The Bad Plus: David King İle Röportaj

Gökçen Sena Duman: The Bad Plus’ın çekirdek bir üyesi olmak size nasıl hissettiriyor ve hayatınızı nasıl değiştirdi?

David King: The Bad Plus 20 yılı aşkın bir süredir devam eden müzikal kariyeri ifade ediyor ve bu aslında müziğimizi kendi istediğimiz gibi yapabilmemizi sağladı. İnşa ettiğimiz şeye karşı bir sorumluluk hissediyoruz ve kendimizi her zaman yüksek bir standartta tutmaya çalışıyoruz.

Yıllardır süregelen müzik üretim sürecinizdeki en büyük ilham kaynağınız nedir?

Genel olarak yaratıcı sanatçılar ve yaptıklarını gerçekten önemseyen ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan herkes bizim ilham kaynağımız.

The Bad Plus olarak farklı türleri akıcı bir şekilde harmanlayarak farklı bir caz anlayışını sundunuz. The Bad Plus’ın caz sahnesindeki yerini nasıl yorumlarsınız?

Umuyorum grup müziğine dair bir anlayış sunabilmiş ve müzikal olasılıkların yelpazesini biraz olsun genişletmeyi başarabilmişizdir.

İlk albümlerinizle karşılaştırıldığında, soundunuz caz müziğine yaklaşımınız bağlamında nasıl evrildi?

Enstrümantasyondaki bariz değişikliği bir kenara bırakırsak, çok büyük bir değişim geçirdiğini düşünmüyorum. Zira müziğimize aynı felsefeyle yaklaşmaya devam ediyoruz.

Yirmi bir yıl boyunca bir piyano triosu olarak müzikal kariyerinize devam ettiniz ve The Bad Plus’ı artık bir quartet olarak tanımlamak mümkün. Geçiş sürecinin sizin için en zorlayıcı tarafı ve mükafatı ne oldu?

Bana kalırsa mükafatları zorluklara kıyasla daha ağır basıyor. Bu grubun özünü daima beste yapmak oluşturuyordu ve bize her zaman The Bad Plus’ın esas niteliğini yeniden çerçevelemek için bir fırsat sundu. Ben Monder ve Chris Speed’in katılımıyla grubun yeni versiyonunun kendi yolundan ilerleyebildiği ve kendi kimliğiyle var olduğunu görmek sahiden ödüllendirici.

“The Bad Plus” isimli yeni albümünüzden bahsedebilir misiniz? Kadro değişikliği, grubun yeni albüm üretim sürecini nasıl etkiledi?

Yaratıcı süreç temelde aynı kaldı. Bizim için önemli olan, grup olarak kişisel bir sound yakalarken aynı zamanda herkesin kendisi olabileceği bir alan yaratmak. Albümü The Bad Plus olarak adlandırdık çünkü “The Bad Plus biz ne dersek o’dur”.

Bir müzisyen ve grup üyesi olarak kariyerinize yeniden başlama şansınız olsaydı neyi değiştirmek isterdiniz?

Bu konuda herhangi bir varsayımda bulunmak çok zor. Olan ve deneyimlediğimiz her şey bizi bulunduğumuz noktaya getirdi. Bunu ekibimiz için heyecan verici buluyorum.

Gelecek yıllarda The Bad Plus’ı neler bekliyor?

Şu anda bizim için bu denli ileriye bakmak zor.

Konserde dinleyicileri neler bekliyor?

Müziğimize halihazırda aşina olan dinleyiciler bizi yeni bir enerji ve sound ile görecekler. Ancak hala bizi biz yapan özelliklerimizle benzerlik gösterdiğimizi belirtmem gerek. Bizimle yeni tanışan dinleyiciler için ise benzersiz ve ilgi çekici bir deneyim sunmayı umuyoruz.

https://open.spotify.com/album/2HJRygVKWnWiFPnFbOmZLl?si=oApVi98SRMG0ubbCcJibbA

Gökçen Sena Duman

    Hacettepe Üniversitesi İletişim Bilimleri Doktora öğrencisi. Konferans tercümanı. Müzik yazarı.

    Gökçen Sena Duman 'in 16 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Gökçen Sena Duman ait tüm yazıları gör

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir