Bazı müzisyenler vardır ki, onların şarkılarını dinlerken müzikten çok hayatın kendisiyle karşı karşıya kalırsınız. Sun Kil Moon tam da böyle bir deneyim sunuyor. 2002’de Red House Painters sonrası hayata geçen Mark Kozelek projesi, “sessizliğin içinde saklı bir çığlık” gibi duyulur. Akustik gitarın çıplak tellerinde yankılanan melodiler, sıradan günlük ayrıntılardan ölüm ve kayıp gibi ağır temalara uzanan sözlerle birleşir.
Sun Kil Moon, adını Koreli süper sinek siklet boksör Sung-Kil Moon’dan alıyor. Kozelek, Red House Painters’ın gecikmeli yayımlanan son albümü Old Ramon’un (2001) ardından davulda Anthony Koutsos, bas gitarda Jerry Vessel, Geoff Stanfield ve Tim Mooney ile yeni bir yolculuğa çıktı. Ortaya çıkan ilk albüm Ghosts of the Great Highway (2003), eleştirmenlerce övgüyle karşılandı ve Sun Kil Moon’un melankolik, detaycı atmosferinin habercisi oldu.
2005’te yayımlanan Tiny Cities ise bambaşka bir deneydi: Tamamı Modest Mouse şarkılarının yorumlarından oluşan albüm, Kozelek’in parçaları adeta bir folk hikâyesine dönüştürme gücünü gösterdi. Ardından gelen April (2008), Will Oldham ve Ben Gibbard gibi isimlerin konuk vokalleriyle zenginleşti ve indie sahnesinde Sun Kil Moon’un kalıcı yerini pekiştirdi.
Kozelek’in klasik gitar müziğinden esinlenerek tek başına kaydettiği Admiral Fell Promises (2010) ve Among the Leaves (2012), onu giderek daha kişisel bir alana taşıdı. Fakat asıl dönüm noktası, 2014 tarihli Benji oldu. Albüm, Kozelek’in çocukluk anılarından aile trajedilerine, Amerikan taşrasının gündelik atmosferinden ölüm üzerine meditasyonlara kadar uzanan sözleriyle bir tür modern folk belgesi gibi. O andan itibaren Sun Kil Moon sadece bir müzik projesi değil, insan ruhunun kayıt cihazı haline geldi.
Universal Themes (2015), Common as Light and Love Are Red Valleys of Blood (2017), This Is My Dinner (2018) ve I Also Want to Die in New Orleans (2019) ile Kozelek, sınırları daha da zorladı. Konuşur gibi, hatta bazen bir günlük tutar gibi şarkı söyleme biçimi, müziği geleneksel şarkı formatının ötesine taşıdı. Dinleyici artık bir konser ya da albüm değil, uzun bir mektup ya da roman dinliyormuş gibi hissediyor.
Mark Kozelek: Hayranlık ve Tartışma Arasında
Sun Kil Moon’un kalbinde tek bir isim var: Mark Kozelek. Onu ayrıksı kılan yalnızca müziği değil, aynı zamanda kişiliği. Birçok dinleyici, onun sahnede kullandığı doğrudan, hatta kaba sayılabilecek üsluptan rahatsız olurken; kimileri de bu tavrı, onun samimiyetinin ve filtresiz bir sanat anlayışının yansıması olarak görüyor.
Kozelek sık sık gazetecilerle ve diğer müzisyenlerle yaşadığı polemiklerle gündeme geldi. Ancak bu çatışmalı tavır, şarkılarının duygusal yoğunluğunu gölgelemek yerine, onu daha da “gerçek” kılıyor. Çünkü Kozelek sahnede de, albüm kayıtlarında da hep aynı: Düşüncelerini ve duygularını süzmeden, olduğu gibi aktarıyor.
Bu durum, Sun Kil Moon’u sadece bir müzik projesi değil, aynı zamanda modern çağda sanatçının toplumla kurduğu sorunlu ilişkinin bir örneği haline getiriyor. Kozelek’i anlamak için hem müziğine hem de onun tartışmalı kişiliğine bakmak gerekiyor.
Sun Kill Moon’u keşfetmek için dinlenilmesi gereken albümlere bakılacak olursa;
Ghosts of the Great Highway (2003) – Melankolinin ve yavaş tempolu güzelliğin başlangıç noktası.
April (2008) – Indie sahnesinin ruhunu taşıyan, misafir vokallerle zenginleşmiş bir başyapıt.
Benji (2014) – Sun Kil Moon’un zirvesi; kişisel ve evrensel olanın buluştuğu albüm. Bu albüm ile Sun Kill Moon’a hayran olacaksınız.
Sun Kil Moon, dinleyiciyi hayatın sıradan detaylarında bile derin anlamlar bulmaya davet eden bir proje. Her şarkı, ruhun aydınlık ve karanlık köşelerine açılan bir kapı.
Mustafa Cem Ünal’ın diğer yazıları
Dark Blue Notes’da Portreler
Mark Kozelek resmi web sitesi


