Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    RÖPORTAJ

    Polonyalı Orkestra Şefi Łukasz Borowicz ile Röportaj

    Aybike AydemirBy Aybike Aydemir19 Ocak, 2025

    Interview with Łukasz Borowicz in ENGLISH is HERE.

    10 Ocak’ta, Polonya’nın Avrupa Birliği Başkanlığı’nı kutlamak amacıyla, Ankara CSO Ada’da özel bir konser düzenlendi. Konsere, Polonya’nın Ankara Büyükelçisi Maciej Przemysław Lang ev sahipliği yaptı. Konserde tanınmış Polonyalı piyanist Aleksandra Swigut ve Polonyalı orkestra şefi Łukasz Borowicz yer aldı. Polonya Büyükelciliği İkinci Katibi Krzysztof Dominek’e, beni Aleksandra Swigut ve Łukasz Borowicz ile tanıştırdıği için teşekkür ediyorum. Polonya Büyükelciliği’nde, her iki sanatçıyla da röportaj yapma fırsatına sahip oldum. Aleksandra Swigut ile olan röportajı yayınlamıştık. Umarım klasik müzik severler Lucasz Borowicz ile yaptığımız sohbeti okumaktan keyif alacaktır.

    CSO Ada Ankara konseri

    Aybike Aydemir: Bize çocukluğunuzdan bahseder misiniz? Müzisyen olmaya nasıl karar verdiniz?

    Łukasz Borowicz: Müzik okulunda keman çalmaya başladım. İlkokul müzik okuluyla başlayıp, ardından ortaokul müzik okuluna devam ettim. Daha sonra birçok genç ve öğrenci orkestrasında çaldığım için şeflik eğitimi almaya başladım. Ailemde profesyonel müzisyen yok. Annem biraz piyano çalar; ortaokula kadar piyano eğitimi aldı. Ancak evimde her zaman müziğe bir sevgi vardı, bu yüzden çocukken etrafım müzikle çevriliydi. Nihayetinde, müzik yapmaya karar verdim, çünkü yaratmak gerçekten büyüleyici. Müzisyen olmaktan mutluyum, çünkü bu benim tutkum. Bunun işim olduğunu söyleyemem; tutkum benim işim! Burada, Ankara’da CSO ile buluştuğum ve Aleksandra Swigut ile çaldığım için çok mutluyum. Aleksandra’nın benimle birlikteki ilk konserini çok iyi hatırlıyorum. Bu konser Krakow’daydı ve yeni bir mekanın açılışıydı. Krakow Üniversitesi, dünyadaki en eski ve en geleneksel üniversitelerden biridir ve yeni bir konferans salonu inşa etmişlerdi. Bizim konserimiz de bu yeni konferans salonunun açılış töreninin bir parçasıydı. Bu, dikkat çekici bir olaydı.

    Aybike Aydemir: Bildiğim kadarıyla, en sevdiğiniz orkestra şefleri Fritz Reiner ve Leopold Stokowski. Onları sizin için özel kılan nedir?

    Łukasz Borowicz: Şu anda söylemek zor, çünkü çocukken CD’lerini toplamaya başladım ve farklı yorumlarını dinledim. Yüz yıl önce kaydedilmiş müzikleri dinliyorum ve elbette, onların icra tarzları çok değişti. Bu değişimleri gözlemlemek ve günümüzde ilginç olabilecek bazı fikirleri seçmek mümkün. Kayıtlı müzik mirası, ilham verici pek çok fikirle dolu bir okyanustur. Bizim için önemli olan onları kopyalamak değil, onlardan ilham almak. Bahsettiğiniz iki isim, kesinlikle en ilham verici olanlardan biri, çünkü tamamen farklı bakış açılarını temsil ediyorlar. Fritz Reiner, kesinlik ustasıydı, Leopold Stokowski ise hayal gücü ustasıydı. Tamamen farklılar. Elbette, bu nitelikleri birleştirmek bir hayal. Bir yandan da eğer hayallerimiz tamamen gerçekleşirse, bu durum sanatçılar olarak öldüğümüz anlamına gelir.

    Aleksandra Swigut ve Łukasz Borowicz, Polonya Büyükelçiliği’nde

    Aybike Aydemir: Samuel Hasselhorn ve Poznań Filarmoni Orkestrası ile birlikte kaydettiğiniz, “Urlicht: Ölüm ve Diriliş Şarkıları” adlı son albümümüz üzerine bir soru sormak istiyorum. Bu albümün arkasındaki ana fikir nedir?

    Łukasz Borowicz: Ben kayıt yapmayı seven bir şefim. Son 20 yılda, çoğunlukla bir radyo orkestrası ile çalıştığım için 130’dan fazla albüm kaydettim. Kayıtlarımdan bazıları Polonya müziği dışında, opera, oratoryo ve bazı çağdaş eserleri de kapsamaktadır. Şarkıcılarla işbirliği yapmayı özellikle çok seviyorum. Bu proje özel bir anlam taşıyor, çünkü başrolü bariton Samuel Hasselhorn seslendiriyor; kendisi opera recitali ile performans sergiliyor. Olağanüstü bir sanatçı, 19. ve 20. yüzyıl bestecilerine odaklanan bir albüm kaydetme fikrini kendisi önerdi. Bu dönem, orkestra müziği açısından büyüleyici; bir yanda Gustav Mahler, diğer yanda Richard Strauss ve birçok farklı besteci var. Bu repertuvar, aynı zamanda müzik direktörü olduğum Poznań Filarmoni Orkestrası’nın odak noktalarından biri.

    Uluslararası kayıt şirketi Harmonia Mundi’nin kataloğuna katıldığımız için çok mutluyuz. Bu albümü Poznań Filarmoni Orkestrası ile kaydettik ve Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri’nin finaline seçildik. Bu tanıdık müziği daha az bilinen eserlerle bir araya getirmek gerçekten bir macera oldu. Bu, en son albümümüzdü. Performans orkestrası olarak faaliyetlerimizi konser sezonumuzla birleştirdik. Ayrıca, kayıt yaptığımız için çok mutluyuz çünkü kayıtlar, her orkestra için sadece halkın dikkatini çekmekle kalmaz, aynı zamanda performans seviyemizi yükseltmek için de gereklidir. Her müzisyen için mikrofon, en iyi öğretmen ve hakemdir.

    CSO Ada Ankara konseri

    Aybike Aydemir: Birçok orkestra yönettiniz ve 130’dan fazla kaydınız var. Birçok ödül aldınız; bunlar arasında BBC Müzik Orkestra Tercihi, BBC Müzik Opera Tercihi ve Polityka Pasaport Ödülü bulunuyor. 19. ve 20. yüzyıl Polonya müziğinin unutulmuş senfonik eserlerini hayata döndürdüğünüz için Polonya Besteciler Birliği’nden Onur Ödülü aldınız. Aldığınız ödüllerin her birinin sizin için çok değerli olduğunu biliyorum. Bu ödüller arasından sizi en çok mutlu eden ödül hangisiydi ?

    Łukasz Borowicz: En büyük mutluluk, ödül almaktan çok, halkla olan iletişimdir. Kayıtlar ile ilgili olarak bazen müzik çok uzaklardan duyulabiliyor. Bazen internetten bazı uzak radyo istasyonlarının CD’mizi yayınladığını gördüğümüzde bu deneyim unutulmaz hale geliyor. Her zaman hatırlayacağım anlardan biri, interneti araştırıp Poznan CD’mizin Hawaii Kamu Radyosu tarafından yayınlandığını gördüğümüz andır. Ayrıca zaman zaman, Yeni Zelanda veya Avustralya’dan bestecilerin repertuvarıyla ilgili e-postalar alıyoruz. Bu nedenle, kayıtlar sayesinde dünya daha da küçülüyor.

    Aybike Aydemir: Daha önce konser vermek için, Türkiye’ye geldiniz mi?

    Łukasz Borowicz: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın birçok kez konuğu oldum. Yıllar önce harika konserler verdik. Bu sezon aynı orkestra ile İstanbul’a geri dönüyorum. Ayrıca daha önce Bilkent Senfoni Orkestrası’nı da yönettim. Ancak bu, CSO ile ilk buluşmam. Türkiye’den ve Türk müzisyenlerle yaptığım işbirliklerinden çok güzel anılarım var.

    Aleksandra Swigut, Aybike Aydemir ve Łukasz Borowicz, Polonya Büyükelçiliği’nde

    ■ Łukasz Borowicz resmi web sitesi
    ■ Aleksandra Swigut ile Röportaj
    ■ Dark Blue Notes’da Aybike Aydemir yazıları
    ■ Dark Blue Notes’da röportajlar

    ■

    Interview with the Renown Polish Conductor Łukasz Borowicz

    On January 10th, a special concert was held at the Ankara CSO Ada to celebrate Poland’s presidency of the European Union. The concert was hosted by Maciej Przemysław Lang, Poland’s Ambassador to Ankara. Notable Polish pianist Aleksandra Swigut and Polish conductor Łukasz Borowicz were featured in the concert. I would like to thank the Second Secretary of the Polish Embassy, Krzysztof Dominek, for introducing me to Aleksandra Swigut and Łukasz Borowicz. I had the opportunity to interview both artists at the Polish Embassy. In this article, you will learn about Łukasz Borowicz.

    Aybike Aydemir: Can you please tell us about your childhood? How did you decide to be a musician ?

    Łukasz Borowicz: I started playing the violin at the music school, beginning with primary music school and then continuing through secondary music school. Later, I began studying conducting because I played in many youth and student orchestras. I don’t have any professional musicians in my family. My mother plays the piano a little; she studied piano until secondary school. However, there has always been a love of music in my house, so I was surrounded by music as a child. Eventually, I decided to pursue music because it is absolutely overwhelming to create. I am happy to be a musician because this is my passion. I can’t say that this is my job; my passion is my work. I’m very happy to be here in Ankara to meet the CSO and to play with Aleksandra Swigut. I remember very well Aleksandra’s first concert with me. It was in Krakow, during the opening of a new venue. Krakow University, one of the oldest and most traditional universities in the world, had just built a new auditorium. Our concert was part of the ceremony for the opening of this new auditorium. It was a remarkable event.

    From the concert at CSO Ada Ankara, Türkiye

    Aybike Aydemir: As far as I know, your favorite conductors are Fritz Reiner and Leopold Stokowski. What makes them special for you?

    Łukasz Borowicz: It is hard to say, because since I was a child, I have been collecting CDs and listening to different interpretations. I listen to music that was recorded over a hundred years ago, and of course, their performing styles have changed a lot. One can observe these changes and choose some ideas that could be interesting for us today. The legacy of recorded music is an ocean of ideas, and some of them are very inspiring. For us, it is important not to copy them but to draw inspiration from them. The two names you mentioned are certainly among the most inspiring, as they represent completely different perspectives. Fritz Reiner was a master of precision, while Leopold Stokowski was a master of imagination. They are totally different. Of course, it is a dream to combine these qualities. If our dreams are fulfilled, it means we are dead as artists.

    Łukasz Borowicz and Krzysztof Dominek, the Second Secretary of the Polish Embassy

    Aybike Aydemir: I would like to ask you about your last album with Samuel Hasselhorn and the Poznań Philharmonic Orchestra, titled “Urlicht: Songs of Death and Resurrection.” What is the main idea behind it?

    Łukasz Borowicz: I am a conductor who enjoys recording. Over the last 20 years, I have recorded over 130 albums, primarily because I have worked with a radio orchestra for many years. My recordings include not only Polish music but also opera, oratorio, and some contemporary pieces. I particularly enjoy collaborating with singers. This project was very special because the lead role is sung by baritone Samuel Hasselhorn, who is performing in his opera recital. He is an exceptional artist who proposed the idea of recording an album dedicated to the music of 19th and 20th-century composers focused on German culture. This period is fascinating for orchestral music; on one hand, we have Gustav Mahler, and on the other, Richard Strauss, along with many other composers. This repertoire is also a focal point for the Poznań Philharmonic Orchestra, where I serve as music director.

    We are very happy to have joined the catalog of the international recording company Harmonia Mundi. We recorded this album with the Poznań Philharmonic, and we have now been shortlisted for the finals of the International Classical Music Award. It has truly been an adventure to record this well-known music alongside some lesser-known pieces. This was our latest album. We combined our activities as a performing orchestra with our concert season. Additionally, we record a lot because recordings are essential for every orchestra, not only to attract public attention but also to elevate our performance level. For every musician, the microphone serves as the best teacher and judge.

    Łukasz Borowicz (Photo taken from his official website)

    Aybike Aydemir: You have conducted many orchestras and have over 130 recordings. You have received numerous awards, including the BBC Music Orchestra Choice, BBC Music Opera Choice, and the Polityka Passport Award. You were honored with an Honorary Award from the Polish Composers’ Union for reviving forgotten symphonic works of 19th and 20th-century Polish music. I know that each of the awards you have received is very precious to you. Among these awards, which one brought you the most joy?

    Łukasz Borowicz: The greatest happiness comes not from receiving awards, but from the connection with the audience. Sometimes music can be heard from very far away through recordings. It becomes an unforgettable experience, when we see that our CD is being played by some distant radio stations over the internet. One of the moments I will always remember is when we researched the internet and found that our Poznan CD was being aired by Hawaii Public Radio. Additionally, we occasionally receive emails from New Zealand or Australia regarding composers’ repertoires. Therefore, thanks to recordings, the world feels even smaller.

    Aybike Aydemir: Have you ever come to Turkiye to give a concert before?

    Łukasz Borowicz: I’ve been a guest of the Istanbul State Symphony Orchestra many times. We gave great concerts years ago. This season, I am returning to Istanbul with the same orchestra. I’ve also conducted the Bilkent Symphony Orchestra before. However, this is my first encounter with the CSO. I have very beautiful memories from my collaborations with Turkish musicians and from working in Turkey.

    Aleksandra Swigut Klasik Klasik Batı Müziği Klasik Müzik Krzysztof Dominek Maciej Przemysław Lang Polonya Łukasz Borowicz
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleWeather Report: The Fusion Decade
    Next Article Bill O’Connell Dokunuşu (Jojo Records 2025)
    Avatar fotoğrafı
    Aybike Aydemir

      TRT'de yönetmen. Caz Şarkıcısı. InterNations Arkadaşlık Topluluğu'nun Ankara Lideri. Başkent Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunu. BAU Caz Akademisi Sertifika Programı bünyesinde, Yeşim Pekiner'den caz vokal dersleri aldı. Şu an caz vokal derslerine Elif Çağlar Muslu ile devam ediyor. 2009 yılında TRT'de yayınlanan "Bob Dylan, Rüzgarın Dili" adlı belgeselin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendi. 2021-22 yılları arasında, TRT Radyo-3'te "Ritim ve Dans: Brezilya" adlı programı yaptı. Çok sayıda eğitim ve kültür programında çalıştı.

      Related Posts

      Corcoran Holt: Gelenek, topluluk ve kendi sesini bulmak üzerine

      11 Haziran, 2026

      Sahnenin hafızasını taşıyan bas: Nezih Yeşilnil

      4 Haziran, 2026

      Emre Topak ile müziğin geleceği

      4 Haziran, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle