Bu yazıya başlarken fark ettiğim bir şey var. Anlattığım hikayelerin çoğu bir yerinden kırılıyor. İlk başta beni içine çeken o kırılma anını çok önemsiyorum. En çok saklanmadan sahici kalan bir şeyler bulduğum yer orası çünkü.
Metruk binaların içine girmeyi severim. Antika pazarlarında gördüğüm objelerin, eski fotoğrafların hikayelerini hayal etmeyi… Bazı şarkıların arkasındaki kırılma noktaları da aynı ölçüde, belki daha fazla, etkiliyor beni.
Crazy, benim söylerken de çok keyif aldığım (etrafımdakilere nasıl duyulduğundan pek emin olamasam da) nefis bir parça. Ama bir o kadar da dokunaklı notlar saklı perde arkasında. Biraz ucundan, kıyısından bahsetmeye çalışacağım şimdi.
Willie Nelson, Crazy’yi yazıp bestelediğinde, hayatının inişli çıkışlı bir dönemindeydi. Nashville’de henüz tutunamamış bir söz yazarıyken ve yazdığı şarkılar sürekli reddediliyorken artık biraz da suskunluğa büründüğü bir dönem bu. Crazy de ilk notası ile değil, ilk susuşuyla başlıyor. Tıpkı Willie Nelson’un suskunluğunun başladığı yerde hayatımıza girişi gibi.
Country müziği ile gündemde olan Willie Nelson bu parçayı yazdığında önce fazla caz, fazla kaygan bulunuyor. Country dünyası için alışılmadık akor geçişleri var. Bu nedenle şarkı bir türe ait olamayan, sabit bir yerde konumlandıramadığımız bir yapıya sahip. Bir tereddüt, bir geri çekilme, bir kabulleniş halini anımsatıyor dinlerken. Sanki söyleyen değil de, söylemek zorunda kalan bir ses ile dinliyoruz; özellikle Patsy Cline’dan dinlediğimiz vakit şarkıyı.
Şarkının kime yazıldığı hiçbir zaman netleşmemiş. Yıllar sonra bile Willie Nelson’dan bu parçayı belirli bir kişiye yazdığını duymadık; aksine, şarkının kendiliğinden geldiğinden bahsetmiş.
Belki de bu yüzden Crazy’yi, tek bir hikâye değil, halâ hisseden herkese ait gibi algılamak mümkün.
Patsy Cline’ın Crazy’sine biraz dokunalım, birlikte kayıt gününe gidelim isterim. Patsy Cline için oldukça zor geçen saatlere…
Kayıt günü, Patsy Cline için hiç kolay geçmemiş. Kısa süre önce geçirdiği ciddi trafik kazasının izleri hala bedeninde kalmış; kaburgaları kırıldığı için uzun süre sahneden uzak kalmış, haliyle stüdyoya girdiğinde hem fiziksel olarak zorlandığını hem de şarkının yapısına mesafeli durduğunu biliyoruz.
Crazy, alıştığı country kalıplarından farklı olduğu için şarkıya bir türlü istediği gibi yakınlaşamamış. Cümleler düz gitmemiş; melodi kaymış. Şarkıcı beklenmedik yerlerde asılı kalmış halde geçirdiği zorlu saatlerden oluşan ilk denemelerinde çok zorlanmış.
İlk kayıtlar bu yüzden pürüzsüz değil. Yerini bulamamış nefeslerle dolu, bir türlü oturmayan bazı girişler ile yarım kalmış bir performans. Tevekkeli değil, şarkının bir performanstan ziyade bir an gibi asılı kalıyor olması hayatımızda.
Daha sonra prodüktörü William Owen Bradley, konuya biraz el atıyor ve Patsy’yi zorlamak istemiyor. Daha sade, daha az süslemeli bir yorum olmasını öneriyor. Patsy bu kez şarkıya teknik olarak değil, duygusal olarak yaklaşıyor.
“Wondering what in the world did I do?”
Şarkının bu anını bildiniz mi?
Bu cümleyi söylerken, bir hatayı düzeltmeden, bir gerçeği kabul ediyor gibi Patsy Cline. Sesinde hafif bir kırılma var fakat geri çekilmiyor. Aksine, o kırılmayı olduğu gibi bırakıyor. Belki de Crazy’nin bu kadar kalıcı olmasının sebebi, tam olarak mükemmel olmaya çalışmayan bir yorumun, kusurlarıyla birlikte doğru hissettirmesi.
Patsy Cline’ın da ne yazık ki şarkı kadar kırılgan bir hikayesi var. 5 Mart 1963’te, verdiği bir konserin ardından küçük bir özel uçakla Nashville’e dönerken, uçak Tennessee üzerinde kötü hava koşullarına girer. Yoğun sis, yağmur ve düşük görüş ve ardından ne yazık ki uçak düşer. Kendisi ile birlikte iki müzisyen ve pilotun bulunduğu uçaktan kurtulan olmaz.
Trajik olan şu ki, onun ilk büyük kazası bu değil. 1961’de geçirdiği ciddi bir trafik kazasından mucizevi şekilde kurtulmuştu. Kaburgaları kırılmış ve uzun süre sahneden uzak kalmıştı ama geri dönmüştü. Hatta Crazy’yi de tam bu dönemden sonra kaydetmişti. Tam yeniden ayağa kalkmışken, kariyerinin zirvesine çıkmışken, hayatı aniden durdu.
Country müziği, cazla buluşturan ilk güçlü kadın seslerden biri olduğu, vokal phrasing’i, caz vokalistlerine ilham verecek kadar esnek olduğu, Crazy, I Fall to Pieces, Walkin’ After Midnight gibi zamansız kayıtları olduğu için Patsy Cline çok mühim bir şarkıcı fakat belki de en mühimi şu; onun sesi hiçbir zaman güç gösterisi yapmamışa benziyor. Hep biraz kırık ve yorgunmuş gibi; ama hiçbir zaman zayıflamamış gibi.
2013 yılında Patsy Cline’ın 50. ölüm yıldönümü dolayısıyla düzenlenen tribute konserindeki yorumlar da gösteriyor ki, Crazy halâ farklı seslerde yeniden kırılıyor, yeniden anlam buluyor.
Eğer bu kırılmaları farklı yorumlarda duymak isterseniz, belki aşağıdaki kayıtlara kulak vermek istersiniz. Birbirinden güzel versiyonlarla nefis bir gün geçirmenizi dilerim.
■ Lester Bowie 1986, Avant Pop
■ Joshua Breakstone 1994, Sittin’ On The Thing With Ming
■ Pee Wee Ellis & Horace Parlan 1999, Gentle Men Blue
■ Chantal Chamberland 2003, Serendipity Street
■ Roberta Gambarini 2009, So In Love
■ Diana Krall 2009, The Look of Love
■ Roxy Coss 2017, Chasing The Unicorn


