Dark Blue Notes, müzik ve sanat dostlarıyla birlikte yılı uğurluyor. Besteci, müzisyen, grup lideri Ayşe Tütüncü, 2025’te müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.
■
Pandemi başlayınca, onun öncesinde de olanakları zaten oldukça sınırlı olan müzik sektörümüzün işleyişi, hayatımızdaki her şeyle birlikte neredeyse durma noktasına geldi.
Az sayıda düzenlenen konser ve festivaller de devlet-kamu otoritelerince azımsanmayacak bir oranda yasaklanarak iptallere uğradı. Üstelik yasaklama bildirimi genellikle en son anlarda, bir gün öncesinde veya o günün sabahında geldiği için önlem alınması da çok zorlaştı. (Örneğin başka şehirden uçakla gelen müzisyenler bazen uçağa binmiş oluyorlardı, ya da biletlerini açığa almak çok zor veya imkansız olduğunda büyük para kayıpları yaşanıyordu.)
2022-2023 gibi pandeminin seyreldiği ve bitmeye yüz tuttuğu zamanlarda ise bütün bu durum, yine de hiç toparlanamadı. O zamandan beri de azalarak ya da çoğalarak hala aynı durumun hayatımızdaki etkilerini yaşamaya devam ediyoruz.
2025’te ise sadece iptaller ve ekonomik şartlar yüzünden değil, 19 Mart sonrasında insanların adalet ve eşitlik duygularını şaşırtan ve zedeleyen gelişmeler zaten sürmekte olduğu seviyenin de ötesine geçince, toplumun toptan çalkalandığı yeni bir evreye geçtik.
Öteden beri ülkemizde bir sanat gösterisi, örneğin bir futbol maçıyla ya da herhangi başka bir toplumsal etkinlikle aynı gün ve saate denk düştüğünde seyirci çekmek açısından dezavantajlı olur. Ya seyircinin belki bir bölümü futbol maçını tercih edeceği için, ya da “aman futbol maçı dağılırken dışarıda olmayalım, sokaklar kalabalık ve gerilimli olur” düşüncesiyle o akşam sokağa çıkmayacakları için…
Ülkede üzücü herhangi bir şey olduğunda ise sanki bir sanat veya müzik gösterisinde bu toplumsal olaya mutlaka duyarsız kalınarak sadece ve sadece müdanaasızca eğlenilecekmiş gibi o gösteri valilikçe iptal edilir. Hatta bu iptaller o kadar abartılarak yapılmaya başlanmıştır ki, 2015’te hayatını kaybeden Suudi Arabistan Kralı için ülkemizde ilan edilen milli yastan ötürü o güne denk gelen bütün sanat gösterileri yine iptal edilmiştir.
Veya diyelim ki tarihte bir kutlama günündeyiz, mesela 24 Kasım Öğretmenler Günü, “o gün herkes biraraya gelir, kargaşa çıkar” düşüncesiyle mesela bütün Beyoğlu’nda veya Kadıköy’de yollar kapatılır. Halbuki düşünülmelidir ki 24 Kasım’ı kutlamak kimsenin evde tek tek yapabileceği bir şey değildir, böyle kutlama günlerinin doğasında zaten biraraya gelmek vardır.. Bu durumdan elbette o semtlerde olan bütün sanat mekanları, müzik olsun, tiyatro olsun etkilenir, çünkü seyircisi o kapalı yolları aşıp gelemeyecektir.
Ülkemizde sanatın ne işe yaradığı, sanatın varlığının (veya yokluğunun) toplumdaki çeşitli insanlara ne ifade ettiği gibi hayati sorularla uğraşmamız gereken bu konu, kendisi itibarıyla başlı başına bir konudur ve ayrıca incelenmeyi hak eder. İncelendikten sonra da bu olumsuz durumun değiştirilebilmesi için bazı tedbirler ve önlemler alınmasını, toplumsal çalışmalar yapılmasını gerektirir. O yüzden 2025 benim için bir müzisyen olarak ola ki kazara bayağı iyi geçmiş olsaydı bile, benim o şanslı durumum genelin gerçeğini değiştirmeyecekti.
Somut söylersem ben 2025’te çok çalıştım, konser bulma – organizasyon işleri her zamankinden fazla vakit ve enerjimi almasına karşın her zamankinden çok daha az olumlu sonuçlar alabildim. Müzikle uğraşmamın yanısıra çok haber izledim, değişik kaynaklardan karşılaştırmalı olarak çok okudum, içinde bulunduğumuz toplumsallığın vardığı en son şekli anlamaya çalıştım, ki bunları yapmak da bayağı vakit alan bir şeydir. Bunların yanısıra benim adıma müzikal olarak olumlu olan gelişme, dörtlü grubumla birlikte bir albüm kaydı yapabilmem oldu; Sinan Sakızlı’nın “10 Usta 10 Albüm” projesi içinde yer alan albümüm ”Uzak, Yakın Zamanlar” Kasım ayında yayınlandı.
Her şeye rağmen sanattan hayat enerjisi alan ve sanatın sadece tek tipte bir “eller havaya” tarzı eğlence biçiminden ibaret olmadığını hisseden, yaşayan, sanattan ruhu ve zihni çeşitli şekillerde beslenen insanlar hem benim albümüme hem de başka albümlere ilgi, merak ve sevgi gösterdiler. Burada olumluluğu yaratan anahtar ifade benim için “her şeye rağmen” ifadesi. Her şeye rağmen yaşamaya, üretmeye ve üretilenlere gösterdiğimiz ilgiyle onları kendi bünyemizde yeniden üretmeye devam ediyoruz.

■


