Dark Blue Notes, müzik dostlarıyla beraber yılı uğurluyor. Müzisyen, grup lideri Ferit Odman, 2025’de müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.
■
2025 takvimimi açtığımda, geride bıraktığım yıla dışarıdan bakma ihtiyacı hissettim. Sayfalar arasında dolaşırken fark ettim ki, aslında bir davulcunun rüyasını yaşıyorum. Müzikle, sahneyle, üretimle dolu bir yılı geride bırakmışım. Bunun için gerçekten çok şükrediyorum.
Yılın müzikal dönüm noktaları benim için oldukça özel başlıklardan oluşuyor. TRT Big Band ile durmaksızın çalışıp AKM’de verdiğimiz konserler her zaman mutluluk verici. Fazıl Say ile Duo projemizin Akra Caz Festivali’ndeki prömiyeri, hem müzikal hem kişisel açıdan uzun süre hatırlayacağım bir andı. St. Petersburg Caz Festivali’nde çalmak, DasDas’ta Stockholm Swing All Stars ile aynı sahneyi paylaşmak ve D-Maris’te Alan Parsons’ın efsanevi konserinin açılışını kendi quintet’imle yapmak ise yılın diğer kilometre taşlarıydı.
Bunlara ek olarak, ilk kez düzenlenen Mudanya Caz Festivali’ndeki konserim, Avrupa’dan gelen harika müzisyenler Stefano Di Battista ve Gustav Lundgren’le çaldığımız geceler de bu yılın özel durakları arasında yer aldı.
Dinleyici olarak ilham aldığım konserler ise: Moses Yoofee, Fabrizio Bosso, Chief Adjuah ve Aaron Parks oldu… Sahnenin iki tarafını da yaşayan biri olarak, bu performansların yaratıcılığımı nasıl beslediğini tarif etmek zor.
Yıl toplamında 183 konser çalmışım ve 144 kez uçağa binmişim. Bu sayıları görünce bir kez daha anlıyorum: Müzisyenlerin müziği dinleyiciye ulaştırmak için katettiği yol gerçekten azımsanacak gibi değil. Umarım dinleyen herkes, bu emeğin görünmeyen tarafını da hatırlar.
Bu yıl aynı zamanda marka işbirliklerimin müzisyen kimliğimle daha da bütünleştiği bir dönem oldu. Audi ile Seefeld’de buz üstünde E-tron kullanmak, Hifilife için odyofillere yönelik içerikler üretmek, Porsche ile Çanakkale civarında unutulmaz bir sürüş deneyimi yaşamak, Sarar ile Eskişehir Caz Festivali’ndeki workshop’ım ve Converse için çektiğim videolar… Bir caz davulcusu olarak bu markaların benimle çalışmak istemesi benim için hem motivasyon hem de gurur kaynağı oluyor. Artmasını diliyorum.
Yılın tek buruk tarafı ise stüdyo kayıtlarının azlığıydı. TRT Big Band için gerçekleştirdiğim sayısız kayıtlar dışında, yalnızca Uraz Kıvaner’in prodüktörlüğünü yaptığı bir projede kayıt yapma fırsatım oldu. 2026’da daha çok kayıt yapmayı diliyorum. Neyse ki Cunda’da açılan Pür Kayıt Stüdyosu, yeni yılda üretim için müthiş bir alan olacak gibi görünüyor. Konserlerin yanı sıra, orada bol bol üretmek istiyorum.
2025 benim için hem sahnede, hem de müzik dışı işbirliklerinde “kim olduğumu” daha iyi anladığım bir yıl oldu. 2026’nın da aynı coşkuyla, aynı üretkenlikle ve bol müzikle gelmesini diliyorum.

■


