Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    ARDINDAN: 2025

    2025’te bir konser kaydıyla keşfettiğim ses

    Recep KaraşBy Recep Karaş20 Aralık, 2025
    Recep Karaş

    Dark Blue Notes, müzik dostlarıyla birlikte yılı uğurluyor. Stüdyoİmge yazarı Recep Karaş, 2025’de müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.

    ■

    2025 yılının, müzik dünyasının paydaşları tarafından değerlendirildiği bu dizide, daha önceki yazılarda değinilen sektörel sorunlar, üretim kısmında yer alan müzisyenlerin yaşadıkları sorunlar, ürünlerin beğeniye sunulduğu platformların sebep olduğu açmazlar ve geleceğin kabusu yapay zekânın hayatımızın her alanına ufak ufak sızması ve bizim giderek buna alışmamız gibi konular öne çıkıyor.

    Ben de bunlardan bahsetmek isterdim. Ancak benden önce bu meseleler ele alındı. Hem de olabilecek en iyi şekilde… O yüzden 2025’i ardımızda bırakmaya sayılı günler kalmışken, şöyle omuzumdan geriye bakıp “2025’te neler dinlemişim?” diye sormak istedim.

    Günümüzde bu tarz sorgulamaları yapmak hayli kolaylaştı. Yıllar önce yanlış hatırlamıyorsam Facebook, yılı özetleyen kişiye özel sunumlar hazırlamıştı. Müzik dinleyenlerin kullandığı platformlarda ise bu artık sıradan bir özelliğe dönüşmüş durumda. Spotify ne zaman isterseniz size böyle dökümler sunabiliyor.

    Ancak ben sadık bir Spotify kullanıcısı olmadığım için ona başvuramazdım. Bunun temel nedeni, sanatçı ve grup diskografilerinde zaman zaman karşılaşılan eksiklikler. Bu yüzden bana pek kullanışlı gelmiyor açıkçası. Neyse ki YouTube’da aradığınız hemen her şeyi bulabiliyorsunuz. Hele ki YouTube Music üzerinden dinlediğinizde, ses kalitesinin de tatmin edici bir düzeyde olduğunu görebilirsiniz.

    “Acaba YouTube’da da Spotify’dakine benzer bir yıl sonu değerlendirmesi var mı?” diye düşünürken, platforma giriş yaptığım anda karşıma 2025 Recap çıkıverdi. Bir an afalladım. Acaba Biontech aşılarının yan getirilerinden biri bu olabilir miydi? Beynimi mi okudu? Şaşkınlığı üzerimden atınca biraz kurcaladım. YouTube, 2025’te izlediğim ve dinlediğim içerikleri birtakım istatistiksel verilere dayandırarak analiz etmişti: En çok dinlediğim sanatçılar, albümler, şarkılar, dinleme süreleri, coğrafi dağılımlar, türler, podcastler… Hatta en çok dinlediğim 100 parçadan oluşan bir oynatma listesi de hazırlamıştı.

    Listeye baktığımda şunu fark ettim: Ben biraz değil, bayağı bayağı bir nostalji adamı olmuşum. Dinlediklerimin önemli bir kısmı, bugün için geride kalmış eserlerden oluşuyordu. Sıkılmayacağınızı umarak bazı isimleri anmak isterim: Feridun Düzağaç, Teoman, The Police, Jean-Michel Jarre, Journey, Far Corporation, Yngwie J. Malmsteen, Léo Ferré, Mor ve Ötesi, Christophe, Dream Theater, Black Sabbath, Shadow King, Queensrÿche, Neşet Ertaş (yanlış okumadınız), Mine Koşan (bunu da yanlış okumadınız), Rush, Pinhani, Ozzy Osbourne, Elton John, The Cult, Pink Floyd, Gary Moore, Joe Henderson ve Zaho De Sagazan…

    Liste bir çorba gibi görünebilir. Beni yakından tanıyanlar bilir; çoğu kişi beni rock ve türevlerini dinleyen biri olarak tanır. Ama başka türlere de açık olduğumu, chanson’dan new-age’e uzanan geniş bir yelpazem olduğunu da bilirler. Bu listeye baktığımda ilk dikkatimi çeken şey, yazmak üzere olduğum konularla bağlantılı dinlemelerimin burada da karşıma çıkması oldu: Jean-Michel Jarre ile Zaho de Sagazan ve Christophe; Joe Henderson ile Gary Moore; Far Corporation gibi…

    Elbette yazı hazırlığı sırasında yaptığım dinlemeler nedeniyle bu 100’lük listeye giremeyen isimler de var. Rastladıkça ya da aklıma geldikçe dinlediğim bazı gruplar ve sanatçılar; çoğunlukla Rusya’nın otonom Türk cumhuriyetleriyle bağımsız diğer Türki Cumhuriyetlerden. Okuyucular arasında doğudan yükselen bu seslere aşina olanlar var mıdır bilmiyorum. Geleneksel enstrümanlarla Batılı çalgılarını harmanlayarak, rock, ethno-pop ya da modern folk yapan pek çok isimle karşılaşıyorsunuz. Eski Rus ekolünden gelen güçlü müzik eğitiminin etkisi midir bilinmez ama ayakları yere fazlasıyla sağlam basıyor. Levent Erseven’in deyimiyle, bizim değme isimleri “donlarında sallarlar”. Örnek vermek gerekirse Ulytau, Otyken, Dervish Band gibi… Bunlarla ilgili ileride ayrıca bir şeyler karalamayı düşünüyorum.

    2025’ten bana kalan ses

    Buna da değindikten sonra, 2025’ten bana kalan en önemli şey Zaho de Sagazan oldu. Adını daha önce duymamıştım. 2025’in ilk aylarında YouTube’da gezinirken, Jean-Michel Jarre’ın 14 Temmuz 2024’te –Fransızların Cumhuriyet Bayramı’nda– Les Francofolies de La Rochelle Festivali kapsamında verdiği konsere denk geldim. Konser France 2 tarafından kaydedilmişti. Bir buçuk saatlik, tam anlamıyla bir Jean-Michel Jarre ziyafeti.

    Bu ziyafetin bana göre eşsiz spesiyalitesi, konserin ortalarına doğru Jarre’ın sahneye davet ettiği Zaho de Sagazan’dı. Üstelik seslendireceği parça da özenle seçilmişti: Jarre’ın geçmişte birlikte çalıştığı ve 2020’de hayatını kaybeden Christophe’la özdeşleşmiş olan Les Mots Bleus. Sözleri Jean-Michel Jarre’a ait olan bu parça, sahneye davet edilen genç, biraz utangaç ama sevimli bir şarkıcı tarafından seslendirilecekti. Daha ilk mısraları söylediği anda sesinin tonu beni afallattı. Zıpkınla vurulmuş gibi hissettim kendimi. “Bu kızın sesi çok güzel” diye içimden geçirdiğimi hatırlıyorum.

    Zaten bildiğim ve sevdiğim bir şarkıyı, onun sesinden ve üstelik Jean-Michel Jarre eşliğinde dinlemek tarif etmesi zor bir tatmin duygusu yarattı. Christophe’tan sonra bu şarkının ruhunu hissettirebilen kişi, benim için artık Zaho de Sagazan’dır. Onun sesinde, Christophe’un Les Mots Bleus’de kurduğu o kırılgan dengeyi hatırlatan özel bir renk var.  

    Jean Michel Jarre, Zaho De Sagazan

    YouTube’da Les Mots Bleus’un sayısız yorumu var. Kimisi yarışmalarda, kimisi televizyon programlarında… Ama hiçbiri bu doygunluk seviyesine ulaşamıyor. Parça, çekingen bir kişinin, hoşlandığı insana duygularını anlatmaktaki zorluklarını konu alıyor. Sevdiğini bilen, duygularının farkında olan ama onları kelimelere dökemeyen birinin şarkısı bu. Dile getirilirse büyünün bozulacağından korkulan bir aşk… Kelimelerin yetmediği ama kelimelerin aynı zamanda yaralayabileceği bir hâl. Zaho de Sagazan, bu duyguyu dinleyiciye bütünüyle geçiriyor. Bu, teknik bir ustalık gösterisi ya da sesin gücüyle dinleyiciyi etkileme çabası değil. Aksine, duygularını dile getirmek yerine susmayı seçen bir kişinin ruhsal karmaşası. Kelimelere yaklaşırken geri duran, cümlenin ucunda bekleyen, bazen de bilinçli olarak suskun kalmayı seçen bir kişi tasviri.

    Christophe’un bu şarkıda kurduğu duygu tam olarak buydu: Dile getirildiği anda küçülecek bir aşkın, söylenmeden büyümesi. Zaho’nun yorumunda beni çarpan şey, bu hissi taklit etmemesi; onu kendi sesiyle, kendi çekingenliğiyle yeniden inşa edebilmesiydi. Söylerse artık eskisi gibi olmayacak, dillendirirse o duygular artık eskisi kadar büyük olmayacak… Anlatmaya kelimelerin yetmediği, ama kelimelerin yaralayabileceği bir aşk… Zaho De Sagazan bunu izleyiciye tamamen aktarabiliyor.

    Onunla bu şekilde tanışmış olmaktan son derece memnunum.

    Altını çizmeden geçemeyeceğim bir nokta daha var: Jean-Michel Jarre sahnesine asla sıradan müzisyenleri çıkarmaz. Tarih boyunca ya gelecek vadeden yeni yetenekleri ya da kendini çoktan kanıtlamış isimleri yanına almıştır. Patrick Rondat’tan Brian May’e uzanan bu seçicilik, bugün sahnesinde yer alan Claude Samard ve Adiescar Chase gibi müzisyenlerde de kendini gösteriyor. Dolayısıyla Zaho de Sagazan’ın da bu sahnede yer alması tesadüf değil; o da “özel” olmalı.

    Zaho de Sagazan henüz yolun başında bir müzisyen. İlk albümü La Symphonie des Éclairs 2023’te yayımlandı. 2024’te ikisi cover olmak üzere dört tekli çıkardı. Müziğinin temelinde elektronik ve post-punk var ama deneysel arayışlara da açık. Chanson klasiklerinden beslendiğini gizlemiyor; bu lirizmi güncel müzik formlarıyla harmanlıyor. Paris’te yaşayan Amerikalı gazeteci ve yazar Lindsey Tramuta, The New Paris Dispatch’te yayımlanan bir röportajda onun müziğini şöyle tanımlıyor:

    “Kendine özgü tarzı, 1960’ların chanson geleneğiyle, 1970’lerde Avrupa’da ortaya çıkan ve elektronik müziğin post-punk öncüsü olan cold wave’i harmanlıyor. Jacques Brel’in lirik gücünden, Stromae’nin dans pisti şiirinden ve Kraftwerk’in bulaşıcı synth-pop estetiğinden besleniyor. Ve o ses… Bazen boğuk ve ham, gerektiğinde fısıldayan, sakinleştirici ve son derece ifade gücü yüksek.”

    Özetle 2025, benim için nostaljik ihtiyaçlarla daha çok eskileri dinlediğim, ama arada Zaho de Sagazan gibi güçlü keşifler de yaptığım bir yıl oldu. 2026’dan beklentim ise yine böyle, insanı bir anda yerinden sarsan iyi bir sesle karşılaşmak…

    Recep Karaş, Zaho de Sagazan

    ■

    Ardından: 2025 dosyası
    Stüdyoİmge Rock Kültürü ve Müzik

    Ardından: 2025 Recep Karaş Stüdyoİmge Zaho de Sagazan
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleMüzik Eğitiminin Yılmaz Emekçisi: Sarper Özsan
    Next Article Müzik, rezilyans ve tüm kıvrımlarıyla 2025
    Recep Karaş
    Recep Karaş

      Müzik yazarı, Stüdyo İmge

      Related Posts

      Devran dönüyor

      29 Aralık, 2025

      Dünden bugüne, bugünden yarına

      29 Aralık, 2025

      Türkiye’de Müziğe Tutunmak

      29 Aralık, 2025
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle