Nardis Jazz Club: Müzik Kulüpte Dinlenir!

Farkındasınızdır, Türkiye’nin en önemli caz kulübü Nardis Jazz Club bu yıl 20. yılını kutluyor. “Bir cazsever olarak sana ne ifade ediyor bu mekan?” diye soracak olursanız, caza desteklerinden ötürü senelerin gönül borcuna bir teşekkür mahiyetinde, tek nefeste saatlerce bir çok anı anlatabilirim. Kısaca bahsedeyim:

İstanbul demek Taksim demek, Taksim demek ise Galata demek benim için. Nardis, tarihi Galata Kulesinin sokağında, Ceneviz mirası bir sokaktadır. Bir caz kulübü için daha güzel bir lokasyon olamaz muhtemelen.

Caz şehir müziğidir. Gücü, ruhu şehrin sokaklarından gelir. Şehirde içimize dolan hayatın bir tezahürüdür. Şehrin güzel ve çirkin yollarından, en kalabalık, kozmopolit sokaklarından geçerek ulaşırsınız Nardis’e. Ufak bir kapıdan girersiniz. İşte güvendesiniz. Karmaşık sololardan geçerek sakin bir pasaja varmak gibi. İyi hissettirir.

Bir mimar gözüyle sahnenin yerleşimini ve mekan kurgusunu çok beğendiğimi belirtmek isterim. Bugün ofisimde bu proje elime gelmiş olsa muhtemelen ben de kurgusunu bu şekilde çizerdim. Kapıdan girer girmez sahnenin önünden geçmeden, müzisyenin dikkatini dağıtmadan salona girebilirsiniz. Tavan yüksekliği, ışık şiddeti, tuğla duvarlar, duvardaki dekorlar, sahne gerisindeki siyah ses emici kadife perdeler; hepsi birbirini tamamlar. Barın yeri, merdivenlerin barın arkasında gizlenişi, hepsi yerli yerinde. Yanlış bilmiyorsam üst kat dahil 120 kişilik salon haftanın altı günü, yılın 11 ayı İstanbullu misafirlere ve yabancı cazseverlere ev sahipliği yapıyor. Mekan yerleşiminde servis boşlukları, sirkülasyon alanları dinleyicinin rahat hizmet alabileceği genişlikte kurgulanmış. Nardis şıkır şıkır bir mekan değildir. Zaten olmamalıdır da. Zarfa değil mazrufa bakmak gerek. Mimarinin altın kuralı: görsellik işlevselliğe hizmet etmelidir

Caz bilinmezlerle doludur. Performans sırasında çoğunlukla bilinmezlerin olduğu bir uçuruma atlarsınız. Acemiyseniz o uçurumdan yara almadan nasıl çıkacağınızı bilemeyebilirsiniz. İçinizdeki caz ateşini o bilinmezlik ve merak besler. Ama sağ salim yere ulaşmak için nasıl uçacağınızı da öğrenmelisiniz. Bu bağlamda Nardis bilhassa yerli sahnedeki pek çok müzisyen için bir “uçuş okulu”dur.

Gencecik yetenekler o kapıdan girip anne-babalarını gururlandıran bireylere dönüştüler geçtiğimiz 20 yılda. Bir müzisyenseniz kulübün kapısından girdiğinizde her anlamda güvendesinizdir. Caz tarihi, müzik hayatlarının en parlak dönemlerinde yolunu şaşıran, gece hayatında türlü kötü alışkanlıklarla hayallerini ve daha da kötüsü, hayatlarını kaybeden caz efsaneleriyle dolu. Güvenilirlik söz konusu olduğunda Nardis bir “aile ocağıdır”. Çünkü Nardis için aile olabilmek her şeyden önemlidir.

Nardis öncesi caz çalan mekanlar vardı ve geçtiğimiz 20 yıllık süreçte irili ufaklı kulüpler de açıldı ve çok şükür faaliyetlerini sürdürenler de var. Ama hiçbiri Nardis’in caz kulübü denildiğinde ilk akla gelen yer olmasını değiştirmedi. 

Samimiyetin, yakınlığın önemli olduğunu, nefeslerin nefeslere değmesi gerektiğini bilen bilinçli caz dinleyicisi için cazın kulüpte dinlenmesi gerekliliğini tartışmak, abesle iştigal. 

Bir caz klübündesiniz ve konser dinliyorsunuz. Performansın keyfini çıkartıyorsunuz. Caz herkesin keyif alacağı “elit olmayan” bir müziktir. Ama her yerde olduğu gibi buranın da bazı görgü kuralları vardır.

Öncelikle sessiz olmanız gerekir. Sahnede performans gerçekleştiren sanatçıya karşı saygılı olmalısınız. Yazılı olmayan toplum kurallarının her birimize sorumluluk yüklediğini kabul etmemiz gerekir. Ayrıca konseri dinleyen yan masadaki caz dostumuza karşı da saygılı olmalısınız. Sonuncusu ve en önemlisi; ödediğiniz ücret karşılığında hayatta bir kere sahip olacağınız bir canlı performans deneyimine sahip oluyorsunuz. Kıymetini bilerek, kendi kendinize saygılı olmalısınız.

Caz geleneğinde olduğu üzere, müzisyenin motivasyonuna katkı sağlamak ve emeğine karşılık bir teşekkür etmek için performans sonlarında ve sololardan sonra onları alkışınızla mükafatlandırmanız önemlidir. Peki “caz dinleme okulu” diye bir okul olmadığına göre ben bunları nereden öğrendim? Nardis okulundan.

Türkiye’de her iş zor. Ama caz gibi bir alanda devamlılığı sağlamak 10 kat daha zor. Mangal gibi yürek ister. Bu iki hayat arkadaşı 20 yıldır bu kulüp işini çok iyi sürdürüyorlar. Kim bilir ne zorluklar yaşadılar, ne badireler attılar? Cafe Gramofon sonrası cazseverlerin toplanma alanı ihtiyacına cesur bir hamle ile çözüm bulan Önder Focan ve Zuhal Focan’ı caz camiası içinde hepimiz tanırız ve samimi caz sevgilerine de yıllardır şahitlik etmişizdir. Önder Focan’ın şeker gibi sohbetini, Zuhal Focan’ın müzisyenleri bir anne gibi kanatları altına aldığını pek çok müzisyenden yıllardır duyduk ve gözlerimizle de şehit olduk. Kimi zaman takıştık ama günün sonunda her zaman da sarılıp barıştık. Çünkü hiç bir şey caz sevgimizden önemli değildi, kırgınlıklar saman alevi gibi yok oldu.

Nardis’e birkaç kere gittiyseniz, Nardis’i caz kulübü yapan, Nardis’in ruhunu yaşatan insan kıymetlerinin en önemlilerini de bilirsiniz. Zuhal Focan’ı köşesinde fotoğraf çekerken, neşeyle perrformansa eşlik ettiğini bilirsiniz. Önder Focan’ın konuk olarak çağrıldığında sahnenin solundaki yerini bilirsiniz. Emekli Tonmaister Engin Gençer’i ve emekli işletme müdürü Öz Kaynak’ı hatırlarsınız. Gerçek bir arkeoloji, gastronomi ve caz müzik meraklısı olan mekanın dinamosu Ali Focan’ı bilirsiniz. Askerlik görevi dışında neredeyse 20 yıldır Nardis ailesinin üyesi olan emektar servis elemanı Duran’ı da bilirsiniz. Nardis’in dostu Taşdemir Aşan hocayı da bilirsiniz. Her birinin ve isimlerini hatırlayamadığim nice insanın, Nardis ailesi için önemi tarifsizdir. Ama Nardis’i Nardis yapan ve yıllardır desteğini esirgemeyen binlerce seyircisinin mutluluğunu da bilirsiniz. Bu ilham verici ortam, caz kulüplerinin oluşumuna örnek oldu ve Focan’lar bu kulüplere desteklerini esirgemediler.

Nardis, geride bıraktığı 20 altın yılda Ron Carter’dan Scott Hamilton’a Dave Kikovski’den Allan Harris’e Cindy Blackman Santana’dan, Al Foster’a, Christian McBride’dan Dee Dee Bridgewater’a, Ulf Wakenius’dan Benny Golson’a kadar ve daha isimleri saymakla bitmez pek çok uluslararası caz devine ve sayısız Türk müzisyen sahnesinde yer verdi. Vokal yarışmasından, caz bölümlerinin mezuniyet konserlerine, kapalı caz etkinliklerinden, festival konserlerine kadar pek çok etkinliğe de sahne sağladı. Tüm bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını algılayabilmek için Nardis’e gidip mekanın havasını solumalı, misafirlerin gözlerindeki caz sevgilerini görmelisiniz.

2022’de, 20. sene şerefine IKSV 29. Istanbul Caz Festivali programında Nardis için özel bir gece tertip edilmesi çok güzel bir düşünceydi. Volkswagen Arena’da gerçekleşen gecenin sunumunda Yekta Kopan görev aldı. Aydın Kahya, Dilek Sert Erdoğan, Meltem Ege, İpek Dinç, Sibel Köse, Hayati Kafe, Kaan Bıyıkoğlu, Kürşad Deniz, Uraz Kıvaner, Baran Say, Kağan Yıldız, Ozan Musluğlu, Erhan Seçkin, Ferit Odman, Ozan Musluoğlu, Erhan Seçkin, Ferit Odman, Fırtına Kıral, Cem Tuncer ve Önder Focan performanslarıyla geceye şeref verdiler. Müzisyenlerin Nardis hakkında anılarından da bahsettiği bu gecede Önder Focan ve Zuhal Focan da kısa birer teşekkür konuşması gerçekleştirdi. Gecenin sonunda hem bir Nardis dostu, hem de bir cazsever olarak bu güzel sahneyi ayakta alkışlayanlardan biri olduğum için mutluluk duydum. Nardis’imize nice 20 seneler diyorum.

İyi ki varsın Nardis

Burak Sülünbaz

Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

Burak Sülünbaz 'in 42 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Burak Sülünbaz ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.