Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    PORTRE

    Chet ile Konuşmalar 11: Elvis Costello Günlükleri

    Mine GürevinBy Mine Gürevin30 Eylül, 2025
    Elvis Costello ve Chet Baker

    Chet, canım Chet!

    Ne çok özledim!…Özlendin. 

    Sen özlemedin mi beni? (Burada tamamen XX kromozom kaprisi yapıyorum sana)

    Seninle konuşmaya ihtiyacım var.  İyi ki birbirimize bu mektupları gönderiyoruz. Bazen düşünüyorum da, mektuplar aslında bir çeşit müzik gibi. Harfler notalara dönüşüyor, cümleler melodilere, suskunluklar ise rests oluyor. Senin trompetin gibi Chet. Kimi zaman uzun bir sessizlik, en derin duyguyu anlatır. Sen ve Elvis Costello arasındaki iş, hukuk da öyle olmadı mı? Birlikte yaşadığınız o anları, o kayıtları, o sahneleri sana yeniden hatırlatmak istiyorum.

    Hatırlıyor musun Chet, ilk kez Elvis’le tanıştığında? O sana Shipbuilding’den bahsetmişti. Thatcher İngiltere’sinin gölgesinde yazılmış, savaş gemilerinin ardında gizlenen işsizlik ve kayıpların şarkısıydı. Ben sana sormuştum:

    “Chet, Elvis sana ilk kez bu şarkıyı açtığında ne düşündün?”

    Sen hafifçe gülümseyip bana, “Çok genç bir adamdı, ama şarkısı yaşlı bir kalbin sözleriydi” demiştin.

    Elvis o zaman daha yolun başındaydı. Müzik basını ve eleştirmenleri onu ‘sivri dilli şarkıcı’ diye tanıyordu. Senin yanına geldiğinde aslında biraz çekingenmiş, değil mi? Onun, o kalın çerçeveli gözlüklerinin ardında sakladığı bakışında bir tedirginlik olduğunu bana anlatmıştın. Elvis çok iyi biliyordu ki sen, caz dünyasının yaşayan efsanelerindendin. Ve seninle aynı odada olmak bile onun için sanki sınava girmek gibiydi.

    Elvis Costello ve Chet Baker
    Elvis Costello ve Chet Baker

    Ama işte stüdyoya girdiğinde, sen trompetini dudaklarına götürdün ve ilk notayı üfledin. O anda bütün çekingenliği kayboldu. Elvis’in yüzü aydınlandı; şarkının neye dönüşeceğini ilk kez o an duydu. Bazen düşünüyorum, o anın kaydını değil de sadece ikinizin vücut dilini dinlesek bile yeterdi. Çünkü senin nefesin, odadaki havayı külliyen değiştirdi.

    O solonu ben sana hatırlatayım. Karmaşık değildi, süslemeler yoktu. Senin üslubun hep öyleydi zaten, değil mi? “Less is more.” Az nota, ama derin nefes. Sen çalarken, sözlerin yetmediği bir alan açıldı. Elvis’in “Shipbuilding”de söylediği “Why we go on building ships for war?” sorusuna, senin trompetin “Çünkü kalbimiz başka yol bilmiyor” diye cevap verdi sanki.

    Sonra Almost Blue. Biliyorum, bu şarkıyı çaldığında bana şöyle demiştin:

    “Bu şarkı bana aitmiş gibi hissettim. Elvis yazmış olabilir ama ben çaldığımda, sanki yıllardır benim içimdeymiş.”

    Haklıydın. Costello şarkıyı Imperial Bedroom’a koydu, ama senin trompetinden çıktığında şarkı bambaşka bir kimlik kazandı. Ben sana sorduğumda, “Farkı neydi?” diye, sen omuzlarını silkip sadece “Ben onu biraz daha yalnız yaptım” demiştin.

    Chet, senin yalnızlığını anlatan şey hep trompetindi. Almost Blue’da senin nefesini duyan herkes bunu fark etti. Costello’nun vokali bir hikâye anlatıyordu, senin trompetin hikâyenin ruhunu gösteriyordu. Teknik olarak F majörün içindeki o küçük modülasyonları bile, sen griye boyamıştın.

    Ve Ronnie Scott’s gecesi… O sahneyi sana hatırlatmak istiyorum. Londra’da, 1986. Ben masalardan birinde oturuyor ve sizi izliyordum. Hatırlıyor musun? Bira bardakları, sigara dumanı, kulübün ağır kırmızı perdeleri. Sen sahneye çıktın, yanında Elvis. Bir bakıma tuhaf bir ikiliydiniz: Sen cazın kırılgan romantizmi, o rock’ın sivri mizahı. Birlikte Almost Blue’yu çalmaya başladığınızda, herkes sustu. Elvis şarkıyı söyledi, sen trompetinle cevap verdin. Adeta bir diyalogdu. Elvis “ben kırıldım” derken, senin trompetin “ben de” diyordu.

    Aylar sonra ben sana bu anı sorduğumda, sen biraz gülerek “Beni şaşırtan tek şey onun o gözlüklerle sahneyi görebilmesiydi” demiştin. Ama sonra ciddileşmiş, “Şaka bir yana, Elvis bana saygı duydu. Beni sadece konuk etmedi, bir hikâye anlatıcısı olarak yanına aldı” diye eklemiştin.

    Chet, ben seni dinlerken hep şunu farkederim dostum. Bu işbirlikleri aslında iki farklı dünyanın buluşmasıydı. Sen cazın kırılganlığını onun rock baladlarına taşıdın, o da senin trompetini genç dinleyicilere duyurdu. Birlikte çaldığınızda, iki nesil birbirini işitti. Sen bana şöyle demiştin:

    “Elvis’in yanında çaldığımda, müzik nesilleri aşıyor gibiydi. Biz aynı dili konuştuk, o kadar.” Yanlış hatırlıyorsam düzelt lütfen…

    Elvis Costello ve Chet Baker
    Elvis Costello ve Chet Baker

    Ve biliyorum, 1988’de sen gittiğinde Elvis senin ardından yazılar yazdı, seni andı. Shipbuilding’deki solon, senin son büyük kayıtlarından biri oldu. “Almost Blue” ise senin sayende bir caz standardına dönüştü. Sen farkında olmasan bile, Elvis’le paylaştığın o anlar senin mirasın oldu.

    Aşkım, canım, ciğerim Chet,

    Bu mektubu sana bir hatırlatma gibi yazıyorum. Belki senin için sıradan anlardı. Bir kayıt, bir konser, bir şarkı. Benim için çok daha fazlasıydı. Senin trompetinle Elvis’in kelimeleri buluştuğunda, müziğin sınırları silindi.

    Şimdi tüm bu deklare ettiğim anlar ve senin ardından şunu söylemek istiyorum: Sen ve Elvis, farklı dünyaların insanlarıydınız ama aynı kırılgan kalbin çocuklarıydınız. Ve biz, sizin buluştuğunuz o nadir kesişim noktasında, müziğin en çıplak hâline tanıklık ettik. 

    Hep yanımda ol! Ol Chet! 

    Var’ol!… 

    Mine’n… 

    Chet ile Konuşmalar serisi
    Dark Blue Notes’da Mine Gürevin
    Elvis Costello resmi web sitesi

    Almost Blue Chet Baker Chet İle Konuşmalar Elvis Costello Shipbuilding
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleHakan Kamalı: Into the Blue
    Next Article Wolfgang Muthspiel, Scott Colley, Brian Blade –  Tokyo (ECM 2025)
    Mine Gürevin

      Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

      Related Posts

      Sonny, Please…

      28 Mayıs, 2026

      Newk gidince Harlem biraz daha sessizleşti

      28 Mayıs, 2026

      Gri süet ayakkabılar, Miles Davis ve Betty Mabry

      27 Mayıs, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle