2025’i başka türlü uğurlayalım istedik, müziği hayatının merkezine koyanlara, müzisyenlere, yazarlara, organizatörlere, işletmecilere, dinleyicilere, söyleyeceklerinin muteber olacağına inandığımız kişilere başvurduk; bitmek üzere olan yıldan kendilerine kalanı, kendilerinden başkalarına kalanları, 2025’i müzikal açıdan nasıl geçirdiklerini yazmalarını rica ettik. Gazeteci, yazar, koleksiyoner Murat Beşer bizi kırmadı, 2025’de müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.
■
Âdettendir, yıl sonu bilanço tutulur, gelen giden hesabı yapılır, kara kaplı kapatılıp rafa kaldırılır. Sonra taze umutlarla yeni bir sayfa açılır, temennilerde bulunulur. O vakit yine geldi çattı ve 2025 yılı ne yazık ki, olumsuz öngörülerimizin ilerisine taştı ve gelecek yıla dair umutlarımızın dibine kibrit suyu ekti. 2025 yılını dair birkaç kişisel örnek vererek tasvir etmeye çalışacağım ama siz bunu genellemekte bir mahsur görmeyin ve ülkenin genel olarak hali pür melali olarak okuyun. Zira bir kesim halen farkında olmasa da, yalnızca kendini kurtaracak delik arayışı içinde olsa da, hepimiz aynı gemideyiz…
Artık vefat eden değerleri ya da öne çıkan albümleri, yapılan konser ve festivalleri saymakla geçiştiremiyoruz geride kalan yılı. 2025’in meseleleri bunun çok daha ilerisinde bir boyutunu bizlere çırılçıplak göstermeye başladı. Bizler müzik ve kültür-sanat insanları olarak aslında üretkenliğimizden, iyi niyetimizden, çalışkanlığımızdan bir şey kaybetmiş sayılmayız ama sorun şu ki, bunları uygulayabileceğimiz bir yaşam alanı kalmamaya başladı. Bunun da 2025 yılındaki kırılma noktası 19 Mart olarak görülebilir.
Bu uğursuz günde düğmesine basılan olaylar zinciri sonucu, evime ekmek götürdüğüm (Babylon, İ.B.B. ve D&R olmak üzere) üç işi birden kaybetmem sadece benim başına gelen bir felaket olarak görülmemeli. Bizler daha ziyade müzik cephesindeki insanlarız ama bu süreçle birlikte tüm kültür-sanat ve eğlence dünyasında sayısız insan sarsıldı, tuhaf ve adalet yoksunu bir iktidar kavgasının masum mağduru oldu. Benim için bilhassa çeyrek asırdır içinde, emekçisi olduğum, duvarındaki tuğlalara terimin damladığı Babylon’da 25 yıldır yapmakta olduğumuz Oldies But Goldies adlı partinin (ki dünyada bu kadar uzun ömürlü bir parti daha yok sanırım) sermayenin koltuğuna oturan maşalarca onursuzca bitirilmesi müzik dünyasındaki vahşileşmenin bir göstergesiydi.
“Sanatın soğuk savaştan sonra biten vicdan olma rolü, adeta vicdansızlığın elinde oyuncak haline geldiğinde artık küresel kara paranın aklandığı en ‘masum’ alanlardan biriydi burası.”
Benim için emsal oluşturuyordu, olan bitenin ve gelecek olanın özetiydi bu… 2025 yılı sermaye cephesinde yaşananları daha net hissettiriyordu. Sanat ekonomik refah dönemlerinde açılan, krizde solan bir çiçekti artık. Artık para ve piyasa ile özdeş bir borsaydı…Serbest ticaret hacmi ile yetinmeyen şirketler (mekân, müze, sponsorluk, festival) sanatsal araçlar yaratarak ticaret hacmini genişletiyordu. İş dünyasının sözde sanatseverliği, bir pazar arayışıydı. Ulaşamayacakları kaliteye, sanat takipçileri ile ulaşmaya çalışıyor; bu ilişkiler ağında da influencerlar, sosyal medya trölleri gibi bazı kariyerist ve fırsatçılarla kapı açıyorlardı. Sponsorlu sosyal medyada insanlık onuruna ve aklına zarar utanç verici davranışları geçtim, özgürlük ve asilik gibi kavramlar bile artık pazarlama stratejisinin bir parçası olmuştu. Sanatın soğuk savaştan sonra biten vicdan olma rolü, adeta vicdansızlığın elinde oyuncak haline geldiğinde artık küresel kara paranın aklandığı en “masum” alanlardan biriydi burası.
Müzik cephesinde anaakım dışı özgün ürünlerin olmayan pazar payı daha da düştü. Caz küçüldü, Rap stabil kaldı; sel gitti kum kaldı… Ancak bunu bir dert olarak bizlere unutturan daha büyük bir sorunla cebelleşildi ki, o da yapay zekaydı. Yaşamın her alanında olduğu üzere müzikte de can alıcı soru bir güç olarak yapay zekâ kimin elindeydi, nasıl kullanılıyordu. Bu halen dünyadaki tüm meslek birliklerinin telif bahsinde çözemedikleri ve uzun süre de çözemeyecekleri bir sorun olarak duruyor. Yıllarca işinde dirsek çürüten gerçek müzik emekçilerinin hakları 2026 yılında da katledilmeye devam edecek.
“Gerçek dinleyici bu yıl biraz daha azaldı, müziği sos olarak, sosyal statü olarak cebinde taşıyanlar arttı.”
Buna bağlı olarak bağımsız müzik yayıncılığının da imkânı kalmadı. Artık kolaylıkla elde eden, elde ettiğini keşfettiği sanarak tüketen müzik insanlarına hitap eden, bir manada kitlesini yükselten değil müşterinin istediğini veren portallar dünyasında sınırsız tüketicilik ve gelenek yokluğu bir gelenek haline geldi. Gerçek dinleyici bu yıl biraz daha azaldı, müziği sos olarak, sosyal statü olarak cebinde taşıyanlar arttı. Müzik yazarlığı da ya içsel olmayan sahte bir hayranlık, ya da yapay zekâ ile oluşturulan derlemeler listeler haline dönüştü. Artık müzik portallarında nadiren görülür oldu makaleler. Yerini yapay zekâ destekli, görsellerle süslenmiş, içi kof ve bize bir şey anlatmayan (yazı görünümlü) listeler aldı.
Bizler üretimi yapabilmek için muhakkak yeni alan arayışları içinde olacağız ama öyle görünüyor ki, 2026 yılında bu alan arayışının ciddi bir muhalif tavır eksikliği içinde geçeceği şimdiden ve derinden hissediliyor.
Aum Ha!!!

■
Ardından: 2025 dosyası
Murat Beşer Facebook
Murat Beşer Instagram


