Linda May Han Oh, Biophilia Records tarafından 22 Ağustos’da yayımlanan Strange Heavens ile lider, eşlikçi, solist ve besteci kimliklerini sergiliyor.
Kendine farklı bir müzikal kariyer çizen yaşıtı ve kuşakdaşı Esperanza Spalding kadar tanınmıyor olsa da Linda May Han Oh, son yirmi yıl içinde usta mertebesine erişmiş basçıların -kuşkusuz- en önemlilerinden biri. Dave Douglas, Art Hirahara, Pat Metheny, Jim Snidero gibi ana akımın rafine müzisyenlerine, stüdyoda ve sahnede, üzerine serbestçe ve güvenle müziklerini kurgulayabilecekleri temel sağladığı gibi, lider olarak istisnai güzellikte albümlere imza atıyor. Biophilia Records tarafından 22 Ağustos’da yayımlanan yeni Oh albümü Strange Heavens, sanatçının lider, eşlikçi, solist ve besteci kimliklerini mükemmel şekilde yansıtıyor.

Çin asıllı, Malezya doğumlu, Avustralya’da büyüyen Oh, müziğe piyano ile başladı, önce fagota sonra da elektrik bas gitara geçti, Batı Avustralya Sahne Sanatları Akademisi’nde öğrenime başlamadan önce kontrabasda karar kıldı. 2006’da New York’a yerleşir yerleşmez ASCAP Genç Caz Bestecileri Ödülünü aldı, iki yıl sonra Manhattan Müzik Okulu’nda master’ını tamamladı. Henüz yirmili yaşlarının başındayken müzisyenliği caz alemi tarafından takdir edilmeye başlanmıştı; 2010’da Jazz Journalist derneğince Yılın Yükselen Sanatçısı ödülüne layık görüldü ve Downbeat ödüllerinde Akustik Bas Yükselen Yıldız kategorisinin birincisi oldu. Trompetçi Dave Douglas’ın grubunda beş yıl çaldıktan sonra, serbest çalışmaya başladı; son on yıldır, sahnede ve stüdyoda yakın dönemin gözde müzisyenlerine eşlik ediyor.
Caz tarihinin iki önemli kadın müzisyeninin birer bestesi haricinde liderin bestelerinden oluşan Strange Heavens, Oh’u, davulda Tyshawn Sorey ve trompette Ambrose Akinmusire olmak üzere, benzer müzikal tavra sahip müzisyenlerle bir araya getiriyor. Akinmusire, liderin 2009 tarihli ilk albümünde çalmıştı. Öte yandan Sorey ile Oh, son birkaç yıldır piyanist Vijay Iyer’ın üçlüsünde yan yanaydılar.
Geçmişin birikimden beslenmiş özgün seslerini geleneği zenginleştirmeye adamış bu üç müzisyen, sınırların ötesine geçmeden ancak tanımlı alanın aşinalığından da kaçınarak icra ediyor. İyi bildiğimiz (ya da bildiğimizi sandığımız) bir dili farklı aksanla konuşuyorlar, onunla sürükleyici, inandırıcı kısa öyküler kuruyorlar.
Oh’un, kişisel deneyimlerinden hareketle yazdığı ve zekice düzenlenmiş besteleri, her üçüne de geniş alan ve özgürlük yaratıyor. Açılışı yapan ve sosyal medya çağının oluşturduğu tekinsizlikten ve yarattığı tedirginlikten yola çıkan Portal, albümün müzikal karakterini ortaya koyuyor: iri, dolgun ve buyurgan bir bas, yüzeyinde üçlünün ilerlediği alanı genişleten bir davul ve bestecinin kurguladığı öyküyü özgün ve tutumlu tavrıyla dile getiren bir trompet. İlhamını Joni Mitchell’ın “The Fiddle and the Drum” şarkısından alan Acapella’da üçlü, gündelik yaşamın sadeliğini yansıtırken, Noise Machinery icrasına telaş hakim. Geri Allen mücevheri Skin’de, üçlü koşuşturma halini serbest caza özgü delişmenlikle ortaya koyarken, liderin annesinin yaşam öyküsünden yola çıkan Living Proof’da çatışma hali daha da belirginleşiyor. Home, Paperbirds, Folk Song ve Work Song, Oh’un, Avustralyalı çizgi roman yazarı Shaun Tan’ın The Arrival eserinden yola çıkarak yazdığı suitin bölümlerini oluşturuyor.
Ana ses, terkibin doğası gereği trompet gibi görünse de, Oh sık soloya çıkıyor, albüme adını veren Strange Heavens’da ve kapanışı yapan Melba Liston imzalı Just Waiting’de, inşaat ve estetik açıdan mükemmel hitabetini konuşturuyor. Keza, bilindik anlamda hiç solo almasa da Tyshawn Sorey, davulu melodik bir çalgıya dönüştürmede ne denli mahir olduğunu gösteriyor. Akinmusire için ise ne desem az gelir, uzun zamandır caza bu denli kontrollü ama bir o kadar da serbest çalabilen bir trompetçi gelmemişti.
Ancak albümün, dinleyiciyi sarsmaya aday asıl özelliği üçlünün sergilediği ürkütücü uyumda saklı; aralarındaki iletişim işitme yeteneğinden çok çok öte, sezgiye dayalı. Strange Heavens, bir defa dinlenip kenara koyulacak bir albüm değil; aksine her dinleyişte bu çabaya giren dinleyiciye karşılığını verecek nitelikte zengin ve doyurucu bir müzik sunuyor. Hararetle tavsiye ediyorum.
Dark Blue Notes’da Vitrin
Turgay Yalçın’ın Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
Biophilia Records


