Elif Sanchez

Farklı dillerdeki şarkılardan oluşan repertuvarıyla dikkat çeken Elif Sanchez, geçtiğimiz aylarda Mi Voz adını taşıyan albümünü dinleyicilerle buluşturdu. İspanya’dan Azerbaycan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyanın zengin müzikal birikimini yansıtan Elif Sanchez, 14 Aralık’ta Zorlu PSM’de müzikseverlere unutulmaz bir konser deneyimi yaşattı. Müzisyen bir aileden gelen ve eğtimini de farklı türdeki müzikler üzerine alan Elif Sanchez ile hem yeni albümü hem de Zorlu PSM’deki konserini konuştuk.

*

Geçtiğimiz Mayıs ayında ikinci albümünüzü dinleyiciyle buluşturdunuz. Mi Voz İçin nasıl tepkiler geliyor?

Dünyanın her yerindeki dinleyicilerden çok güzel tepkiler alıyorum. Benim de bir müzisyen olarak çok içime sinen bir albüm oldu. Gitarlar Javier, bas gitarda çok iyi Kübalı bir müzisyen Dany Noel var ve perküsyonları İspanya’nın en iyi müzisyenlerinden benim de çok hayran olduğum Israel “Piraña” Suarez çaldı. Carmela şarkısında Cenk Erdoğan, Mi Voz’da da Paul Sanchez var. Ve Vuelve’yi de Kenan Doğulu ile birlikte söyledik. Her bir şarkı için çok güzel yorumlar aldım.

Albümden devam etmek istiyorum. Tamamı İspanyolca şarkılardan oluşan albümün 7 şarkısının altında Javier Limon imzası taşıyor. Pek çok Grammy ödülü ve daha nicesini kazanmış bir isim kendisi. Kendisiyle çalışmak nasıldı?

Son albümde onunla çalışmak benim için çok özeldi. Javier çok pozitif ve sürekli yeni fikirler üreten bir prodüktör. O yüzden çok yüksek enerjili ve adım adım her şeyiyle içimize sinen bir albüm oldu.

Flamenko konusunda yaşayan en önemli müzisyenlerden biri olan Javier Limon, sizin müzikal tarzınızla da uyuşan bir isim. Bu noktada müzikal tarzınıza ve deneyiminize neler kattığını düşünüyorsunuz?

Benim için bütün bu deneyimler ders gibi. En önemli derste içimdeki o çocuk heyecanı kaybetmemem gerektiği oldu çünkü Javier hala çocuk gibi heyecanlı ve bence bu heyecan her şeyi canlı tutan, ona bu şarkıları yazdıran en önemli şey.

Türkiye ve yurt dışında etkileyici bir müzikal eğitim aldığınız. Elbette bu durum beraberinde farklı kültürlerin buluşmasını da getiriyor. Albümlerinizden görebildiğimiz kadarıyla Türkiye, Azerbaycan ve İspanya müzikal ilhamınızın merkezleri. Bunun dışında sizi etkileyen başka kültürler var mı?

Birçok farklı kültürün müziklerini tecrübe etme şansı yakaladım, o da bana çok şey kattı tabii ki. Türk halk müziği, caz, klasik, latin ve flamenko taraflarına daha çok hakimim. Yunan, Hint ve Orta Doğu müzikleri de çok ilgimi çekiyor ve severek dinliyorum.

Yaptığınız müziği ve bundan sonraki müzikal yolculuğunuzu ne şekilde tanımlamayı/ifade etmeyi tercih ediyorsunuz?

Dünya Müziği demek doğru bir tanımlama olabilir çünkü müziğimde birçok farklı türden etkileşimler var ve hepsini içimden geldiği gibi harmanlıyorum.

Albümden devam edecek olursak; Azerbaycan’dan İspanya’ya, insanlığın kültürel tarihinin en zengin ve renkli coğrafyalardan etkileri görüyoruz. Bu kültürlerin sizi besleyen ögeleri neler?

Besleyen aslında yine müziğin kendisi oluyor. Her gün yeni bir şey öğreniyorum. Dünyanın her yerinden farklı müzisyenlerle çalma fırsatım oldu ve çok fazla tarzda müzik dinledim. Her birinden kulağımda bir şeyler kaldı ve kendi sentezimde bunları bir araya getirdim.

Albümün dikkat çeken noktalarından biri de Kenan Doğulu ile yaptığınız düet. Kenan Doğulu’nun ilk dönem şarkılarından birini, İspanyolca sözlerle seslendirdiniz. Bu düete dair neler söylemek istersiniz?

Onunla düet yapmak tarif edilemez bir duyguydu. Bence Kenan Doğulu ile birlikte çalışmak bir ayrıcalık. Müzisyen kimliğine her zaman hayran olduğum bir insandı ve tanıyınca kişiliğine hayran olduğum bir insana dönüştü. Dinleyicinin de bir şarkının bambaşka bir versiyonuna pozitif tepki vermesi benim için apayrı bir mutluluktu.

Repertuvarınızda Türkçe, İngilizce, İspanyolca şarkılar yer alıyor. İkinci albümün tamamı İspanyolca şarkılardan oluşuyor. Bundan sonraki süreçte ağırlık İspanyolcada olmaya devam edecek mi?

Her iki dilde de devam edeceğim. İspanyolca ve Türkçe şarkılarım dinleyici ile buluşmaya devam edecek.

14 Aralık akşamı Zorlu PSM’de albümün ilk konseriyle müzikseverlerin karşısındaydınız. Neler hissediyorsunuz? Şimdi geride kalmış olsa da müzisyenler pandemi nedeniyle uzun süre sahnelerden uzak kalmıştı…

Sahnede olmak dinleyici ile karşılıklı göz göze olmak muhteşem bir duygu. Pandemi döneminde elbette sahneden uzak kalmak hepimiz için çok zor bir süreçti. Özellikle albümden sonra ilk konser ile Zorlu PSM Turkcell Platinum sahnede dinleyicilerle buluşmak benim için çok özel ve heyecan vericiydi.

İhsan Dindar

    10 yıl boyunca Milliyet Gazetesi ve milliyet.com.tr’de yerli-yabancı yüzlerce sanatçıyla röportajlar gerçekleştirdim. Milliyet.com.tr için 100’ü aşkın canlı ve banttan yayın yaptım. Beş yıl boyunca milliyet.com.tr Seyahat ve Kültür-Sanat sayfalarını yönettim. Yazılarım Milliyet Arkeoloji dergisinde yayımlandı.. İstanbul Kültür Üniversitesi’nde dört yıldır Kent Kültür, Sanat Yayıncılığı ve Sanat Eleştirisi dersleri vermekteyim. Aynı zamanda İKSV’de dijital içerikler editörü olarak çalışmaktayım.

    İhsan Dindar 'in 17 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. İhsan Dindar ait tüm yazıları gör

    Avatar photo

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir