Dark Blue Notes, müzik dostlarıyla birlikte yılı uğurluyor. Besteci, yazar, müzisyen, radyo programcısı Sanat Deliorman, 2025’de müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı: “2026 Kavramlar Sözlüğüm”
■
Soru: 2025’in değil çok senelerin ardından mı baksak acaba? Hattâ o yılları ardımızda bırakıp mı baksak? Peki nereye baksak? Mutlu bir geleceğin tahayyülüne mi? İşte avlandığımız nokta. Mutlu bir gelecek… Ezberletilmiş bir kavram. Epey de duygu yüklü, kurgusal ve kontrol edilemeyecek olanı kontrol etmeyi vadettiği için hayli manipülatif. Ne de tehlikeli! O zaman biraz rahat mı bıraksak kendimizi o geleceğe doğru bakarken acaba? Misal oraya giden yola mı baksak sadece? Hattâ bakmakla kalmayıp bizi götürdüğü yere doğru azıcık yürüsek mi fazla hesap kitap yapmadan? Bir seyyahın yürüdüğü gibi… Doğanın sözünü dinleyerek…
Yol belirsiz ve yol uzun. O yüzden bu yolculuk için bir de hayatta kalma kiti lazım tabii. Ufak bir sır: Ben bir tane tasarlıyorum, geçtiğimiz yaz aylarından beri. Adı Kavramlar Sözlüğüm. İçi boşalan ve yeniden inşa edilmeyi bekleyen her kelimeyi içeriyor. Önce 30 kelimeyle başladı, sonra 300 kelimeyi buldu, şimdi 1300’ü geçti maddeleri ve sürekli tanımsız bir galaksi gibi genişliyor. Her bir madde dolma kalemle, minik cep defterlerine yazılıyor.
Bu aslında tam bir organik intihal ürünü. Yani hiçbir kaynağa bakmadan, yaşanmışlıkların bıraktığı izlerden çalıp çırpıyor. Dahası tahmin edilemez. Bilinç akışının doğaçlamacı cesaretiyle kendi özgür tanımlarını diziyor ve sözleri için kimseye hesap vermeye niyeti yok. Yani tam bir sanatçı kazan kaldırma operasyonu. Kimi eleştiri yazısı, kimi deneme, kimi şiir, kimi bulmaca kıvamında akıyor. Bazen resimlere ve müzikal üretimlere de dönüşüyor (Yazının en sonunda bununla ilgili bir link göreceksiniz).
Şimdi sizi söz konusu sözlükle baş başa bırakmak istiyorum. Tipo düzeltileri dışında tamamen akarak, editoryal kurgulara girmeden yazacağım, şimdi, burada, sizler için! Bakalım neler çıkacak? Bu da yeni bir deney olsun. Ve umarım kendi sözlüklerinizi üretmek için ilham olsun. İyi seyahatler dilerim…
■
My Dark Blue Notes
OCAK 2026 – YOL
Önümüzde uzanan ve arkamızda kalan arasında sürekli bir tansiyon vardır. Gözümüzün görebildiği çizginin ardından üç noktaya dönüşür. Biz mi çizeriz yoksa önceden çizilmiş midir soru işareti. İçinde durakları var. Yanına yanaşmış ürkek ağaç gölgeleri… İçinde yer yer çatlaklar patlaklar görünür ya da görünmez çukurlar, tümsekler… Bir koruluk ya da ormana gömüldüyse saklar ufkunu bizden. Karmaşık kıvrımlar da çizebilir, artık Doğa Ana ona ne buyurduysa. Ölçmeyi pek severiz onu, duraklarını sayıp derecelendirmeyi de. Ayrımlarında ve virajlarında hızımızı ayarlarız. Tek yürüyebilir, tek koşabilir insan orada. Yalnız ya da başkalarıyla birlikte… Arkadaş ya da rakip… Yürümek yorabilir, yarışmaksa panikletebilir. Uzakta daralan o yol… Perspektif böyle buyurmuş. Keşke gözlerimiz böyle yaratılmamış olsaydı, belki odaklanmazdık bunca o yolu bitirmeye.
ŞUBAT 2026 – BELİRSİZLİK
Ölesiye korkutuyor. Sanki ölümün kendisiymişçesine. Her detayı bilme arzumuz var geleceğe dair, ama aslında insan beyni buna uygun yaratılmadı. İhtimalleri hesaplamayı sevse de onları depolamaya çalışmak bir zulüm kıvrımlarına. Üstelik neden bilmek isteriz? Bir beklentiler listemiz vardır, bu listeyi hedeflere bağlamışızdır. Her hedefe ulaşma tatmin ve başarı hissi verecektir. Ama haz verecek midir? Öngörülemeyenin şaşırtıcılığı değil midir haz? Diyelim ki tüm planlarımız tuttu ve beklediklerimiz gerçekleşti. Aynısı, yani şaşırtıcı olmayanların zindanı! Oysa belirsizliktir bizi farklı düşünmeye teşvik eden, plan yaptırmayan, bir şehrin bilmediğimiz sokaklarına daldıran. Caz da öyle değil mi? Form takip ve tüm o teori bilgileri tek başına yetmez. Bir kişi ya da bir ensemble belirsizliğin peşinde çiçek açtırır müziği. Buna değer de. Korkmayalım.
MART 2026 – MÜZİSYEN
Doğal bir dürtüyle başladı onun yolculuğu. Bir ses işitti, büyülendi ve onu taklit etmek istedi. İlkin bir çocuğun spontan oyunbazlığıyla… Sonra bir enstrüman öğrendi ya eline aldığı ya da bedeninde sakladığı. Kendi yetilerini geliştirirken başka ses çıkaranlarla dans etmeyi, bütünleşmeyi öğrendi. Alkışı da sevdi. O alkış da çıkan seslerin muhteşem outrosu, hatta intro’suna dönüştü zihninde. Koşulsuz bir istekle yoluna devam edebildiyse, eğer “harika çocuk” yaftasını yiyip bir projeye dönüştürülmemiş ise hayatı, şanslıydı. Eğer ailesi onu hiç desteklemediyse, belki o zaman da şanslıydı. Çünkü -e rağmen bir yolculuğu var demekti. Bir mücadele, bir anlam inşası, müzikle gelen ve başkalarına devam eden. Ekmek kazanma derdine rağmen yola devam etti. Bu onun mesleği olmak zorunda değildi. Yüklendiği en zorlu misyon da buydu.
NİSAN 2026 – MÜZİK KARİYERİ
Şu kariyer kelimesi başlı başına bir facia gibi tınlıyor kulağımda. Taşımak fiilinden türetilmiş, artık hamal mısın, yük eşeği mi, yoksa birilerini sen mi taşıyorsun? Bir tür araçsın yani. Müzik kariyeri… Burada bir araçsallaşma var. Müziği kullanıp misal ünlü oluyorsun, misal zengin oluyorsun, misal saygınlık kazanıyorsun, yani bir kendini kabul ettirme, ıspat etme, aidiyet madalyonu kazanma çabası için maalesef araçsallaşıyor müzik. Neden oluyor bu iş? Müzisyen olmak ekmek parasının garantisi olmayınca bu “iş”le uğraşanlar uydurdu bu kelimeyi, kurumlar oluşturdular ek gelir için ve bu kurumların inşası üzerinden gelir elde etmek istediler. İsyanım şu ki, müziğin kariyeri olmaz. Müziğin ancak bir yolu olur, o da insanın kendi içine doğru ve de dışarıya gel buraya diyen bir yol. Bunu unutmamalı.
MAYIS 2026 – ENSEMBLE
Anca beraber, kanca beraber, gittiği yere dek. Gitmediğinde de susabilir. Her bir üyesinin ortaya koyduğunun toplamı bütünden daha büyük. Her bir üyesinin diğerinde duyduğu bütünden daha anlamlı. O anlamı bütüne gizleyecekler, biz sadece bütünü duyacağız, onlar çok daha fazlasını. Solukları bile arkadaş, kavgaları bile… Bir eşitlik değil, bir farklılıklar dansı, tansiyonlar, çözülüşler ve sürekli keşif.
HAZİRAN 2026 – KONSER
Bir mağara hayal ediyorum; içindeyiz; yamuk yumuk duvarlarına çarpıyor seslerimiz. Çığlık atsak parçalara bölünüp bize geri dönüyor ve tüm bedenimizi sarmalıyor. Bir mum yaktık bir parça ışık gerçeğin bir kısmını aydınlatıyor, diğer kısmı ise hayal gücümüzün karanlığında. Büyütüyor varlığını, güç veriyor. Şimdi karanlıkta bölünüp gelen sesin belki yüzlerce insana dönüşüyor, alkış kopuyor. Ya da belki de iki kişi çıkıyor o karanlıktan ve mekâna giren bir kedi. Gözlerini açtığında oradasın. Sana verilmiş bir süre var. Bir de ödeme pazarlığı yapılmış. Eve nasıl döneceğiz hesapları beliriyor. Şükür ki çalacak bir parça daha var. Mağara derin, korunaklı, ürkütücü ve şefkatli; içinde var olmaya izin veriyor ve verecek de. Seninle orada olanlar da hâlâ orada. Hâlâ oradasınız, o andasınız. Birlikte, hep birlikte güçlendiğimiz bu yaşam parantezinin, bu mağaranın, tadını çıkartmaktan başka çare yok. Çünkü varız, bunu da tüm hücrelerimizde hissedebiliyoruz. Güneşin içeri vurmasına gerek yok.
TEMMUZ 2026 – KOLEKTİF
İnsan da diğer pek çok hayvan gibi diğerkâm bir varlık. Onu yalnızlaştıran ne oldu sorusuna cevap uzun ve karmaşık ama özüne giden hatırlayış yolu hayli kısa. Çok kardeşli, kalabalık ailelerde büyüyen insanlar için çok daha kısa hattâ. Küçük burjuvazi âdetleri katletti birlik duygusunu. Hayatı arzu ve zevklerimize göre bencil bir şekilde tasarlamak, hattâ başkalarının hayatlarına da bu minvalde müdahale hakkımız olduğuna inanmak “bizi” sonunda sap gibi ortada bıraktı. Şimdi yüksek gustomuzla acılarımızı Michelin yıldızlı soslara batırıp yiyoruz afiyetle. Bir instagram karesinden kalp ikonları toplayarak var olmaya çalışıyoruz. Solo kariyer ve marka kimliği peşinde… Ama müzik sınırsız ve müzik kolektif. Müziği ürettiğin anda da, o anın çevresindeki çok daha geniş zaman deryasında da el ele veren, birbirini gören ve anlayan olmak tekrar hatırlansa. Belki senin solo kariyerin şaha kalkmayacak, ama o müzik şaha kalkacak. Müzik beslenecek ve seni de besleyecek. Hayatın anlamı ile… İnsan olduğun gerçeğini hatırlatacak. İnsan olduğumuzu…
AĞUSTOS 2026 – PROJE
Bir çerçeve var. Başı ve sonu da var. Bir işbirliği, bir misyon, bir hedef var. Parametresi belli, esnemeye pek muktedir değil gibi. Ortaya koyduğun mu projeleşecek, yoksa bir proje için ortaya bir şey mi koyacaksın? Şimdiden içime bir sıkıntı bastı. İsim koymayı pazarlamacılara bırakıp, biz paşa gönlümüz ne istiyorsa onu mu üretsek acaba?
EYLÜL 2026 – FESTİVAL
Bir bolluk olsa gerek içinde. Bir kutlama. Bonkör ve de verdikleriyle şaşırtan. Normal zamanda ulaşamadığını sunan ve insanları bir araya getiren. Sanatçı ve izleyicinin de rahatça kaynaştığı. Bir deneyim alanı, insanı dönüştüren. Ben de oradaydımın ötesinde, iyi ki buradayım, iyi ki hep birlikte varız dedirten; umut, merak ve güç veren bir şenlik.
EKİM 2026 – TEKNOLOJİ
Teknik, tekne hepsi bağlı kelimeler. Bir tekne evet. Bir yerlere gitmene aracı olur, yol aldırır. Ya da bir ekmek teknesi, hamurunu da yoğurursun. Teknik kullanırsın, ama lojisi de var. İş orada bulanıklaşıyor gibi. Müzik üretirken teknolojiyi kullanmak sevgilini aldatmak gibi gelse de aslında o sevgili de hep oradaydı öbürü de. Biraz çapkınlıktan zarar çıkmaz diye hissediyorum.
KASIM 2026 – CAZ
Bir bahçe hayal ediyorum. İçinde renk renk, her şekilden, her huydan bitkinin var olduğu. Arıları da var, karıncaları da, kedi ve köpekleri de… Sonsuz bir etkileşim zinciri, harika bir ekosistem. Bahçıvan çok müdahale etmezse yabani bir orman parçasına da dönüşebilir, isteyen girer çıkar. Evet tekinsizleşir ama doğası zaten bunu buyurmamış mıydı? Karanlıkta yabanileşsin.
ARALIK 2026 – YAPAY ZEKÂ
İnsanın kendi ettiğinden bu kadar korktuğunu sanırım hiç görmemiştik. Artık bir pandemi boyutunu aldı ve etkilenmeyen kalmayacak. Soru belki de “İyi mi, kötü mü?”den ziyade, neler yok olacak, neler dönüşecek ve neler belirecektir? Doğaçlamayı bunca hayat felsefesi edinmişken, korkumuzu merak ve keşifle takas edebileceğimizi hissediyorum.

■
Yazının sonunda bir dinleme önerisi: Pharoah Sanders & Floating Points – Promises albümü.
Kavramlar Sözlüğü hakkında daha çok bilgi için tıklayınız.
Kavramlar Sözlüğü’nden doğan bir yeni medya performans türü “Algopoetry Jam”. Detaylar için tıklayınız.
Kavramlar Sözlüğü’nün seyahatini kare kare görmek için tıklayınız.
Sanat Deliorman’ın Apaçık Radyo’da gerçekleştirdiği Her Şeye Rağmen video podcast serisini izlemek için tıklayınız.
Sanat Deliorman instagram hesabı için tıklayınız.
Ardından: 2025 dosyası
Dark Blue Notes’da Sanat Deliorman


