Hayyam Stüdyoları’nın 10 Usta 10 Albüm projesinin beşinci albümü, Ali Perret’ten Octopus Band formatında geldi. Albümde beş parça var. Nefesliler ön planda. Meriç Demirkol alto, Tamer Temel tenor, Barış Ertürk bariton saksafonda, İmer Demirer trompet, Bulut Gülen trombon, Kağan Yıldız bas ve Can Kozlu davulda.
İlk ve albümle aynı adı taşıyan parça Isonomy, adını yurttaşların yasa önünde eşit olmaları ilkesinden alıyor. Bunun bir fanfare, yani; mesela aristokratik öneme sahip biri, diyelim bir dük ya da komutan bir yere girerken üflemeli çalgılarla çalınan kısa süreli bir müzik türünün de duyulduğu bir parça olması keyifli bir ironi. Parça akışında giderken bir fanfare patlaması yaşanıyor sonlara doğru, ve albümün akıbetine bir önizleme sunmuş oluyor.
Cruising Elba with a Vespa’da, Perret, İtalyan adası Elba’da Vespa’sı ile dolaşıyor. Behçet Safa’nın atölyesine de girmiş midir diye merak ediyorum. Google’dan ya da Raskol’un Baltası yayınevinden yayınlanan Sanat Kaç Para? kitabından atölyenin görsellerine ulaşılabilir. Parça ile atölye zihnimde birbirine bağlı artık.
Torinos Market Place tam bir komedi. Müzisyenlerin bence en çok eğlendikleri parça bu. Hepsi başta bebek ve çocuk sesi çıkarıyor sanki. Can Kozlu ritmi çok iyi belirliyor. Vuruşları parçanın içindeki değişimleri önceliyor ve önümüzdeki saniyelerde neler beklememiz gerektiğini fısıldıyor. Parça üçüncü dakikasında serbest doğaçlamaya giriyor gibi. Oradan sonrası yokuş aşağı freni patlamış bir aracı andıracakken parça duruyor, toparlıyor ve efendi efendi yürüyor kaldırımda. Gecenin sonunda evine dönmeye çalışan sarhoş ama gururlu bir akşamcı gibi. Başındaki eğlencesine dönüyor parça, ama artık başladığı anki halinden farklı biri o. Bunu duymazlıktan gelemiyoruz.
Trippins Maiden Voyage’da Ali Perret ve Kağan Yıldız’ı diğer parçalara göre daha fazla duyuyoruz. Yıldız’ın solosu sırasındaki vücut hareketlerini, yüz ifadelerini görür gibi oluyorum. Solo, parçanın kısa sonuna da hazırlıyor. Parçayı sanki ikiye bölüyor, baştaki uzun cümleyle sondaki kısa cümle arasında bir noktalı virgül işlevi görüyor.
Bir müzik eserine Schalterego ismini bu ülkede Ali Perret dışında kimse vermez gibi hissediyorum. Alter ego yani alternatif bir benlik kavramından türemiş bir başka ironik isimli bu parça Ali Perret’in çeşitli alter egolarının şalterini istediği zaman indirip kaldırabildiğini gösteriyor. Şalter kendiliğinden atıyor da olabilir. Fırsatını bulursam kendisine soracağım. Perret icrasına olan özlemim bu parçada az biraz gideriliyor.

Albüm boyunca Ali Perret’in icra azlığını hissettim, onun vuruşlarını aradım, özledim. Albümün genel fanfare etiketi ve nefesli çalgı ağırlıklı oluşundan dolayı piyanonun geride duracağını öngörmem gerekirdi. Ama yine de, nadiren ve kısa kısa da olsa Faschismus albümündeki gibi serbest atışlar tatlarını damağımda bıraktı. Nefeslilere ve davula ise oldukça doyuyoruz.
Bu albümün üzerine canım çekti, Joe Henderson’ın Big Band albümünü açtım. Rakı masasından kalkarken başka eş dostun mekâna girmesi ve dolayısıyla ikinci turun başlaması gibi bir durum gerçekleşti.
Yirmi dokuz dakikadan oluşan bu beş parçanın, canlıda nasıl bir-bir buçuk saat bandına çıkıp genişleyeceğini, içine nasıl sololar, doğaçlamalar alacağını merak ediyorum.
Ahtapotun bacakları 35. Akbank Caz Festivali kapsamında, 4 Ekim’de, Akatlar Kültür Merkezi’nin mütevazı ve samimi salonunda bizi bizbizeyken sarıp sarmalayacak. Merakım da orada giderilecek.
Mert Çakırcalı’nın diğer yazıları
Hayyam Stüdyoları ve 10 Usta 10 Albüm
Oğuz Büyükberber: Sanki (Baykuş Müzik 2025)
İmer Demirer: Evergreen (Baykuş Müzik 2025)
Dark Blue Notes’da Vitrin
Hayyam Stüdyoları Instagram


