Bir Belagat Ustası: Scott Hamilton

Scott Hamilton’ın yeni albümünü tanıtan bu yazıyı okumak yerine yazarının sesinden dinleyebilirsiniz.

Yeni bir Scott Hamilton albümü elime geçtiğinde kayıtsız kalamayanlardanım. Dinlenmeyi bekleyenlerin kuyruğu ne kadar kalabalık olursa olsun ona ayrıcalık tanıyorum. Bunu daha önce fark etmemiştim; yeni bir Hamilton albümünü dinlemeye, genelde gecenin geç saatlerinde başlıyorum. Onun müziğini neden sevdiğimin ipucu da sanırım bu detayda saklı. Stunt Records‘dan çıkan son albümünü dinlemeyi bitirdiğimde fark ettim bunu.

Dolaysız konuşan bir dili var Hamilton’ın. Anlatımında, anlaşılmanın derdinde olanların kolaycılığı olmadığı gibi anlaşılmamayı fetişleştirenlerin yapaylığı da yok. Kelime haznesi geniş olmayabilir, haklısınız; ancak Hamilton’ın her kelimesi, her cümlesi öyküyü zihninde kurguladığı şekliyle dinleyicisine aktarmanın birer aracı. Aracısı demeliydim belki de. Zor yoldan anlatmanın adamı değil. Sizi şaşırtmanın peşinde de değil çünkü aslolanın öykü olduğundan hareket ediyor. Öte yandan sözcüklerindeki, cümlelerindeki ketumiyetin aksine dili kusursuz bir belagatla kullanıyor. Sonunu bildiğiniz hikayeleri aşına olduğunuz cümlelerle; telaffuzu mükemmel bir tiyatro oyuncusunun anlaşılırlığında, doğrudanlığında ve etkileyiciliğinde anlatıyor Hamilton. Tüm bunlara, ilk bir kaç notasından itibaren tanınmakta güçlük çekilmeyecek denli kendine has sound’unu ekleyince onu kendi sikletinin dev müzisyeni olarak adlandırmamak haksızlık olacaktır.

Hamilton cazın sürekli bir devinim ve değişim peşinde olması gerektiğini iddia eden anlayışın antitezi. Geleneğin ifade gücüne dayalı, detayların, susuşların konuşmak kadar etkili olduğunu bilen neslin günümüzdeki sureti.

İşte ben bu neden(ler)le Scott Hamilton’ı günün en sakin zamanlarında dinlemeyi tercih ediyorum, ediyormuşum. Gündüzün hayhuyuna denk gelse sıradanmış gibi tınlayacak ifadelerindeki naif detayları daha iyi duyabilmek, öyküyü daha doğru duyumsayabilmek için.

Retro diye yaftalamanın kolaycılığına kaçmamalı. Hamilton cazın sürekli bir devinim ve değişim peşinde olması gerektiğini iddia eden anlayışın antitezi. Geleneğin ifade gücüne dayalı, detayların, susuşların konuşmak kadar etkili olduğunu bilen neslin günümüzdeki sureti. Bu tavrıyla onu şehirli bir halk ozanı diye tarif etmek bana doğru geliyor.

Repertuvar, klasik Avrupa müziği bestecilerinin eserlerinden uyarlamaların yanı sıra caz standartlarından oluşuyor. Albümün adı, Classics bir yönüyle de Hamilton’ın cazda durduğu yeri tarifliyor. My Reverie, cazcıların sık ziyaret etmiş olduğu, Claude Debussy’nin “Reverie” eserinin yorumu. Çaykovski’nin 5. Senfonisi Moon Love ismiyle karşımıza çıkıyor. Bas ve tenor saksofon diyaloğu ile başlayan Humoresque Antonin Dvorak’ın bir eserinden uyarlama. Grubun tüm üyelerinin solo aldığı Theme from Swan Lake, malumunuz, yine bir Çaykovski şaheseri. Keza albümde The Lamp Is Low ve Yours Is My Heart Alone gibi standart şarkı repertuvarının mücevherler de layık oldukları nefasette ve durulukta yorumlanıyor.

Her ne kadar albümün yıldızı Hamilton olsa da, eşlikçi müzisyenlerin hakkını teslim edelim. İsveçli basçı Hans Backenroth ve Danimarkalı davulcu Kristian Leth albüm boyunca solistlere kusursuz destek veriyorlar. Avrupa cazının en iyi piyanistlerinden İsveçli Jan Lundgren -ne iyi ki- sık solo alıyor. Kendine ayrılan zamanda, şaşırtıcı derecede ekonomik bir tavırla, mükemmel şekilde akan sololar çalıyor.

Sonuç olarak, Scott Hamilton’ın 2022 Classics albümü -öncekiler gibi- dinleyicisini, sevenlerini mest ediyor.

Turgay Yalçın

Yayın Yönetmeni. Müziksever. Yazar. Radyo Programcısı.

Turgay Yalçın 'in 33 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Turgay Yalçın ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.