılar
(Murat Anıl Erginol, Pınar Dinçer, Burak Ayrancı, Yaren Budak ve Ceren Akçalı) (Fotoğraf: Cem Gültepe)

Sonra bir ara İngilizler ve Türklerin ortak tutkusu olan futbola dokundu biraz. Çocukken futbol oynadığını söyleyen bu adamın Mercury Ödülü, Cannes Festivali’nde sahne almışlığı, sokak müzisyenliği ve dünyanın en ünlü müzik festivallerinin afişlerine adını yazdırmışlığı var. Nemesis‘ten sonra sahneye bir grup Türk müzisyen davet etti: Murat Anıl Erginol, Pınar Dinçer, Burak Ayrancı, Yaren Budak ve Ceren Akçalı’dan oluşan yaylı ekibi yerlerine oturdu.

Yaylı ekibinin dahil olduğu anın önemli olduğunu düşünüyorum. Çalmaya başladıkları şarkı, son albümün önemli eserlerinden Difference‘tı. Peki bu neden önemli? Albümün direksiyonu bir anda çeviren şarkısı Difference. Daha önce hiçbir Clementine şarkısında kolay kolay denk gelmediğimiz yaylı partisyonlarına ve koro vokaline sahip bir parçadan söz ediyoruz. Albümde değişimin habercisi olan şarkı, konserde de değişimin yani yaylıların eşliğinin başlangıcı oldu. Fakat yine, albümdeki halinden daha farklı düzenlenmiş bir formuyla ve öte yandan da sanki baştan bestelenmiş gibi ışıltılı bir yenilik hissiyle… Bu arada Benjamin Clementine çoktan “teşekkürler” demeyi öğrenivermişti bile seyircisinden. Müzik kulağı iyi olduğu için midir nedir, duyduğunu kolayca söyleyebiliyordu.

Benjamin Clementine (Fotoğraf: Cem Gültepe)

İkinci albüme güncel dokunuşlar ve evlilik meselesi

Peşinden I Tell A Fly albümünün gediklisi şarkılardan Phantom of Aleppoville ve bu listede yer almamasını imkansız gördüğüm God Save The Jungle geldi. Ana hatlarını koruduğu şarkıları piyanonun tozunu alırcasına bir incelikle minik minik değiştirmiş, yeni fikirleri dahil etmişti.

Sonra durdu. O duruş pek hayra alamet değildi, bize daha fazlasını yaşatmak istiyor gibiydi. Her parçadan sonra patlayan alkışlar, Türk seyircisinin mutluluğuna işaret ediyordu ama daha fazlasına ihtiyacımız da vardı. Daha fazlası neydi? Daha fazla müzik mi, daha fazla Benjamin Clementine hali mi? Benim için her ikisi de! Ben hem onu tanımak hem de şarkılarını dinlemek istiyordum. Evliliğinden bahsetmeye başladı. Eyvah, bir şeyler geliyor. Evet, “We are trapped and free” (“Kapana kısılmış ve özgürüz”) dedi. Genesis“in nakaratında defalarca tekrarlanan bu söz, konser akşamında izleyiciler tarafından Benjamin Clementine tatmin oluncaya kadar, onlarca kez tekrarlandı. Sahiden, acaba özgür müyüz yoksa özgür olduğumuzu mu sanıyoruz?

Benjamin Clementine (Fotoğraf: Cem Gültepe)

İlk albümün etkisi

Türk dinleyicisi, Benjamin Clementine’ın ilk albümü At Least For Now“a oldukça hakim. Belli ki, o albümü çok sahiplenmişler. Cornerstone, Adios, London ve Condolence, büyük heyecanla karşılandı. Her şarkının ilk notalarında izleyici hemen tepki verdi. Bu, müthiş bir mutluluk benim için de. İnsan, kendini bazen müzik dinlerken yalnız hissediyor. Ne kadar insanla aynı beğeniyi paylaştığından emin olamıyor. Oysa, çok fazlaymışız.

Şarkıcı-söz yazarı ekolünün önemli temsilcilerinden, çağdaş müziğin en ilginç figürlerinden biri Benjamin Clementine. Bunu baştan sona ortaya koydu. Konser eksiksiz ve kusursuza yakındı. Benim için tek eksik, son albümün bence en güzel parçası Delighted‘ın şarkı listesine dahil edilmemesiydi. Ben, yaklaşık son bir yıldır bu albümle kendimi hayatta tutuyorum.

Konserde çaldığı parçaları, bir Spotify çalma listesi haline getirdim. Aşağıda bulabileceğiniz listede bir eksik var. Son şarkının ne olduğunu kimse bilmiyor. Belki yakın zamanda kendisinden dinleyeceğimiz yeni bir parçadır.

Bir daha görüşene kadar, hoşça kal Benjamin Clementine. Seni yakından görmek, sesini canlı canlı duymak bir onurdu. Lahmacun hakkında konuşmak da…

Andaç Üzel’in Dark Blue Notes’daki yazılarını BURADAN okuyabilirsiniz.

Fotoğraf sanatçısı Cem Gültepe’nin Instagram sayfası.

Andaç Üzel

    1992 İstanbul doğumlu olan Andaç Üzel, lise eğitiminden itibaren iletişim sektörüne ilgi duymaya başladı. Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde lisans eğitimi sürecinde dört yıl boyunca üniversite radyosu için çeşitli programlar hazırladı ve sundu. Mynet ve Milliyet.com.tr için toplamda 4 yıldan uzun süre içerik editörlüğü ve içerik yöneticiliği görevlerini üstlendi. Daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı derecesini tamamladı. Şimdilerde İçerik Pazarlama Yöneticisi olarak çalışmaya devam etmesinin yanı sıra, Borusan Klasik için radyo programları hazırlıyor.

    Andaç Üzel 'in 13 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Andaç Üzel ait tüm yazıları gör

    Avatar photo

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir