Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    RÖPORTAJ

    Barış Arslan ile Zenith’in arka planı

    Arzu TaşdemirBy Arzu Taşdemir17 Aralık, 2025
    Barış Arslan, Zenith

    Barış Arslan’la bir araya geldiğimizde, ilk dikkat çeken şey sakinliği… Zenith’in sahnede yarattığı o geniş, nefes alan atmosfer sanki onun duruşunda da var. Acele etmeyen, kelimelerini özenle seçen, her cümlenin altına görünmez bir ritim koyan biri Barış Arslan.

    Bu proje Barış için yalnızca bir müzikal yapı değil; bir durma anı, bir içsel zirve, insanın kendi içine doğru yöneldiği bir alan gibi… Benim için Zenith’in en belirgin özelliği de bu galiba. Tekdüze tınlayan bir müzik olmayışı, dinleyiciyi yavaşlatan sevk eden, düşünmeye ve hissetmeye alan açan bir atmosfer yaratıyor oluşu.

    Onu dinlerken niyetim, sayfada hatırı sayılır boşluklar bırakıp, kendi cümleleriyle iç dünyasını anlatmasına sağlamaya çalışmak ve sohbetimizde Zenit’in merkezine değil, Barış’ın yolculuğuna, bu yolculuğun kendisinde bıraktığı izlere yer vermek. Çünkü çoğu zaman bir müziği anlamak, onu üreten kişinin hikayesine yakından bakmayı gerektiriyor.

    Söyleşimizden önceki an, müzik başlamadan önceki o kısa sessizliğe benziyor. Sakin, merak edilen ve dikkat kesilen o duru ana…

    Barış Arslan, Zenith

    Zenith’in Sessiz Arka Planı: Barış Arslan ile müzik, meslek ve biraz da hayat üzerine Zenith’li bir sohbet.

    Arzu Taşdemir: Zenith’ten başlayalım. Bu proje nasıl doğdu? Bir anda “tamam, şimdi Zenith zamanı” dediğin bir an mı vardı, yoksa zaman içinde kendiliğinden şekillenip olgunlaşan bir süreçten mi bahsetmeliyiz?

    Barış Arslan: “Zenith” bir anda oluşan bir proje değil; yıllarca biriktirdiğim fikirlerden ve çalışmalardan oluşuyor. Efe Oğur ile birlikte yaklaşık 7 yıla varan çalışma sürecinde ürettiğim ve müzikal gelişimimize katkıda bulunacak fikirlerin bir araya gelerek artık bir hikâye oluşturduğu bir sürecin ürünüdür Zenith. Bu süreçte birçok müzisyen çalışmalarımıza katıldı ya da başka birçok müzisyenle çalma şansımız da oldu. Hepsinden izler ve hepsinden yaklaşımlar Zenith’in içinde var. Başta Efe Oğur olmak üzere bu süreçte yollarımızın kesiştiği bütün müzisyenlerin bu albümdeki izlerini görmek benim için çok anlamlı.

    Arzu Taşdemir: Seni hem avukat kimliğinle hem de müzisyen yönünle tanıyoruz. Ancak çok bilinmeyen başka bir yönün daha var. Amatör olarak satranç oynadığını biliyorum. Bütün bu kimliklerinin zihninde ve ruhunda nasıl bir dengesi var, biraz bahsedebilir misin? Bu alanların birbirini beslediği yerler var mı mesela?

    Barış Arslan: Aslında bu üç alanı zihnimde çok ayrı raflara koymuyorum. Hepsi hayatla temas etmenin farklı yolları gibi. Dışarıdan bakınca biri daha “akıl”, diğeri daha “sezgi” alanıymış gibi duruyor ama pratikte hepsi aynı yerde buluşuyor. Belli bir noktadan sonra hepsinde devreye giren şey, çoğu zaman sezgi oluyor. Tabii müzikte sezgi daha görünür, daha serbest ama o da boşluktan gelmiyor. Yıllarca çalışılmış bir şeyin, birikimin, deneyimin içinden süzülüp geliyor.

    Önemli olan akılla sezgiyi karşı karşıya koymaktan ziyade ikisini de aynı anda var edebilmek. Özellikle konu sanatsa biri olmadan diğerinin eksik kalacağı aşikâr. Bu arada daha iyi bir satranç oyuncusu olmayı çok isterdim:)

    Arzu Taşdemir: “Bana kalırsa” diye başlayacağım ama genellikle insanların da seninle ilgili makul, objektif ve çözüm odaklı bir tarafın olduğuna dair ortak bir noktada buluştuğunu biliyorum. Bu tavrının Zenith’in müzikal yapısına ya da sahne diline nasıl yansıdığını düşünüyorsun?

    Barış Arslan: Açıkça söyleyebilirim ki Zenith, birlikte çaldığım insanları düşünerek ürettiğim bir albüm oldu. Onların müziğe yaklaşımlarını, duruşlarını da hissederek müziği hayal etmeye çalıştım. O yüzden Zenith herkesten izler taşıyor. Esas ben onlara benimle orta noktada buluştukları ve birlikte bu yolu yürüdükleri için teşekkür ederim.

    Arzu Taşdemir: Zenith’i dinleyenlerle bu röportaj öncesi biraz teşrik-i mesai içindeydim ve ortak hissin çoğu zaman “zamanın yavaşlaması” ve “içine dönmek için alan açması” olduğu kanaatine vardım. Sen, sahnede Zenith’i çalarken, kendi içinde nasıl bir duygu halindesin? Orada senin içindeki ideal ruh halini neye benzetiyorsun?

    Barış Arslan: “İçine dönmek” yorumunu yapan kişiyle beni tanıştırır mısın? 🙂 Sanırım ruh halimi anlatmam için Zenith’in geçmişini anlatmam gerekir. Bu albümü tamamlamış olmak benim için çok anlamlı. Uzun yıllara yayılan gelişim sürecimin ilk durak noktası gibi oldu. Hem yürünen yolda geriye doğru bakmak hem de ilerisi için ne yapılabilir diye sorgulama yaptığım bir nokta. Ayrıca albüme ilişkin her türlü sürecin bana çok şey öğrettiğini ve müziğe bakış açımı değiştirdiğini kesinlikle söyleyebilirim. Dolayısıyla Zenith hem o güne kadar olan birikimlerimin bir sonucu hem de beni daha başka olasılıklara götüren bir başlangıç noktası gibi oldu. Bu yüzden Zenith’in bu özelliği bana sahnede başka olasılıklara yönlenmem konusunda her zaman bir itici güç olmuştur. Sahnedeki interplay’in de bu bakış açısını fazlasıyla desteklediğini düşünüyorum! 🙂

    Arzu Taşdemir: Besteleme ya da düzenleme sürecinde nereden başlıyorsun? Bir cümle, bir duygu, bir ritim, bir melodik motif… Zenith özelinde soruyorum ama senin tipik başlangıç noktaların neler, nelerden ilham alırsın?

    Barış Arslan: Tek kelimeyle cevap vermek gerekirse: Her şeyden.

    Ama elbette en büyük pay dinlediklerimde. Müzikte de, birçok alanda olduğu gibi, gelenekten gelenin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Geçmişle bugün arasındaki zinciri hissetmek ve keşfetmek, aslında geleneğin ta kendisi. Bu yüzden gelenek kavramını doğru tanımlamak önemli.

    Bugün “modern caz” olarak adlandırdığımız birçok şey aslında geleneksel, geleneksel olarak gördüğümüz birçok şey ise modern. Dolayısıyla benim için gelenek; tüm bu unsurları kapsayan, yaşayan ve dönüşen bir yapı. Geçmiş ve bugün arasında oluşmuş zincirin tamamı.

    Özetle, görünenin aksine bu süreç oldukça karmaşık ve öznel. Bu yüzden kesin yargılara varmadan, başkalarını eleştirmeden önce bu uzun süreci izlemek, hissetmek ve üretmek bana göre en doğru yaklaşım. Bu nedenle tüm dinlediklerimden öğrenmeye ve onlardan ilham almaya devam ediyorum; sanırım her şeyin başlangıcı burası.

    Arzu Taşdemir: Zenith’i sahneye taşıdıktan sonra dinleyicilerden gelen geri bildirimler içinde seni en çok düşündüren, “evet, demek ki bu geçmiş” dediğin bir his, bir yorum oldu mu? Ve bu doğrultuda dinleyicilere albümü dinlerken söylemek istediğin bir şey var mı?

    Barış Arslan: Albümdeki her parçanın farklı bir karakteri, farklı bir hikâyesi var. Bu yüzden dinleyicilere tek bir noktaya odaklanmaktansa bütüne açık bir kulakla yaklaşmalarını önerebilirim. Ayrıca her parça, yalnızca bir duyguyu ya da sembolik bir anlatımı değil, zaman içinde çalıştığımız ve müzikal gelişimimize katkı sağlayan fikirleri de barındırıyor. Bu nedenle albümün hem yapısal hem de çalım pratiği açısından belirli bir düşünce sistematiğinden süzülerek oluştuğunu söylemek yanlış olmaz. Bu yönüyle Zenith’in, keşfedilmeyi bekleyen katmanlı bir yapıya sahip olduğunu düşünüyorum.

    Öte yandan Zenith’in en önemli yönlerinden biri de caz müziğinin bir diğer önemli öğesi olan interplay, yani müzisyenler arasındaki etkileşim. Müzik yalnızca bireysel katkılardan değil, o an içinde kurulan ilişki ve duyarlılıktan doğarak şekilleniyor. Albümü bu etkileşimler üzerinden dinlemek, dinleyicinin farklı anlam katmanlarını yakalamasına olanak tanıyabilir.

    Tüm bunların yanında şunu da unutmamak gerekir: Bir noktadan sonra üretilen her albüm, her eser, yaratıcısının elinden çıkar ve kendi yolculuğuna başlar. Dinleyicinin zihninde, hayal dünyasında, yaşam deneyiminde yeni anlamlar kazanır. Siz ne anlatmak isterseniz isteyin, müzik artık size ait değildir; dinleyicinin duyduğu, hissettiği, bağ kurduğu hâline dönüşmüştür. Belki de hissin geçmesi düşüncesinden ziyade esas önemli olan nokta budur zaten. Bu da kabullenmesi ne kadar zor olsa da sanatın en etkileyici taraflarından biri sanırım. Kontrol edilemeyen, yönlendirilmesi mümkün olmayan ancak hakiki bir alanın yaratılması süreci. Ve o alan, bazen sanatçının dahi tahmin edemeyeceği kadar derin bağlar kurabilir.

    Arzu Taşdemir:  Etik kaygıları yüksek, mesleki olarak da hassasiyetleri olan birisin. Müziğe ve sahneye geldiğimizde “sorumluluk” kelimesi senin için ne ifade ediyor? Bir müzisyenin dinleyiciye, sahneye, birlikte çaldığı ekibe karşı sorumluluğunu Barış Arslan nasıl anlatır diye merak ediyorum. Biraz bahsedebilir miyiz bundan?

    Barış Arslan: Sorumluluk kelimesini müzikte ahlaki bir yükten çok bir dikkat hâli olarak tanımlayabilirim. Sahneye çıktığınız anda yalnızca kendi duygunuzu değil; mekânı, birlikte çaldığınız insanları ve dinleyeni de içine alan bir alan açıyorsunuz. O alanın farkında olmak, onu hoyratça kullanmamak gerekiyor.

    Dinleyiciye karşı sorumluluk, onu etkilemeye çalışmaktan ziyade daha çok dürüst olmakla ilgili. O an gerçekten ne çalıyorsanız, ne hissediyorsanız onu paylaşmak. Rol yapmak ya da olmayan bir duyguyu varmış gibi sunmak, müziğin en hızlı fark edilen yerlerinden biri. Dinleyici bunu sezgisel olarak hemen hissediyor. Kaldı ki siz çalarken ilk dinleyici yine siz oluyorsunuz. Bunu hissetmek size nasıl hissettirirdi, ayrı bir tartışma konusu.

    Sahneye karşı sorumluluk ise biraz sessizlikle ilgili. Her boşluğu doldurmak zorunda değilsiniz. Bazen geri çekilmek ve alan bırakmak yapılabilecek en iyi şey. Bu yönüyle bakıldığında sahne, bir vitrinden ziyade üzerinde dikkatle yürünmesi gereken bir zemin gibi sanki…

    Birlikte çaldığım müzisyenlere karşı sorumluluk ise belki de en somut olanı. Birbirini gerçekten dinlemek, alan açmak, gerektiğinde taşıyıcı olmak ve tabii ki davranışsal olarak da etik olabilmek. Aslında müzisyenler arasında da birçok alanda olduğu gibi yazılı olmayan kurallar var. Ama belki de en önemlisi herkese karşı olabildiğince kibar olabilmek. Bunun özellikle caz gibi birlikte doğaçlama yapılan bir müziğe olumlu yansıyacağını düşünüyorum.

    Arzu Taşdemir: Zenith’in önümüzdeki dönemde nasıl evrilmesini hayal ediyorsun?

    Barış Arslan: Yeni bölümler, farklı müzisyenler, başka disiplinlerle (görsel sanatlar, edebiyat vb.) iş birlikleri… Ufukta seni heyecanlandıran detaylar ve bu bağlamda bize verebileceğin ipuçları var mı?

    Albüm çıktıktan kısa bir süre sonra Akbank 34. Caz Festivali kapsamında sahne aldık. Bu konser, albümü kayıttan sonra ilk kez canlı olarak dinleyiciyle buluşturduğumuz özel bir an oldu.

    Bu sıralar ise Adem Gülşen ve Efe Oğur’la birlikte Zenith’i trio olarak çalıyoruz. Zorlukları olsa da daha enerjik, daha açık ve daha risk alan bir müzik bu. Albümden farklı olarak kontrbas olmadığı için herkesin alanı biraz daha genişledi; boşluklar daha görünür hâle geldi ve bu da bizi hem daha dikkatli hem daha cesur çalmaya zorluyor. Aslında bir anlamda albümün başka bir yüzünü ortaya çıkarmak gibi.

    Bu projeyi şimdiden birçok farklı mekânda çaldık. Kısa bir süre içinde kayda da alacağız. Zenith’in bu ikinci yüzünü dinleyiciyle paylaşmak, onun başka bir anlatı biçimiyle de var olabileceğini göstermek bizim için heyecan verici.

    Biz, trio hâlini en az Apostolos’la çaldığımız kadar sevdik. Bu arada hazır adı geçmişken, kendisi Türkiye’ye geliyor. Altı konserden oluşan bir mini turne yapacağız. Turnenin final konseri ise 20 Aralık’ta Minoa Pera’da olacak. Adem Gülşen, Efe Oğur ve Apostolos Sideris’le birlikte Zenith albümünü çalacağız. Bu konseri uzun zamandır çalmak istiyorduk. Heyecanlıyız, bekleriz 🙂

    Barış Arslan Instagram
    Barış Arslan Youtube
    Jazz Letters Instagram
    Dark Blue Notes’da Arzu Taşdemir

    Adem Gülşen Apostolos Sideris Barış Arslan Efe Oğur TR Zenith
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous Article2025’in Hızlı Özeti, Ardından Caz Yazıları
    Next Article LoftCaz Records
    Avatar fotoğrafı
    Arzu Taşdemir

      Endüstri mühendisi, içerik üreticisi ve “Jazz Letters” projesinin kurucusu. İstanbul’un tarihi ve ikonik mekanlarında düzenlediği konserlerle, caz müziğini kentin ve adaların hikayeleriyle buluşturuyor. Aynı zamanda son 12 senedir otelcilik ve kültür-sanat alanında yöneticilik/ danışmanlık yapıyor. Her yıl fırsat eşitliği olmayan çocuklar için gönüllü eğitmenlerle sanat kampları düzenlemeyi hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesi üzerinde çalışıyor. Ada'da yaşıyor ve projelerini adanın ritmiyle şekillendiriyor.

      Related Posts

      Corcoran Holt: Gelenek, topluluk ve kendi sesini bulmak üzerine

      11 Haziran, 2026

      Sahnenin hafızasını taşıyan bas: Nezih Yeşilnil

      4 Haziran, 2026

      Emre Topak ile müziğin geleceği

      4 Haziran, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle