Donald Fagen ve Walter Becker iki ayrı yaratıcı güç olarak düşünüldüğünde, Steely Dan bu iki eksantrik zihnin biraraya gelerek gerçek ile kurgu arasında oluşturdukları, kusursuzluk takıntısıyla şekillenmiş, neredeyse gerçeküstü bir ses örgüsüdür.
1970’ler boyunca Steely Dan, rock müziğin hamlık ve doğrudanlık üzerine kurulu anlatı geleneğine mesafe koyarak, stüdyoyu bir üretim alanından çok bir düşünce mekânına dönüştürür. Caz dokunuşlarıyla genişleyen bir ses dili ve ironiyi merkezine alan bu yaklaşım, rastlantıyı dışarıda bırakan katı bir kontrol anlayışıyla ilerler. Bu tercih, rock tarihinin çoğu örneğinde yüceltilen spontane enerjinin yerine hesaplanmış bir ses örgüsünü koyarken, rock’n’roll’un sınırlarını da estetik bir disiplin üzerinden yeniden tarif eder. Dolayısıyla Steely Dan bir grup değil, sesin nasıl kurulacağına dair çizgi üstü ve bilinçli bir tasarım fikri olarak konumlandırabilir.

Bu proje, 1970’ler boyunca kendi iç disiplinini kurarken, 1982’de, Becker ile ortak üretim hattının dağılmasının ardından, Donald Fagen, yaratıcı dokunuşuyla The Nightfly ile ilk kez tekil bir bilinç halinde konuşur. Bu konuşma, artık kolektif bir ironinin değil, bireysel bir anlatıcı sesinin kontrolünde ilerler.
Yine konuşma geçmişin nasıl kurulabileceğine dair bilinçli bir tasarı niteliği de taşımaktadır.
“Bu albümdeki şarkılar, ellilerin sonu ile altmışların başında kuzeydoğudaki bir şehrin uzak banliyölerinde büyüyen genç bir adamın kurmuş olabileceği kimi fantezileri temsil ediyor.”
– Donald Fagen
Albümün iç kartonetine bizzat Donald Fagen tarafından düşülen kısa not, 1950’lerin sonu ile 60’ların başında banliyölerde büyüyen bir gencin kurduğu fantezilere işaret ederken, aslında dinleyiciyi bir geçmişe değil, bir kurguya davet eder. Bu nedenle The Nightfly, yaşanmış olanın değil, yaşanmış gibi tasarlananın albümü olarak nitelendirilmelidir. Dolayısıyla hatıraların değil, hatıra fikrinin fantastik üretimidir.
“a just machine to make big decisions…”
Albüm I.G.Y. ile açıldığında, bilimsel ilerleme ve teknolojik iyimserlik imgeleriyle örülmüş bir geleceğin içinde bir yerlere ulaşırız. Yukarıda yer verilen ve şarkı sözlerinin yönünü belirleyen temel söylem, insan iradesinin yerini mekanik bir akla bıraktığı bir düzene işaret eder. Güneş enerjisi, deniz altı trenleri ve herkes için eşit bir refah ideali, kusursuz bir yüzey üzerinde ilerler ve çizgi üstü bir ses örgüsüne dönüşür.
Ancak yüzeyin bu aşırı düzgünlüğü, anlatının altına ince bir mesafe yerleştirir; çünkü bu gelecek, bir deneyim değil, bir söylem olarak karşımıza çıkar. Fagen’in erken dönem dijital kayıt teknolojisini tercih etmesi bu noktada belirleyici olur. Analog sıcaklığın yerini alan bu yeni teknik kesinlik, anlatının yapay doğasını estetik bir değer kattığı gibi tarihsel bir düzlemde de görünür kılar.
Ses örgüsü neredeyse hatasızdır, tonlar steril, ritim mekanik bir kesinlik taşır ve bu teknik mükemmellik, anlatılan dünyanın yapay doğasını güçlendirir. Ses örgüsü ile anlatı arasındaki bu gerilim, albümün de merkezini oluşturur.
“…it’s murder out in the street…
it reeks of wine and kerosene…”
Bu kusursuz yüzey, Green Flower Street ile birlikte çatlamaya başlar; parlak gelecek anlatısının arkasında kalan karanlık görünür hale gelir. Banliyö, artık huzurun değil, merkezin dışında kalmış bir yalnızlığın mekânıdır ve bu yalnızlık dramatize edilmez. Aksine, son derece kontrollü bir müzikal yapı ve ses örgüsü içinde, neredeyse duygusuz bir yüzeyle sunulur. Bu mesafeli anlatım, Ruby Baby yorumunda daha da belirginleşir; bir dönemin sıcak rock’n’roll ifadesi soğur, duygudan arınır ve bir hatıradan çok, hatıranın kaydı haline gelir.
Bu noktada, The Nightfly’ın ses örgüsünü estetik bir tercih olduğu gibi, bilinçli bir üretim stratejisi olarak görmek gerekir. Çünkü Donald Fagen, bu albümde dönemin en seçkin stüdyo müzisyenlerini bir araya getirirken, onları bireysel yorumlarıyla değil, kontrollü, çizgi üstü ve kolektif bir ses örgüsünün inşasına hizmet eden unsurlar olarak konumlandırır. Bu yaklaşım, neredeyse mimari bir ses tasarımı kadar, anlatıcı üzerinde tam kontrol kuran bir üretim disiplinine işaret eder.
Davulda Jeff Porcaro’nun ölçülü ve neredeyse kusursuz vuruşları ses örgüsünü zamanlara bölerken, gitarda Larry Carlton’ın pürüzsüz ton mimarisi, klavyelerde Greg Phillinganes ve Michael Omartian’ın katmanlı dokunuşları, kontrollü bir ses inşasına hizmet eder. Hiçbir enstrüman öne çıkmaz, hiçbir icra fazla değildir; her şey, önceden tasarlanmış bir akustik yüzeyin içine yerleşir.Dolayısıyla bu yaklaşım, albümü aynı dönemde yayımlanan pek çok rock ve pop kaydından ayırır. Ortaya çıkan neredeyse mimari bir kesinlikle kurulmuş bir ses tasarımıdır. Bu nedenle The Nightfly, iyi çalınmış bir albüm olduğu gibi baştan sona düşünülmüş, inşa edilmiş ve bilinçli olarak steril bırakılmış, mücevher değerinde gerçeküstü bir ses örgüsünü simgeler.
“…we’ll move up to Manhattan someday…”
Albümün en ikna edici anlatılarından biri Maxine ile kurulur; düzenli bir hayat, planlı bir gelecek ve kusursuz bir şehir tasarımı, bir aşk hikâyesi içinde ilerler. Anlatı dikkatle incelendiğinde bireysel bir deneyimden çok, kolektif bir yaşam senaryosu gibi görünür; her şey olması gerektiği gibidir ve tam da bu nedenle gerçeklik duygusu zayıflar.
“you’d hear my voice on the radio…”
İkinci yüzde yer alan ve aynı zamanda albümün adını taşıyan The Nightfly ise, bu sözle birlikte bir gece radyosundan konuşan anlatıcı figürüyle bu kurgu dünyayı doğrudan ifşa eder. Bu noktada Fagen, kendi anlatısını kuran ve yöneten bir yayıncı kimliğine bürünür. Artık bir hatıranın değil, bir yayının içine gireriz; anlatıcı güvenilir olmaktan çok kurucu bir figürdür.
Fagen, eleştiriyi doğrudan kurmaz; bunun yerine ideali kusursuzlaştırarak onun yapaylığını görünür kılar. Bu nedenle The Nightfly, ne tam anlamıyla nostaljik bir geri dönüş ne de açık bir eleştiridir; ikisi arasında, askıda duran bir bilinç halinin ses örgüsü olarak değerlendirilmelidir.
Gece sona erdiğinde bir hatırayı değil, hatıra hissi veren gerçeküstü bir dünyayı geride bırakırız. Son söz olarak The Nightfly’ın Steely Dan ile kurduğu müzikal evrenin bireysel ve bir o kadar çizgi üstü hali ve bir Donand Fagen alamet-i farikası olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtelim.
■
Dark Blue Notes’da Bülent Seyitdanlıoğlu
Dark Blue Notes’da Başucu Albümler
Steely Dan resmi web sitesi


