Edgar Allan Poe’nun hikâyelerinde geceler pek sessiz değildir. Karanlığın içinde bir kapı gıcırdar, uzaklardan bir ayak sesi duyulur ya da geçmişte kaldığı sanılan bir hayalet yeniden ortaya çıkar. Okur, her an kötü bir şey olacakmış hissiyle ilerler. Çünkü Poe’nun dünyasında gölgeler çoğunlukla korkunun habercisidir.
Duran Duran’ın 2023 tarihli Danse Macabre albümünü dinlerken aklıma sık sık bu dünya geliyor. Ancak önemli bir farkla. Poe’nun gölgeleri korkutuyor. Duran Duran’ın gölgeleri ise beynimizin derinliklerinde yarattıkları sesler ve bu seslerin tetiklediği görsel imgeler eşliğinde dans ediyor. Belki de albümün gerçeküstü tarafı tam burada ortaya çıkıyor. Çünkü karşımızda duran şey bir korku hikâyesi değil. Seslerin, anıların, çağrışımların ve hayal gücünün birbirine karıştığı, zaman zaman rüyayı, zaman zaman da kâbusu andıran tuhaf bir gece yürüyüşü.
Duran Duran albüm boyunca dinleyicisini, çizgi üstü yol arkadaşlığı yapan şarkılar ve o şarkıların zihnimizde yarattığı görsel çağrışımlarla baş başa bırakıyor. Tam da bu noktada albümün adına yeniden dönme ihtiyacı hissediyorum: Danse Macabre.
Bu ifade size neyi çağrıştırıyor?
İlk bakışta kulağa gizemli gelen bu ifadenin peşine düştüğümde karşıma Orta Çağ Avrupa’sından günümüze uzanan ilginç bir hikâye çıkıyor.
Kelime anlamıyla ölüm dansı ya da ölüler dansı olarak çevrilen bu kavram, hayatın geçiciliğini ve ölüm karşısındaki mutlak eşitliği anlatan güçlü bir alegori. Krallar, soylular, din adamları ve sıradan insanlar aynı yürüyüşte, aynı dansın içinde buluşuyor. Yüzyıllar boyunca ressamların, yazarların ve müzisyenlerin ilgisini çeken bu fikir, yaşam ile ölüm arasındaki çizginin ne kadar kırılgan olduğunu da hatırlatıyor.
Bu belirleme ile birlikte albümün adı çok daha anlamlı görünmeye başlıyor. Çünkü Duran Duran, albümle geçmiş ile bugün, gerçek ile hayal ve belki de yaşam ile ölüm arasındaki sınırların bulanıklaştığı bir dünya kuruyor.
Bu dünyanın içinde Talking Heads’in Psycho Killer‘ı da var, The Rolling Stones’un Paint It Black’i de. The Specials’ın Ghost Town’u da aynı karanlık geçitten geçiyor.
Ancak bu şarkılar kendi hikâyelerini anlatmıyor. Duran Duran’ın kurduğu gerçeküstü maskeli balonun davetlilerine dönüşüyor. Dolayısıyla Danse Macabre bir cover albümünden çok daha fazlasını ifade ediyor.
Belki abartılı gelebilir ama müzik arşivinden seçilmiş şarkılar toplamından değil, seslerden, anılardan, gölgelerden ve imgelerden oluşan tuhaf bir düşten söz ediyoruz.
27 Ekim 2023’te yayımlanan Danse Macabre ile ilk karşılaşmam aslında pek de yeni sayılmaz. Albümü yayımlandığı günlerde dinlemiş, çok geçmeden Kulak Misafiri’ne de konuk etmiştim. Ancak kimi albümlerin gün geçtikçe zihnimizde bıraktıkları izler silikleşmek yerine daha da derinleşir.
Yıllar sonra albüme yeniden döndüğümde kendimi şarkılardan çok çağrışımların peşinden giderken buluyorum. Ve bu yolculuk beni beklenmedik biçimde 1995 tarihli Thank You albümüne çıkarıyor.
Aslında Duran Duran’ın cover şarkılarla kurduğu ilişkinin geçmişi hayli eskiye uzanıyor. Danse Macabre, grubun bu alandaki ilk çalışması da değil. Kalkıp arşivden Thank You albümünü çıkarıyorum. Aradan geçen yıllara rağmen kapağına bakmak bile başka bir dönemin duygularını geri çağırmaya yetiyor.
Lou Reed’den Led Zeppelin’e, Grandmaster Flash’ten The Temptations’a uzanan sıra dışı seçkinin içinde Bob Dylan’ın Lay Lady Lay cover’ı da da yer alıyor. Şarkı yeniden dönmeye başladığında ise Duran Duran’ın aslında uzun zamandır aynı sorunun peşinde olduğunu düşünüyorum.
Başkalarına ait bir şarkı bambaşka bir hayata kavuşabilir mi?
Yıllar önce Lay Lady Lay yorumunu ilk dinlediğimde dikkatimi çeken şey, grubun şarkıya yaklaşım biçimiydi. Ortada bir sadakat gösterisi ya da birebir yeniden üretme çabası yoktu. Duran Duran şarkıyı kendi ses örgüsünün, kendi estetik dünyasının ve kendi hayal gücünün içinden geçiriyordu. Dylan’ın toprağa basan, Americana geleneğinden beslenen şarkısı bir anda başka bir iklime taşınıyordu. Sanki Londra gecelerinin ışıkları Nashville ufkuna karışıyordu.
Aradan geçen otuz yıla yakın zamana rağmen değişmeyen şeyin bu olduğunu düşünüyorum.
Thank You ile Danse Macabre arasında müzikal olarak büyük farklar olsa da, iki albümü birbirine bağlayan yaratıcı damar hâlâ hissediliyor. Bu kez Dylan’ın romantik anlatısının yerini hayaletler, maskeler ve gölgeler alıyor. Ancak yöntem değişmiyor. Duran Duran yine tanıdık olanı alıyor ve onu kendi dünyasında yeniden kuruyor.
Bu yüzden Thank You ile Danse Macabre arasında ilk bakışta göründüğünden çok daha güçlü bir bağ var. Çünkü her iki kayıtta da Duran Duran başkalarına ait şarkıları ödünç almıyor. Onları yeniden inşa ediyor ve dönüştürüyor. Bir anlamda yeni bir anlam yüklüyor. Sonra da dinleyicinin önüne farklı ışıklarla aydınlatılmış yeni bir manzara bırakıyor.
İşte bu nedenle Danse Macabre, grubun kariyerindeki en sıra dışı çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Gerçeküstü bir maskeli balo. Karanlık bir gece yürüyüşü.
Ve kırk yılı aşan bir yolculuğun ardından merak duygusunu, oyun isteğini ve hayal gücünü koruyabilen bir grubun mücevher değerinde yaratıcı hamlesi…
■
Dark Blue Notes’da Bülent Seyitdanlıoğlu
Dark Blue Notes’da Başucu Albümler
Duran Duran resmi web sitesi


