Sürekli değişen ve gelişen küresel müzik ortamında, İsrail kökenli İtalyan piyanist Yakir Arbib ve Kamerunlu davulcu-vokalist Conti Bilong‘un ilk albümü Afro Baroque kadar kültürel sinerjinin özünü yakalayan çok az iş birliğine tanık oluruz. Bu sekiz parçalık proje, barok esintili piyano inceliklerini Orta Afrika ve Orta Doğu’nun nabız gibi atan ritimleriyle ustaca harmanlayarak, hem kaotik, hem de ustalıklı icralarıyla uyumlu ve bütünlüklü bir ses yaratıyor. Birbirine zıt etkilerin çatıştığı bir mozaik olabilecekken, tam tersi melodi, ritim ve kültürel ifade arasında dinamik, eğlenceli ve değişken yapılar içeren, oya gibi işlenmiş bir diyalog ortaya çıkıyor.
Bu projenin merkezinde, yaşam öyküsü müziği kadar etkileyici olan piyanist Yakir Arbib yer alıyor. 1989’da Kudüs’te doğan Arbib, doğuştan kör ve müzik tonlarını canlı renkler olarak algıladığı, sinestezi denilen bir durumu yaşıyor. Bu duyusal karışım ve karmaşa, bestelerine eşsiz ve hayli duyusal bir derinlik kazandırıyor. Berklee Müzik Koleji mezunu olan Arbib, dört yaşında piyano çalmaya başlamış ve hem klasik hem de caz alanlarında kısa sürede kendini kanıtlamış. Arbib’in doğaçlama yeteneği, basından “doğaçlamanın kralı” lakabını kazanmasını da yol açmış. Başarıları arasında 2008’de Massimo Urbani Uluslararası Caz Ödülü’nü kazanmasının yanı sıra Kurt Rosenwinkel, Al Jarreau, Nils Petter Molvær gibi önemli isimlerle iş birliği yapması yer alıyor.
Arbib’in melodik inceliğini tamamlayan Conti Bilong’un ritmik temeli de Kamerun kökenlerinden geliyor. Kamerun’da küçük bir kasabada doğan Bilong, birçok Afrikalı çocuk gibi, genç yaşta kendi kendine davul çalmayı öğrenmiş ve onu uluslararası sahnelere taşıyan doğuştan gelen bir ritim anlayışı geliştirmesine yol açmış. Şimdi Paris’te yaşayan Bilong, geleneksel Afrika müziğini caz ve dünya müziği unsurlarıyla birleştirmesiyle tanınıyor. Virtüöz bir davulcu olmasının dışında, atalarından kalma ritimleri modern etkilerle harmanlama yeteneğini geliştiren sanatçı vokalist, besteci ve aranjör olarak da öne çıkıyor.
Bilong’un çalış tarzı swing ve Afrika ritimleri arasında bir köprü görevi sağlayarak, küresel müziklerin sonsuz zenginliğine vurgu yapıyor.
Birbirinden farklı, çok farklı görünen geçmişlerine rağmen, ikilinin yolları bir şekilde kesişmiş ve bu çok kültürlü girişimin doğmasına yol açmış. Albüm, eklektikliğiyle şaşırtsa da dinleyeni memnun eden 38 dakikalık süresiyle, ortak vizyonlarının özel bir kanıtı niteliğinde.
Bilong’un Ngola and Ekang adlı eseriyle başlayan albüm, canlı Afrika ritimleri, vokal ezgileri, sentezleyiciler ve Arbib’in klasik esintilerle bezenmiş piyano doğaçlamalarıyla projenin Afro-Barok estetiğini özetler nitelikte. Bilong albüme toplamda dört beste ile katkıda bulunarak çok yönlülüğünü sergiliyor. Wana So, narin ve zarif bir klavsen benzeri girişle başlasa da coşkulu perküsyonlar ve Arbib’in çok parmaklı piyanosuyla hız kazanmakta gecikmiyor.
Muna WonDJa ise neşeli reggae ritimleriyle vites değiştiriyor ve Mout Binam Nou, Arbib’in incelikli piyanosunun Bilong’un duygusal vokallerine alan açtığı, evrensel duygusallığıyla, herhangi bir çeviriye gerek kalmadan, dinleyiciyle doğrudan bir ilişki kuran dokunaklı ve anlamlı vokaliyle albümde öne çıkan parçalardan biri oluyor.
Arbib’in katkıları da aynı derecede etkileyici. Albümle aynı adı taşıyan Afro Baroque’ta, güçlü davullar üzerinde klasik, barok ve caz arasında geçişler yaparak enerjisiyle fark yaratıyor. Stuck in Dagestan, çatışmalı ifadesiyle öfkeli halleri, hızlı tempolu piyano vuruşları ve sürükleyici ritmiyle yoğunluk kazanıyor.
İkili, Miles Davis’in All Blues’unu cesur bir yorumla yeniden ele alarak, caz standardını taze ve sınırları zorlayan bir şeye dönüştürüyor.
Albüm, Erik Satie’yi anımsatan, bir müzik kutusu melodisiymiş gibi tınlayan, romantizm ve pişmanlığın harmanlandığı duygusunu veren, melankoliyle iç içe geçen, Bilong’un incelikli dokunuşlarıyla zenginleştirilmiş, bir Paris metro istasyonuna gönderme yapan Barbès-Rochechouart ile sona eriyor.
Afro Baroque sadece bir albüm değil, zıtlıkların nasıl birbirini çektiğini, yeniliklere dönüşebileceğini gözler önüne seren, ilham verici olduğu kadar ödüllendirici de olabilen, gerçek müzikal bir yolculuk. Albüm, kültürel kaynaşmanın heyecanını arayanlar için mutlaka dinlenmesi gereken özel ve önemli bir yapıt niteliğinde.
Dark Blue Notes’ta Vitrin
Dark Blue Notes’da Turgay Kantürk
Yakir Arbib & Conti Bilong Bandcmap


