Gizem Gezenoğlu İle 6. Bozcaada Caz Festivali

ESİN HAMAMCI: Bozcaada Caz Festivali bu sene 6. yılını kutluyor. Kurucu ortağı olarak size festivalle ilgili de sorularım olacak tabii ancak biraz daha geriye gitmek istiyorum. Öncelikle caz müziği sizin için farklı kılan nedir?

GİZEM GEZENOĞLU: Cazın kendi halindeliği benim en çok ilgimi çeken tarafı. Doğaçlama ve bir ahenk içinde olma halini hayatımdaki pek çok şey ile yakın bağlantılı buluyorum. Bir yaşam tarzı olarak nitelendiriyorum.

Türkiye Caz Ağı caz müziğin devamlılığı için festivaller, kulüpler ve sahneler arasında ağ kuran bir oluşum. Sanatçılar, müzik sektörü profesyonelleri ve sahneleri bir araya getirme fikri nasıl oluştu? Hangi ihtiyaçtan doğdu?

Bir araya gelme, ortak çıkaracağımız sesin daha büyük olacağına dair inanç ve etki yaratma ihtiyacından doğdu. kurumlar arası köprüler kurarak deneyim ve iş birliği aktarımına olanak sağlayan Türkiye Caz Ağı, Europe Jazz Network (EJN)’ten esinlenerek genellikle kültür endüstrisinde risk alan kurumları bir araya getiren bir fikir olarak filizlendi. Çatı organizasyon EJN’e bağlı kendi ulusal ağlarını oluşturan diğer örnekler gibi bu modelin ilk adımlarını Türkiye’ye adapte etmek amacıyla 2019 yılında attık. TCA’nın kuruluş amacındaki en temel dürtü EJN’nin bir versiyonunu ulusal ölçekte oluşturmaktı. Aynı zamanda Türkiye’deki caz ve doğaçlama müzik alanındaki sanatçıları uluslararası caz sahnesinde öne çıkarmak, caz müziğine erişimi artırmak, caz ve doğaçlama müzik evrenindeki kültürel aktivitelerin geliştirilmesi için politika üretmek gibi gerekçeleri de temelimize koyarak TCA’nın misyonunu oluşturduk.

Europe Jazz Network gibi köklü bir oluşumdan beslenerek hayata geçirilen “Türkiye Caz Ağı”nda kimler var, biraz bu ağın birbiriyle olan bağlarından bahsetmek ister misiniz?

TCA’nın kuruluş amacındaki en temel dürtümüz bugün 34 farklı ülkeden, bizim de organizasyonlarımız ile arasında olduğumuz 170’in üzerinde kurumun üye olduğu Europe Jazz Network’ün bir versiyonunu ulusal ölçekte oluşturmaktı. Türkiye Caz Ağı, caz alanındaki üretim kapasitesini her platformda artırmak amacıyla yeni dernekleştiği yapısında 23 kurumu barındırıyor.

TCA’nın üyeleri arasında; Akbank Caz Festivali, Arter, Babylon, BGST Organizasyon, Borusan Müzik Evi, Bova, Bozcaada Caz Festivali, Caz Derneği, İstanbul Caz Festivali, İstanbul Kültür A.Ş., Pozitif, Salon İKSV, İzmir Kültür Sanat Eğitim Vakfı, The Badau, Urla Caz Festivali, Nardis, Nilüfer Sanat, XJAZZ, Yeldeğirmeni Sanat, Yeniköy Caz Günleri, Zorlu PSM Touche, SunJazz, Turquazz ve Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan ve Ahmet Uluğ onur üyeleri olarak yer alıyor. Faaliyetlerimiz caz alanındaki kurumların ve kişilerin ortak sesini temsil ediyor, ifade gücünü artırmaya olanak sağlıyor. Üyeler arası buluşmalar ile bugüne kadar TCA’nın temellerini oluşturmak üzerinde çalıştık. Kurumlar arasında köprüler kurarak, deneyim ve iş birliği aktarımına olanak sağlamak TCA’nın görünen en somut faydalardan biri oldu, olmaya da devam ediyor. Özellikle pandemi süresince birbirimize sağladığımız bilgi aktarımı, tüm bilinmezlikler içerisinde bize ışık tuttu. Europe Jazz Network gibi risk alan kurumlar için bir araya gelen bir üye organizasyonu olan TCA’nın ilk olarak kendi ekosistemi içerisinde fayda sağlayabiliyor olması bizim için öncelikliydi.

Bozcaada Caz Festivali’ne gelecek olursak, bizleri nasıl bir festival bekliyor olacak?

Festivalin giderek etki alanını ve kendi kapasitesini genişlettiği serüveninin 6. yılında üzerinde çok düşünülmüş bir kürasyon ve festival tasarımı hepimizi bekliyor. İlk olarak KEŞİF programı var. Bu sene de savunuculuk alanlarımız olan toplumsal cinsiyet eşitliği, erişilebilirlik ve ekolojik dönüşüm başlıkları odağında gerçekleşecek; söyleşiler, atölyeler, yürüyüş, pop-up konserler, gösterim ve tartışmalar ve tadımlardan oluşan 60’ın üzerinde etkinlik programladık. Üç gün boyunca adaya yayılacak bu etkinlikler festivalin en ilgi çekici tarafı oldu.

Bu sene, Emre Erbirer kürasyonuyla ‘Güncel Meseleler, Yeni Olasılıklar’ başlığı altında ”Bir Adanın Ses Anatomisi”, “Müzik Alanında Kızkardeşlik”, “Ege’de Neler Oluyor?”, “Erişebiliyor Muyuz?”, ve “Tadın Peşinde, Hazzın İzinde” etkinliklerinde bir araya geliyoruz. Ses tasarımcısı ve araştırmacı Dr. Oğuz Öner, ”Bir Adanın Ses Anatomisi” başlıklı yürüyüşte katılımcıları kendi ritimlerini ve ses manzaralarını yaratmak için kentsel bir ses yolculuğuna çıkarıyor. “Müzik Alanında Kızkardeşlik” paneli “Beats by Girls” girişiminin Türkiye bölümünün kurucusu Beril Sarıaltun ve ‘SistaSound’ inisiyatifinden Melissa Lara Clissold müzik sahnesinde fırsat eşitsizliğini, bu alanda aktivist söylemleri olan kurumlar çerçevesinden incelerken, panelin moderatörlüğünü podcast yapımcısı, sunucusu ve eğitmeni Hazal Sipahi üstleniyor. Ege’nin dört bir yanındaki kültür-sanat alanından son haberlerin hareketi ve bereketi üzerine konuşacağımız “Ege’de Neler Oluyor?” paneli farklı bölge ve şehirlerdeki kültüre katılımı gözeterek kültürel göç olgusunu tartışacak. K2 Güncel Sanat Merkezi ve İzmir Akdeniz Bienali’nden Ayşegül Kurtel’in moderasyonunu üstleneceği panelde Komünite Bodrum’dan Cemre Ceren Asarlı, Çanakkele Bienali’nden Seyhan Boztepe, Originn’den Nazey Erdilek, Odeon’dan Günseli Baki ve Kıraarthane’den Simay Dinç konuşmacı olarak yer alacak. British Council’dan Su Başbuğu’nun moderasyonunu üstleneceği “Erişilebiliyor Muyuz?” panelinde Puruli Kültür Sanat’tan Ezgi Yalınalp, Erişilebilir Her Şey’den Eser Epözdemir, Bongo Art Project’ten Çiğdem Aslantaş ve Blindlook’tan Cansu Tekdemir ile bir araya gelerek katılımcılarla erişilebilirlik üzerine tartışacağız.

Ege mutfağından Bozcaada’nın yerel tarif ve lezzetlerine, yemek yapmanın ve yemenin ruhumuz ve bedenimizle olan ilişkisinden yemeğin iyi olma hâlimize olan etkisine varan geniş bir yelpazede konuların konuşacağımız “Tadın Peşinde, Hazzın İzinde” başlıklı tartışmada ise Seda Domaniç ve Türkan Çim Işık, katılımcılarla birlikte tadın ve hazzın ilişkisine yakından bakacak.

Paribu’nun gerçekleştireceği Akustikhane: Yeni Yerli Pop-Up Konserleri’nde dinleyicileri yeni müzisyenlerle buluştururken, Turan Sert ve Efe Bulduk, “Web3 ve Merkeziyetsiz Teknolojiler” panelinde yine festivalin ana sponsoru Paribu’nun moderasyonuyla teknoloji üzerine konuşacağız. Programda yer verdiğimiz bir başka panelde ise Merkezsiz ve Omnea ile ReFi (Regenerative Finance) çağında yaratıcılığın, dijital sahnede fikri mülkiyet haklarının ve sürdürülebilir bir geleceğin temellerine odaklanarak katılımcılara öngörülerimizi aktaracağız. Katılımcılarımızı hem zihinsel hem bedensel arınma ve gelişime davet ettiğimiz KEŞİF programında festivalcilerin, Erdinç Çatak ile Kendine Has tadım atölyesinde gastronomik bir yolculuğa çıkacak; Jack Lives Here desteğiyle Lelabbo ile Viski Kokteyl Atölyesi’nde kokteyl kültürünü öğrenirken, yine Jack Lives Here ve Ayşe Köroğlu & Ece Erdoğmuş Becer eşliğinde gerçekleşecek Denge ve Sosyalleşme başlıklı sohbette şifa bulmalarını umuyoruz. Jack Lives Here Whisky Master Class ile Amerikan viskilerini tadımı eşliğine, hikayelerini aktarırken; Metro Türkiye, dünyanın seçkin ve butik üreticilerinin ürünlerinden oluşan Wise Local Selection Uzun Masa Tadımı ile bu seçkide yer alan şarapları keşfe çağırıyoruz. Tadım ve atölyelerin yanı sıra ilham verici paneller ve müzik dinletilerine de yer verdiğimiz festivalde, misafirlerimizi The ORGANICS by Red Bull Pop-Up Performansları ile dinlendirmeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda festivalin içerik destekçisi Kale Grubu ise festivalin ‘Güncel Meseleler, Yeni Olasılıklar’ programına dahil olan, gençlere odaklı “İyi Bak Bozcaada’ya” tartışma oturumu Dilara Koçak ve Alpay Oğuş ile gerçekleşirken “Dünyasına İyi Bakanlar” paneli ise Zeynep Çelik moderatörlüğünde Ekin Al, Sıla Dönmez ve Muzaffer Alperen Önal eşliğinde festivalcilerle buluşuyor.

Sanatçılarla göz göze gelip, şarkılarını beraber mırıldanarak unutulmaz bir deneyim yaşatmaya hazırlanan Kendine Has’ın ”Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz?” buluşmaları festival katılımcılarını çok değerli sanatçılarla bir araya getirip şeffaf bir odada baş başa benzersiz bir müzikal deneyime davet ediyor. Space Goats kürasyonuyla gerçekleşecek BCF KEŞİF Pop-up Sahnesi’nde adanın her yerinde müzikle karşılaşacağımız, Esmiyor’un canlı podcast serisi “Esmiyor ile Kahvaltıda Podcast” her şeyin başladığı yerde, Bozcaada’da; festivalcilerle buluşacağız ve İklim Çemberi deneyimi ile yalnız olmadığımızı hatırlayacağız. Yine Esmiyor’dan Utku Güven ve Derin Altan’ın kürasyonunu üstlendiği “Dinlenmek hakkımız değil mi?” adlı panelde ‘dinlenmek, çalışanların hakkıdır’ söyleminden yola çıkarak üretmek baskısını, tüketim toplumunun sürekli verimli olma baskısını ele alacağız.

Bozcaada Caz Festivali’nde misafirlerimizi “Asude Durak ile Kundalini Yoga: Çakralar ve Uyanış” ile binlerce yılın kadim bilgeliğini taşıyan Kundalini Yoga ve Meditasyon eşliğinde doğanın iyileştiren ve yenileyen sabah pratikleri ile güne başlamaya, Ayça Oğuş ile seslerin sessizliğe karıştığı, zeytin ağaçlarının altında gökyüzüne uzanan bir yoga pratiği ile nefesi, bedeni ve zihni şifalandırmak için harekete davet ediyoruz. Aynı zamanda Erçin Çaçan pilates atölyeleri ve Çağrı Salon ile ‘Gözler Bağlı’ Yoga Atölyesi Bozcaada’nın huzur veren sakinliğinde bedene ve doğaya dönüşe çağırıyor.

Bozcaada Caz Festivali olarak üyesi olduğumuz caz ve doğaçlama müzik türlerinde Avrupa’daki kültür politikalarının temsil edildiği, her sene gerçekleştirdiği Avrupa Caz Konferansı’nda bilgi ve deneyim alışverişinin yapıldığı, çalışan değişim programlarıyla kültürler arası diyaloğun ve hareketliliğin desteklendiği Europe Jazz Network’ün, bazı üye kurumlarından temsilcilerle festival kapsamında gerçekleştireceğimiz panelde caz aracılığıyla “uluslararasılaştırma” temasını sohbete açmaya hazırlanıyoruz.

Yaratıcılıkla teknoloji ilişkisi üzerinden gelişen ve yapay zeka uygulamaları ile zenginleşen ifade alanına değinen Deplike ile Girişimcilik konulu bir panele ev sahipliği ederken; Akbank Caz Festivali: Yıl Boyu Caz partnerliğinde gerçekleşecek “Yeni Medya Çağında Görsel ve İşitsel Deneyimler” söyleşisinde geçtiğimiz yıl Akbank Caz Festivali’nde birlikte sahne alan Eda Urfalıoğlu ve Barış Demirel’in kişisel yaratım süreçlerini, görsel ve işitsel farklı sanat dallarının iç içe geçtiği çalışmalarını, dünyada ve Türkiye’de edindikleri sahne deneyimlerini dinleyeceğiz.

Festival kapsamında bu sene Pure Finn desteğiyle gerçekleşecek LeLabbo & Artun Omurca Kokteyl Atölyesi ile kokteyl yaratma, hazırlama ve karıştırma tekniklerinin püf noktalarını öğrenirken, The ORGANICS by Red Bull – Mix&Match Kokteyl Atölyesi ile ziyaretçiler kokteyl yapma yeteneklerini keşfetme şansı yakalyacağız. Katılımcılar aynı zamanda “Dilan Bozyel ile Mobil Fotoğraf Atölyesi” sayesinde kokteyllerini görselleştirebilecekler.

Onaranlar Kulübü ile Kuş Yuvası Yapımı ve doğaya duyarlı tasarımlarıyla dikkat çeken Atelier Tenera’nın gerçekleştireceği atölyelerle katılımcıları, atıkları “upcycle” yöntemi ile kumaş boyalarına dönüştürüp doğa dostu el işleri üretmenin tekniklerini öğrenmeye davet ediyoruz.

Adanın şifalı topraklarını fiziksel olarak tanımak için 2017 yılından beri Metro Türkiye aracılığıyla meraklılarıyla buluşan Wise Local Selection eşliğinde Bozcaada’nın en köklü üzüm bağına gezi düzenleyeceğiz, Kendine Has ve Onaranlar Kulübü ile adaya bir dokunuş katacak ”Hack The Island”, katılımcılara kreatif bir enstalasyon yaratma deneyimi sunacağız. Festivalde ayrıca Ekolojik Dönüşüm’ü ele alan Onaran Podcast ile ziyaretçilere ulaşacağız.

Müzik programında ise uluslararası ayağını üyesi olduğumuz European Jazz Network ile bağlantılı; Hollanda’dan Bimhuis, Fransa’dan Association Jazze Croise, İtalya’dan Südtirol Jazz Festival ve İsraeli Jazz Community ile ortak kürasyonla yaptık. Aynı zamanda kültür ofislerinin de desteği ile farklı ülkelerden sanatçıları ağırlama fırsatımız oldu. Bizim için bu yıl attığımız bu adım, uluslararası ortak programlama girişimi, festivalin yeni adımlardan biri oldu.

Bir Avrupa Birliği projesi olan CultureCivic: Kültür Sanat Destek Programı tarafından finanse edilen, Kasım 2022’de düzenlenecek festivalin ön hazırlık sürecinin ilk ayağı olan “Bir Festival Yaratmak” adlı 16 Nisan Cumartesi günü Postane İstanbul’da gerçekleştirilen etkinlikte, “Festivalde Kaynak Geliştirmek Nereden Başlar?” sorusunu cevaplandırıyorsunuz. Kaynak geliştirme ve sponsor konusunda bir festivale nereden başlanır, kısaca burada da değinmek ister misiniz?

Nereden başlar sorusuna tek cevabım, projenizin “Neden?”’inden başlar olurdu. Bozcaada Caz Festivali’nin de kurucu ortağı olan şirketim Fermente ile kültür sanat alanında kaynak geliştirme konusunda çeşitli eğitim programlarında yer almaya devam ediyorum. 2013 yılından bu yana sponsorluk ve kaynak geliştirme tarafında aktif çalışmış bir kültür profesyoneli olarak bu konudaki deneyimlerimlerimi paylaşma fırsatı yakalıyorum. Aynı zamanda bu alanda bahsettiğiniz Beats By Girlz Festivali, Gezgin Salon Festivali, gelecek sene gerçekleşecek Corner Fest ve geçtiğimiz iki sene boyunca 212 Photography İstanbul festivali gibi çeşitli projeye hizmet ve danışmanlık verdim, vermeye devam devam ediyorum. Bir kültür sanat projesini kaynak geliştirmek üzere ele almak çok katmanlı bir süreç, burada anlatmaya vakit yetmeyebilir fakat bu konuda ilgili kişilerin 101 niteliğinde erişebileceği, herkese açık; Sahne 2.0 ve ARTENPRENEUR kanallarında farklı eğitim programı kayıtlarım bulunuyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, ekoloji gibi konulara da festival aracılığıyla platform yaratmış oluyorsunuz. Geçen yıllarda da “erişilebilir ve çevre dostu olma” özelliği ile ön plana çıkmıştı. Bu noktalar sizin altını çizmek istediğiniz kavramlar. Kadın festival yöneticisi olmanın avantajları/ dezavantajları diyebileceğimiz noktalar var mıdır? Varsa toplumsal cinsiyet kavramı bunun neresinde duruyor sizce? Bir de bir caz festivalinde bizi ekoloji gibi önemli bir başlığa götüren noktalar nelerdir?

Festivalin savunuculuk alanları bizim için festivalin “Neden” sorusuna cevabı. Popüler bir festival olarak gündemde kalması gerektiğine inandığımız konuları festival aracılığı ile gündemde tutuyor, platform yaratıyoruz. Festivalin etki alanı geniş ve bu etki alanını bu şekilde tabiri caizse kullanmak temel motivasyonumuzu oluşturuyor. Bozcaada Caz Festivali dişil enerjisi olan bir festival, kadın hakimiyeti çok yüksek. Sadece ben değil festivalin tüm ekibinden, programında yer alan kişilere ve hatta katılımcılarında bu enerji daha büyük çoğunlukta. Pozitif ayrımcılık çok ince bir çizgi, kadın varoluşumuzu korumaya çalışırken onu ayrıştırarak zarar verme ihtimali kişisel olarak gözlemlediğim bir risk. Festivalin bir kadın yöneticisi olmasının bir erkek yöneticisi olmasından herhangi bir farkı, gündem yaratacak bir durumu yok benim görüşümde. Keza festivalde oluşturmaya çalıştığımız toplumsal cinsiyet eşitliği konularının yine sayılarla ya da kotalarla bir bağlantısı yok.

Ekoloji konusu ise türümüzün yaşadığı en büyük kriz olması sebebiyle bizim de merkezimizde. Kültür sanatın etki gücüyle iklim krizi farkındağında yarattığı ivmeyi gözlemliyoruz. Bizim de çok farklı kollarda derinleşmeye çalıştığımız bir konu. Kısaca bahsetmem gerekirse; festivalin 50. yılını görebilmek üzere geleceğe kalacak bir Bozcaada bırakabilmek, oluşturduğumuz etki ile iklim krizine müdahale etme şansı olan son nesil için bizim de bir parçası olma motivasyonumuz gibi başlıklar söyleyebilirim.

Caz Festivali’nin bu yılki teması “şifa”. Sizce müzik bizi nasıl şifalandırır?

İçinde yaşadığımız dönemde bizi zorlayan ve yeni yöntemler geliştirerek baş etmeye çalıştığımız pek çok kriz var. Tüm bu delilik içerisinde türümüzün en kritik özelliklerinden biri olan adaptasyon yetisi sayesinde etrafımızı anlamlandırmaya çalışarak yeni farkındalıklar geliştirdik, geliştiriyoruz. Bu dünyada ifadenin, yaratıcılığın, bir araya gelmenin sakinleştirici etkisiyle anlam arayışlarımızı bu sene şifa yoluyla, iyileşerek aktarıyoruz. Müzik ve onun ekseninde bir araya gelme hali, kurduğumuz diyaloglar bizi şifalandıracak şeylerdir belki.

Festival programını anlatmak ister misiniz? Müzikseverleri neler bekliyor olacak?

Türkiye’de ilk kez sahne alacak soul, pop ve indie rockı bir araya getiren ödüllü sanatçı Shishani & Miss Catharsis; pop kültür esintilerini cazla buluşturan Max Plattner Trio; birbirinden farklı ritimleri deneyimleyeceğimiz, enerjik ve çok tarzlı bir müzik performansına sahip Monodrum+; enstrümanlarının limitlerini zorlayan Fransız grup NOUT festivalin uluslararası programının büyük bölümünü oluşturuyor.

Bu yıl bir bütünün parçası olmanın iyileştirici gücüne odaklandığımız festivalde, dinleyen herkeste ortak hisler uyandıran Türkiye’nin en köklü müzik gruplarından Yeni Türkü’nün şarkılarıyla bir bağ kurarken klarnet virtüözü Hüsnü Şenlendirici’nin makamlarını caz müzikle buluşturmasına şahitlik edeceğiz.

Cenk Erdoğan, Eylem Pelit, Hamdi Akatay, Tuluğ Tırpan ve Volkan Öktem‘den oluşan ve her parçası bu özel projede yer alan sanatçılar kadar köklü hikayelere sahip Almagest Quintet festivalin ilk gününde bizimle olacak.

Festivalde aynı zamanda, Alp Ersönmez ve Çağrı Sertel‘in elektronik altyapılarla düzenlenmiş chill-dance session yeni projesi İKİ; Fransız cazının en önemli isimlerinden Guillaume Perret ile Türkiye’nin en önemli davulcularından Volkan Öktem in buluşmasına şahitlik edeceğimiz özel bir proje de festival programımızda yer alıyor.

Festival’in Bozcaada’ya nasıl bir katkısı oldu?

Festivalin adaya olan ekonomik, ekolojik, sosyal ve kültürel etkisi üzerine kafa yoruyoruz uzun süredir. Bozcaada büyük anlamda turizm ile ekonomisini oluşturan bir tatil destinasyonu. Bizim etkimiz festivalin uluslararası bilinirliği ile adanın pozitif anlamda tanıtımına katkı sağlamak ve bunun yanında çok daha derinde çeşitli adımlar atmak yönünde. Adalıların, akademisyenlerin, sektör profesyonellerinin katıldığı bir çalıştay yaptık bu konuda. Bu sene festivalin karbon ayak izini ölçerek daha somut atılacak adımlar için çalışmalar yapacağız. Geçtiğimiz senelerden elde ettiğimiz ve bu sene de çeşitli görüşmelerle bildiğimiz, festival zamanı adaya gelen seyircilerin adanın ekonomisine, festival dışı zamanda gelen ziyaretçilerden daha fazla harcama yaparak katkı sağladıkları yönünde. Kültürün etkisi, festivalin etkisi çok geniş. Bu etkinin adayla ilişkisi ise bizim en çok odağımızda olan konulardan biri. Festivalin ada ile bütünleşme halinin bu bahsettiğim etki alanıyla direkt bağlantı içinde olduğunu düşünüyoruz.

Esin Hamamcı

Edebiyat doktora öğrencisi, Açık Radyo’da programcı, editör, çevirmen, yazar.

Esin Hamamcı 'in 4 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Esin Hamamcı ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.