Caz Ezber Bozar: Tyshawn Sorey

Bunun doğru olmadığını bilmemize rağmen, adını, zihnimize belirli bir türle birlikte yerleştirdiğimiz müzisyenlerin, bu algıya uymayan üretimlerini görmek, bazen şaşırtıcı olsa da, cazla ilgili bir olguyu doğrulamamızı sağlıyor. Caz ezber bozar.

Öte yandan, bu durumu müziğin sağlıklı ve doğal gelişimi olarak kabul eden dinleyici de müzisyenlerin konfor alanının dışına çıkmasından ya da etiketleriyle uyuşmayan işler üretmesinden hoşlanır.

Davulcu, orkestra şefi ve besteci Tyshawn Sorey‘in yeni albümü, ona atfettiğim(iz) stillerden oldukça farklı bir çalışma; hatta, doğru takip edebildiysem, lider olarak ilk straight-ahead albümü.

Sorey, malumunuz, ilk albümü That/Not‘tan bu yana, köşelerini, doğaçlama müzik, modern akustik caz ve avangart klasik müzik türlerinin oluşturduğu bir üçgenin alanı içinde, hatta bazen bu alanın sınrlarını zorlayan, yer yer dışarı çıkan bir üslupla müzik yaptı. En azından, bu durum Sorey’in kayıtlı külliyatı için geçerli diyebilirim.

Son çalışmalarını gözden geçiriyorum; kompozisyon ve doğaçlama arasındaki sınırı es geçen, modern müziğin armoni kurallarını hiçe sayan Verisimilitude; alışılmadık bir tertiple seslendirilen ve her birisi birer CD uzunluğunda 3 parçadan oluşan Pillars; piyanist Marilyn Crispell ile 64 dakikalık bir doğaçlama olan The Adornment of Time ve diğerleri, Tyshawn Sorey’in müzikal vizyonunu genişleten, derinleştiren albümleriydi. Öte yandan, gitarist Mike Sopko ve basçı Bill Laswell ile birlikte kotardıkları -kakofonik demeye dilim varmıyor- müzikal duvarları alt üst eden, rock müziğin desibel rekorlarını kıracak denli saldırgan karakterdeki On Common Ground, Sorey’in, yukarda bahsi geçen üçgenin ne kadar dışına çıkabildiğini gösteren bir örnekti.

Mesmerism, bu saydıklarımın yanından geçmeyecek denli, neredeyse bir Kenny Barron albümü kadar geleneğe bağlı, klasik bir trio albümü. Amaçladığının da bu olduğunu söylüyor Sorey: “Daha önce bir arada çalmayan müzisyenlerle birlikte, kısa bir prova sonrası, Amerikan Şarkı Kitabı’ndaki favorilerimle ve onların klasında olduğuna inandığım orijinal bestelerden oluşan bir albüm kaydetmeyi istiyorsum. Bu anlamda Mesmerism, piyano üçlüsü için hazırladığım, yoğun şekilde provası yapılmış, ince detayına kadar yazılmış albümlerimden bir hayli farklı. Mesmerism’i bu iki harika, ilham verici müzisyenle kaydetmek, kaçınılmaz olarak, bu müziğin (cazın) straight-ahead sürekliliğiyle hayatım boyunca sürdürdüğüm bağlantımı belgelemem için en iyi vesile olduğunu kanıtladı.”

Sorey’e albümde piyanist Aaron Diehl ve basçı Matt Brewer eşlik ediyor. Wynton Marsalis’in tedrisatından geçip de onun tutuculuğundan etkilenmemiş az sayıdaki müzisyenden biri olarak takdir gören Aaron Diehl, hâlihazırda anaakımın en başarılı piyanistlerinden biri sayılıyor. Kanaatim, zamanla Tommy Flanagan, Kenny Barron ya da Hank Jones gibi üstadların makamında yerini almaya aday olduğudur. Matt Brewer, enstrumanının en iyilerinden biri olarak çok sağlam swing etme yeteneğine sahip, entonasyonu eksiksiz bir basçı. Her ikisi de Sorey’in geleneğe uygun albümü için harika seçim.

Her ne kadar Sorey albüm notlarında, bestelerin güzelliğini yansıtabilmek için, ufak tefek değişiklikler hariç asıllarına sadık kaldıklarını söylese ve biz de albümü straight-ahead diye etiketlediysek de, durum pek öyle değil. Diehl’in letafetle çaldığı Autumn Leaves, giriş melodisi ciddi oranda değiştirilmiş olarak yorumlanıyor, ancak Brewer’ın güzel bas solosu sonrasında bilindik hâline yaklaşmaya başlıyor. Şunu da söylemeden edemeyeceğim; binlerce kere benzer düzenlemeyle yorumlandıktan sonra Autum Leaves yorumlanacaksa, böyle yorumlanmalı. Benzer şekilde, Paul Motian bestesi From Time to Time ancak besteyi çok iyi tanıyanlarca farkedilebilecek denli soyutlanarak çalınıyor. Benzer yorum nispeten Detour Ahead için de yapılabilir. Dolayısıyla icraların düzenlemeleri Sorey’in müzikal dehasından nasibini almış. Horace Silver imzalı Enchantment albümün en fazla contemporary tınlayan yorumu. Muhal Richard Abrams bestesi Two Over One Bill Evansvari bir vals ve albümdeki favorimlerimden. Brewer’ın basından aldığı gövdeli, ağaç tonlu sesi ile yaptığı solo enfes.

Duke Ellington’ın Max Roach ve Charles Mingus’la birlikte kaydettikleri efsanevi Money Jungle için yaptığı bestesi REM Blues, dinleyiciye parmak şıklattırıp swing ettirerek, mükemmel bir konser sonu havasıyla albümü kapatıyor.

Başa dönersek; müzisyenleri etiketlemek gereksiz demeyeceğim ama çok da işe yaramayabiliyor. Müzikten daha fazla keyif alabilmenin yolu, galiba, beklentilerle dinlemekten vazgeçip şaşırmayı seçmekten geçiyor.

Yılın en iyi albümlerinden biri olmaya aday.

Turgay Yalçın

Yayın Yönetmeni. Müziksever. Yazar. Radyo Programcısı.

Turgay Yalçın 'in 33 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Turgay Yalçın ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.