Happy Birthday Freddie Hubbard!

İyi ki doğdun Freddie Hubbard!

Hard-bop ve post-bop çağının en cesur ve yaratıcı müzisyenlerinden biri olarak caz tarihine iz bırakan ve 7 Nisan 1938‘de doğan, 29 Aralık 2008’de aramızdan ayrılan Freddie Hubbard’ın doğum gününü hayatından kesitlerle kutluyoruz.

Bebop’ın hüküm sürdüğü Indianapolis’te altı kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geliyor Hubbard. Müzisyen bir ailede gözlerini açıyor. Piyano çalan annesi ve kız kardeşinin yanı sıra saksafon ve piyano çalan erkek kardeşlerinin yaydığı ritimlerin çağrısına kayıtsız kalamayarak müziğe adım atıyor. Hubbard ilhamını tonette, mellofon, trompet, flugelhorn, piyano, Fransız kornosu, sousaphone ve tuba gibi geniş bir enstrüman seçkisine aktararak sanat gündemini çeşitlendiriyor.

Kardeşimde Mulligan ve Baker’ın plakları vardı ve kitaplara aktarılmış soloları çalardık. Bu beni motive ediyordu. Bir gün Philly Joe Jones, Oscar Pettiford ve Red Garland’ın yer aldığı Musings Of Miles’ı dinledim. İşte o plak okulu asmama neden oldu. Miles’ın tarzı melodik ve yalındı, bunu duyabiliyordum. Sonra Fat Girl (Fats Navarro) ve Dizzy’yi dinlemeye başladım ki bu tam bir tezattı. Sonra Clifford Brown. Clifford konservatuar havasında biriydi ve ben de onun gibi çalmaya çalıştım. Sokağın biraz yukarısında oturan James Spaulding ile oturur, Clifford’un sololarını kopyalar ve Charlie Parker’ın melodilerini çalardım.”

İlk formel müzik eğitimini John H. White’ın önderliğinde tamamlayan Hubbard, hocasının ısrarıyla müzikal yolculuğuna trompetle değil flugelhorn ile başlıyor ve alanında ustalaşıyor. Hubbard yıllar sonra White’ın cenaze töreninde, “…onun flugelhorn çalmam konusundaki ısrarı olmasaydı, yetkinliğimin en üst seviyesine ulaşamazdım” sözleriyle ustasını onurlandırıyor.

1950’lerin başında oldukça hareketli olan Indianapolis caz sahnesi Hubbard’ın kısa süre içinde Wes Montgomery’nin de aralarında bulunduğu Montgomery Brothers ile birlikte çalmasına ortam hazırlıyor. Hubbard ilk profesyonel sahne deneyimini Indianapolis’te Montgomery Brothers ve The Contemporaries (1957) adlı kendi grubuyla çalarak ediniyor. Aynı dönemde saksafoncu James Spaulding’le de birlikte çalan Hubbard, grup lideri olarak ilk kaydı Open Sesame’ye 1960 yılında imza atıyor.

İcrasında doğuştan yetenekli olduğunu hissine kapılabileceğiniz Hubbard’ın trompet üzerindeki etki alanı ve gücü olağanüstüydü. Sololarına içkin bütünlük ve ahenk ise etkileşimsel bir deneyimi de beraberinde getiriyordu. Hubbard 1958’de New York’a taşındıktan sonra melodik yaratıcılığı ve itidalli coşkusuyla Miles Davis’in davulcusu Philly Joe Jones, saksafoncu Sonny Rollins ve besteci Quincy Jones ile çalışmaya başladı ve başta prestijli caz mecrası DownBeat olmak üzere ödülleri topladı. Bu süre zarfında Blue Note tarafından yakın markaja alınan Hubbard, grup lideri olarak en dikkat çekici ve kendisinin de röportajlarında iftiharla bahsettiği albümü Ready for Freddie (1961) olmak üzere birkaç albüm daha kaydetti.

Hubbard’ın müzikal pratiğinin kökleri swing, bebop, hard bop, post bop ritmik ifadelerine ve nüanslarına dayanıyor. Müzisyenin caz dinleyicilerine bıraktığı eserler tarihsel açıdan önem teşkil etmekle birlikte çok çeşitli ve büyük bir koleksiyonu da temsil ediyor. Kapsamlı diskografisinde yer alan Red Clay, Little Sunflower, Hub-Tones ve standartlaşan daha nice beste ile caz külliyatını zenginleştiriyor Hubbard.

“…bir rekabet halindeydik. Lee Morgan, Bill Holland ve Donald Barry ile bir rekabet içerisindeydim, tüm bu isimler oradaydı ve bir sınavdaydım sanki. Her çalışınızda gözler sizin üzerinizdeydi ve insanlar sizi “küçük Lee Morgan’a da bakın” diyerek kıyaslıyordu. İşte bu rekabet beni ayakta tutuyordu. Nihayetinde normalde çaldığımdan daha iyi çalmam için çabalamamı sağladılar.”

Hubbard aynı zamanda 1960’lı yılların avangard caz müziğinin dönüm noktası niteliğindeki birçok kayıtta yer alıyor. Caz müzikte trompet tekniğinin gelişimini yeniden canlandıran müzisyen, Ornette Coleman’ın Free Jazz, Oliver Nelson’ın Blues and the Abstract Truth, Eric Dolphy’nin Out to Lunch, John Coltrane’in Ascension albümlerinde serbest caz karakterini öne çıkarıyor.

Tıpkı Miles Davis gibi kendine özgü bir müzikal doku sunan Hubbard’ın icrasını ilk notalarından teşhis etmek mümkün. Hubbard anında fark edilen teknik ve armonik bir kelime dağarcığı geliştirirken trompet ve flugelhorn’u popüler hale getirerek çağdaş caz pratiğinde yeni bir kapı aralıyor. Çağdaş caz trompetçisi Wynton Marsalis ise, “70’li yıllardaki tüm trompetçilerde Freddie Hubbard’ın stilini ve çalmaya değer tüm unsurları duyabilirsiniz. O muazzam bir trompetçi, yalnızca soundunun büyüklüğü, hızı ve swing’i bile yeter” ifadeleriyle en büyük ilham kaynaklarından birinin Hubbard olduğunu vurgulamaktan geri durmuyor.

Akıcı ve enerjik icrasıyla zamansızlığını kanıtlayan Hubbard, 1980’lerden itibaren akustik caz performanslarına geri dönüyor, kendi gruplarıyla turneye çıkıyor ve yıllar boyunca birlikte çalıştığı Herbie Hancock, Joe Henderson ve Bobby Hutcherson ile birlikte çalmaya devam ediyor.

1992’de yaşadığı vahim dudak yaralanması tekniğini ve hızını önemli ölçüde kısıtlasa dahi, Hubbard vefatına kadar sahneleri bırakmıyor. Blue Note, CTI, Atlantic ve diğer plak şirketleri için hard bop’tan soul caza, elektrik cazdan funk ve füzyona kadar caz müziğinin gelişimine öncülük eden 60’ın üzerinde albüm yayınlayan Hubbard, 2006 yılında National Endowment for Arts tarafından Masters of Jazz ödülüne layık görülerek saygınlığını taçlandırıyor.

Hubbard’a dışa dönük, cüretkâr ama aynı zamanda incelikli bir icrayla caz müziğe dair alışıldık kalıpların ötesine geçmenin mümkün olduğu bir zeminden bizlere seslendiği ve üretmekten vazgeçmediği için minnettarız. Caz dünyasına bıraktığı kalıcı miras kuşkusuz gelecek nesiller için de tesirini sürdürecektir.

*

Meraklısına Notlar:

  • Gökçen Sena Kumcu’nun Dark Blue Notes’daki diğer yazıları.
  • Dark Blue Notes’daki diğer portre yazıları.
  • ve tabii ki yeri gelmişken Freddie Hubbard dinlemeye ne dersiniz?

Gökçen Sena Duman

    Hacettepe Üniversitesi İletişim Bilimleri Doktora öğrencisi. Konferans tercümanı. Müzik yazarı.

    Gökçen Sena Duman 'in 16 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Gökçen Sena Duman ait tüm yazıları gör

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir