Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    PORTRE

    10 Parçada Marcus Miller

    Sümeyra Gümrah TeltikBy Sümeyra Gümrah Teltik30 Ekim, 2023

    Marcus Miller, sadece müziğin ritmini değil, onunla birlikte gelen tüm duyuları, hikâyeleri ve anıları da yansıtan efsane bir sanatçı. Kod Müzik organizasyonuyla 31 Ekim akşamı Volksagen Arena’daki İstanbul konserinin eşiğinde, bu dahi sanatçının yaşamına kısaca göz atmak ve onu kendi müziğiyle 10 maddede tanıtmak istedik.

    Brooklyn’in kalbinde, cazın ruhunun soluduğu dar sokaklarda başlıyor Marcus Miller’ın hikâyesi… O zamanları şöyle anlatıyor: “Babam piyanistti ve org çalıyordu. Klasik müzik ve Episcopal (Piskoposluk) Kilisesi müziği ile büyüdüm. Ancak, müziğe gerçekten daldığımı The Jackson Five’ı dinlediğimde hissettim. 70’lerde funk ve R & B’ye başladım, ardından caz geldi. Benim için bu türler birleşti, Karayip müziği, Latin, Salsa, hatta Afrika müziği… Ama funk ve caz kalbimde her zaman özel bir yer kapladı.”

    Onun evde piyano sesleriyle ve dedesinin papazlık yaptığı kilisedeki ilahi sesleriyle başlayan müzikal yolculuğu, geçen zamanda gerçek tutkusu, bas gitarın derin ve güçlü tonlarında şekil bulur. Gençlik yıllarının enerjisiyle başladığı bu melodik yolculuk, onu dünyanın en ışıltılı sahnelerine kadar taşır.

    Miles Davis’le olan eşsiz işbirliği, Miller’ın kariyerinde dönüm noktasıdır. Bu ikili, cazın sadece melodik bir yapı olmadığını, onunla birlikte sonsuz bir öykünün de geldiğini gösterdi.

    Müziğin evrenselliğine olan sarsılmaz inancı, onu dünyanın dört bir yanında farklı melodilerle buluşturdu. Türkiye ile olan bağlantısı, bu müzikal birlikteliğin en zarif örneklerinden biri haline geldi. Hüsnü Şenlendirici ile olan bu unutulmaz işbirliği, iki farklı melodinin nasıl bir araya gelip büyülü bir hikâye oluşturabileceğini herkese gösterdi.

    Ve şimdi, 6 yılın ardından özel bağları olduğunu söylediği İstanbul’a geri dönüyor. 31 Ekim’de Volkswagen Arena’da gerçekleşecek konser, hem Miller’ın melodik serüvenine derinlemesine bir bakış sunacak hem de onun büyüleyici performansını canlı olarak deneyimleme şansını getirecek.

    Marcus Miller’ı dinlemediyseniz ve bu satıra kadar içinizde onu dinleme merakı uyanmadıysa size 10 harika neden sunabiliriz.

    Marcus Miller Dinlemeniz İçin 10 Neden

    Bass’ın Başkanı

    Marcus’un bas gitarındaki maharetini anlatmak için sanırım onun “Bas Kralı” olarak anıldığını söylemek yeterli. Eğer kulağınızı doyuracak bas soloları istiyorsanız, Miller’ın parmaklarındaki büyüye kulak verin!

    → Power: Bu parça, Marcus’un bas gitarındaki becerisini tam anlamıyla gösterir.


    Tarihi Dokunuşlar

    Miles Davis, Herbie Hancock gibi efsanelerle çalışmış birini dinlemek, müziğin altın çağlarına bir yolculuk demektir. Marcus Miller’la bu yolculuğu kaçırmayın.

    → Tutu: Marcus Miller’ın Miles Davis için yazdığı ve prodüktörlüğünü yaptığı bu parça, ikisinin efsanevi işbirliğinin kanıtı.


    Çeşitlilik Sahibi

    Sadece caz mı? Hayır! Funk, R&B ve hatta pop… Marcus Miller’ın yeteneği türler arasında sınırsız bir köprü kurar.

    → Frankenstein: Funk ve cazın mükemmel bir kombinasyonu.


    Grammy’lere Dikkat!

    İki Grammy Ödülü ve sayısız adaylık… Sanırım bu, Marcus Miller’ın neden bir efsane olduğunu anlamak için yeterli bir sebep! (Son maddede sizi bu hakkında hakkında bir başka detay bekliyor.)

    → Blast: Bu parça Marcus Miller’a bir Grammy kazandırdı.


    Albümler Arası Yolculuk

    “M2”, “Silver Rain”, “Laid Black”… Her biri farklı bir hikaye, her biri farklı bir duygu. Müzik koleksiyonunuzda Marcus Miller albümleri olmadan koleksiyonunuz tamamlanmış sayılmaz.

    → Run For Cover: “Silver Rain” albümünden enerjik bir parça.


    Dünya Turu Bir Koltukta

    Miller’ın müziği, kulağınızı New York sokaklarından Afrika’nın ritimlerine, Brezilya’nın sıcak melodilerine kadar gezdirir.

    → Que Sera Sera: Afrika’nın ritimlerini hissedebilirsiniz.


    Müzikteki Derinlik

    Bas gitarıyla sadece melodiler üretmez, aynı zamanda hikayeler anlatır. Her nota, bir duygu yüklüdür.

    → Gorée: Bu parça, Afrika’daki Gorée Adası’na bir selam. Derin ve etkileyici.


    Eğitim Zamanı

    Marcus Miller’ı dinlemek sadece keyifli bir deneyim değil, aynı zamanda bir eğitimdir. Teknik yeteneklerini ve bestecilik kabiliyetlerini inceleyerek çok şey öğrenebilirsiniz.

    → Detroit: Teknik yeteneği ve bestecilik kabiliyeti burada da öne çıkıyor.


    Enerjik Performanslar

    Eğer bir gün Marcus Miller’ın canlı performansını izleme şansını yakalarsanız, bu deneyimin sizi nasıl etkilediğini görmek için enerjik parçalarına önceden göz atmalısınız!

    → Come Together: The Beatles’ın bu cover’ı enerjik bir performans sergiliyor.


    Türkiye’ye Özel Dokunuşlar

    Türk müziğine olan ilgisi ve saygısı sayesinde, Hüsnü Şenlendirici ile olan işbirliği ile kulaklarımıza ziyafet sunmuştu. İki usta müzisyenin bir araya geldiği bu özel işbirliğini dinlememeniz için hiçbir sebep yok!

    → Miller & Şenlendirici: Hüsnü Şenlendirici ile birlikte bu parçada Türk müziğine özgü unsurları yakalayabilirsiniz.


    Bonus

    Yıldız Tilbe’nin Miller’ın Blas’ı üzerine yazdığı sözlerle yaptığı parça farklı türlerin uyumu üzerine oldukça ilgi çekici bir çalışma.

    → Oynama: Bu parçada sadece Yıldız Tilbe’nin sesini değil, aynı zamanda Miller’ın eşsiz basları ve caz dokunuşu duyabiliyor.

    ■

    Marcus Miller’ın müziğinin, sadece melodik bir ziyafet değil, aynı zamanda tarihi, kültürel ve teknik bir yolculuk olduğunu umarım anlatabilmişizdir.

    ■

    Hilal Sarı’nın Marcus Miller ile röportajı BURADA.

    Marcus Miller
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleIsaiah Collier: Black Emperor!
    Next Article Ekim’de Çıkan Albümler
    Avatar fotoğrafı
    Sümeyra Gümrah Teltik

      Basın danışmanı.

      Related Posts

      Sonny, Please…

      28 Mayıs, 2026

      Newk gidince Harlem biraz daha sessizleşti

      28 Mayıs, 2026

      Gri süet ayakkabılar, Miles Davis ve Betty Mabry

      27 Mayıs, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle