Yerebatan Sarnıcı’nda Evrensel Bir Yolculuk

İstanbul’da Tarihi Yarımada’da yer alan Yerebatan Sarnıcı, 2016 yılında İBB tarafından restorasyon çalışmalarına girmişti. 22 Temmuz 2022’de yeniden ziyaretçilere kapılarını açan Yerebatan Sarnıcı’nda restorasyon çalışmaları sırasında pek çok keşfe de rastlanmıştı. Büyük İstanbul depremine karşı önlem alınarak yapılan çalışmada, mermer sütun kaidelerinde taş yoncalarının amblemleri olduğuna inanılan izler, 1500 yıllık damgalar korunuyor. Yüzyılların getirdiği su akıntılarıyla beraber çok yoğun kirlenme ve yosunlaşmadan temizleniyor. Temizlenen Medusa başlarına yeni çağdaş sanatçıların eserleri eşlik ediyor.

1500 yıllık Yerebatan Sarnıcı, farklı kültür sanat etkinliklerine de kapı aralıyor. Sarnıcın büyülü atmosferini, müzik eşliğinde deneyimleme imkânı sunan Derinden Gelen Sesler: Bach’tan Itrî’ye etkinlik serisi ise 18 Ocak’ta başladı. Ben de Pazartesi günleri gerçekleşen etkinliğin 8 Mayıs tarihindeki oturumuna katıldım ve bu büyülü yolculuğa eşlik ettim.

Konsere ilgi yoğundu ve kapının önünde uzun bir kuyruk oluşmuştu. Geçmişle geleceği ortak paydada buluşturan mekânda anlamlaşan konser için bekleyen müzikseverler, konser başlamadan önce sarnıçta yer alan sergiyi gezdi. Yeraltında ışık oyunlarıyla bizleri karşılayan çağdaş sanat eserleri, sarnıcın hikâyesiyle bütünleşmiş adeta geçmişten geleceğe sesleniyor. Günümüz sanatçılarından başlayan ve şerit boyunca devam eden eserlerin yolculuğu, Medusa’nın başıyla sonlanıyor. Tarih boyunca pek çok kez onarımlardan geçen Yerebatan Sarnıcı Müzesi, İBB’ye bağlı Kültür A.Ş. tarafından işletiliyor.

Yerebatan Sarnıcı’nda düzenlenen Derinden Gelen Sesler: Bach’tan Itrî’ye etkinliği klasik müziğin büyüleyici dünyasını keşfetmek için müzikseverleri bekliyordu. Konser, bu tarihî mekânın eşsiz atmosferi ve muhteşem akustiğiyle birleştiğinde, izleyicilerin üzerinde unutulmaz bir etki bıraktı. İhtişamlı sütunlar ve gizemli su kanalları arasında, konserin melodileri bu büyülü yerde yankılandı ve herkesi derinden etkiledi. Sarnıcın akustiği ise konser deneyiminde önemli bir rol oynadı. Yerebatan Sarnıcı, bu alanda gerçekten olağanüstü bir performans sergiledi. Mekânın mimari tasarımı ve suyun eşsiz ses yansımaları, müzik notalarını adeta dans eden bir hayalet gibi süzülerek izleyicilere ulaştırdı. Sesler, sarnıcın muazzam boşluğunda yankılanırken, her nüansıyla ayrıntılara bürünerek müziğin derinliklerine götürdü. Geçmişten gelen tınılar bugüne karışırken, konser boyunca, sarnıcın etkileyici atmosferiyle birleşen klasik müzik parçaları, seyircilerin duygusal bir yolculuğa çıkmasını sağladı. Müzik zamanın sınırlarını aştı, çağdaş sanatçıların eserlerine dokundu, Medusa’ya selam gönderdi ve 1500 yıllık bu sarnıcın ruhunu oluşturdu.

Katıldığım etkinlikte, Ensemble Orient-Occident Istanbul çalıyordu. Hakan Dedeler (Tanbur), Eyüpcan Açıkpazu (Ney), Nurullah Ejder (kanun), Ayşenur Ayyıldız Haksoy (Soprano), Gülşah Erol (Viyolonsel), Hande Önder (Piyano) yer aldı. Her konserde anlatıcı olarak yer alan Serhan Bali, o akşam uçak rötarı nedeniyle katılım sağlayamamıştı. Çalınan ilk eser sözsüzdü. Lascia Chio Pianga‘yı seslendiren Ayşenur Ayyıldız Haksoy’du.

Konser boyunca Batı-Doğu klasikleri arasında bir yolculuğa da çıkıldı. Handel’den Tanburi Mustafa Çavuş’a başlıklı oturumun repertuvarı şu şekildeydi:

  • George Frideric Handel’den Tanbûrî Mustafa Çavuş’a
  • George Frideric Handel: HWV 434 Si bemol majör Klavye Süiti’nden 4. Bölüm “Menuetto”
  • Tanbûrî Mustafa Çavuş: Şehnaz makamında şarkı “Fırsat bulsam yare varsam”
  • George Frideric Handel: “Rinaldo” operasından Almirena’nın aryası “Lascia ch’io pianga”
  • Tanbûrî Mustafa Çavuş: Hisarbûselik makamında şarkı “Dü çeşmimden gitmez aşkın hayali”
  • George Frideric Handel: HWV 432 Sol minör Klavsen Süiti’nden 6. Bölüm “Passacaglia” (Düzenleme: Johan Halvorsen)
  • George Frideric Handel: “Kiros” (Serse) operasından Ahameniş İmparatoru I. Kiros’un aryası “Ombra mai fu”
  • George Frideric Handel: “Giulio Cesare” (Jül Sezar) operasından Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın aryası “Piangero la sorte mia”
  • Tanbûrî Mustafa Çavuş: Hüseyni makamında şarkı “Bir dilberdir beni yakan”
  • George Frideric Handel: “Mesih” oratoryosundan soprano aryası “He shall feed his flock”
  • George Frideric Handel: HWV 437 Re minör Klavye Sonatından 4. Bölüm “Sarabande”
  • George Frideric Handel: “Rinaldo” operasından Argante’nin aryası “Sibillar gli angui d’Aletto”
  • Tanbûrî Mustafa Çavuş: Hisarbûselik makamında şarkı “Dök zülfünü meydane gel”
  • Tanbûrî Mustafa Çavuş: Şehnaz Bûselik makamında şarkı “Küçük suda gördüm seni”

Handel’i belki hepimiz biliriz ama benim Tanbûrî Mustafa Çavuş’u ilk dinleyişimdi. Bu vesileyle 18. yüzyıl Osmanlı’sında yaşayan, ozan Mustafa Çavuş’un eserlerini dinleme şansım oldu. İki farklı kültürün, dünyanın birleşimi olan bu konser müzikseverlere eşsiz bir deneyim sunmanın ötesinde, sanatın ve mimarinin muhteşem bir birleşimini sergiledi.

Bu enfes yolculuğa müziğin evrenselliği de yansımıştı. Yanımda oturan turistlerin çok memnun kaldıklarını belirttikleri bir konserdi. Öyle ki konserde boş yer yoktu ve herkes adeta büyülenmiş gibiydi. Bu seri, her hafta farklı sanatçıların konserlerine odaklanıyor. Geçmişten günümüze, kronolojik olarak müzisyenlere odaklanan bir programda ilerliyor. Bir sonraki programı kaçırmamanızı dilerim!

Esin Hamamcı

Edebiyat doktora öğrencisi, Açık Radyo’da programcı, Gazete Oksijen, K24’te yazar, Sanat Kritik editörü, çevirmen. Kent, arşiv, edebiyat ve müzik üzerine yazar, düşünür…

Esin Hamamcı 'in 14 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Esin Hamamcı ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir