Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    VİTRİN

    Joey DeFrancesco – Live at Keystone Korner (2026)

    Hammond orgun caz tarihindeki yerini yeniden tanımlayan Joey DeFrancesco, Ağustos 2022'de Baltimore'daki Keystone Korner sahnesine çıktığında hayatının son günlerini yaşadığını bilmiyordu. Ölümünden dört yıl sonra Mack Avenue Records etiketiyle yayımlanan Live at Keystone Korner, bir veda albümünden çok, müziğe hâlâ söyleyecek sözü olan bir adamın hikâyesini anlatıyor.
    Mine GürevinBy Mine Gürevin22 Ekim, 2026
    Joey DeFrancesco – Live at Keystone Korner (2026)

    Caz tarihinde öyle müzisyenler var ki adlarını duyduğunuz anda aklınıza bir enstrüman geliyor. Hammond B3 org denildiğinde, Jimmy Smith’ten sonra akla gelen en önemli isimlerden biri Joey DeFrancesco. Henüz çocuk yaşta başladığı müzik hayatında, bir dönem cazın gözden düşmüş enstrümanlarından sayılan Hammond orgu yeniden sahnenin merkezine taşıdı. Joey yalnızca iyi bir orgcu değildi. Trompet çalıyor, tenor saksofona merak salıyor, blues, gospel, soul, funk ve hard bop arasında dolaşırken müziğin sınırlarını umursamıyordu. Özellikle son yıllarında kendisini tek bir enstrümanla tanımlayan alışkanlıkların dışına çıkmıştı. Kariyerinin en özgür dönemini yaşıyordu.

    12–14 Ağustos 2022 tarihlerinde Baltimore’daki Keystone Korner caz kulübünde sahneye çıktığında yanında gitar ve orgda Lucas Brown, davulda Anwar Marshall vardı. Üç müzisyenden oluşan bu küçük kadro, Joey’nin sahnede istediği gibi hareket edebilmesine imkân tanıyordu. Hammond orgun başından kalkıp trompetini eline aldığında Brown orga geçiyor, saksofona yöneldiğinde müziğin kalbi yerinde duruyordu. Marshall ise swing’den funk’a uzanan ritmik yaklaşımıyla grubun enerjisini sürekli canlı tutuyordu. Ortaya çıkan müzik, bir org triosunun alışıldık sınırlarını fazlasıyla aşıyordu. Joey’nin yıllar boyunca geliştirdiği müzikal dil, bu üç gecede oldukça doğal ve gösterişsiz biçimde kendisini ortaya koyuyordu.

    Joey DeFrancesco – Live at Keystone Korner (2026)

    Konserlerden birkaç gün sonra, 25 Ağustos 2022’de Joey DeFrancesco 51 yaşında hayatını kaybetti. Bu nedenle kayıtlar, ister istemez farklı bir anlam kazandı. Albümü dinlerken duyduğumuz hayatın ta kendisi. Joey’nin müziğinde hâlâ büyük bir iştah, merak ve hareket var. Eşi Gloria DeFrancesco‘nun prodüktörlüğünü üstlendiği albüm, dört yıl boyunca arşivde bekledikten sonra 16 Ekim 2026’da Mack Avenue Records tarafından yayımlandı. Yaklaşık 74 dakikalık kayıt, sekiz Joey DeFrancesco bestesinden oluşuyor.

    Albümün açılışındaki Awake and Blissed, grubun nasıl bir müzikal ilişki kurduğunu hemen gösteriyor. Hammond orgun kendine özgü sıcak ve güçlü sesi, funk ritimleriyle birleşirken Joey’nin melodik yaklaşımı öne çıkıyor. Ardından gelen Vibrations in Blue, ritmik yapısı ve genişleyen doğaçlamalarıyla müzisyenlerin birbirlerini ne kadar iyi dinlediklerini hissettiriyor. Burada önemli olan üç müzisyenin aynı anda kurduğu iletişim. Joey’nin Hammond org üzerindeki ustalığı zaten tartışılmaz. Etkileyici olan, bu ustalığı hiçbir zaman teknik bir gösteriye dönüştürmemesi. Çaldığı her şeyin içinde blues geleneğinden gelen kuvvetli bir duygu var.

    Free ile birlikte müziğin rengi değişiyor. Joey bu kez trompeti eline alıyor ve ister istemez Miles Davis’le olan geçmişini hatırlatıyor. Henüz 17 yaşındayken Miles Davis’in grubuna katılması, kariyerinin en önemli dönüm noktalarından biriydi. Miles’ın yanında geçirdiği zaman, genç bir müzisyenin caz dünyasına bakışını değiştiren büyük bir okuldu. Joey’nin trompet çalışında bu geçmişin izlerini duymak mümkün. Miles’ı taklit etmeye çalışmadan kendi melodik düşüncesini başka bir enstrüman üzerinden anlatıyor.

    Albümün en dokunaklı anlarından biri kuşkusuz Lady G. Eşi Gloria’ya ithaf ettiği bu bestede Joey tenor saksofon çalıyor. Saksofona ilgisi aslında yeni değildi. 1990’larda dedesinden kalan saksofonlarla başlayan merakı, özellikle Pharoah Sanders ile kurduğu müzikal ilişki sayesinde yeniden güçlenmişti. Sanders’ın spiritüel caz anlayışı, Joey’nin son dönem çalışmalarında belirgin biçimde hissediliyordu. In the Key of the Universe ve More Music albümlerinde açılan bu kapı, Keystone Korner sahnesinde de kapanmıyor. Lady G, bütün bu müzikal arayışların arasında daha kişisel, daha sakin bir yere sahip. Joey’nin tenor saksofonuyla kurduğu ilişki, onun hâlâ öğrenmeye ve yeni sesler keşfetmeye ne kadar açık olduğunu gösteriyor.

    Albüm ilerledikçe doğaçlamaların alanı genişliyor. Özellikle on iki dakikayı aşan In Times of Reflection, grubun sakin sakin müziğin içinde dolaşabildiği anlardan biri. Inner Being ise Joey’nin spiritüel cazla kurduğu bağın izlerini taşıyor. Burada Hammond org yalnızca ritmik ve armonik bir enstrüman olmaktan çıkıp neredeyse insan sesi gibi konuşmaya başlıyor. Gospel geleneğinin coşkusu, blues’un yalınlığı ve cazın doğaçlama özgürlüğü aynı yerde buluşuyor. Gelenekten hiç kopmadan, onun içinde kendisine yeni yollar açabiliyor.

    Roll With It ile yeniden hareketlenen albüm, daha önce yayımlanmamış One More Blues ile sona eriyor. Parçanın adı, Joey’nin ölümünden sonra ister istemez insanın içine dokunuyor: Bir blues daha. Anwar Marshall’ın ritimleri, Lucas Brown’un gitarı ve Joey’nin Hammond orgu etrafında şekillenen beste, müzisyenin bütün hayatı boyunca vazgeçmediği blues duygusunu yeniden hatırlatıyor. Joey DeFrancesco için blues, çaldığı hemen her şeyin temelinde duran bir ifade biçimiydi. En karmaşık doğaçlamalarında bile bu yalınlığı korumayı başardı.

    Live at Keystone Korner aynı zamanda bir müzisyenin son yıllarında geçirdiği değişimi anlamak açısından da değerli. Joey DeFrancesco, kariyerinin büyük bölümünde Hammond orgun en önemli temsilcilerinden biri olarak anıldı. Oysa son döneminde trompeti, saksofonu ve spiritüel cazla kurduğu ilişkiyi daha ileri taşımaya başlamıştı. Geçmişte kazandığı başarılarla yetinmek yerine kendisine yeni bir müzikal alan açıyordu. Belki yaşasaydı bu arayışın nereye varacağını görecektik. Bunu artık bilemeyeceğiz.

    Keystone Korner kayıtlarını dinlerken akılda tutulması gereken, Joey’nin bu konserleri bir veda düşüncesiyle vermemiş olması. Sahnedeki üç müzisyen yalnızca müzik yapıyor, birbirlerini dinliyor, kimi zaman eğleniyor, kimi zaman da bir melodinin peşinden gidiyor. Her şey olması gerektiği kadar doğal ilerliyor. Sonradan öğrendiğimiz gerçek, bu müziğin üzerine başka bir duygu yerleştiriyor ama kayıtların içindeki canlılığı değiştirmiyor.

    Joey DeFrancesco, Hammond orgu yeniden cazın merkezine taşıyan müzisyen olarak hatırlanacak. Fakat Live at Keystone Korner, onun bundan çok daha fazlası olduğunu da hatırlatıyor. Ve albüm sona erdiğinde insanın aklında, biraz daha çalmak isteyen bir müzisyen ve yarım kalmış bir müzik hayatı kalıyor.

    Bir blues daha çalabilseydi, kim bilir neler anlatacaktı.

    ■

    Dark Blue Notes’da Mine Gürevin
    Dark Blue Notes’da Vitrin
    Bandcamp: Joey DeFrancesco – Live at Keystone Korner

    author avatar
    Mine Gürevin
    Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.
    See Full Bio
    2026 Anwar Marshall Gloria DeFrancesco Joey DeFrancesco Keystone Korner Lucas Brown Mack Avenue Records
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleAlpay ve Güven Parkı: Ankara ayazında bir rock opera
    Next Article Waltz for Debby: Üç yılın ardından yine yeniden
    Mine Gürevin

      Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

      Related Posts

      Enrico Rava & Corners: Hayatın bütün köşelerinde caz var

      22 Ekim, 2026

      Alpay ve Güven Parkı: Ankara ayazında bir rock opera

      20 Ekim, 2026

      Otuz yıllık bir ses isyanı: BaBa ZuLa – XXX (2026)

      15 Ekim, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Instagram Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle