Miles Davis’in doğumunun 100. yılını kutlarken yalnızca büyük bir trompetçiyi değil, cazın yönünü defalarca değiştirmiş bir düşünce biçimini anıyoruz. Çünkü Miles Davis’in gerçek dehası, tek başına yeni stiller yaratmasında değil; yeni seslerin, yeni müzisyenlerin ve yeni müzikal ihtimallerin ortaya çıkabileceği alanlar kurmasındaydı.
Onun caz tarihindeki önemi tam da burada yatıyor. Miles Davis; mevcut akımları dönüştüren, sürekli olarak bir katalizör, organizatör ve vizyoner bir iş birlikçi olarak çalışan bir figürdü. Kariyerini takip etmek, aslında modern cazın evrimini takip etmek gibidir. Kariyeri boyunca caz tarihinin neredeyse bütün kırılma noktalarında onun izini görmek mümkündür:
· 1940’lar: Bebop
· 1940’ların sonu – 1950’ler: Cool Jazz
· 1950’ler: Hard Bop
· 1950’lerin ortası – 1960’ların ortası: Third Stream
· 1950’lerin sonu: Modal Jazz
· 1960’lar: Avant-Garde / Post-Bop
· 1960’ların sonu – 1970’ler: Jazz Fusion
John Coltrane, Cannonball Adderley, Bill Evans, Herbie Hancock, Wayne Shorter, Tony Williams, Chick Corea, Keith Jarrett, John McLaughlin, Joe Zawinul… Miles Davis yalnızca büyük müzisyenlerle çalışmadı; çoğu zaman onların potansiyelini dünya henüz fark etmeden önce gördü. Birbirinden tamamen farklı karakterleri aynı müzikal çatı altında buluşturdu ve cazın geleceğini şekillendiren topluluklar yarattı. Üstelik bu isimlerin büyük bölümü, Miles’la çalışmaya başladıklarında henüz yirmili yaşlarının ortalarındaydı.
Büyük quintet dönemleri
Miles Davis’in kariyerindeki en önemli yapılardan biri kuşkusuz iki büyük quintet’iydi (beşlisi). “İlk Büyük Quintet” hard bop dilini tanımlayan topluluklardan biri haline gelirken, “İkinci Büyük Quintet” cazın ritmik ve armonik sınırlarını genişleterek modern post-bop anlayışının temelini attı.

The Miles Davis Quintet (1955–1961) — İlk Büyük Quintet
Miles Davis — Trompet
John Coltrane — Tenor Saksofon
Red Garland — Piyano
Paul Chambers — Kontrbas
Philly Joe Jones — Davul
Miles Davis Quintet (1964–1969) — İkinci Büyük Quintet
Miles Davis — Trompet
Wayne Shorter — Tenor Saksofon
Herbie Hancock — Piyano
Ron Carter — Kontrbas
Tony Williams — Davul

‘İng’li albümler ve kusursuz miras
Bir CD dükkânında “Hangi Miles Davis albümünü almalıyım?” diye sorduğumda görevli bana, “‘ing’li bir albüm al, üzmez,” demişti. O an pek anlam verememiştim. Sonradan ne demek istediğini anladım: Cookin’, Relaxin’, Workin’, Steamin’… Miles’ın ilk büyük quintet döneminin bu albümleri, bugün hâlâ modern cazın temel taşları arasında kabul ediliyor.
Caz tarihinin en önemli kayıtlarından biri olan Kind of Blue’da (1959); ilk büyük quintet’ten Miles Davis, John Coltrane ve Paul Chambers yer alırken, piyanoda Bill Evans ve Wynton Kelly, davulda ise Jimmy Cobb bulunuyordu. Öte yandan E.S.P. (1965), Miles Smiles (1967), Sorcerer (1967), Nefertiti (1968), Miles in the Sky (1968) ve Filles de Kilimanjaro (1969) gibi albümler de İkinci Büyük Quintet döneminin yaratıcı zirveleri olarak tarihe geçti.
Avrupa seferleri ve kültürel dönüşüm
Miles Davis hayatı boyunca Avrupa’ya defalarca seyahat etti ve her ziyaret, cazın farklı evrelerinin deneyimlendiği ayrı bir sanat yolculuğuna dönüştü. Bebop’tan modal caza, oradan fusion dönemine uzanan dönüşüm, Avrupa sahnelerinde de yankı buldu.
Miles, Avrupa’ya ilk kez 1949’da Paris Caz Festivali için gitti. Daha sonra Paris’te daha uzun süre kalmak üzere yeniden Avrupa’ya döndü. Bu yalnızca bir turne değildi; aynı zamanda Amerika’daki ırk ayrımcılığından uzaklaşma, Avrupa’nın entelektüel caz çevresiyle temas kurma ve uluslararası görünürlük kazanma fırsatıydı. Paris’te cazın yalnızca eğlence değil, ciddi bir sanat formu olarak ele alındığını gördü. Bu deneyim, onun kendisini bir “eğlendirici”den çok bir sanatçı olarak konumlandırmasında belirleyici oldu.
1957’ye gelindiğinde Miles artık modern cazın merkezindeki isimlerden biriydi. İlk Büyük Quintet’iyle Fransa, İngiltere, Batı Almanya, İtalya ve Hollanda’yı kapsayan geniş bir Avrupa turnesine çıktı. Avrupa dinleyicisinin modern caza gösterdiği yoğun ilgi, Miles’ın uluslararası itibarını daha da güçlendirdi.
1950’lerin sonları ile 1960’ların başlarında ise Miles, hard bop döneminden modal döneme geçerken Kuzey ve Orta Avrupa’da düzenli konserler verdi. İsveç, Danimarka, Norveç, Almanya, Fransa ve İtalya bu dönemin önemli durakları arasındaydı. Aynı yıllar, onun kişisel mücadeleleriyle de iç içe geçti; uyuşturucu bağımlılığı zaman zaman hem turneleri hem de üretim düzenini etkiledi.
1960’ların sonuna gelindiğinde Avrupa artık büyük caz festivallerinin merkezi haline gelmişti. Montreux, Nice ve Umbria gibi festivallerde Miles Davis yalnızca yıldız bir müzisyen değil, aynı zamanda cazın geleceğini temsil eden figürlerden biri olarak görülüyordu. İkinci Büyük Quintet’in yenilikçi dili bu sahnelerde daha da gelişti. In a Silent Way ve Bitches Brew ile şekillenen elektrikli dönem estetiği, Avrupa festivallerinde beğeni kazandı.
1970’ler ve 1980’lerin başı ise Miles Davis’in fusion dönemi olarak öne çıktı. Elektrikli gruplarıyla Avrupa’da kapsamlı turneler gerçekleştirdi. İngiltere, Fransa, Batı Almanya, Hollanda, İtalya, İsviçre ve İskandinav ülkeleri bu konserlerin başlıca duraklarıydı. Chick Corea, Keith Jarrett, John McLaughlin ve Dave Holland gibi isimler bu dönemin önemli yol arkadaşları arasındaydı. Avrupa’daki festival ortamı, Miles’ın türler arasında dolaşan deneysel yaklaşımına özellikle açık bir alan sundu.Avrupa’nın Miles üzerindeki etkisi yalnızca turnelerle sınırlı değildi. Özellikle İspanyol müziğine duyduğu ilgi, Gil Evans işbirliğiyle ortaya çıkan Sketches of Spain (1960) albümünde belirgin biçimde hissedildi. Albüm, İspanyol müziğini birebir taklit etmeye çalışmıyor; onun duygusal ve modal dilini modern caz estetiği içinde yeniden yorumluyordu.
100 yıllık miras
Miles Davis bugün hâlâ yalnızca geçmişin büyük bir caz efsanesi değil; modern müziğin nasıl sürekli dönüşebileceğinin en önemli örneklerinden biri. Doğumunun 100. yılında geriye dönüp baktığımızda, onun mirasının yalnızca kayıtlarda değil, hâlâ risk almaya çalışan bütün müzisyenlerde yaşamaya devam ettiğini görüyoruz.
■
Dark Nlue Notes’da Beran Paçacı
Dark Blue Notes’da Miles Davis
Bizim Caz


